20 Eylül 2020

bilinçüstüakışı

Gençken çok güçlüsündür ve gücün kadar cahilsindir de. Her şeye gücün yeterken, hiçbir şey bilmemen çok normal. Çünkü güçlü olduğun için haklı olduğunu da sanarak yaşarsın ve sana haksız olduğunu söyleyenleri de elinin tersiyle ezer geçersin.

Gençken üşümezsin. Tiril tiril ince bir gömlekle en sert rüzgâra bile karşı koyar, etrafına sadece gevrek gevrek güler geçersin.

Gençken mahallenin ya delikanlısısındır, ya da deliğikanlısı. Her mahallede ezen ve ezilen birileri vardır. Bu böyledir ve herkes bilir ama kimse dillendirmez. Sadece dil atar.

Gençken kimseye gücün yetmiyorsa, önüne bakarak yürümeye alışman lazım. Ya da gücün yetmiyorsa bile, dayak yemek uğruna kafa tutman gerek. Ben bi kaç sefer kafa tuttum, ama kafam kırıldı. Kimse arkamda durmadı, kafamdan toprağa dökülen kan yanıma kâr kaldı. Bir kaç seferlik tekrardan sonra, oturdum küçük kafamı minik ellerimin arasına alıp düşündüm, düşündüm, düşündüm. Bu böyle olmamalıydı. Yakınıma anlattım dinlemedi ama yinede beni haksız buldu. Küçük kafam, minik ellerimin arasında bir kaç sefer mengenedeymiş gibi sıkılınca, yediğim tüm dayakları küçük bir sırt çantasına doldurup dünyayı gezmeye çıktım. Yalnız olduğumu, tek olduğumu, kimsesiz ve salak olduğumu öğrenen herkes arkama geçmeye kalkıştı.

Gençken insanlar seni sever gibi yapar, pundunaya getirip canının yanmasına aldırmadan sikerler. Anlam veremezsin. Gençsindir ve istediğinin bu olduğuna çoktaaaaaaaaaaaaan inandırılmışsındır. Hem baktığın her yerde seks varken, nasıl inanmayacaktın ki?

Gençken, çok aptalsındır. Her şeye ve herkese anlam yüklersin. Büyüdükçe anlamsızlığı fark edip çökersin. Olduğun yere.

Geçken kanın fokur fokurdur. Yerinde duramayışın biraz da bundan olabilir. Yaşlandıkça ateşin yanmaya devam eder ama kanın yıllardır kaynamaktan dolayı azalmıştır ve artık sadece yaşamana yetiyordur. 

Ne kadar güzel kelimeler ama hepsi boş ve anlamsız. Anlamlı olan şey sokakta yaşayan, yaşamaya çalışan insanların gözlerindeki bakışta saklı. Sağa sola koşturmalarında, yarını da karınları tok ve sağlıklı atlatma mücadelelerinde. Gerisi boş ve anlamsız.



10 Eylül 2020

OFF deme OHH de

Kimsenin sana müdahale etmesine izin vermediğin, senin kimseye müdahale etmediğin kolay bir hayat yaşamak için yapman gereken tek şey; tanıdıklarından uzaklaşmak ve onlarla olan iletişimini tamamen kesmek. Bunun başka bir formülü yok. Bunu yap ve gör, bak neler oluyor?

Ben öyle yaptım. Herkesten ve herkesimden kaçtım. Bazen yanlış olduğunu bilsemde, sırf kendi kararlarımın arkasında durmak için yanlışımda ısrar ederek yaşamaya ve tüm doğrulara tek başıma karşı çıkarak yürümeye devam ettim. Çünkü yanlışımın sadece bana ait olmasını istiyordum ve oldu. Ama bak ne oldu?

"Başkasının yanlışı üzerine bir hayat yaşayıp pişman olmaktansa, kendi yanlışın üzerine yaşayıp pişman olmak daha mı iyi" diye soracak olursan, cevabım; eğilip bükülmeden, oraya buraya sallamadan ve kaçak göçek bir kaç cümle ile kalabalık etmeden "evet, daha iyi" derim.

Çünkü seçimin yanlış olsa bile, ileriki yıllarda, bunun için kimseyi suçlayamazsın ve kimseye nefret duyamazsın, kimseye karşı kızgınlığın olmaz ve kırgınlıkların da yoktur. Bu saate kadar alınmış tüm yanlış kararların ve temelsiz ısrarlı tutumunun tek nedeni sensin.
Bunun böyle olduğunu unutmamışsan, şu anki yaşamın sadece sana ait olduğunun farkındaysan, için rahatlar ve kendine karşı samimi bir şekilde deriiiin bir OHH çekersin. Ama unutmuşsan ve etrafında suçlayacak birini arıyorsan OFF dersin ve ne yazıkki; bundan sonraki hayatında da OFF'un F''leri gittikçe daha da artacaktır.

Ben 35 yaşıma geldim ve çok şükür OFF değil, deriin bir OHH çektim. Ama tabii ara ara Sadece dönüp kendi bilgisizliğine, acemiliğine, hayat deneyimsizliğime üzülmüyor değilim. Ama biliyorumki, düşünce şeklimi değiştirerek hayata karşı hep bir savunma iç güdüsüyle değilde, yumuşayarak adapte olabilirsem, yaşam şartlarım biraz daha kolaylaşacak ve hayatın beni hırpalaması da azalacaktır. 

Tabii şimdi böyle diyorum ama, bu demek değilki,  hayatı kolay yaşamak için büyük bir değişim geçirip iyi bir yalakaya dönüşeceğim veya tam bir yavşak olacağım.
Hayır. Ben yalaka veya yavşak olacak kadar balçık ruhlu biri değilim. Ben, sadece insanları daha az kırmak istiyorum. Ben sadece en basit konularda bile kaçınmadığım o gereksiz tartışmalara girmemem gerektiğini düşünmeye başlamış sıradan bir insanım. Ben salak değilim, hepiniz kadar biraz abtalım o kadar.

ve tüm bu mantıklı cümle kurma çabalarından sonra, doğrusu şunu da eklemeliyim ki; tüm iyi yönlerine karşın, yıllar sonra hayatında suçlayacak kimsen olmaması, insanı bok gibi hissettiriyor. Bok gibiyim ve keşke etrafımda sürekli suçlayarak rahatlayacağım birileri olsa ve onlara aile desem.

5 Eylül 2020

küstüm oynamıyorum


Bir şeylere sahip olmak için öncelikle düzene ayak uydurmanız, ona başınızın üstünde yer vermeniz gerekir. Öteki türlüsü davrandığınızda, benim gibi 35 yaşına geldiğinizde bile beş para etmezin tekine dönüp öyle kalırsınız. Yani bana dönersiniz.
"Düzen nedir?" derseniz, şöyle tanımlayabilirim;
Her hangi bir topluluğun içinde doğup büyümüş olmanıza rağmen, kararlarınızın önemsiz olduğu ama söylediklerinizin ve söyleyeceklerinizin aleyhinizde delil olarak kullanılacağının görünmeyen bir şekilde kabul etmiş olunduğu bir yaşam şeklidir.
Yani orda bi yerlerde nefes alıp veriyor oluşunuzun önemsiz olduğunu kabul edeceksiniz. Sıfır olduğunuzu ve dünyadan göçerken de bir hiç olduğunuzu bilecek ve öyle yaşayacaksınız. Çünkü siz asla var olmayacak ve varlığınızsa sadece var olanları kabul ederek yaşamaktan ibaret olacak birisiniz ve öyle de kalacaksınız. Zaten siz bir hiçken, var olmak, olmaya kalkışmak da ne demek oluyor?
Haddinizi bilin ve yaşamaya bir hiç olarak devam edin.

Ben küçük bir topluluk içinde yaşamama rağmen hiç olduğumu, olmayı kabul edemedim. Girmek istediğim diğer topluluklarda da farklı bir şeyle karşılaşmadım. Hep susup yalamam istendi. Hep susup önüme bakmam beklendi. En marjinal topluluklarda ve en dindar ve en kindar ve en dinsiz topluluklar da bile bu hep böyle sürüp geldi. Yani tabii sadece yalamayı seven biri olsaydım, bu yalama uğraşı işime gelirdi ama ben geveze biriydim ve bazen yalamayı bırakıp konuşmak zorundaydım.
Fakat onlar, o önemli olduğunu sanan önemsiz toplulukların hepsi, o dünyayı sadece kendilerinin anladığını sananların tümü benim, susup yalamamdan başka hiçbir şey istemediler.
Bende ise papuç kadar dil vardı ve konuşasım geldiği zaman izin vermediler ve bende dilimi alıp götlerine şap diye yapıştırdım. Bunun üzerine etki tepki meselesi gereğince; onlar da bu hareketimden sonra beni dışarı kustular. küstüm onlara. hepsine. tüm marjinallere, marjinal olmayanlar, marjinal olmayı seçenlere, marjinal olmaya özenenlere falan filan.
şimdi herkese ve her kesime küstüm. oynamıyorum. tek başıma eğleniyorum ve bu çok sıkıcı.