9.07.2021
Ne Vereyim Abime
"Çok tuhaf hayat erkeği 'İsteyen çözüm bulur istemeyen bahane' diye çok dolaşan bir söz var.
Daha önce de yazdım galiba, şimdi de yazıyorum. Hiç bir sorumluluk almadan her şeyin yolunda olmasını bekliyorsun.
Önce eşin, sonra oğlun, ailen...
Onları yarı yolda bırakmamış gibi davranıyorsun onların seni kucaklamasını bekliyorsun...
Hayattan alacaklı değilsin vermen gerekenler var.
Bu arada inşallah tedavin iyi gider bir an önce iyileşirsin. " deyip, sonrada sessizce siktir olup gitmişti.
O siktir olup gitmişti ama yorumu kalmıştı.....
Anonimin yorumundan anladığım kadarıyla ona göre ben "çözüm bulmak yerine, bahane arayanın tekiydim"
Evet, onca yazı sayesinde burada soyunup çırılçıplak kalan ben bundan başkası değildim. Çünkü Anonimimiz aslında hayatım boyunca bana o kadar yakındıki 'hiç sorumluluk almadan her şeyin yolunda olmasını beklediğimi' gözleriyle görmüş, kulaklarıyla işitmiş, hayatımı sürekli yanıbaşımda bulunarak adeta benmişim gibi deneyimleyerek yaşamıştı ve işte tam da bu yüzden benim bahaneci biri olduğumu asla yanılmadan, şaşırmadan adı gibi biliyordu ve anladığım kadarıyla yanıbaşımda yaşamaya devam ederek bilmeye de devam edecekti.
Yine yorumundan anladığım kadarıyla hayatıma da yeni girmemişti, çok eskiden, belki de ben babamın taşşaklarından birinde henüz bir spermken, yani anamın amına girip döllenmeden çok çok çok önceden bu yana benimleydi. Bu yüzden "bahaneci biri olduğumu, henüz ben yaratılmadan önce" sorumluluk almadan her şeyin yolunda olmasını bekleyen biri olduğumu biliyordu.
O da benimle beraber ablam tarafından büyütülmüş, ablamı 8 yaşına kadarda annesi sanarak yaşamıştı, 4 yaşında benimle beraber sokaklarda su satarak, boyacılık yaparak, bisküvi satarak aile bütçemize katkıda bulunmuş ve tüm aile bireylerimizin çalışarak biriktirdiği parayla açtığımız, fareli pastanemizdeki tepsilerin altında benimle beraber 12 yaşına kadar ezilerek yaşamış, 12 yaşımdan 18 yaşına kadar 1numaralı abim ve karısıyla yaşarken, benimle beraber o da tüm hakaretleri duymuş, tükürükleri suratının ortasına yumruk gibi yemiş, kalabalıkta milyonlarca kez aşağılanmış, yengem ona da laf söylemesin diye o da benimle beraber yıllarca oturmak zorunda kaldığı sofrada az yemek yemiş ve bunun böyle gitmeyeceğini anladığında sokaklarda kuru ekmek yiyip öyle eve gelmeye başlamış, abimin sırf keyfine, sırf canı istedi diye attığı dayakları o da benimle beraber afiyetle yiyip karı gibi zırıldamayı da burnunu-gözlerini sildikten sonra kesmişti.
Olay sadece, ben artık dayaklardan bıkıp evden kaçtığımızda da bitmemiş, o da benimle beraber sokaklarda sürtüp daha sonra yine eve döndükten sonraki yetişkinlik yıllarımda da yanımda olmaya devam etmiş, hatta ben evlendikten sonra da karımla sırf ben istediğim için yaptığımız seksler esnasında, Anonim'in kendisi bizzat sikimi tutup karımın amına sokup çıkarıyormuş kadar yakınımızdaymış da bu yüzden;
bahaneci biri olduğumu söylemişti.
Offf kahrolası ben off. Ölsem de anonimin gönlünü rahat ettirsem. Hem böylece, bahanelere de son verirdim.
Evet ya aslında ölsem daha iyi. Çünkü onun deyişiyle; kimseyi yarı yolda bırakmamış gibi davranmaktan bende yoruldum.
İşin birazcık da olsa dalgalı kısmını geçip, daha ciddi yani dalgasız kısmına gelirsek;
Anonim'in üstteki yorumunu ilk gördüğümde, ona hak verdim. Çünkü hayatımın kaba taslak kısımlarını süsleyerek anlattığım, bölüm bölüm karmakarışık olan blogdaki yazılarda, yaşamımın diğer ince detaylarını, şok özel anlarını anlatmamıştım ve o da bu kanılara benim yüzümden varmış, en sonunda da;
"Hayattan alacaklı değilsin vermen gerekenler var." diyerek bana siktirini çekmişti. Hayatım boyunca yanımdaymış gibi kurduğu diğer cümleleriyle beraber, bu son cümlesiyle bende azcık kalan aklımı da başımdan tamamen almış, bi kaç gün bu cümle üstüne derin derin düşündürtmüştü.
Bende kendimce "vermem gerekenleri zaten verdim, ama senin haberin yok" minvalinde şu yazı ayağına başlamıştım: ( http://hayaterkegi.blogspot.com/2021/05/vermem-gerekenler-ve-daha-fazlas.html )
Bu yazılarda, aileme, eşime vs verdiklerimi uzun uzun yazsamda özetle şunları verdiğimi sıralamıştım:
a) 25 yaşıma kadar (çocukluğumdaki çalışmalarım haricinde, 12 yaşından sonra toplamda 12 senemi) gerçek anlamda onlar için köpek gibi çalışarak geçirdim. Karşılığında yemek yemek dışında hiçbir şey almadım.
b) İlerde bir gün hırsız ilan edilmemek için, kötü olmamak adına bir başkasının yanında çalışmayı red ettim ve 1 yıl sonra haklı çıkarcasına, o zamanın parasıyla ailemin 300.000 TL zarara uğramasını engelledim, ama akıllıca davranışıma rağmen bir teşekkür bile edilmedi, aksine onları yüzüstü bıraktığım söylendi, söylenmeye devam ediyor.
c) Her şeyi boş verip, askerden sonra ailemle yaşamaya başladığımda, abim beni yıllarca bedava çalıştırdı, ona milyonlar kazandırdım ama 25 yaşımda beni evden siktir çekerek kovup, karımı da sikmek veya diğer iki kardeşimden birine siktirmek istediğini açıkça söyledi, bende karımı kimse sikmesin, sadece benim yarrağımı yesin diye alıp evden ayrıldım
d) Onunla İstanbul'a yerleştik. Kendimce "yeni bir hayat kurduk" diye düşünüyordum ama karı tüm parasızlığıma rağmen tuttuğum evleri beğenmedi, açıkça da "bu çöplüklerde yaşamam" dedi çekti gitti. Daha sonra kendi beğendiği evi tuttuğumda ise, bizim bir aile olmamıza odaklanmak yerine, türlü bahanelerle kendi ailesine kaçıp kaçıp durdu.
İstanbul'daki 3üncü yılımızdaki en son kaçışında ise artık pes ettim ve peşinden gitmedim. Aradan yıllar geçti, o da şu an anne babasıyla mutlu mesut yaşıyor.
Memlekete gittiğimde, 2-3 defa annemlerin zoruyla, karımla karşılıklı oturup tekrar deneyebilir miyizi konuştuk, ama karım oğlumuzu düşünmek yerine süs eşyalarını, binlerce liralık koltuk takımlarını alıp alamayacağımızın derdinde olduğunu söyledi. Şok oldum. Hassas kalbimin taşlaşmamış küçük bir kısmı da bu son aduket'de taşa döndü. Bende ondan artık tamamen vazgeçtim. Annemin ısrarlarını da, annemle beraber siktir ettim.
e)Verebilecek başka bir şeyim kalmadı. Çünkü sağlığımı da kaybettim.
Eksik ve kaba taslak da olsa, Verdiklerim'in Listesi böyleydi. Anonimiz ise ikinci yazıya ( https://hayaterkegi.blogspot.com/2021/05/garson-asker-dolandrc-ve-temiz-kalmak.html ) gelip uzun mu uzun, ara ara da bana yağ çektiği çok süslü cümlelerle dolu anlaşılmaz yorumunu yapıp en sonunda da "bunu istersen yayınlama" demişti.
Siktir ordan, "istersen yayınlama"ymış. O zaman mail atsaydın yarrak.
(Neyse sakin olayım. Kendi kendime yazarken bile atarlanmakla iyi yapmıyorum.)
Neyse işte, yazdıklarımda; çocukluğumdan itibaren yıllarca kimler beni sikti, yetişkinliğimde ise beni insan yerine koymak yerine, hayvan gibi görmeleri dahil "karımı kim sikmek istiyordu, başka kimlere siktirmek istiyordu" detaylarından, karımın yanımda amcığını serip yatmak yerine, benden bile sakladığı kilotlarına sıkıştırıp kaçmalarının detaylarına kadar uzun uzun anlatıp anlaşılmayı beklemiştim ama nerdeeeeeeee???
Anonimimiz son yazıya ( https://hayaterkegi.blogspot.com/2021/05/kocan-kac-yl-oya-oya-oya-laya-bilirsin.html) gelip "Hayata senin bakış açınla bakmak isterdim. Probleme hangi değerler girerse girsin sonuç hep senin haklılığın olarak çıkıyor." diyerek beni, yani bu Hassas Kalbin Sahibi'ni yine şok etmişti.
Oysa ben sırf eksik anlatıyorum ve bu yüzden yanlış anlaşıldım sanarak, yani bir yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırmak için, tüm detayları anlatmıştım ama anlattığım tüm detaylara, tüm yazdıklarıma rağmen Anonimimiz bu sonuca varmıştı. Ona göre ben, tüm değerler karşısında haklı çıkmaya çalışan eziğin tekiyim.
Oysa haklı çıkma uğraşı içinde değildim, sadece olayları yarı gizleyerek anlatmak yerine, bir isimlede yazıyor olsam aslında anonimliğimin arkasında daha da dik durarak, yaşadıklarımın en azından bu bölümlerini tüm çıplaklığıyla anlatıp neyin, neden ve nasıl olduğunu anlatabilir ve böylece kendim rahatlarken, karşımdakiler tarafından da anlaşılabilirdim. Çabam sadece anlaşılmak içindi, yoksa değerler girsin çıksın bana ne fark ederki.
Hem böylece; o da benimle beraber hayata başladığı anamın amından çıkıp, kendi anasının amına def olabilirdi.
Ama def olmadan önce belki, Vermem Gerekenler'in tam listesini açıkça verebilirdi de değil mi?
Evet böyle bir beklenti içine de girdim ve yorumlarından birinde ona "ne demek istediğini açıkça yaz" dememe rağmen anlamadı ve süslü cümlelerine devam etti. Çünkü benim yıllardır Vermem Gerekenler veriyor olmama rağmen, verdiklerimi beğenmemişti. Ama yine de merak ediyorum, acaba vermem gerekenler nelerdi ki? Yani; ne vereyim abime tam olarak, abim benden başka ne ister, ya da abim tam olarak vermem gerekenleri nasıl listelerki?
aa bi dakka bi dakka acaba şunlar senin o listedekilerden bir kaçı olabilir miydikine acaba??
-kendine değer vermek!
-kendini sevmek!
-söylenenlere kulak asmamak!
-ne olursa olsun gülümsemek!
-her şeye rağmen tebessüm etmek!
-hayata daima pozitif pencereden bakmak!
29.06.2021
kimse siz
Çok şanslılarsa, fiyatını iki katına çıkarmak için albüm diye lağımlık sikik bi-iki şarkısıyla gündemi işgal eden bir orospunun dün gece aşk adı altında kendini kime siktirdiği olayına büyük puntolu renkli yazılarla yer verilmediği için mecburen açılmış olan yeri doldursun diye, habere konu olan kişinin cebinden çıkan yırtık pırtık vesikalık bi fotoğrafıyla yer verilmiş olarak görürsün "kader kurbanı" başlıklı ölüm-kaza-yaralama-hırsızlık-vs haberlerinden birinde görürsün.
Sahi kim bunlar, nerden gelmişler, nereye giderken ölmüşler, kimi öldürmüşler veya kim tarafından ne diye-neden öldürülmüşler.
Kimseleri var mıydı?
Mesela bi sevenleri, hatta ölmesini isteyecek kadar nefret edenleri veya açık açık yani hiç gizlemeden onları sevmediğini yüzlerine söyleyenleri var mıydı, olmuş mudur?
Kimdi o ölen gariban hırsız, gazetede açık kalan boşluğu doldursun diye yer verilen kimsesiz orospu kimdi?
Vesikalık fotoğrafından gariban hırsızı tanıyan biri çıkar mı acaba?
Ya da bi şişe şaraba amını 2 saat siktiren orospuyu "ulan ben bunu geçen hafta sikmiştim, araba çarpmasında mı ölmüş" diye sohbet konusu olarak arkadaşlarına anlatacak kadar yakın zamanda tanıştığı biri olur mu?
Her zaman aynı köşede dilenen fakat son zamanlarda görünmeyen dilenciyi kimse umursar mı acaba?
Örnekleri çoğaltmak mümkün. Mesela şöyle;
18'ine bastığı an evden kaçan acemi gaylerden de örnek verilebilir, "bana karışamazsınız çünkü 18 oldum, amımı istediğime elletirim" diye annesine atarlanan yeni kaltaklarda örnek verilebilir, ya da sevilmemişliğinin acısını, kendisine göz kırpan herkese götünü elleterek çıkaranlardan da bol bol örnek verilebilir. Ama mevzu örnekleri sıralamak olmadığı için, bir iki örnekle geçiştirmek yeterli olur. Sonsuza kadar çoğaltılabilecek örneklerin hepsinin ortak noktası olan; kimsesiz olarak yaşıyor olmaları, yaşamayı seçmiş olmaları ve bu kimsesizlik içinde sessizce ölüp gitmiş olmaları ise gerçeklerden başka bir şey değil.
Üstelik ani gelen ölümlerin sahipleri eğer aynı semtin aylağı iseler bir çoğu birbirini tanır. Bunun içindeki daha üzücü olan durum ise; bir çoğunun birbirlerinden habersizce ölüp gitmeleri ve birbirlerinin ölümlerinden habersizliklerinin nedeni de, ölümlerinden habersiz olarak birbirlerinin hakkında başka semtte veya başka bir şehirde aylaklığa gittiklerinin düşünüyor olmaları.
Oysa lamı cimi yok, aylaklar veya kimsesizler birbirlerinden haberli veya habersiz sessizce ölmüşler..
İşte bu sessizce ölenler, kimsesizce gömülenler kimlerdi, kimdi o elinden şişesi düşmeyen ayyaş hep merak ederdim.
Sahi kimdi bunlar, nerden gelmiş, nereye gidecekken o köşede yatıp kalkmaya başlamış ve son olarak ruhunu da orda teslim etmişlerdi.
Böyle işte, onları sağda solda çöp yığını gibi gördükçe haklarında düşünür düşünür düşünürdüm...
Sonra bi gün jetonum düştü ve baktımki aslında büyük ve kalabalık bir aileden olmama rağmen, bende kimsesizliği seçmiştim. Tek başıma yaşamayı, uzaklarda bir hayat kurmayı, yeni tanıdıklar edindiğim bir yaşama merhaba demeyi seçip herkesten uzaklaşarak, kimsesizleşmiştim.
İşte onlardan biri de bendim. Ama sanki onlardan değilmişim gibi davranarak yaşamayı seçmiş ve bu kimsesiz gerçeği görmeyi tüm benliğimle red ederek, sadece onların kimsesizlik içinde ölüp gitmelerini görmeyi seçmiştim. Başka bir gerçekle, kendi gerçekliğimi sahte gözyaşlarımla örterken rahatlamıyor da değildim. Rahatlıyordum, hem de çok.
Fakat şimdi görüyorum ki; o kimsesiz orospulardan, uyuya kalıncaya kadar içen evsiz sarhoşlardan, kimsenin sikmediği yaşlı gaylerden veya yeni yetme götverenlerden ve götsiktirenlerden ve 1 ekmek parası için hırsızlık yapmak zorunda kalan kimsesizlerden ve 1 LT su için memesini elleten çirkin kaltaklardan biri de benim.
Belki bahanelerimiz % 100 aynı değildi ama sonuç olarak ben de onlar gibi; sevdiklerime sevgim, saygım ve onlara duyduğum sonsuz güvenim bittiğinde, sabrım taştığında, onlardan işittiğim hakaretler ve onların yaptığı haksızlıklar sonrasında kimsesizliği, tek başınalığı, kendi kendine yuvarlanıp gitmeyi, bazen uzak bi köşede tek başıma gönlümce ağladıktan çok çok sonra tekrar kalabalığa dönmeyi seçmiştim. Yani;
bende o kimsesizlerdendim.
bende o yeni yetme geylerdendim
bende o ilk hoşlandığına götveren, ilk hoşlaştığının götünü sikendim
aç kaldığında, market sahibinin götüme sürtünerek boşalmasına izin veren kimsesizlerden biri de bendim
günler sonra olsa bile bi yatakta uyumak için, sıcak bi bacak arasına başını sokup sabaha kadar ordan çıkarmayan o zavallı hırpani kılıklı bendim.
Bende onlardan biriyim.
Tek farkımız benim henüz o kadar ilerlememiş olmam, onlar kadar düşmemiş, onlar kadar ümitsizliğe kapılmamış olmam, onlar kadar gözlere batmıyor olmam, onlar kadar, onlar kadar, onlar kadar...
bende onlar gibi küstüm herkese. artık oynamıyorum kimseyle.
2.06.2021
ACI GERÇEKLER
Kimsenin seni anladığı yok, aslında zaten kimse kimseyi de anlamıyor. Bu yüzden "anlaşılmıyorum" diye üzülmeyi bırak, osbir çekip peçeteye boşal ve biraz uyu.
Uyandığında yeryüzünün aydınlanması gibi bir aydınlanma yaşayıp sikinin keyfine göre yaşaman gerektiği kafana sokmuş olacaksın.
----------------
Aile, güçlünün güçsüz üzerinde sınırsızca hak sahibi olduğu yarı karanlık leş bir yuvadan başka bir şey değil. Toplumun, diğer süslü cümlelerle seni aldatmasına izin verme.
----------------
İlk çektiğin osbiri unutamazsın. Yaşlandıkça arada aklına gelir hatırlar gülümsersin.
----------------
Herkesin bir savaşı var. Bazıları önemli sandığı siktiri boktan bir şey için savaşır, bazıları kıskandığı arkadaşına benzemek için savaşır, bazıları ailesinden birine, bazıları para için savaşır, bazıları da kendi kendisiyle. Senin savaşın kimle, ne için?
Umarım kendinle savaşmıyorsundur.
----------------
Herkes sana yalan söylüyor. Tanımadığın, tanışmadığın, görmediğin herkes, görmeyeceğin ben bile.
İnsanlarla anlaşabilmek, toplum tarafından kabul görmek, içlerinde bi yer kapabilmek için iyi bir yalancı olmak zorundasın. Yoksa seni dışlarlar, ya da sen kendini dışlatırsın, dışarıya kaçarsın.
Ama şunu söylemeliyim ki; yalansız da yaşanmıyor ve inan yalanla yaşamak daha çok macera demek.
----------------
Çok şey yaşamama rağmen, çok şey kaçırdığımı da şimdi görüyorum. Keşke yalan söylemeyerek yaşamayı seçmek yerine, yalan söyleyerek de yaşanabileceğini görebilip, öyle de yaşasaydım.
Yalanla hiç yaşamadım değil ama çok az yaşadığımı söyleyebilirim. Üstelik bilinçsiz ve sıradanca. Oysa şimdi dönüp görüyorum ki; o zamanlar elimde bi çok fırsat vardı ve ben inatla sırf yalan söylememek için hepsini geri teptim. Şimdi yanlış yaptığımı düşündüğüm günlerdeyim, bakalım ileriki günlerde ne düşüneceğim.
---------------
"Sevgi, aşk vs vs" yaşam oyalamacasından başka ne ki? Her şey gibi, bunları da çok abartma. Ben abarttım bi bok olmadı. O yüzden sana söyleyeceğim tek şey;
Sik veya ver geç işte. Ne diye boşa uzatıp duruyorsun.

