Bugün iyice yaşlanmaya başladığımı anladığım başka bi evreye geçtim. Çünkü çocukluk arkadaşlarımdan birini hastanede ziyarete gittim. Ciğerlerinde bi sorun varmış ve öksürdüğünde ağzından kan geliyormuş. Yani artık yaşıtlarımın, sağlık problemlerinin su yüzüne çıkmaya başladığı zamanlardayım. O umursanmadan geçen yılların, ağırlaştığı için yavaşça geçmeye başladığı günler geldi.
Zaten bu yıl 41 yaşıma giriyorum, 41 oluyorum. artık, gerçekten yaşlanmaya başladım galiba. ama açıkçası hiç yaşlı hissettmiyorum. ne zaman hissedeceğimi acaba?
sikimi sadece çiş yapmak için kullanmaya başladığımdan bu yana sanki daha bi huzurlu ve mutluyum. ya da öyle hissediyorum. sakinleştim. herhangi bi koşuşturma yok, beni sevecek birini bulma umuduyla yanıp tutuşurken kimseyle yatmak zorunda kalmıyorum falan. yani hayat denilen şey osbirsiz ve sevişmesiz de geçebiliyormuş. Üstelik hiç akla gelmeden.
ailemden kimse tarafından aranmadan geçiyor günler. kimsenin umrunda değilim. bu acımasızca gibi ama değil. kabullendim. küçük amerika olduk. aşırı bireyselliğin sonundan başka bi yerde değilim. son.
oğlumla geçen hafta konuştuk. "oğlum, bazen arayıp hal hatrımı sorsana şerefsiz" diye yazdığım mesajlardan sıkıldı tabii. bu yüzden mesajı değiştirdim ve "oğlum aradım meşgul çalıyor, müsait olduğunda sen arasana bi sesini duyayım şerefsizzizziz" diye yazdım. beni engellediği için hep meşgul çalıyordu.
mesajımdan sonra aradı 1-2 dakika konuştuk. telefonu kapattıktan sonra "aradığın için teşekkür ederim, iyi kalpli oğlum benim." diye yazdım, mesajıma kalp emojisi bıraktı :)
bende ona biraz harçlık attım ve dekontu whatsapp'dan iletirken "supriseeeeee" diye yazdım. yanıt olarak;
-teşekkkürler
-allah razı olsun desene, teşekkürler yerine
-allah razı olsun" yazdı ve bu sefer ben ona kalp emojisi bıraktım.
bu hafta salı günü ise sabah ona şu mesajı attım;
-Günaydın yavrum, güzel bir gün daha olsun inşallah
-sağol
-Oğlum, allah razı olsun demeye alış. İnançlı olmaktan, inançlı biri olarak yaşamaktan ve müslümanlığından utanma. Allah'ı daima ve her durumda anmayı alışkanlık edin kendine, canım benim
-tm
-:))
bu yazışma gerçekleşti aramızda, bende "sağol" mesajına kalp emojisi koydum :))))
genel olarak müslümanlar arasında aşağılık kompleksi var. yeni yetme müslümanlar arasında bu daha fazla. hele birde şu anki sosyal medya kullanımı vs olunca, bu daha görünürleşti. ya da müslümanlığını saklama, bunu asla göstermeme çabası var. oğlumda da müslüman aşağılık kompleksi olduğunu düşündüğüm için, bunun onu yormasını istemiyorum. zihni açılsın ve ne bok yerse yesin, hem müslüman olup hem günah işleyebileceğini bilerek yaşamasını istiyorum. müslüman olarak günah işlemek. evet bu.
şu an toparlayamıyorum. ama bu konu özelindeki, kafamdaki düşünceyi bi ara toparlayıp daha düzgün yazacağım. bakalım ne zaman.
bacak aramdaki bölge iyice kıllandı. uzun zamandır kesmedim. nedense kesesim de gelmiyor.
koltuk altım ve saçlarımda öyle.
aslında saçlarımı iyice uzatasım var. şu an omuzlarıma dökülüyorlar.
her gün 1 saat boyunca sesli kitap okumaya başladığımdan bu yana, Ankara'ya geldiğimden bu yana kayan ve hatta yer yer bozulan türkçemde düzelme var. bunu, konuşmaya başladığımda, insanların yüzünde aniden beliren şaşkınlık ifadelerinden anlayabiliyorum. şaşkınlıktan 5-10 saniye sonra ise "nerede doğup büyüdüğümü, nerede yaşamış olduğumu" soruyorlar.
Dün Opera'da otobüs beklerken yabancı bi gezgin ve Kanadalı arkadaşıyla olan spontan tanışma esnasında, bana ingilizce aksanımın çok iyi olduğunu söyledi. anlam veremedim. gerçekten ingilizce öğrenmelisin. gibi iltifatlar etti. eğer öğrenirsem, yurtdışına gidebilirmişim vs bir şeyler anlattı.
gitmek istemiyorum. ben ülkemi seviyorum dedim.
sonra onları ulus'ta bi börekçiye götürdüm çay falan içtik, muhabbet ettik sonrada "benden bu kadar" deyip ayrıldım onlardan.
tüm bunları niye yazıyorum.
sanırım eskiden olduğu gibi daha sık yazma uğraşına girmek ve yine bazı iyi kurgular yapabilmek için bilinçakışımı açmaya çalışıyorum.
geçen hafta büt'lere girdim. sanırım bi-iki dersi daha verdim.
senee kadar en azından bi yarısını bitirmiş olup bi sonraki sene ise mezun olmayı sonra da yüksek lisans için kasmayı düşnüyorum.
7.02.2026
başlıksız günlük
6.02.2026
Bloga Gelen Efsane Yorumlar 2
daha önceki yorumlar yazısı şuydu: https://hayaterkegi.blogspot.com/2026/02/bloga-gelen-efsane-yorumlar.html
bence iyi insanlar tarafından uzun zaman takip edilmişim. sabırla okumuşlar beni veya eğlendikleri için. ama her halükârda beni okurken bi yerden sonra sessiz sessiz okuyup geçmek yerine pes edip, bana fikirleriyle değer verdiklerini göstermek istemişler. bazıları kızmış, bazıları küsmüş, bazıları beni kendilerine yakın bulmuş ve bazıları beni benden daha çok anladıkları için yorumla bana desteklerini göstermişler. allah onlardan razı olsun. canlarım benim.
ve yorumlar:
Hazineci'nin şu (https://hayaterkegi.blogspot.com/2023/08/ava-giderken-avlanan.html)yazıya yorumu:
En kisa surede sagligina kavusmani diliyorum. Guzel bir yazim dilin var ve okudugumdan anladigim kadariyla da iyi bir baba ve anlayisli birisin. Haliyle de guzelliklerle karsilasmani umit ederim. Toksik iliskini de umarim sonlandirmissindir. Bazen bazi kotu seyler, bizim icin daha iyi olan neyse ona ulasabilmemiz icin bir sebep veya motivasyon olarak karsimiza cikiyor. Dilerim sende de durum budur. Olumluya odaklan ve keyfini bozma. Sevgiyle kal
Adsız'ın şu ( https://hayaterkegi.blogspot.com/2023/02/nerden-nereye.html ) yorumu:
"Tamam, tamam!" okuzce bir cumle oldufu icin o adama niye okuz herif dedigini anladim. Dibin dibini gormus her haline tanik oldugumuz icin de tarafli olarak anlatmadigina, ofkesini bile bastiracak olgunlukta olduguna eminim. Sen cok durust ve iyi bir insansin. Icindeki cocugu oldurmemis, muthis gozlem gucu olan, dayanikli birisin. Her seyi asarsin.
Şair bi arkadaşım aynı yazıya şöyle yorum yapmıştı:
o zamanlar sen öküz herif'le düzgün bir ilişki kurabileceğini düşünüyordun, seviyordun onu. adama burada gizlice öküz deyip sonra nasıl onunla beraber olduğunu anlayamıyordum. ama öküz herif'i zamanla anladım. şimdiyse nasıl hâlâ istanbul'a gidince o pislik herifi görüyorsun onu anlamıyorum. o zamanlar ben de aptaldım, saf aşka inanıyordum. hâlâ inanıyorum ama bulamayacağımı biliyorum. saf dostluk daha imkanlı... ibneler yalnız olmayı bilmeli. bir zamanlar bloğunda "yalnız olduğun için şanslısın" gibi bir alıntı vardı, kaldırmışsın onu. seviyoruz seni, elimizden bir şey gelmiyor bu sevgiden başka.
Anne Günlüğü'nün şu( https://hayaterkegi.blogspot.com/2018/04/nasl-yasamak-gerek.html) yorumu:
Yazdıklarımda 'normallik' demedim ki! 34 yaşındayım ,bekarım, çocuğum yok ve hala toplumun o algısıyla uğraşan bir kadınım ben! O normalliğin nasıl birşey olabileceğini biliyorum.Benim bahsettiğim şey sorumluluk.Bir birey olmanın verdiği sorumluluk,bir baba olmanın verdiği sorumluluk.Not: İstersen benim delirip delirip içimi döktüğüm yazılarıma da bakarsın ve umarım o zaman anlatabilmiş olurum.
Adsız( https://hayaterkegi.blogspot.com/2017/11/snav-maradonu-baslamst-ve-zavall.html ) yorum:
şu üniv. başladığından beri seni daha çok takip eder oldum. bence ün. bitirmek seni olduğundan farklı yere taşımaz ama radikal bir karar verip hayatını tamamen farklı bir akışa sürüklemen ve derslerine böyle çalışman nedense benim göğsüm kapartıyor. çünkü yanlış anlama ama(ah şu yanlış anlamayla başlayan cümleler..) senin geleceğin beni korkutuyordu. çünkü gittikçe içine düştüğün anlamsızlık içine kapatıyordu seni.. ün. hiç değilse seni bu başıboşluktan kurtardı. umarım sınavların filan süper geçer. Allah zihin açıklığı versin.(bol bol kuru üzüm, ceviz ye)
Fetö'cünün şu yazıya https://hayaterkegi.blogspot.com/2017/09/harbiyeli-ev-arkadasm.html yorumu:
İlgiyle okuyordum gerek tatyip ile olan düşünceleri gerekse okuyucularına verdiği terbiyesizce cevaplar yüzünden bir daha bu blogu ziyaret etmeme kararı aldım umarım yazdıgın yazıları sadece kendin okuyacak duruma düşersin
Adsız yorum: Sen ezberlerden uzak felsefe yapmışsın. Asıl felsefe budur.
yazı linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2017/04/felsefe-ve-sadistik-kisilik-bozuklugu.html
Adsız yorum: o kadar guzel seyler yazan kisiler olsa da ben kac yıl aradan sonra sizin sayfanizi acip okuyorum. ben de boyle bir kör aliciyim.
Yazı linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2015/12/edebsiz-eksikliklerim.html
Polki'ninn yorumu:
Ne yalan söyleyeyim bazı sözlük, bir kaç forum, bir kaç da haber sitesi gezdikten sonra, arada porno siteleri de var, arada bir gün de gelip blog günlüğünü okumayı sever olduk. Bazı yazıların inanılmaz sıkıcı oluyor fazlasıyla detay gereksiz bir gogoy kimisinde de tadından yenmiyor. Bu sanırım yaşanan anın keyfi ile alakalı. Heriflerle olan detaylarında cümle ve kelimelerindeki yaratıcılık tavan kapıyor. Eğlenceli ve yaratıcı. Bunda da öyle olmuş. Aşkı veya duygusallığı kelimelere döküyorsun, farkında olmuyorsun veya oluyorsun bilemem. Ama arada uğrayıp seni okumak keyifli. Bence her okuyan da bır tık bırakmalı, yalnızlık hissettirmemeli. Böyle bir beklentin olmasa bile bence alternatif dünyan ile güzel ve yaratıcı kelimeler kuran başarılı bir yazarsın nazarımda. Tenk.
Yazı linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2017/03/bir-kac-ylda-bir-sevisenler-kulubu.html
volki'nin yorumu:
Bu konudakı duyarlılığın ve net tavrın için teşekkür ederim. Demokrasınin olmadığı ve silah zoru ile yönetimlerin değiştirilmesi ve elinde silah olanın yönetme hakkını kendinde görmesi maruz görülemez. Kenan Evren'in lanetlendiği bir ülkede sırf Erdoğan nefreti ile darbe maruz görülemez ve bu nefretin de aynı kişi ve ülkeler tarafından körüklendiğine inanan biri olarak sevmiyor bile olsan sandık orada. Oyunu kime veriyor isen iyi seç ama sonra mızıkçılık yapma silah ile sandıkları kırma. Tekrar teşekkür ederim tavrın için.
Yazı linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2016/07/darbe-istemiyoruz.html
umutsuz vaka'nın yorumu:
Senin sorunun şu, her sevişme ilişki değildir. Seviştikten sonra havaya girip ilişkiye başlamışsınız gibi davranma. İlk defa ilişkiye girmiş bakire kızlar gibi kendini adama yamamaya çalışma. Anlıyorum, sevgi açlığın var ama böyle davranarak partnerini de korkutursun. İlişki için zaman gereklidir unutma
Yazı Linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2015/09/part3-dagnk-saclyla-yattktan-sonra.html
Adsızın yorumu:
Yarasindan kaçan bir cocuksun hala,ve yeni bir adres arıyorsun içindeki soguk ölüye.
Yazı Linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2015/08/zengin-avcs-les-ibne-sezon-finali-hemen.html
Beygir niyazi'nin yorumu:
seni ne kadar sevdiğimi bildiğine sığınarak bir şey söyleyebilir miyim? bence bütün bu kıssadan hisseyi bu macerayı yaşamadan da çıkarabilecek zekada bir insansın. yani senin bir okurun olarak ben bile kaç yıldır biliyorum ki sen para için hayatını paylaşacak biri değilsin. bunu denemeden de biliyordun bence. peki o zaman bu adamı karikatürleştirerek ne elde ettin, bunu kendine sordun mu?
Yazı Linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2015/08/zengin-avcs-les-ibne-sezon-finali-hemen.html
YazSaklankaç'ın yorumu:
İpinden kopmuş uçurtma gibisin :) senin gibi umarsızca gezmeyi çok isterdim (umup ummadığını bir şeyleri bilmeden söylüyorum tabi bunu).neyse kendine çok dikkat et dostum yollarda ;) takipteyim... ;)
Yazı Linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2015/07/turk-kurt-kardestir-ayrm-yapan-kallestir.html
BeygirNiyazi'nin yorumu:
yedin bitirdin kendini be yavrum. sekse ara ver biraz. ben okumaktan helak oldum, sen hala orada acaba mı-bu sefer mi koşturup duruyorsun. :) bence her şeyin beyinde olup bittiğini anlayacak yaşa geldin, yoksa arkandaki deliğin sese gelip "hah, bak işte bu" diyeceğini mi sanıyorsun? kalp soğudu mu ısıtmak zor olur, sen ona yoğunlaş. öptümx.
Yazı Linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2015/07/odun.html
Adsız yorum: Yazdiklarini yaklasik 3 yildir okuyorum..aşklarıni heyecanlarini düş kırıklıklarini..hic gormedigim ama tanidigim bir adam olup ciktin..bazen istanbulun öyle herhangi bi sokagindan gecerken kendini tarif ettgin kadariyla sana benzettgm yüzler görüyorum..belki bu denli yazdıklarını yakin bulmamin sebebi birbrmze benzerligimizdir diye dusunurdum hep..aslinda sevilme ve kalabaliga karisma telaşı da olsa tek ortak yanimiz..ama bugun ilk kez bu yazinda seni uzak hissettim..sende Güdük kalmış bir yan var biliyormusun..buyutemedigin, cocuk insan gibi hep ayni zamanda takili kalan..sen öyle Sevilmemissinki sevilmeyi ogrenememissin..izin vermiyorsun seni sevmelerine izin vermiyorsun kendi kendini sevmene..yapma bunu..ben seni hic tanimasamda seviyrm.iyi yürekli bi adamsin sen..kendini sev..birak sevsinler seni.. sevgilerimle..
Yazı Linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2015/06/okuz-herif-ve-son.html
Adsız yorum: Çok seviyorum yazılarını okumayı, öyle bi hissediyorum ki anlatamam. Kimi zaman sarılsam geçer mi tüm olanlar diyesim geliyor...öperim
Yazı linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2015/03/affet-beni-bir-aksam-ustu-golgem.html
Adsız yorum:
Yazını okuyup şöyle bir düşündüm.insan sevdiğine/yakınındakine kızar,küser,üzülür.. Belki elinden bir şey gelmeyince küfreder. Önemsemediğine bi siktir çeker.
Senin ki de biraz öyle olmuş gibi, sevdiklerine darılmışsın. Karşına alıp konuşsan anlayamayacaktınız birbirinizi. en şiddetli duygu hissini küfürle iletiyor insan kimi zaman.
Birazda üstünden zaman geçmiş, mesafe girmiş. Tekrar aynı anları deneyimlesen aynı hissedeceksindir kim bilir...
Kendinle kaldığın bir dönemdesin belli ki sorgulamalar başlamış, iç ses dillenmiş.. Deneyimler iyidir,lakin dersini alana.
Silme yazılarını bırak kalsın,yaşaması belki değil hoş ama okuyunca pek hissediyoruz seni... Öperim
Yazı Linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2015/03/kendi-kendine-aroma-teletabi.html
Adsız yorum:
Daha önceden ünlü bir yazar mısın diye yorumlar yapanlar olmuş bende okudum ama ben değildim tabi onları yazan. Ben yazılarını 2 -3 aydır falan okuyorum Daha önceden görmemiştim.. İyi bir şey mi kötü bir şey mi; Şöyle ki: Yazıların gerçekten güzel uzun cümleler kurabiliyor,güzel betimlemeler yapıyorsun.Bu tarz güzel yazan biri kesin kitapları falan olan bir yazardır diye düşündüm. Bu olayların gerçekten yaşanmış mı yoksa ünlü bir yazarın hayal ürünü olayları mı diye düşündüm. Okudukça yazılarını gerçek mi acaba diye aklımdan geçirmiyor değilim. O yüzden ünlü yazarsın diye yorum attım... Umarım anlatabilmişimdir. Şu ikinci yorumu da ben attım bu arada 25 şuabat tarihli olan. Yeni yazılarını bekliyorum..
Yazı linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2015/02/ve-top-yine-direkten-dondu-seyirciler.html
unknow'un yorumu:Dünya bok karşim, bi sana değil herkese... Yaralarını eksikliklerini kimi iyi gizliyor, görmezden geliyor; kimi de tutamıyor içinde... Ne gelir elimizden insan olmaktan başka :) Benzer hayıflanmaları çok yaşıyorum, dünyayı rezil bi şekilde dolaşma hayali bende de var, olmadı evlenip kaçalım? :))
Yazı Lilnki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2014/08/bok-gibi-yasayp-gidiyorum-ve-bu-yasantm.html
entel karınca'nın yorumu: Şu yazıyı okudum ya içimden bir parça koptu resmen. Bence Öküz yüzünden buraya yazasın yok. Keşke buradan haberi olmasaydı. Rahat yazı yazamıyorsun onun yüzünden gidiyorsun baksana. Ben yazılarını okuduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. İyi ki bu blogu yaratmışsın. Bu bir veda değil çünkü yine buralarda olacağına inanıyorum ben. Yazmadan duramazsın sen. Çünkü yazmayı çok seviyorsun. Üstelik çok güzel de yazıyorsun. Ben yine İstiklal caddesinde yürürken birilerini sana benzetmeye devam edeceğim. Charlie Chaplin görünce yine aklıma sen geleceksin ve gülümseyeceğim. İyi ki varsın koca yürekli adam.
Yazı linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2014/05/ve-hikayem-bitti.html
adsız yorum:
bence durum analizi şudur; senin bu threesome olayına soğuk baktığın uyuyup kalmalarından, isteksizliklerinden zaten anlaşılıyordu. Deneyimlediğinde ise haklı çıktın, hoşlanmadın çünkü. Muhtemelen sevdiğinin, başkalarını senin önünde sevmesi rahatsız etti seni ama bunu itiraf etmek de güç tabii.Onu bir yerde cezalandırmak istediğinden,threesome istemediğini, ondan ayrı başkalarıyla olmak istediğini söyledin. Buna teorik kılıf hazırlamak için de epey uğraşmışsın :)..ama unutma ki sevmekten gelir sevişmek..sevdiğinle sevişmek varken başkalarıyla sevişmek istediğini sanmam. Bence ona açıkça söyle ne threesome ne de ayrı takılmak..birlikteyseniz birbirinizi sevin, sevişin..olmuyorsa ayrılın başkalarını sevin sevişin derim ben..Tabii bunların hepsi naçizane düşüncemdir..Paşa gönlünüz bilir..GH
Yazı linki: https://hayaterkegi.blogspot.com/2014/05/yataga-bir-orduyla-girmeye-gerek-yok.html
3.02.2026
Bloga Gelen Efsane Yorumlar
Az önce gelen yorumlardan birine göz atarken, dönüp eskilere baktım ve okurken çok iyi hissettim. Hepsini değil ama bi kaçını buraya, bir araya toparlayasım geldi.
Önerileriyle destekleyen, eleştirirken kırmayan, iyiliklerini yorumlarındaki kelimeleri yerli yerinde kullanarak gösteren, hakaret etmemek için kendini zor tutan ama her halükârda bana yararı dokunacak şekilde yorum yapmaya özen gösterenler iyiki varsınız, vardınız, var olun. hiç eksilmeyin inşallah.
Şanki'nin şu yazıya ( https://hayaterkegi.blogspot.com/2018/04/nasl-yasamak-gerek.html yorumu:
Aslında normallik normlarına çakılıp kalmamak demiyelim onları. Bütün insanlar çalışıyorlar ve bir gelecek kurmak bir düzen oturtarak kimseye muhtaç kalmamak veya eş veya evlatlarının kimseye muhtaç kalmamasını umuyorlar, normalliğe bu yüzden ihtiyaç duyuyorlar. Hayatının ilk 30 yılını bunu düşünmek yerine vur patlasın çal oynasın nerede akşam orada sabah tadında bir nevi keyif adamı veya kadını olarak yaşayanların 30 lu yaşlarında bütün buu kaçan trenlerin arkasından onlar normal ve sıkıcılar demek bence aylaklığınıza uydurduğunuz kılıfınız. Eğer normal olmaya veya hayatınız değerli kılmaya karşı gerçekten bir anarşist tavır alsaydınız, bu derece imla kuralları olan yazılar ve özenli bloglar kurmaz, cümle düşükleri büyük küçük harf uyumsuzluğu ve tutarsız yazım hataları ile bir blog açmanız yeterli olurdu. İş blog yazmaya gelince bu özen bu gayret niye???. Demek ki ne halt ettiğinizi bilecek kadar bir zeka ve bir şeyi kaliteli ve normal normlar karşısında da üst seviyede tutacak hamleleri kuracak bir muhafazakarlığınız var. Edebiyat kurallarına bağlı kalmak bir muhafazakarlıktır. Gerçekten normalleşmekten uzak duran dipler blog açmaz ve böylesi kaliteli yazılar için zaman ve vakit harcamaz. Gerçek aylaklık sokaklardadır bilgisayar ve telefon gibi teknolojiye tekme basanlardadır. Şimdi önünüzde 40'a kadar yeni bir şans var. Ya bu hovarda avareliğe devam edip bir düzen kuramaz ve çocuğuna da bu düzende destek olamazsınız ya da aklını başına toplayıp bu bloğa verdiğin değer ve önemi ve titizliği, sadakati hayatının geneline ve iş hayatına yayarak başarıyı ve parayı bulup 40 ından sonraki hayatınızda biraz daha rahat edersiniz. Tek bildiğim edebiyat özelliği olan yazarlık barındıran bir iş kolunda bir hayli başarılı ve paralı bir iş sahibi olabileceğiniz. Belki de şu APP kitap işine girip iyi bir konu bulup takma bir isimle bir iki iyi hikaye ile hatırı sayılır okuyuçu ve hayran bulup çok ünlü bir yazar olabilme şansınız da var. Aylaklığın da bir süresi vardır ve sizler için dolduğunu düşünüyorum. En azından yakınlarınıza veya toplumun üzerine de aylaklıklarınızn faturasını yükleyip sonra depresyona giren yine siz olmayın.
Adsız birinin https://hayaterkegi.blogspot.com/2021/05/kocan-kac-yl-oya-oya-oya-laya-bilirsin.html yazıya yorumu:
Hayata senin bakış açınla bakmak isterdim. Probleme hangi değerler girerse girsin sonuç hep senin haklılığın olarak çıkıyor. Böyle olsaydım geceleri de rahat uyurdum kesin. Çünkü bu "bileyim hangi suyun sakasıyım, yarabbel alemin, tütmesi gereken ocak nerede" diyen birisi ne geceleri rahat şekilde uyur ne de içi rahat bir şekilde ölür.(çok devreleri zorlama, anlayacağını sanmıyorum...sandığını anlarsın muhtemelen)
Büyük şair, yazar, düşünür ve yerinde konuşur Ahmet Güntan'ın desteği vardı. Eksik olmasın hiç (https://hayaterkegi.blogspot.com/2021/05/karn-hangi-erkek-kardesin-sikmeli.html )
bir eşcinsel sırf eşcinsel diye kendiliğinden zihnen özgürleşmiş olmuyor. yukarıda okuduğum "anonim" gibi bir mahalle arası muhafazakarı kalabiliyor. hayatınızda hayaterkeği kadar açık açık duygularını ortalığa dökebilen (bırak eşcinsel olmasını, genel olarak soruyorum) kaç insan gördünüz? yıllardır burada inişli çıkışlı, doğrulu yanlışlı bütün duygularını bize açıyor. bir "anonim" gelmiş ahlak hesabı soruyor. ahlakı sen kendinde ara. belli ki hayatta başına hiçbir şey gelmemiş yeraltı yaratıklarından birisin. insanın başına bir şeyler gelince öyle sana mahalle arasında öğretilen kusursuz ahlak kurallarına göre davranamıyor her zaman. hayaterkeği'ni yıllardır okurum. kendisini de şahsen tanırım. şarlo'yu kendine sembol seçmesi boşuna değil. iyi kötü - güçlü güçsüz - kendini böyle ortaya koymak petka ister, cesaret ister. bu kadar açık bir yüreğe kasaba ahlakı kurallarıyla can acıtmak için yaklaşıyorsan sorunun büyük demektir. ortada ahlak açısından soruşturulacak olan bir şey varsa o da anonimliktir.
Mantıklı bir Adsız https://hayaterkegi.blogspot.com/2021/05/borcunuz-sadece-30000000-tl-odemeyi.htmlyorumu:
Çok tuhaf hayat erkeği İsteyen çözüm bulur istemeyen bahane diye çok dolaşan bir söz var. Daha önce de yazdım galiba şimdi de yazıyorum. Hiç bir sorumluluk almadan her şeyin yolunda olmasını bekliyorsun. Önce eşin, sonra oğlun, ailen... Onları yarı yolda bırakmamış gibi davranıyorsun onların seni kucaklamasını bekliyorsun... Hayattan alacaklı değilsin vermen gerekenler var. Bu arada inşallah tedavin iyi gider bir an önce iyileşirsin.
AdsızÖzne (https://hayaterkegi.blogspot.com/2020/09/balga-giderken-halga-kavusmak.html yorumu:
Hayır yaşlanmana üzülmedim. Ben kendimi tam ifade edememişim üzgünüm. Şöyle, realiteyi kabul etmek, kendinle daha barışık bir kafa yapısına ulaşmak zaten çok uzun ve zorlu bir süreç. Hala tamamladığımızı da düşünmüyorum. Fakat bir noktadan sonra idealize benliklerimizin arzularının bir çoğunun birer illüzyondan ibaret olduğunun farkına varıyoruz diyelim. Bir yandan da bu tansiyonun azalmasından dolayı hafif bir huzur halindeyiz. Bir noktada ne için çabalamak, ne için çabalamamak gerektiği arasındaki çizgi de tamamen kaybolmuşsa, böyle ne yaptığını bilmediğin, kim olduğunu bilmedin saçma sapan bir boşluğa düşüyorsun. Ve ben bunun ergen veya erken yetişkinliktekinden daha derin bir kuyu olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir yandan eski enerjim de kalmıyor. Buna üzüldüm. En azından ben böyle hissediyorum, seninde böyle hissettiğini düşündüm. Bu arada kusura bakma. Ben biri gelip ‘psyche’ im hakkında böyle didaktik konuşsa epey bir sinirlenirdim. Ama insanlarla empati yapmayı, onların nasıl hissettiklerini ve nasıl bir kafa yapısına sahip olduklarını anlamaya çalışmayı seviyorum. Sen kendin için yazıyorsun, biz de kendimiz için okuyoruz. Biraz bencilce. Kendimizden bir şeyler buluruz belki diye. Okuyucu için yazdıklarının objesi oluyorsun, öznesi değil. İnsanın kendi deneyimlerini anlamlandırmaya çalışması falan fişman işte. O yüzden didaktiklik ya da analiz aslında sana yöneltilmiş değil. :)
Ama gerçekten çok çok çok güzel yorum:
"bir iltifat da benden: bedenin o heyecanlı ruhunun hacmine nüfuz alanı olarak dar geliyor. "
yorumun geldiği yazı: https://hayaterkegi.blogspot.com/2020/06/beni-iyi-hissettiren-iltifatlar.html
Sergen haklı olarak şöyle yorum yapmış bu (https://hayaterkegi.blogspot.com/2019/06/gelip-de-gormemek-gidip-donmemek-diye.html) yazıya:
Nörolojiye git bence panik atak krizi yaşamış gibisin anlattığın şey buna benziyor ama nörolojik bir hastalık olup olmadığının da dışlanması gerekiyor.Mal mısın amk kendin anlamlandırmaya çalışıyorsun.
entel adsızın (https://hayaterkegi.blogspot.com/2014/08/bok-gibi-yasayp-gidiyorum-ve-bu-yasantm.html yorumu:
Bos yere suslu ,entel tavsiyeler vermeyin.Bi boka yaramiyor .Yaramayacak.kaderci degilim ama kader diye bisey var.Frenleniyoruz.Belki biseylerden korunuyoruz.Belki biseyler bizden korunuyor.Geberin amk dertten
Sen istanbulda tek başına yaşarken kalk gel de sığ ergenlerle tek odaya tıkıl. Her şeye rağmen üniversite okumanı destekliyorum. Yalnız üniversite mezunu olursan saçmaladığında ve aptalca şeyler yaptığında bunu eğitimsiz bir ofisboy olmana bağlama rahatlığından feragat etmiş olacaksın🙂 ve sen bu hakkını geçmiş yıllarda sonuna kadar sömürdün🙂
Dante'nin (https://hayaterkegi.blogspot.com/2017/06/ev-arkadas-rezilligi.html yorumu
Anne Günlüğü (https://hayaterkegi.blogspot.com/2017/05/hey-dostum-senin-sorunun-ne-kahrolasca.htmlnün yorumu:
Belki de bir süre TAMAMEN elini eteğini çekmelisin.O kadar çok seks,sevişme,cinselik vs vs hayatında yer işgal etmiş ki e beyin de vücudunda "bir dur artık" diyecekti....Gez dolaş,sinemaya git,yalan dolan yazan gazeteleri oku..İşin ne ise onunla ilgilen...Ama şu şeyi yapmayın: Bu adamla mı olmuyor; bir de şu adamı deneyeyim saçmalığına girmeyin!
Pontiac'ın ( https://hayaterkegi.blogspot.com/2017/01/ks-aylar-ve-unutmak.html )şu yazıya yorumu:
Artık gittikçe sığlaşan ve bulması zor olan kaliteli güzel yazılarından biri. Yine güzel akıcı kelimeler, yürek burkan hikayeler, abondone eden mizah ve jilet gibi keskin cümleler. Bazen bu tür yazılarını özlüyor insan ki bunları yazmak başlıbaşına büyük bir his, ilham ve sanatçılık gerektirir. Arada bir kendine bu şansı tanıyorsun eskiden daha çok iken şimdi sorumluluklar bindikçe üstüne çok gizleyip sakladığından veya kaliteli cümle kurmayı çok zorladığından olmuyor ama olunca da bu yazındaki gibi çok iyi oluyor. Not: Empati kurup çocuğa aşık olmuşsun oysa ki verdiğin senin de söylediğin gibi merhamet.
MY'nin (https://hayaterkegi.blogspot.com/2016/01/ocak-ay-kendini-farketme-ay.htmlyazıya yorumu:
"Aileden başkasından sevgi dilenmemek" Bu kadar kolaycı, beleşçi, umutsuz bir yaklaşım olamaz. Ailenden sevgi dilenirsin çünkü onlar ailen, seni sevmeye mecburlar. (Ki birçok örnekte olduğu gibi yine de sevmiyorlar). Önemli olan zorunda olmadığın halde birilerini sevmek ya da birilerinin sevgisini kazanabilmek. Ya da zor olan birini sevmek, kendini sevdirmek. Kaldı ki sevmek adına kim ne bilir ki bu konularda büyük yorumlar yapsın. (Mesela ben sevmeyi hiç bilmem, gerçekten bilmem, hatta sık sık sosyopat olduğumu falan düşünürdüm ama değilmişim sanırım. İşaretler onu gösteriyo yani.)
Melerence şiire (https://hayaterkegi.blogspot.com/2015/12/edebsiz-eksikliklerim.html yorumu:
"Çok güzel" demek istemiyorum kuru kuru. Ne desem ne anlatsam okuyunca nasıl hissettiğimi? Dergiler gerizekalıymış, öyle diyeyim ben.
bu yazının ikincisini de toparladım: https://hayaterkegi.blogspot.com/2026/02/bloga-gelen-efsane-yorumlar-2.html

