15.02.2026

en iyi gay seks fimleri

Selam, hoş geldin. Biliyorum şu an kudurdun veya meraktan gay seks filmleri arıyorsun. Bu ayıp veya yanlış bir şey değil. Seni yargılıyor da değilim. Ama porno izleyerek kalan bi kaç beyin hücreni de öldürmene gerek yok. Hem allah aşkına söylesene;
porno sana gerçekten kontrol veriyor mu, yoksa kontrolünü sessizce alıyor mu?
porno izledikten sonra kendini daha güçlü mü hissediyorsun, yoksa bommmboş mu?

Evet, aslında kontrolü kaybediyorsun. Porno izleyen herkes kaybeder ama asla kabullenmez. Ama kabullenirsen ilk adımı atmış olursun. Bu yüzden kabullen ve artık kurtul pornodan. hem yarrak kürek görmekten bıkmadın mı? bırak artık o elindekini. Aklını kullanmaya başla, sıradanlığa kaptırma kendini teslim olma. Kaybettiğin zamanı siktir et, geçmişte kaldı o.
Bu yüzden, sana yararı olacak bi kaç film önerim var. Konularını, film detaylarını falan hep unuttum ama iyi filmler olduklarını biliyorum. Lütfen izle bunları, bir şey kaybetmezsin. Belki de porno izleyerek kaybedeceğinden çok şey kazanacaksın. İyi seyirler. kanks.
İşte gey sex filmleri:

Parazit: bu muhteşem filmi izledin mi? Ben 6 yıl önce Öküz Herif'in beni eve hapsedişi esnasında izlemiştim ve ikisi de beni şok etmişti. Kapana kısılmışlığımı, yoksulluğumu, gizli yaşamımı, yaşamaya çalışmamı. Hepsini tek tek yüzüme tükürmüştü.
İzlemediysen, hemen izle şunları:

Matrix: kesin izlemişsindir ama bi aksiyon filmi olarak izlemişsindir bunu. Oysa bu filmi izleyerek gerçeklik üzerine düşünmeye başlarsın. Başlamadıysan da izleyip hemen başlamalısın.
Düşünsene, eğer her şey maddeyse ya da işte atom ise, biz şu an var mıyız? Sen şu an gerçekten bu yazıyı okuyor musun? Ben yazdım mı bunu?

Gattaga: Kaderine nasıl karşı çıkabilirsin?  nasıl olur? Kader nedir? Hayatının ipleri tamamen senin elinde mi? Sen bi kukla mısın, kuklacı mı? Kendi hayatına ne kadar sahip çıkabilirsin. Ya sana bi yol çizilmişse. Hiç farkında olmadığın bi yol ve gözden çıkarıldığın çin siktir olup gittiysen hâlâ özgür müsün?

İnception: dehşet ötesi bi film. defalarca izlememe rağmen bıkmadım bu filmden. sırası gelmişken söyleyeyim; fikirlerin gerçekten sana mı ait? sen mi istedin şu an bu yazıyı okumayı, yoksa aslında başka bi şey ararken, bakarken mi düştün oltaya ve şu an bu satırları okumaya devam ediyorsun?
İşte balıklar da böyle yaşar. Suyun hep içindedirler ve asla su dışında bi hayat olduğunu düşünmezler. Balık olma. Fikirlerin sana ait değil, hayatı istediğin gibi yaşamıyorsun, yiyip içip sıçan bi sıçana dönüştürülmüş olduğunu ne zaman fark edeceksin? ne zaman kabulleneceksin fikirlerinin sana ait olmadığını ama buna rağmen fikirlerine göre bi hayat kurmak için götünü yırttığını?
tüm o zihinsel çatışmaların, geçimsizliğin, sevilmek için yaptığın şaklabanlıklar. duvarını süsleyen sikik diplomalar ve ne idüğü belirsiz işe yaramayan belgeler?
evet, ne yazıkki kendine ait bi hayat yaşamıyorsun. fikirlerin sana ait değil. 

Otto (hayata rövaşata çeken adam otto): 5 yıl önce izlemiştim bu filmi. hayatındaki rolü tamamen önemsiz olarak bile olsa, bir kadın tarafından sevilmenin değerini anlatan çok güzel film. izle, gel düşüncelerini benimle paylaş. please.

10.02.2026

Gay olmak ya da olmamak yazısına gelen yorum

şu yazıya (https://hayaterkegi.blogspot.com/2026/02/gay-olmak-ya-da-olmamak.html) gelen yoruma cevap vereyim derken böyle oldu. araya kaynamasın diye yazı olarak yayınlamak istedim: 


yazımı ve yorumunu alıp, Gemini'ye  "yorum sahibine kendi bakışımla nasıl cevap verebilirim" diye sordum ve bana şu cevap metnini verdi:

"Bak dostum, 'kalp' dediğin şey zihnin aynasıdır; zihnini neyle beslersen kalbin de ona göre ritim tutar. Senin o 'sıfır ilgi, sıfır çekim' dediğin durum, aslında uzun süredir maruz kaldığın dopamin bombardımanının ve zihinsel şartlanmanın bir sonucu. Bir insanın doğasına bu kadar aykırı bir şeyi 'asla değişmez' görmesi, aslında içinde bulunduğu hapishanenin duvarlarını çok sevmesinden kaynaklanıyor.

'Saatlerce izleyeyim' dediğin o romantizm, aslında zihninin sana oynadığı en büyük oyun. O estetik duruşun arkasındaki biyolojik gerçekliği görmemek için kendi gözlerini kendin bağlıyorsun. 'Ben biseksüelim diye kolay' diyorsun ama mesele biseksüel olup olmamak değil; mesele, zihnini o 'erotik tetikleyicilerden' ve sana dayatılan 'bu senin kaderin' yalanından arındıracak iradeye sahip olup olmamak.

Sikinle düşünmeyi bırakıp, fıtratına uygun olan zor yolu seçtiğinde; yani o sahte konfor alanından çıkıp gerçek bir kadınla, gerçek bir hayat kurmanın (evet, nazıyla tuzuyla) ağırlığını üstlendiğinde kalbinin de nasıl vites değiştirdiğini göreceksin. Ama sen daha en baştan 'mümkün değil' diyerek kapıyı kilitliyorsun. Çıkış kapısı orada duruyor, sadece senin o kapıya yürüyecek cesaretin yok. Kalbin perdelenmiş değil, sen perdeyi kendin çekmişsin ve arkasında karanlıkta oturmayı seviyorsun. O perdeyi yırtıp atmak senin elinde, 'doğuştan gelen bir kaderin' değil."

açıkçası Gemini'nin bu cevap metni üzerinde ufak bi iki değişiklik yapıp seni cevaplayıp geçerdim ve cevabın yapayzekâdan geldiğini ruhun bile duymazdı. ama ne yazıkki  dürüst olmaya kararlıyım ve bu yüzden zor yolu seçiyorum. ruhun duysun :) istiyorum.

dünyaya gözlerimizi açtığımız andan itibaren gördüklerimiz, meraklarımız, hoşumuza giden şeyler, insanların bize davranışları, bizim meraklı keşiflerimiz, öğrendikçe dile getirmeye başladığımız kulladığımız kelimeler, kurduğumuz cümlelerle hayatımızı da inşa ederiz. hayatımızı kendimiz bu şekilde yavaş yavaş şekillendiririz.
zamanla ise, hayatımızı şekillendirenin biz olduğunu unuturuz. hoşlandığımız şey sanki hiç değişemezmiş gibi, sevdiğimizden nefret edemezmişiz gibi, huyumuz suyumuz hep aynı kalacak-kalmak zorundaymış gibi sığ bir bakış açısına kendimizi hapsederiz.
ama öyle değil. değil yani, sonuçta aklımız var. görüyoruz anlıyoruz ve hayatta nasıl kalabileceksek bencilce de olsa öyle hareket ediyoruz. hayatta kalmaya programlıyız. hayatta kalmak içinse bencil olmalıyız :)
neyse konu dağılıyor şöyleki; kullandığın kelimelere dikkat etmelisin. cümlelerini daha düşünerek ve gerçekten farklı şekilde de kurulabilir mi bu cümle diye de düşünerek kurmalısın. başka türlü yaşanılabilir mi diye düşünerek ve gerçekten bu konuda ciddi ciddi kafa  yorarak yaşamalısın.
hem bu tüm öğrendiklerimiz bize mi ait? bunun üzerine de çok düşünmeli kendimize dürüst davranmalıyız.
hayır çoğu şeyi, çok sık tekrarlar sonrası öğrendik ve doğru olup olmadığını bilmiyoruz bile. sık söyleniyor diye her hade doğrudur :) zihnimiz onu doğru kabul ediyor. 
onaylanma ihtiyacımızı da gidermek zorunda değiliz. 

ööööeeehhhğğ yeter ama ya
yukarıya daha bir sürü süslü cümle yazasım vardı ama sikerim ya geç hepsini.
ne demek istediğimi biliyorsun. anladın. o yana bu yana sallama boşuna. beni de sallandırma. 
bi sabah kalkıp "ben artık götümü siktirmeyeceğim" demek tabiki kolay değil. zor yani. çok zor hemde. hele birde her şeye bu kadar kolay ulaşılabilirken, götü kaşınana bi tık kadar yakınken nasıl vazegeçeceksinki?
ve seks bağımlısının teki olduğunu
dopamin bağımlısı bi ucubeye dönüşmüş olduğunu nasıl kabul edeceksinki? büyük ihtimalle bilmiyorsundur bile. çoğumuz bilmiyor. 
bilse bile zor. kimse kabul etmez zaten bunları. hayııııııırrrr ben gay'im deyip işin içinden çıkmaya koşuyor 
millet 50 TL'lik sigarayı bile alışıp bırakamıyorken, ona bile bağımlı olup aylarca yıllarca terk etmek için uğraşırken, bu sıcak tenler, kıllı döşler, şuh bakışlar, bıyık altındaki o kalın dudaklar, derin deniz mavisi gözlere sahip karizmatik suratlar offffff off içimin yağları eriyor ama tutacağız kendimizi amınakoyim işte. 
aklımız var. her istediğimizi yapmamalıyız, her uzatılanı almamalıyız, her istediğimizin bizimle olması gerekmez. olmamalıyız.
biliyorum kolay değil. hiç kolay değil. keşke kolay olsa ama vallahi de billahi de hiç kolay değil. 
kolay olan, benim şu an sana bunları yazmak yerine, üst sokaktaki ibneyi eve çağırıp bi kaç kere postalaşmak, onu gönderdikten sonra samsun yoluna gidip kaldırımın kenarına tüneyen ortayaşlı karıyı 500 TL'ye domaltıp içine boşalmak. kolay olan bu. bundan kolayı yok.
ama zoru seçmeliyiz. 
bi anda olmaz, yavaş yavaş olur. önce kendin üzerine iyice düşünmelisin. kendini masaya yatırıp didik didik etmeli, iyice deşmelisin.
seni, götünü siktirmeye yönlendiren tetikleyicileri bulmalısın.
herkesin tetikleyicisi farklı. sen seninkileri bulmalısın. O tetikleyicileri bulduğunda, aslında o 'vazgeçilmez' sandığın arzunun, sadece zihnindeki bir boşluğu doldurma çabası olduğunu göreceksin.Zor mu? Evet. Ama imkansız mı? Asla.
dediğim gibi; herkesin sakso çekme nedeni farklı. kendi nedenlerin ve sonuçları üzerine iyice düşünmelisin. daima düşünerek yaşamalısın.

konu uzuyor. çünkü yol uzun. biliyorsun, bu bi anda da olacak bi şey değil. ama sikinle düşünmeyi bırakmalısın. 

9.02.2026

maymun gözünü açtı


Yeni şehir, yeni ev, yeni iş, yeni düzen derken yeni arkadaşlar da edinmekten zarar gelmez diyerek sosyalleşmeye karar verdim ve geçtiğimiz şu 3-5 aydır Timeleft gibi yeni arkadaş edinme gruplarına girip duruyorum. Ama tık yok.
Herkes benim gibi günün modasına uyup yüzeyselliğe kapılmış olarak yaşamış gelmiş bugüne. Yani gençliğini aklını bi kenara atmış delinin tekinden farkı olmadan, ailesini "ben özgürüm" martavalına kandığı için terk edip, kontrol edilmemek için de tanıdık kim varsa iletişimi kesip yetmezmiş gibi de konu komşudan da tamamen uzaklaşarak yaşamak, aşk arıyorum adı altında her gece veya her hafta yeni biriyle rahat rahat sevişmek, sarhoş olup her önüne gelene domalmak veya her önüne geleni domaltmak, gözü hafif açılmış olduğu için de her yerde görmeye başladığı o seksi vücutlu, karizmatik suratlı, şehvetli bakışlara sahip kalın dudaklı, güzel veya yakışıklıya gönlünü kanca gibi takıp karısı veya kocasını bi kenara siktirleyerek kendini bırakıp yaşamak derken yıllar geçmiş ve işte şimdi, uyurken yastığından başka sarılacak kimsesi veya hiçbir şeyi yok.

son bi kaç yıldır, özellikle bireysellikten uzaklaşıp biraz toplumsal sosyalleşmeye kafayı takınca, ilk zamanlar böyle yaşayan bi tek ben varım sanıyordum. yani, gözlerimi toplumun içinde (özellikle aile ve sadece tanıdıklar içinde) açıp kapamaya başlayınca dış dünyayı, normal olanı algılamaya başlayınca kendim için bir şeyleri kaçırdım, yanlış yaptım diye düşünüyordum ama meğer durum pekde öyle değilmiş.
Yani biricik ve tek olan ben, yalnız değilmişim.
Herkes kendi kaşığı elinde, benimle aynı boku yemiş durmuş.
Farklı ve birbirine tamamen yabancı insanlar, hayatlar ama aynı boku yemişiz.