27 Temmuz 2026 Pazartesi

oyun bozan

Az önce akşam yemeği adına doğradığım salatalık, domates, soğan, sarımsak, haşlanmış yumurta ve poğaçaları, sıcak çay eşliğinde mideye indirirken şunu fark ettim; yemek yapmaya dair üşengeçliğimi aşamadım gitti.
Yemek yapmakla uğraşmak yerine, işte böyle bir şeyler yiyerek doyma yoluna gidiyorum. Hazırladıklarımı tabaklardan usul yemeye başladıktan en fazla bi kaç dakika sonra, hangi düşüncenin ardından geldi bilmiyorum ama bi anda "artık gay değilsem, toplum için yanlış yapmayan, topluma ait olarak doğru yaşamaya özen gösteren, sıradanlığı terk etmiş, toplumsal anlamda kabul görülecek şekilde daha makul biri olarak yaşamalıyım. tersi olan tüm haklarım artık yok. bitti. Artık toplum dışı başarısızlık hakkım da yok." diye art arda düşünceler geçit töreni yaptılar o koca kafamın içindeki büyük beynimde.
Evet kafa tasım, çevremdeki herkesinkinden daha büyük. Bunu ilk olarak 2017 yılında kıbrıs'ta okurken tanıştığım TRAVESTİ SESLİ  söylemişti. Tabii sadece bir kez ve sadece dalga geçmek için değil, bedenimdeki orantısızlık üzerinden beni aşağılamak için sık sık "yavvv senin şu kafan çok güzel ya. çok büyük" diye söylerdi bunu. Aşağılamak için söylediğinden dolayı onu hiçbir zaman ciddiye almadım. Ama geçen ay gelip bende 5-6 gün misafir kalan çocukluk arkadaşım M'nin 3 yaşındaki oğlu'nun "senin kafan çok büyük, kocaman. niye böyle" deyişiyle bi anda gülsemde ve babası utanıp sıkılarak "saçların uzun demek istiyor" diye toparlamaya çalışsa da, ben "çok mu büyük" deyip gülerken aynı zamanda aklıma Travesti Sesli'nin de "yaa senin kocaman bi kafan var, hele şuna bak hele yaaa" deyişleri geldi. 
Bunu niye anlattım, nereye bağlayacaktım yazarken unuttum. iyisi mi bu konuyu kapatayım ve yukarıdaki ilk konudan devam etmeye çalışayım;

Gay olarak yaşarken her şey daha kolaydır. hiçbir şeyi ciddiye almazsın ve aslında ciddi anlamda ciddiye almadığının da farkında değilsindir. Bi gay olarak yaşarken, yaşam senin için bi oyun hamurundan ibarettir ve onu avuçlarında istediğin gibi şekillendirebilirsin. Olurda duvara toslarsan "ben gayim" kartını öne sürer, tüm erkekliğinle şuh bi kahkaha patlatıp yoluna devam edersin. Gay olduğun için kimse sana "yanlış yaptın, yapıyorsun" demez, diyemez çünkü ağzına sıçarsın diye korkarlar. Bunu bilirsin ve öyle davranırsın. Aynı zamanda gay'lik kartını öne sürdüğün için, senden bir denge beklemeyi de bırakırlar. Çünkü bir gay olarak zaten dengesizin tekisindir ve aslında bunu herkes kadar bilir, o yüzden dengesizliklerinle yaşar gidersin. Bu dengesizliğinin içine, daima çocuksu bi karakter olarak yola devam eden yanlarını da eklersin. Asla bi yetişkin gibi davranmaz, tüm ciddi anlarda ortamdaki dikkatleri üzerine çekmek veya uzaklaştırmak için, her an yarı şımarık küçük bi kız çocuğu taklidi yapmaya ve bu kurtarmazsa şuh bi kahkaha patlatmaya  da hazırsındır.
Bu çocuksu rollerine acıyanlardan bazıları yer yer sana büyüdüğünü söyleyecek ama kimseyi siklemezsin, çünkü sen bi gaysin. daima akışkan ve asla ele avuca sığmaz bi dengesiz. Bunu en iyi sen bilirsin. Ama her şeyi bu kadar oyunlaştırmışken ve oyununa dahil olmaya hazır minyonlar varken, seni sevdiği için sana uyarıda bulunanları niye takacaksın ki?
takmazsın. bu böyledir ve böyle gelmiş, böyle gidecektir. 

benim için de hayat böyle geçti. bazen aklım başıma gelsede, aslında genel olarak pek takmadım ve en sıkıştığım anda, tüm sorumluluğu sadece bir insan olarak almak yerine, en gay halimle yüklendim ayol.
zaten gaylerin çoğu cinsellikten tamamen bağımsız en erkek insan halinle yaşarken, davranırken bile o ilk sıkıştıkları anda gay şımarıklığıyla, ses ve davranışlarına hafif çocuksu bi hava katmış olarak "bananeeee, ben böyle yapmak istedim. böyle yapıcammmm" der ve yola devam ederler. Çünkü büyümeyi kabullenmezler, büyümek onlara göre değildir. Sorumluluklardan götlerini siktirerek kaçarlar. Zaten gayken, gay olarak yaşarken tüm doğruların da canı cehenneme.

Tüm bunların geçerliliği var. Gayler sorumluluk almaktan korktukları birer şımarık piçlere dönüştükleri için götlerini siktirirler aslında.(bu ne alaka oldu, neyse kalsın. bilinç akışıyla devamke)
Şimdi tüm bunları derken, şunu da eklemeliyim: 
gay hayatı çok renkli  vs vs diye anlatılır, yaşanılır güya ama aslında öyle değil. hep tüketilen bi beden, cinsel ilgisi için kullanılıp sokağa atılan bi ruhu vardır ibnelerin. bu her defasında öyle olur. kişi bunun farkındadır ama anlık ilginin bağımlısı olmuştur. "bir kaç saatliğine de olsa, dünyanın merkezi olmanın nesi kötüdür ki" diye diye düşünerek boka batmaya gönüllü razı olur.
ve zaten gaylerin tümü, sanki yetişkinliği red etmiş çocuk adamlardan, çocuk kadınlardan ibaretler. sorumluluk almaktan kaçan, birer korkak sürüsü. 
ve kendim için dediğim gibi; artık gay değilsem, tüm bu dengesizlik haklarım bitti. Artık kimseyle oynayamam, oynayamaz benimle kimse. Çünkü ben yine oyunbozanlık yaptım. bu böyle biline.


25 Temmuz 2026 Cumartesi

Çöp Evler, Gay Turizmi, Turistik ibneler, Okunmayan Kitaplar, Kaderini yeniden yazmak

Az önce, iki ay evvel taşındığım bu 60 yıllık 1+1 daireye bakınca, sade bir hayat yaşamaktan gittikçe ucuz bi şekilde uzaklaştığımı düşünmeye başladım. Eve tıkıştırdığım, tıkıştırmaya çalıştığım ıvır zıvırlar, aldığım onca ikinci el kitaplar, her yeri kapladığım halılar, pencereleri sıkı sıkı kapadığım perdeler, mutfaktaki eşyalar ve diğer şeyler. Eskiden sadece ihtiyacım olduğunda yaptığım alışverişler bitti gibi. Bir şeye ihtiyacım yoksa almıyordum ve gerçek anlamda ihtiyacımı karşılamayan şeyden uzak duruyordum. Ama şimdi bu eve ve içine doldurmaya başladığım şeylere bakınca, alışverişe karşı duruşumdan biraz uzaklaştığımı ve böyle devam edersem arayı daha da açacağımı düşünmeye başladım. Çöpe evler böyle oluşuyor demekki. Bu yeni huyumu kontrol altına almam lazım. Eşya biriktirmek ve bi gün lazım olur diye kenara kaldırmaya son vermem lazım. Aynı zamanda, sırf ucuz diye de bir şeyler almayı bırakmam lazım. İkinci el pazarlarını da sadece gidip gezmek için ziyaret etmeye başlamam lazım. Aldığım onca şeyin, sırf parasal değeri sıfıra yakın diye almanın gereği yok. Gerekli olmayan şeyi almamalıyım.
Bu davranışlarım, yıllardır kaçtığım o aç gözlü "tüketici"ye dönüşmeme davranışımın tersi. Ucuz ama yine de eski halimin tam tersi olan bu halim, terk etmem lazım.
ve aldığım onca kitabı da raflara dizmekten başka bi bok yapmadım. Kitap almayı da bırakmam lazım sanki. Ya da en azından kitap almayı değil de diğer şeyleri almayı kesinlikle bırakmalıyım. Zaten toplamda 7-8 liraya aldığım bu kitaplardan bi zarar geleceğini sanmıyorum. Buldukça da alayım. Nasılsa bi gün, tabletten sıkılıp kağıtlardan okumaya başlayacağım.

""""""""""""""
Dün gece, haftasonumu değerlendirmek ve rutinimi değiştirmiş olmak için Konya'ya gidecektim ama treni kaçırdığım için, dönüp geldiğim evimde oturuyorum. Ankara'nın en güzel yanı her yere yakınlığı ve bunu değerlendirmeye karar vermiştim. Güya Konya başlangıç oalcaktı. Fakat sadece kafada değerlendirdiğim için planı iyi yapamadım ve treni kaçırdım.
Ama yine de kafamda oturttum gibi; ay da iki defa Ankara dışına bi yerlere kaçmaya çalışacağım. Böylece zihinsel ve sinirsel olarak daha çok hafifleyeceğimi düşünüyorum. Bakalım gerçekten hafifleyecek miyim?
Dün akşam, neden bunu sık sık yapmadığımı düşünürken, aklıma gay yaşamımı bıraktığımdan bu yana fazlaca içe kapandığım fikrine kapıldım. Nedenleri üzerine kafa yorup kendimi deştiğimde, eskiden rahatlıkla bi yere gitmelerimin beni motive eden yanının, aslında gideceğim yerde gay app'lerinden birini açıp oralı bi sevgili bulma ümidimin olduğunu, sevgili bulamasam bile oralı bi ibneyle tanışıp hoş vakit geçirebileceğim beklentisinin olduğunu gördüm.
Evet, gaylerin böyle bir tatil, gezi vs beklentisi var. Çoğu aslında gezmeye gitmez, yeni bi yeri keşfe çıkmaz. Gideceği yerli yeni bir partner arayışları vardır. Bu arayış hiç bitmez. Çünkü çoğu bu döngünün içinde hapsolup kalmış ve gerçeği göremeyecek kadar sarhoştur artık. Evet bu böyledik ve kendimden bilerek bunun kesinlikle böyle olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Üstelik gidilen yerdeki bu yeni tanışmalar dostça tanışmalar değil. Çoğu ilk anda dostça olsa bile bi kaç dakika sonra cinselliğe bulaşan bir tanışmaya evriliyor. Ama her halükârda gidilecek yerde yeni bir gay'le tanışma olasılığı, gerçek motivasyondur. Gay'ler bu yüzden yerlerinde duramazlar. 

""""""""""""""""""""

Gaylik vs vs diyorum ama benimde tam uzaklaştığım söylenemez. Yani fiziksel tanışmaları yakınlaşmaları tamamen bırakmış olsamda, rüyalar bitmiyor. 
Bu gece rüyamda, dün eve dönerken otobüsde gördüğüm an tacizkâr bakışlarımı kaçırdığım ama yol boyunca beni süzdüğünü hep hissettiğim kıvanç tatlıtuğ tiplinin biriyle yakınlaştım. Gün içinde, şehrin koşuşturmacasıyla sarmalanmış halde yaşarken kendimi; ibne değilim, köşedeki o yakışıklıya bakmayacağım, şu tarık akan tipliden uzak duracağım vsvs bilinciyle, erkeklere bakıp bakmama, onlardan etkilenip etkilenmeme kararı tamamen bana ait diyerek kendimi koşullandırıp o yakışıklıları kesmekten kendimi alsamda işte böyle rüyalarda buluşmaya devam ediyoruz.
Eee tabi sonuçta 30 yıldır, her önüme çıkana dayayıp durdum ve dayandım durdum. Ne yani şimdi bi anda "hayır ibne değilim" dediğimde olay gerçekten bi anda hal olacak mıydı? Hayır olmaz :)
30 yıldır, zihnimi erkek sevmeye, erkekler tarafından sevilmeye koşullandırarak yaşamışken, davranmışken bunu bi anda değiştirmek olmaz. Değişmez. 
İnsanlar para verip aldıkları 3 kuruşluk sigarayı bile bırakamıyorken, bıraktıktan 3-5 ay sonra ve hatta 10 yıl sonra bile bi anda tekrar günde 2 paket içecek kadar şiddetli bi şekilde başlayabiliyorken, bu basit alışkanlıklarını davranışlarını asla terk edemiyorken, ben hayatımın 3'te 2'si boyunca tüm duygusal beklentilerimi yönlendirdiğim ve bedensel doyumumu bu şekilde yaşadığım erkekleri bi anda mı bırakacaktım?  :))))
Olmaz, bi anda olmaz. Zaten buna "evet, bi anda bırakacağım" demek komik olur. Ama imkânsız  demek trajikomik olur. Erkeklerden uzaklaşıp doğamla yaşamak zor ama imkânsız değil ve ben hep imkânsız olana ilgi duyarım. Hep onun peşinden koşarım. Tıpkı erkek olarak, erkek bi hayat arkadaşı peşinde yıllarımı çöp ettiğim gibi. Şimdi de hayatımı, yani en azından geri kalmış olan yıllarımı, hayatımın kadınını bulmak için çöp etmeye kararlıyım. Çünkü bu hayat benim. Onu istediğim gibi yaşama hakkına sadece ben sahibim. Allah onu bana verdi. Sadece bana. "Al bu hayatı nasıl yaşarsan yaşa" dedi. "Ama kendi kararınla olsun. Kendi hatalarınla yaşamaya özen göster."
ve bu yüzden öyle yapıyorum, hep yaptığım gibi.