Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

7 Ekim 2013

bayrağa karşı yatır beni, tırmala beni kaşı beni

Çok sert olmasa da işte hafiften hafiften sert bi şekilde sevişip duruyorduk. Bazen o beni alta atıp üstüme çıkıyor, bacaklarımı omzuna kaldırıp içime girmeye çalışıyordu, bazen de ben onu 185'lik boyuna ve 86kg'luk cüssesine rağmen alt edip üstüne çıkıyordum. Aslında ben onu alt etmiyordum. Tam aksine o benim onu alt etmeme izin veriyordu. Hoşuma da giden buydu zaten. Çünkü kontrolün bende olmasını seviyorum, bana güvenildiğini hissediyorum ve güvenilir biri olduğunu bilmek, insana sexten daha fazla zevk verir.

Bu kaçıncı buluşmamızdı bilmiyorum. ama işte canı sıkıldığında veya götü kaşındığında bana geliyordu. Sesimi çıkarmıyordum ama sonuçta sadece kaşıntıdan kaşıntıya hatırlanmak da pek keyifsizdir. Bunu ona da söylemiştim ama pek siklemiyordu. Yaşı da benden küçüktü. Daha 22sinde ve henüz birinden ayrılmıştı. Aşk acısı gibi bir şey yaşadığını söylüyordu. Çünkü ona 6 ayını vermişti ve karşılığında sadece bir öpücükle ödüllendirilmişti. Üstelik bu 6 ay, öyle sıradan bir 6 ay değildi, her günü beraber geçirilen bir 6 aydı. Sevdiği adam ondan 3 yaş büyükmüş ve mankenlik mesleğini yapıyormuş. Eroin, esrar, koko ne dersen her boku kullanıyormuş ve bizim çıtır da onu bu kirli hayattan çekip kurtaracakmış. Bunu söylediğinde yarım saat gülmüştüm ve yarım saat güldüğüm için benim deli olduğumu sanmıştı.

Tamam deyip kendimi toparladığımda "sen koca bir aptalsın ve insanlar seni ne kadar çok üzerlerse sende o kadar hızlı iyileşeceksin" demiştim, o da "aptallık bir hastalık değilki" demişti. Yine gülmüştüm ve geçiştiren bir cevap vermiştim.

Bu sefer o beni alta atmıştı ve bacaklarımı yine omzuna kaldırıp gözlerimin içine bakıyordu. Eğer izin verirsem götümü sikecekti. Ona "olum görmüyor musun götüm çok kıllı. sırf kıllardan dolayı bile içime giremezsin" dedim. O da gülüp "deneyelim" dedi ve ben "salak, denemeni istesem zaten çoktan verirdim, ama öyle bir niyetim olmadığını sen de biliyorsun" dedim uzun uzun.
Ama beni dinlemedi, sikini tükürükledi ve götümün etrafına sürterek "hadi bir kez deneyelim. bak ben hiç sana hayır diyor muyum? hep sen beni sikiyorsun, bi kerede ben seni siksem ne olacakki? inan sen de zevk alacaksın" dedi. Buna karşılık ben "saçmalama. götüme dokunulmasından zevk bile almıyorumki" dedim ve o bu sırada bacaklarımı omzuna iyice yapıştırıp, bir eliyle de götümü okşayıp sikini sokmaya çalışıyordu. Bi ara sikini tükürüklediğinde işin zıvanadan çıkacağını tahmin ettim ve yüksek, sinirli ve efendisi olduğumu belli eden bir sesle, dişlerimin arasından "dur" dedim. Ama durmadı ve sikini götüme sürtmeye başladı ardından da "neden duracak mışım?" dedi.

Ben de "çünkü beni sevdiğin için değil, sikin kalktığı için sikmek istiyorsun. bense götümü siktireceksem; sırf şehvetten dolayı değil, beni çok sevdiği için sikmek isteyen birine siktirmeyi tercih ederim" dedim ve ben cümlemi bitirirken onun yüzü bembeyaz kesildi.  Sadece yüzü değil, kendisi de taş kesilmişti. Bi anda durmuştu ve bacaklarımı omzundan indirip yanıma uzandı.
Korkmaya başladım. Yanıma uzanmış başını yastığa gömmüş derin derin soluk alıp veriyordu. "nooldu" dedim bir şey demedi. Öylece durdu. Aradan 10 dakika geçtikten sonra beni sarmaya başladı ve "özür dilerim" dedi. "Ne oldu seni üzecek bir şey mi söyledim? Niye böyle durdun bi anda" dedim, "şimdi anladım" dedi "neyi anladın?" dedim, bana dönüp yanağımdan öptükten sonra "sen zevk bile almamana rağmen, götünü sadece seni sevecek kişiye siktirmeyi düşündüğünü söyledin. böyle söyleyince onun beni neden sevmediğini anladım. ben ona, o beni sevmemesine rağmen götümü vermeye razı olduğum için beni sevmedi ve hiçbir zaman da sevmeyecek" dedi ve bana daha bi sıkıca sarıldı.

Ben de sarıldım ona. "Siktir et onu. Zaten bu konuyu konuşmuştuk seninle. Kafaya takma, geçip gitsin. Önemli olan bundan sonrası" dedim ve konuşmamız uzadı gitti. Kendini değersiz hissetmişti.

Aslında ben ona bunu hissettirmiştim, özür diledim. "Amacım seni üzmek değildi" dedim, "biliyorum" dedi. "Ama sen bunu söylemesen, onun beni neden sevmediğini hiç anlamayacaktım" dedi.

Bir şey diyemedim. Sonra öpüşmeye başladık ve kendini bana iyice bıraktı. Bir kaç saat sonra yorgun argın uyuya kalmıştık. Sabah uyandığımızda ikimizde erekte idik ve yine duramadık. Gün böyle akıp gitti ve akşam artık eve gideyim "görüşürüz" dedi ve gitti. Kimbilir, götü yine ne zaman kaşınacak. umarım onun göt kaşıntısı tutuncaya kadar bende hayatımın aşkını bulurum ve o bir sonraki gelişinde, ona "hayatımda biri var, artık ondan başkasıyla yatmıycam. eğer istiyorsan arkadaşım olarak hayatımda kal, ama daha fazlasını bekleme" derim.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

biliyor musun hiv virüsü kapmandan çok korkuyorum. umarım korunuyorsundur.

ot insan dedi ki...

İnşallah gönlünden geçen birini bulursun ve mutlu mesut yaşarsın.

Hayat_Erkegi dedi ki...

inşallah

QWX dedi ki...

Bok var gibi 3 gün demeden okudum tüm yazılarını şimdi bekle dur yeni yazı gelcek diye :( Bu huyumdan nefret ediyorum... Her seferinde okumak için çıldırdığım kitabı 1 gün demeden bitiriyorum sonra da bitti diye çok üzülüyorum :(

Adsız dedi ki...

bayrağa değil bayıra karşı...