unutma evlat tekbir hayatın var ve tam da bu yüzden; seni, sana yapıştırdıkları etiketin hayatını yaşamak zorunda bırakmalarına izin verme.
olabilir yani, belki de gerçekten piç doğmuş veya bi orospunun çocuğusundur, modern hayatın kağıt denilen etiketlerle belgelediği eğitimden yoksun bırakılmış-kalmış ya da tam tersi hep özel okullarda okumuş, okutulmuş, kurstan kursa koşturulmuş bi yarış atına da dönüştürülmüş olabilirsin
olabilir yani; dağda bi çoban veya ovada bi çiftçi ailesinin tarlaya sürdüğü sadece yarısı insanlaştırılmış bi canlı, ya da tek eğlencesi seks olan bi karı-koca'nın çocuğu olarak doğmuşsundur. olabilir. bunlar hep imkân dahilindedir. ama sana ait olan bu olmuşlardan ibaret etiketlere göre yaşamak veya red etmek, değiştirmek, sadece senin elindedir.
belki de henüz küçük yaşta sikin kalkmaya başladığında, onu sokacak bi yer bulamayıp kendin gibi siki kalkıklardan birinin sikini kendine sokturmaya başlamışsın ve yola böyle devam ede gelmişsindir, ya da kalabalık bi ailenin eziği olarak büyütülmüş de olabilirsin.
olabilir, belki de günün ışıklarından itibaren tecavüz ve tacizlerden kaçmaya başlayan küçük bir kız çocukluğu yaşadığın için, şimdilerde tüm erkeklerden uzak yaşamaya alışmış bi lezbiyene dönüşmüşsündür, çirkinliğin veya özgüvensizliğinden dolayı karşı cinsinle doğru duygusal bağlar kuramayıp, işin kolayına kaçarak hemcinsinlerine yönelmişsindir. ya da elini sikmekten bıkan bi ergen, geceleri çift kişilik yatağına tek başına girdiğinde osbir çektikten sonra uyuyakalan bi yalnızlıktan bıktığın için "acaba?"lar eşliğinde kendin gibi birine yakınlış duymaya başlamışsındır.
olabilir. hayat böyledir. çünkü 2+2'nin toplamı sadece matematikte 4'tür. ama bunu sana kimse söylemez ben dışında. çünkü kimsenin sikinde değilsin.
ve zaten ben dışında; bu beş para etmez hayatın, düşünerek yaşamaya basmayan kafanla kimin sikinde olabilirsin ki? olmayacaksın, değilsin. onlar etiketi yapıştırıp geçerler sıradakine. senin haklı veya haksız nedenlerin, onların umurlarında değil. onların işi etiketlemektir. seni etiketleyerek hapsederler, o çok ve hep alkışlanan yalanlarına.
ve nerden bileceksinki, onların da kendi etiketlerinin olduğunu? nerden bileceksinki, hapsedildikleri etiketlerin içinde yaşaya geldiklerini.
evet, onlarında etiketi vardır ve habersizdirler alkış adlı kendi etiketlerinden. hayatlarını devam ettirmek için hep alkış almak, hep almak, almaya devam etmek için, uydurup kağıt üstüne sabit kıldıkları yalanlarını devam ettire gelirler. çünkü dünya onlara "bi gün öyle, bi gün böyle olamazsın" demiştir.
ama bak ben diyorum; bi gün öyle, bi gün böyle olabilirsin!
ayıp olmasın diye değil, doğru olduğuna inandığın neyse, onu yaşayabilirsin. siktir et kalabalıkları. onlar her zaman çok kalabalık.
dediğim gibi evlat; her şey mümkün bu amınakoduğumun hayatında. çünkü tüm potansiyeller etrafa gelişi güzel dağıtıldı ve büyürken, o potansiyellerden biriyle karşılaştığımızda deneye yanıla sahiplenilerek yaşanılıyor hayat dediğin bu koşuşturmaca.
içinden gelmiş hırsızlık yapmışsın, doğruların canı cehenneme deyip adi bi şerefsiz olmuşsun, zamanla amınakoduğum bi orospuya dönüşmüş olabilirsin. ama bugün, evet evet bugün, ya da tam da şu an hepsinden dönebilirsin ve döndüğün için de sana şimdi #dönek etiketi yapıştırabilirler, yapıştıracaklardır.
o yüzden boşver hepsini. yapıştırdıkları etiketi taşımak veya ona göre yaşamak zorunda değilsin. seni, kafalarında oturttukları o küçük yerde yaşatmalarına izin verme. oraya sığacak kadar küçülme. küçültmelerine izin verme.
kalk ve kendin ol. şimdide yaşa. geçmişi sırtında taşımayı bırak.
hayat her gün yeniden başlarken, sen eski seni taşımayı bırak. sahi o eski sen sen misin?
ve şu anda bile, kendin misin? kendinde misin?
23 Ağustos 2026
17 Ağustos 2026
hayat erkeği veya hayat kadınını bulmak
insan zihni ne garip bi oyuncak. nasıl istersen öyle işliyor. hayvan zihni de farklı değil ya neyse şimdi.
kendimi bi erkekle aşk yaşayabileceğime, hayatımı ona verebileceğime inandırdığım yıllar boyunca, şimdikinden farklı biriydim sanıyordum. bugünlerde ise, fark ettimki ben hep ben oldum. hep ben olmuşum. yediğim bokları, işlediğim günahları bol duygusal soslara banıp tanınmaz hâle getirdikten sonra yerkende ben, hep ben olmuşum ve bunu şimdi fark edince mutlu oldum.
bi şekilde yoldan çıktığım, iyice kudurduğum zamanlarım olmadı değil. oldu. çok oldu. fakat doğrunun, doğru olduğunun farkında olup kabullenmiş ama allah'ın bana verdiği "doğruyu yapma veya yapmama"nın tercihini de sonuna kadar kullanmışım. buna rağmen sığındığım yerde, sırf ona inanıp güvenerek, sadece ona sığınarak her haltı yediğim için kurumamışım, orada yeniden yeşermişim. yeşertmiş beni, ne güzel.
yukarıdaki cümleleri yazmamın nedeni; bu hafta ankara'nın, rahatça orospu bulunup hemen kuytusunda da o rahatlıkla seks yapılacak yerlerinden birini yanlışlıkla keşfettiğimde aklıma gelen düşünceden ilhamla yazdım. yazmaya devam ediyorum.
Demekki tüm şehirler birbirinin kopyası ve "siki kalkanın dini imanı olmaz" lafı da sapına kadar gerçekmiş. Orospular, pezevenkler, kafası karışık ergenler, okul bahanesiyle evlerinden-ailelerinden kopan koparılan üniversiteliler, dengeyi kuramadığı için evsiz kalıp ibneleşenler, varlık içinde dengesizleşen zengin züppeler, sikişmeyi iş edinerek kazandığı paralarla sikini kestirip vücuduna açtırdığı delikle kadın olduğunu sanan dönmeler, çirkinliği yüzünden bi erkek tarafından sevilmeye layık olmadığını düşünüp lezbiyen olan ama hayatını idame ettirebilmek için de amını siktirmekten başka iş bulamayan kadınlar, o yolun yolcusu olduğu ilan edilmişler, ler, ler, larrrr...
her şehirde var bu tipler ve her şehirde bunların toplaştığı yerler var. farkında olarak veya olmayarak, bi yere toplaşıyorlar ve orada kendi düzenleri kurulmuş oluyor.
biri kendini siktirmek mi istiyor, yeri belli
biri sikecek birini mi arıyor, yeri belli
ucuz, pis, lağımdan hallice o yerde birbirini bulur, çekilirler bi köşeciğe.
çok geçmeden habitatları oluşur, orası onlar için doğal bi alana dönüşür ve öyle kalır. kaldıkça da, toplaşırlar. önce 1, sonra 2, sonra 3... gelir derken, derken, orada kendi davranışları, dilleri, göz süzüşleri belirlenir. hiç konuşmadan, hep bakışarak çok şey anlatmış olarak.
zamanla orada, oraya ait yeni normaller oluşur. biraz daha zaman geçince, kesinleşmeye doğru hızla yol alan norm'lar belirlenmiş olur. belirlenir. artık yeni gelen kişi ondan önce belirlenmiş olan norm'a uyar, hiç farkında olmadan ama üzerine koyarak ve hiç eksiltmeden. zaten 2 her zaman 1'den çoktur ve 3 çoğuldur. orada üç kişi bir araya gelince, yaptıkları normal olur. olmuştur. artık normal budur.
her zaman, sırf yürümüş olmak için 5-6 durak önce otobüsten inip geçtiğim o parktan, o gün 1 saat daha geç saatte yürüdüğümde fark ettim o orospuları ve alıcılarını. ufak bi şaşkınlık sonrası yavaşladım ve sanki zaten oraya gelmişim gibide biraz daha oyalanıp banklardan birine oturdum. Oturduğum gibi de karşı banktaki 27 yaşında olduğunu düşündüğüm balık etli olmayı biraz geçmiş genç orospu gülümsedi. bana gülümserken, bir yandan da çaprazımdaki diğer bankta oturan 50'lerini geçip gitmiş diğer kadına baktı. 2-3 dakika süren bu bakışlar, gülümsemelerin henüz ilk dakikasında balıketli'yi alıp çekip çıkarmak geçmişti aklımdan ve şimdi genç orospu, yaşlı orospuyla yüz göz mimikleriyle konuşurken, onu süzüyordum. Sahi o'na "burda 3 kuruşa sikilmek için müşteri bekleyeceğine, gel gidip bi hayat kuralım. şimdiye kadar kim siktiyse seni, siktir et hepsini, gel gidelim. yeni bi hayata sıfırdan başlarız." desem gelir mi benimle?
O'na gerçekten ve tüm samimiyetimle, aklımdan geçmekte olan bu cümleleri bir bir söylesem, sadece evinin orospusu olmayı kabul eder mi acaba? Hayat Kadınım olur muydu?
Ama olmaz bilirim, gelmez benimle hayatıma. Sokaktaki özgürlük konforuna alışan, artık dönmez bu yoldan. Aradığı sıcak bi yuva değildir artık onun. Çünkü sokaktaki rahatlığı hiçbir yerde bulmaz, bulamaz evinin hep sıkıcı, çok heyecansız ve hiç macerasız konforunda bulamaz o rahatlığı.
Biricik ve tek kurtarıcısı ben, onun için bunları düşünürken, bi anda aklıma DANK etti;
ben bunları, bu düşünceleri ilk defa ve sadece onun için düşünmüyordum, düşünmemiştim. Ben oldum olası hep böyle düşünmüştüm, düşünürdüm ve bu yüzden parklarda, caddelerde, barlarda, hamamlarda, ibnelerin kendilerini kolaylıkla ve hemen siktirmek amacıyla birilerini bulmak için toplaştığı o açık alanlarda karşılaştığım her; biraz sahipsiz, biraz kimsesiz ve çok yalnız kalmış biri için böyle düşünürdüm. Sanırdımki, onlarda benim gibi buralarda hayatlarının erkeğini, aşkını arıyorlardı ve karşılaştıklarında da koşarak gideceklerdi buralardan. Ben böyleydim ya, herkes ben gibiydi sanırdım farkında olmadığım tüm bıkkın ve kibirli kimsesizliğimle.
Bu yüzden çaresizce bekler gibi oturan birini alıp evime götürmek ve sımsıkı sarılıp "geçti artık, hepsi bitti. birbirimizi bulduk. artık sadece birbirimize bakacağız, birbirimize sahip çıkacağız" demek isterdim.
Bazen bulurdum birini. Götürürdüm eve "bi insan'ım var, birinin insanıyım" diye düşünürdüm sanki içten içe. tertemiz yıkanırdık, kahvaltı yapardık, yemek yerdik tv izlerdik. Sonra o, bi kaç saat sonra veya ertesi gün pencereden sokağa bakardı uzuuuuuuuuuun uzun. çok geçmeden oflardı, poflardı hiç farkında olmadan ve böyle anlardım, bu sakin duvarlar üzerine üzerine geliyordur.
Ama yine de bazen 3-5 gün sürerdi bende birinin kalması. Bu 3 günlük kalmalara bile sevinirdim, kafam çok karışık ve hep düşünceliyken. Ama tabii bilirdim, eninde sonunda gidecektir ve üstelik benimle karşılaşmamak için onu bulduğum çöplüğe değil, şehrin başka bi bok çukuruna gidecektir. Bir daha onu evime getirmeyeyim diye.
Çünkü o artık evinin orospusu değil, sokağın orospusu olmayı tatmıştır. Sokağın tüm huzursuzluğuna rağmen, sadece kendine ait bir yaşamı tatmıştır. Bu yüzden 4 duvar arasına kapatamazsın onu, kapanamaz. kapanmaz. kapanmayı istemez.
Şimdi bu yaşlı orospuyla konuşan genç orospuyu da götürsem aynısı olur.
ama olsundu, bi kadınla da bunu tekrar yaşamak ve belki tam tersinin gerçekleşme ihtimalini yüksek tutarak denemek lazımdı. nasıl olacaktı ki?
tüm bunları düşünürken rahatladım ve gördümki, bendeki bu duygu bana aitti. birine sahip çıkmak, onu sırf insan olduğu için hak ettiği değerle yaşatmak, iyileştirmek düşüncesi bana aitti. yani aslında yıllar boyunca hep yaptığım şey, yani davranışımın asıl nedeni eve sadece bir erkek götürmek değildi, sorunum hayatımı paylaşacak birini bulmak ve hayatının erkeği olmak istememdi. bu bir sorun değildi. ama benim gibi düşüneni de bulabilmek sorundu ve hâlâ da bi sorun olarak duruyor.
sahi bulabilecek miyim Hayat Kadını'mı ve olabilecek miyim birinin Hayat Erkeği.
kendimi bi erkekle aşk yaşayabileceğime, hayatımı ona verebileceğime inandırdığım yıllar boyunca, şimdikinden farklı biriydim sanıyordum. bugünlerde ise, fark ettimki ben hep ben oldum. hep ben olmuşum. yediğim bokları, işlediğim günahları bol duygusal soslara banıp tanınmaz hâle getirdikten sonra yerkende ben, hep ben olmuşum ve bunu şimdi fark edince mutlu oldum.
bi şekilde yoldan çıktığım, iyice kudurduğum zamanlarım olmadı değil. oldu. çok oldu. fakat doğrunun, doğru olduğunun farkında olup kabullenmiş ama allah'ın bana verdiği "doğruyu yapma veya yapmama"nın tercihini de sonuna kadar kullanmışım. buna rağmen sığındığım yerde, sırf ona inanıp güvenerek, sadece ona sığınarak her haltı yediğim için kurumamışım, orada yeniden yeşermişim. yeşertmiş beni, ne güzel.
yukarıdaki cümleleri yazmamın nedeni; bu hafta ankara'nın, rahatça orospu bulunup hemen kuytusunda da o rahatlıkla seks yapılacak yerlerinden birini yanlışlıkla keşfettiğimde aklıma gelen düşünceden ilhamla yazdım. yazmaya devam ediyorum.
Demekki tüm şehirler birbirinin kopyası ve "siki kalkanın dini imanı olmaz" lafı da sapına kadar gerçekmiş. Orospular, pezevenkler, kafası karışık ergenler, okul bahanesiyle evlerinden-ailelerinden kopan koparılan üniversiteliler, dengeyi kuramadığı için evsiz kalıp ibneleşenler, varlık içinde dengesizleşen zengin züppeler, sikişmeyi iş edinerek kazandığı paralarla sikini kestirip vücuduna açtırdığı delikle kadın olduğunu sanan dönmeler, çirkinliği yüzünden bi erkek tarafından sevilmeye layık olmadığını düşünüp lezbiyen olan ama hayatını idame ettirebilmek için de amını siktirmekten başka iş bulamayan kadınlar, o yolun yolcusu olduğu ilan edilmişler, ler, ler, larrrr...
her şehirde var bu tipler ve her şehirde bunların toplaştığı yerler var. farkında olarak veya olmayarak, bi yere toplaşıyorlar ve orada kendi düzenleri kurulmuş oluyor.
biri kendini siktirmek mi istiyor, yeri belli
biri sikecek birini mi arıyor, yeri belli
ucuz, pis, lağımdan hallice o yerde birbirini bulur, çekilirler bi köşeciğe.
çok geçmeden habitatları oluşur, orası onlar için doğal bi alana dönüşür ve öyle kalır. kaldıkça da, toplaşırlar. önce 1, sonra 2, sonra 3... gelir derken, derken, orada kendi davranışları, dilleri, göz süzüşleri belirlenir. hiç konuşmadan, hep bakışarak çok şey anlatmış olarak.
zamanla orada, oraya ait yeni normaller oluşur. biraz daha zaman geçince, kesinleşmeye doğru hızla yol alan norm'lar belirlenmiş olur. belirlenir. artık yeni gelen kişi ondan önce belirlenmiş olan norm'a uyar, hiç farkında olmadan ama üzerine koyarak ve hiç eksiltmeden. zaten 2 her zaman 1'den çoktur ve 3 çoğuldur. orada üç kişi bir araya gelince, yaptıkları normal olur. olmuştur. artık normal budur.
her zaman, sırf yürümüş olmak için 5-6 durak önce otobüsten inip geçtiğim o parktan, o gün 1 saat daha geç saatte yürüdüğümde fark ettim o orospuları ve alıcılarını. ufak bi şaşkınlık sonrası yavaşladım ve sanki zaten oraya gelmişim gibide biraz daha oyalanıp banklardan birine oturdum. Oturduğum gibi de karşı banktaki 27 yaşında olduğunu düşündüğüm balık etli olmayı biraz geçmiş genç orospu gülümsedi. bana gülümserken, bir yandan da çaprazımdaki diğer bankta oturan 50'lerini geçip gitmiş diğer kadına baktı. 2-3 dakika süren bu bakışlar, gülümsemelerin henüz ilk dakikasında balıketli'yi alıp çekip çıkarmak geçmişti aklımdan ve şimdi genç orospu, yaşlı orospuyla yüz göz mimikleriyle konuşurken, onu süzüyordum. Sahi o'na "burda 3 kuruşa sikilmek için müşteri bekleyeceğine, gel gidip bi hayat kuralım. şimdiye kadar kim siktiyse seni, siktir et hepsini, gel gidelim. yeni bi hayata sıfırdan başlarız." desem gelir mi benimle?
O'na gerçekten ve tüm samimiyetimle, aklımdan geçmekte olan bu cümleleri bir bir söylesem, sadece evinin orospusu olmayı kabul eder mi acaba? Hayat Kadınım olur muydu?
Ama olmaz bilirim, gelmez benimle hayatıma. Sokaktaki özgürlük konforuna alışan, artık dönmez bu yoldan. Aradığı sıcak bi yuva değildir artık onun. Çünkü sokaktaki rahatlığı hiçbir yerde bulmaz, bulamaz evinin hep sıkıcı, çok heyecansız ve hiç macerasız konforunda bulamaz o rahatlığı.
Biricik ve tek kurtarıcısı ben, onun için bunları düşünürken, bi anda aklıma DANK etti;
ben bunları, bu düşünceleri ilk defa ve sadece onun için düşünmüyordum, düşünmemiştim. Ben oldum olası hep böyle düşünmüştüm, düşünürdüm ve bu yüzden parklarda, caddelerde, barlarda, hamamlarda, ibnelerin kendilerini kolaylıkla ve hemen siktirmek amacıyla birilerini bulmak için toplaştığı o açık alanlarda karşılaştığım her; biraz sahipsiz, biraz kimsesiz ve çok yalnız kalmış biri için böyle düşünürdüm. Sanırdımki, onlarda benim gibi buralarda hayatlarının erkeğini, aşkını arıyorlardı ve karşılaştıklarında da koşarak gideceklerdi buralardan. Ben böyleydim ya, herkes ben gibiydi sanırdım farkında olmadığım tüm bıkkın ve kibirli kimsesizliğimle.
Bu yüzden çaresizce bekler gibi oturan birini alıp evime götürmek ve sımsıkı sarılıp "geçti artık, hepsi bitti. birbirimizi bulduk. artık sadece birbirimize bakacağız, birbirimize sahip çıkacağız" demek isterdim.
Bazen bulurdum birini. Götürürdüm eve "bi insan'ım var, birinin insanıyım" diye düşünürdüm sanki içten içe. tertemiz yıkanırdık, kahvaltı yapardık, yemek yerdik tv izlerdik. Sonra o, bi kaç saat sonra veya ertesi gün pencereden sokağa bakardı uzuuuuuuuuuun uzun. çok geçmeden oflardı, poflardı hiç farkında olmadan ve böyle anlardım, bu sakin duvarlar üzerine üzerine geliyordur.
Ama yine de bazen 3-5 gün sürerdi bende birinin kalması. Bu 3 günlük kalmalara bile sevinirdim, kafam çok karışık ve hep düşünceliyken. Ama tabii bilirdim, eninde sonunda gidecektir ve üstelik benimle karşılaşmamak için onu bulduğum çöplüğe değil, şehrin başka bi bok çukuruna gidecektir. Bir daha onu evime getirmeyeyim diye.
Çünkü o artık evinin orospusu değil, sokağın orospusu olmayı tatmıştır. Sokağın tüm huzursuzluğuna rağmen, sadece kendine ait bir yaşamı tatmıştır. Bu yüzden 4 duvar arasına kapatamazsın onu, kapanamaz. kapanmaz. kapanmayı istemez.
Şimdi bu yaşlı orospuyla konuşan genç orospuyu da götürsem aynısı olur.
ama olsundu, bi kadınla da bunu tekrar yaşamak ve belki tam tersinin gerçekleşme ihtimalini yüksek tutarak denemek lazımdı. nasıl olacaktı ki?
tüm bunları düşünürken rahatladım ve gördümki, bendeki bu duygu bana aitti. birine sahip çıkmak, onu sırf insan olduğu için hak ettiği değerle yaşatmak, iyileştirmek düşüncesi bana aitti. yani aslında yıllar boyunca hep yaptığım şey, yani davranışımın asıl nedeni eve sadece bir erkek götürmek değildi, sorunum hayatımı paylaşacak birini bulmak ve hayatının erkeği olmak istememdi. bu bir sorun değildi. ama benim gibi düşüneni de bulabilmek sorundu ve hâlâ da bi sorun olarak duruyor.
sahi bulabilecek miyim Hayat Kadını'mı ve olabilecek miyim birinin Hayat Erkeği.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

