16 Ağustos 2026

Unutulacaksın, hiç olmamışsın gibi.. Mahmud Derviş

Unutulacaksın bir kuşun ölümü gibi
Terk edilmiş bir kilise gibi unutulacaksın,
Geçici bir aşk gibi ve kar altındaki bir gül gibi... unutulacaksın

Ben yola aidim...
Adımları adımlarımdan önde olanlar var
Görüşlerini benim görüşlerime dayatanlar.
Sözü tabiatıyla saçanlar var geçmek için hikayeye, yahut aydınlatmak için kendinden sonra gelecekleri şarkılı bir iz…ve bir çan gibi
Unutulacaksın, hiç olmamışsın gibi,
ne bir şahıs ne de bir metin... unutulacaksın

Yürüyorum basiretin kılavuzluğunda, belki bir özgeçmiş verebilirim hikayeye.
Çünkü kelimeler beni yönlendirir ben de onları yönlendiririm.
Ben onların şekliyim onlar özgürce tecelli ederken. Ama benim söyleyeceklerim söylendi.
Benden önce geliyor geçmiş bir yarın. Ben hükümdarıyım yankının.
Taht yok benim için kenarlardan başka.
Çünkü yol o yoldur.
Belki bir şeyi tanımlamayı unuttu evvelkiler, uyandırmam için onda bir duyguyu ve bir hissi
Unutulacaksın, hiç olmamışsın gibi, ne bir haber ne de bir eser... unutulacaksın

Ben yola aidim...
Adımları adımlarımın üzerinde yürüyenler var ve görüşlerime benden önce varacak olanlar.
Evin önünde, sürgün bahçelerini öven şiir söyleyecek olanlar da,
Kırık yarınımdan, yokluğumdan ve dünyamdan hür,
Dünün ibadetinden, yeryüzü cennetimden hür,
Kinayelerimden ve lisanımdan hür,
Çünkü ben şahidim, unutulduğumda hür ve diri olduğuma!

Şiir: Mahmud Derviş - Tercüme: Emre Özen
mahmud derviş filistin hayat erkeği

07 Ağustos 2026

eşcinselliğe doğru itilmek mi?

Bi kaç gündür, karşı ofiste yoğun bi çalışma vardı. Mobilyalar, perdeler, lambalar, laminatlar vs değiştiriliyor, bende zamanım oldukça neler olduğuna dair merakımdan gidip ustalarla muhabbet ediyordum. Muhabbetimiz ilerledikçe ara ara çay götürmeye başladım ve tabii su ihtiyaçlarını da gideriyordum. Tamamen kendi inisiyatifim ve gerçek anlamda; bir müslüman olarak sevap işlediğimi düşünerek.
Aksi hiçbir şey düşünmedim, yapmadım ve şu 4-5 gün boyunca olabildiğince bu insani davranış ve yaklaşımıma rağmen, bugün eşeğin amına suyu kaçırdılar.

İlk su kaçırış şöyle oldu;
Çaylarını bırakmış, bizim ofise dönmüştüm. biraz oyalandıktan sonra, tekrar karşı ofise dönerken içeri girmeden hemen önceki camekâna bakmak için, kapının ardında durdum ve o anda kızıl saçlı, bi gözü yeşil bi gözü mavi olan usta "topitoş nereye kayboldu" dedi Kalfa'sına ve güldüler. O anda, içeri girecekken durdum ve bi kaç saniye daha oyalanıp, sonrasında ayaklarımı yere sert vurup adımlarımla geldiğimi belirtmek için gürültülü bi şekilde içeri girdim. Adımlarımdan çıkan seslerle zaten benden haberdar olmuşlardı ve ben girdiğimde de sanki hep yapmakta oldukları işi konuşuyorlarmış gibi, ölçüleri, kesip biçtikleri işi falan konuşmaya başladılar.
Yanlarına gittiğimde ses çıkarmadım, her zamanki gibi havadan sudan konuşmalarla 10-15 dakika oyalanıp ofisime döndüm.

İkinci su kaçırış:
Gün içinde bi kaç defa daha gittim geldim, muhabbet ettik ve o ara fark ettim, Kızıl Usta bana "aşkım, bebeğim, bi tanem" diye sesleniyor ve günlük konuşmalarımızdaki önemli önemsiz tartışmalarımızda, kelime dağarcığım ve harika mantık yürütmelerimle onu alt ettiğimde, "bebeğim ama hiç konuşmama izin vermedin, aşkım bi saniye dur bak ne diyecem" gibi cümleler kuruyordu.

Üçüncü su kaçırış:
Bu cümlelerinden rahatsız olunca, çaktırmadan muhabbeti azalttım ve akşama doğru bi ara konu nasıl dönüp dolaştıysa "ben seni çözdüm çözdüm" gibi bi cümle kuruverdi. bir şey demedim ve o an telefonum çaldığı için oradan uzaklaştım. Sonrasında da zaten gün bitmiş oldu, işte eve geldim bunları döküyorum buraya.

Şimdi bu deneyimimden vardığım sonuç şu ki;
bence toplum, kendi içinde bazı insanları ayırıp onu pasifleştiriyor. Pasif konuma sürüklüyor, oraya hapsediyor. Kişi sert mizaçlı değilse bu çok kolay oluyor. İçindeki bulunduğu topluluk, o kişiyi sırf belki de kendilerinden daha insancıl davrandığı, hayata-yaşama-insanın kendisine daha fazla sevgi duyduğu için onu ibne olmaya zorluyor. İbneleştiriyor. Onu yatılacak bi nesne olarak görüyor. Kadınsı bir forma sokmaya, orada tutarak onunla ilişki kurmaya çalışıyor. zorluyor. Zaten bu tür kişilere gösterilen ilgi, kişinin kafasını yeterince karıştırdıktan sonra da, topluluğun istediği kıvama gelmiş oluyor. Kişinin kendisi de o ilgiye bağımlı hale geliyor. Zaman içerisinde karşısındakiler değişse bile, gösterilen ilgi ve hissedilen duygu aynı yoğunlukta olduğu için pasif konuma yerleştirilmiş olan kişi bunu devam ettiriyor.

Bana bugün gösterilen ilgi, çok değil daha 2 yıl önce ve hatta neredeyse 1 yıl önce gösterilseydi Kızıl'ın yatağını veya benim yatağı çoktan boylamıştık. Çünkü hem gösterilen ilginin devamlılığı, hemde gösterenin sıcaklığı kafamı çok karıştırdı. Açıkçası tövbe etmemiş olsaydım, şu an Kızıl'la kızılca kıyameti koparırdık. Ama tövbe ettim ve çok şükür, artık manipüle edilemiyorum. 
Ama dediğim gibi; toplum bazı karakterlere, kendi olduğu gibi değil, olmasını istediği gibi bir rol biçip o role göre davranmasına yönelik ilgi göstermeye başlıyor ve kişi de bunun farkında olmadan, o role sürüklenip zamanla orada hapsolup kalabiliyor. Bi çok eşcinselin, bunu yaşadığını ve hatta yaşattıklarını anlayabiliyorum. 

eşcinselliğe itilmek ve eşcinsel edilmek