Saat şu an 08:45 ve sanırım 1 saat önce kahvaltı yaptım. Sabah, namaz kılmaya başladığımdan bu yana, günüm otomatikman uzamış oldu. Gerçekten böyle bir şey olabilir mi? Yani sırf sabah erken kalktığım için değil, namaz kıldığım için, gün olduğundan daha da uzamış oluyor mudur? bilim adamları, kadınları, her ve she'leri, travestileri ve kafa karışıklığına teslim olup kendini cinsiyetsiz tanımlayan tüm bilim çalışanları bu konuda derin araştırmalar yapıp tarafıma sunsunlar lütfen. plizzzz.
Bi kaç gündür sürekli kısacık anlık bilinçkayıpları ve hatta bazen sanki adına "bilinçbulantıları" demeyi uygun gördüğüm ruh halleri yaşıyorum. Çok kısa sürüyor ama o an, sımsıkı saran sert bi yalnızlık duygusu, bastıran garip bi terkedilmişlik hissi yapmakta olduğum şeyi bırakıp durmama neden oluyor. Durmak dışında yapacağım bir şey yok. Biliyorum ve bu yüzden, içimi kaplayan bu sert negatif hisse karşılık, dualar etmeye başlayıp ard arda "allahım beni bırakma, beni bırakma allahım. noolur beni bırakma" diyorum. Başka yapacağım bir şey yok. Kendimi bu şekilde sakinleştirmekten başka.
Uyandığımdan beri bunu, farklı uğraşlar esnasında bi kaç kez yaşadım ve her defasında, yapayalnızlığımı henüz az önce fark etmişim ve benden başka kimsemin olmadığını görüp görüp dondum.
bu durum sanırım arık hep böyle devam edecek. Onu normalim haline getirmeli ve beni korkutmasını önlemenin bi yolunu bulmalıyım.
Tüm bunlar olurken, evde can sıkıntısından patlamamak için, dün gece sıkılıp yarım bıraktığım Goodnight Mommy'i izledim. Benim şu son yıllarda hafiften hafiften artan yarım bıraktığım her işi tamamlama takıntım yüzünden izledim. Oysa bazen bir şeyi yarım bırakmalıyız. Bırakabilmeliyiz. bırakmalıyım. Bırakamadım ve işte olan benim 2 saatlik ömrümü çöp etmiş olmama oldu. İzlediğim filmlerin, okuduğum kitapların çoğunu unutuyorken ve hatta bazen yarıladığımda "aa ben bunu izlemiştim, aaa ben bunu okumuştum" aydınlanmaları yaşıyorken, bazı şeyleri yarım bırakmalıyım. Bırakacağım.
"Yarım bırakmam, bırakabilmem gerek" derken, bunu medya materyalleri ve bomboş yüzlerce sayfalık tomarlar için söylüyorum ama hayatım için değil. Örneğin bu aralar sürekli bastıran bilinçkayıpları öncesi, sonrası ve sırasında da beni sarsan sert yalnızlık hislerini aslında hayatımı yaşarken yok edebilirdim. Bunu şimdi yaşamayı önleyebilirdim ama hayatımı çok az düşünüp, koştura koştura yaşarken iyi planlayamadım ve işte sonuç olarak da olan bundan başkası olmayacak. Hayatımı "geleceğe yatırım yapmak" olarak değilde "anlık yaşa"mış olduğum için, işte şimdi sıçtım batırdım.
evet batırdım ve açıkçası bokumda boğulmama az kalmış gibi de hissediyorum.
27 Eylül 2026
25 Eylül 2026
kara cuma
bugün bi tuhaftım. garip şekilde çok aşırı sıkıldım. evde duramadığım için de sürekli dışarı çıkıp gezdim döndüm yine geldim eve.
evdeyken kendimi, eşcinsellerin finklediği sitelerden birine atmamak için zor tuttum ama tuttum.
eskiden canım sıkıldığında öyle yapardım. aşk arıyorum bahanesiyle siteler veya uygulamalarda turlardım. bahane olmasa bile zamanla bahaneleşirdi. çünkü aslında kimse aşk aramaz. sadece bi kaç 10 dakikalık ucuz boşalmalar peşindedir herkes. aşk arıyorum dersen de gülerler sana. bana hep götleriyle güldüler. şimdi dönüp bakınca, haklı buluyorum o gülenleri. olmayan şeyi varmış gibi yaparak.
çok düşünmeden yazmaya, zihnimi boşaltmaya çalışıyorum. hatta hiç düşünmeden yazmaya çalışıyorum.
evet cidden bi kaç kez dışarı çıktım, eve geldim, sonra dışarı çıktım yine.
bu hafta onkoloji hatanesinde kontrollerim vardı. doktora şu son 2 aydır defalarca kısa bayılmalar, bilinç kayıpları yaşadığımı söyledim. neden o anlarda gelmediğimi sordu, bende kontrollerin süresinin dolmasını beklediğimi söyledim, bekleme öyle anlarda hemen gel dedi. aynı doktora gidip duruyorum. bilmiyorum. ama adamı her defasında unutuyorum. her defasında ilk kez görmüş gibiyim ki aslında gerçekten öyle. adamın yüzü zihnime kazınmıyor. ya da 6 ayda bi olduğu için oturmuyor. bilemedim.
bu hafta iznim bitiyor. pazartesi mesaim var.
ofisteki orospulardan biri haftaya izinli olacakmış. bana bugün yazdı. yapmadığı bi işi bitirecekmişim. kaltak seni. bitirseydin ya amcık.
diğer orospu ne yapıyor bilmiyorum. 3 haftalık uzaklaşma bana iyi geldi ama bi yandan da boşluğa düşmüş gibiyim. iş yok güç yok. boş boş gezdim.
bu sene auzef sosyoloji'yi bitireceğim gibi. tabii modern mantık denilen saçma dersi verebilirsem bitecek. o ders çok zor. bi türlü kafam almıyor.
zaten kafamın aldığı çok az şey var. ama bunu almak zorunda. eğer bunu bitirirsem, yüksek lisans başvurusu yapacağım. klinik psikoloji yüksek lisansı yapmak istiyordum ama bu olmuyormuş. bakalım belki paragöz üniversitelerden birinde olur.
javier bardem'in ilk filmlerinden birini izledim az önce.
evde tek başımayım. sanki yalnızlığa kısılmış gibiyim. pencere açık, dışarda şehir gürültüsü geliyor. gecenin sesi.
havalar biraz soğudu. geçen gün fena yağmur yağdı.
acaba beni merak eden var mıdır?
kendimi ittiğim bu yalnızlıktan cinsellikle çok kolay çıkarabilirim ama bu şekilde çıkmak istemiyorum. güzel bi yuvam, iyi bi karım, etrafta koşuşturan çocuklarım olsun etrafta, öyle çıkayım istiyorum.
dün oğlumla yazıştık. 3 gün sonra 18 olacak. Doğum günü hediyesi olarak onun ehliyet masraflarımı karşılayacağımı söyledim. kabul etmedi. bunu mecburen karşılayacaksın, sen daha büyük bi hediye al dedi şerefsiz :))
iyiki oğlum var. elhamdülillah.
evdeyken kendimi, eşcinsellerin finklediği sitelerden birine atmamak için zor tuttum ama tuttum.
eskiden canım sıkıldığında öyle yapardım. aşk arıyorum bahanesiyle siteler veya uygulamalarda turlardım. bahane olmasa bile zamanla bahaneleşirdi. çünkü aslında kimse aşk aramaz. sadece bi kaç 10 dakikalık ucuz boşalmalar peşindedir herkes. aşk arıyorum dersen de gülerler sana. bana hep götleriyle güldüler. şimdi dönüp bakınca, haklı buluyorum o gülenleri. olmayan şeyi varmış gibi yaparak.
çok düşünmeden yazmaya, zihnimi boşaltmaya çalışıyorum. hatta hiç düşünmeden yazmaya çalışıyorum.
evet cidden bi kaç kez dışarı çıktım, eve geldim, sonra dışarı çıktım yine.
bu hafta onkoloji hatanesinde kontrollerim vardı. doktora şu son 2 aydır defalarca kısa bayılmalar, bilinç kayıpları yaşadığımı söyledim. neden o anlarda gelmediğimi sordu, bende kontrollerin süresinin dolmasını beklediğimi söyledim, bekleme öyle anlarda hemen gel dedi. aynı doktora gidip duruyorum. bilmiyorum. ama adamı her defasında unutuyorum. her defasında ilk kez görmüş gibiyim ki aslında gerçekten öyle. adamın yüzü zihnime kazınmıyor. ya da 6 ayda bi olduğu için oturmuyor. bilemedim.
bu hafta iznim bitiyor. pazartesi mesaim var.
ofisteki orospulardan biri haftaya izinli olacakmış. bana bugün yazdı. yapmadığı bi işi bitirecekmişim. kaltak seni. bitirseydin ya amcık.
diğer orospu ne yapıyor bilmiyorum. 3 haftalık uzaklaşma bana iyi geldi ama bi yandan da boşluğa düşmüş gibiyim. iş yok güç yok. boş boş gezdim.
bu sene auzef sosyoloji'yi bitireceğim gibi. tabii modern mantık denilen saçma dersi verebilirsem bitecek. o ders çok zor. bi türlü kafam almıyor.
zaten kafamın aldığı çok az şey var. ama bunu almak zorunda. eğer bunu bitirirsem, yüksek lisans başvurusu yapacağım. klinik psikoloji yüksek lisansı yapmak istiyordum ama bu olmuyormuş. bakalım belki paragöz üniversitelerden birinde olur.
javier bardem'in ilk filmlerinden birini izledim az önce.
evde tek başımayım. sanki yalnızlığa kısılmış gibiyim. pencere açık, dışarda şehir gürültüsü geliyor. gecenin sesi.
havalar biraz soğudu. geçen gün fena yağmur yağdı.
acaba beni merak eden var mıdır?
kendimi ittiğim bu yalnızlıktan cinsellikle çok kolay çıkarabilirim ama bu şekilde çıkmak istemiyorum. güzel bi yuvam, iyi bi karım, etrafta koşuşturan çocuklarım olsun etrafta, öyle çıkayım istiyorum.
dün oğlumla yazıştık. 3 gün sonra 18 olacak. Doğum günü hediyesi olarak onun ehliyet masraflarımı karşılayacağımı söyledim. kabul etmedi. bunu mecburen karşılayacaksın, sen daha büyük bi hediye al dedi şerefsiz :))
iyiki oğlum var. elhamdülillah.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

