29.03.2026

onun arabası var, güzel mi güzel

Ramazan Bayram için bayramdan 10 gün önce memlekete gitmiştim. Geldim.
Baba evimizde kimse yoktu. 3numaralıablam, yengemlerin "onu ramazan ayında yalnız kalmasın, bayramı da beraber geçirelim" adlı çağrılarıyla davet etmişlerdi ve sanırım hatta zorlamışlardır, bu yüzden başka bir ile yani onlara gitmişti.
2 hafta boyunca evde tek kaldım. Bayramı tek geçirdim. Annem ölmüş olduğu için, bayram namazı sonrası  gelen giden olmadı. Yaşlıların kendi ailelerinde insan yerine konulmayıp konu komşu tarafından sayılması garip, buna alışamıyorum.
Bayram günü hoşgeldinler, hobuldumlar eşliğinde doğup büyüdüğüm eski mahallemizi gezdim. Aynı gecekondular, aynı insanlar, bi kaç yaşlı insanın ölümlerinden dolayı duyulan eksiklikleri dışında aynı kalmaya yemin etmiş gibi aynı yerlerindeydiler. 
Mahalleye sinen o fakirlik, o "yapacak bir şey yok, biz burda doğduk burada öleceğiz" havası kalıcılaşmış gibiydi. Ucuz kiralık evler olmasa, mahalle çoktan yok olurdu ya neyse..

Ramazan boyunca şehirde arzı endam ettim. Açıkça "neden geldiğimi" soran tanıdıklara, açıkça "yıkılmadım ayaktayım görün diye" dedim, güldük :) 
Bi kaç zoraki iftar davetine gittim, bi kaçından kaçtım. 
Çoğunlukla oğlumla vakit geçiriririz diye düşünüyordum ama geçiremedik. Malum her fırsatı osbir çekmek için kullandığı yaşlarda artık. 
Kendisine, kuzenlerinden arkadaş çevresi edinmiş. Sürekli onlarla vakit geçiriyor. Ağzından sigarayı düşürmüyor. Daha önce çalıştığı elektrikçiden çıkıp, ondan birazcık fazla maaş veren birinin yanına işe girmiş. Daha çok şey öğrendiğini söyledi. Memnun gibiydi.
Bu yıl 18 yaşına gireceği için bi kaç ay sonra ehliyet sınavına girecekmiş, 19 yaşına gelince de ona araba almam gerekecekmiş. Üstelik audi a7

Şaşırdım ama hemen düşüncelerimi düzenleyip
-olur ama bi şartla
-yaaa öff valla şart mart yok
-şartsız olmaz
-ya öf ne şartı
-sen mezun olunca ortaöğretim mezunu oluyorsun. ortaöğretim kpss diye bir şey var, ona gir, memur olarak atandığında, işe giderken arabanı alırım. arabayla yeni işine gidersin
-o ne
-işte memurluk sınavı. ortaöğretimlerinki daha kolaymış
-ama ben hiç bilmiyorumki
-tamam öğrenirsin. zaten zaman var, bakarız hele ne zaman nedir diye
-ya öfff babaaaaa ben memur olmak istemiyorum. elektrikçi olacam
-oğlum, elektrikçi memur olursun. memurlarda da elektrikçi var. yine sevdiğin işi memur olarak yaparsın
-ha nasıl oluyor. ne yapıyorlar
-ya işte devletin, binaların bi yerde işi oluyor, sen elektrikçi olduğun için seni görevlendiriyorlar sen gidip bakıyorsun. 
-tamam ama nasıl yapacam hiç bilmiyorum bu şeyleri
-öğrenirsin ya, bakalım ele şu tarihlere falan, oturup güzel bi çalışırsan kazanırsın
-tamam ama audi a7 alacak paran var mı
-tofaş alırım. neyine yetmiyo
-ya öff 

bu konuşmamızı, sonraki günlerde de bi kaç sefer onu sıkıştırıp konuyu netleştirelim istedim ama sürekli kaçtı. bende şartımın değişmeyeceğini ve araba olasılığının sadece memur olmasına bağlı olduğuna dair söylenip durdum. konuşmalarımızdan anladığım kadarıyla, kpss gibi konulardan hiç bilgisi yok. Çevresindeki herkes babasının işinde çalıştığı için böyle bi gündemleri yok. Ama en azından konuyu onun gündemine sokmayı başardım ve şunu fark ettimki; oğlum artık bana inanıyor.
Çünkü daha önce, her hangi bi şey konuşurken, o konuda bir şey istediğinde ve ben olumlu yaklaşıp yapacağımı söylediğimde, hemen bana yeminler ettirir, ne olursa olsun mutlaka yapacağıma dair sözler verdirtirdi ama şimdi "yeminler, sözler" verdirtmedi.
Çünkü her defasında "söz ver. yemin et" dediğinde, ona "oğlum zaten 'tamam' dedim. bu söz oluyor. yemin etmem, çünkü yapmayacağım şeyleri zaten yapmam ve ne olursa olsun, yapabileceğim şeylere tamam diyorum. yapıyorum. yapamayacaksam baştan kabul etmem. beni başka insanlarla karıştırma. ben tutmayacağım, yapamayacağım sözler vermem" konuşmaları yapardım. bu sefer bu konuşmayı yapmadık ve biliyorki, eğer kendisine düşen sorumluluğu yerine getirirse, ona gerçekten araba alacağım. 

28.03.2026

iyi kötü çirkin

bazı insanların kötü olduğunu, kötü olmayı seçtiklerini kabul etmeliyiz. böylece onlar için yapabileceğimiz bir şeyin olmadığı gerçeğiyle huzur bulup yolumuza devam edebiliriz. hayat böyledir, böyle devam eder.
ayağı sakat bi köpeğe sahip çıkıp onu besleyebiliriz ve hatta, hasta birini sırf ilaçlarını zamanında alması için takip ederek iyileştirebiliriz. ama kötü birine yapacak bir şeyimiz yok. yoktur. çünkü kötü olmak, bir tercihtir. tıpkı iyi biri olmayı tercih edip öyle yaşamak gibi.


4.03.2026

BABALAR ve BEBELER

bi kaç yıldır kullandığım ilaçlardan dolayı oruç tutmuyordum. bu yıl ilaç milaç olmayınca oruç tutmaya başladım. ama akşamları iftar sofrası diye kurduğum uyduruk şeylerle iftar açınca keyfim kaçtı. 
keyfim kaçmış olabilir ama oruç tutmaya devam ediyorum. 
keyfimi kaçıran en büyük nedenlerden biri ise; yaşlandıkça artan kalabalık bi sofrada yemek yeme isteğine yenik düşmüş olmam.
yenik düştüm kendime. sofraya tek bi kaşık, tek bi çatal,  2-3 parça ekmek koymaya yenik düştüm.
bu yüzden de sevilmediğimi bilmeme rağmen, ramazan ayının son 10 günü ve bayramını, memlekette geçirmek için pazar günü yola çıkıyorum.
gittiğimde, tüm yüzsüzlüğümle ama sanki çok eskiden beri hiç kopmamışız gibi, sanki can ciğermişiz gibi davranarak kendimi tanıdıklara iftara davet ettirmeye başlayacağım. Hatta kimlere davet ettireceğimle ilgili aklımda bi liste bile var;
çocukluk arkadaşım  C
eski bacanağım ve aynı zamanda çocukluk arkadaşım M
kuzenlerden bir kaçı
3numaralı abim
çocukluk arkadaşım K (anne ve ablasıyla yalnız yaşadığı için bunda kararsızım)
(Böyle böyle kafamda kurdum ama bakalım gerçekten o yüzsüzlüğü de başarıyla gösterebilecek miyim? ya da; kendimi davet ettirme konusunda kaçında başarılı olacağım.)


bugün oğlumla konuştuk, şerefsiz ayakkabı ve mont istiyordu. bi kaç mağaza gezip fotoğraflarını çekip atarak istediklerini aldım.
ama aslında istedikleri gerçekte bu değildi, sadece bana para harcatmaya çalışıyordu. bu yüzden almak istediği Nike marka geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılma 5.500 tl'lik bok gibi bi ayakkabıya para vermek bana zor geldi ve bu yüzden son anda ona Kappa marka bi ayakkabının da fotoğrafını attım ve o da siyahının olup olmadığını sorduktan sonra fiyatını da sordu. o an anladım, evet kesinlikle ihtiyacı olduğu için değil, sadece bana para harcatmak için ayakkabı ve mont istiyordu :)))
bu yüzden salağa yatıp, anlamıyormuş gibi yapıp 1300 TL'lik fiyatı yerine 4900 TL olduğunu söyledim ve o da hemen tamamdır bunu al dedi :) aldım.
benim canım saf oğlum :)
ayakkabı sonrası, mont için de aynı konuşmaları ve fotoğraf atıp beğenme işlemlerini gerçekleştirdik. ama istediği montun fiyatını abartmadım. zaten son attığım fotoğrafta etiketi de vardı. dolandırmadan, olduğu gbi aldım :))

Dün de durup dururken beni arayıp sorması ve sonrasında whatsapp'den şu konuşma geçmişti aramızda;
-ne yapıyorsun
-yabancı bi diziye başladım. onu izliyorum. sen ne yapıyorsun
-bende evde otuyorum. ben ayakkabı alacam bana para atar mısın acabaaaa
-iyi oturmalar. lan geçen yıl aldık ayakkabı ( burada yazmıştım) ne yaptın onu?
- o eskidi. bunu bayram için alacam
-müslümanlar için bayram demek, para harcamak demek değil. ramazan ayının uhreviyatını dorukta yaşamak oluyor. bugün küslere barışmak için bahane olur, kimsesi olmayanların sorulmasına vesile olur, sıkıntı sonrası ferahlığın olduğuna işaret etmek için var. yeni elbiseler almak, birbirine caka satmak demek değil. bayramda kıyafetlerinin helal ve temiz olması yeter. eski veya yırtık olması önemli değil. böyle şeylere takılma canım benim. insanların, sana yeni elbiselerin var diye kıymet vermesini bekleme. sana yeni ve marka giysilerle değer verenler, seni daha da değersiz hissettirirler. sen değerlisin zaten.
-Para istedim bana öğüt ver demedim. Böyle yapacaksanda bayramda geldiğin zaman yüzümü göremezsin
-geldiğimde beraber alırız öyleyse
-Seninle hiçbişey yapmayacam. asla
-hayrlısı. zaten benimle hiç vakit geçirmiyorsun. bi çay kahve içmeye bile gitmedik, gelmedin hiç benimle
-Oh etmişim. Hiç pişman değilim
-oğlum sen böyle yaparsan, benden de böyle davranış görmen normal değil mi?
-Ben insan gibi bişey rica ettim bana vaaz veriyorsun neyin ne olduğunu biliyorum 18 yaşıma girecem. Bi daha bana vaaz verirsen engellerim seni
-sana vaaz vermiyorum. yaşamındaki davranışlarına karşılık fikirlerimi paylaşıyorum. istediğin marka, numara ve model varsa bana buradan söyle. ben alayım buradan, haftaya gelince getirirm. inşallah
-Nike marka güzel ayakkabı getirebilirsin 40 41 numara. Nike bayisine git bana foto at. Ankara’da vardı benle sen bide bitane abi gitmiştik
-sitesine bak. hangisini istersin fotoğraf at. istediğin modeli belirle fotoğrafını-ekran görüntüsüü at. alırım -Kesin alacakmısın bende ona göre ayakkabı almayayım -yaw sen yazdığım şeyleri okuyup anlama konusunda bi sıkıntı mı yaşıyorsun. seni nöroloji doktoruna götürelim istersen. ben bir şey yapmak istemediğim zaman yapmayacağım diyorum değil mi? yapacağım zaman da yapıyorum zaten. -tamam. ayağım 41 haberin olsun