16 Ekim 2026

onkoloji hastanesindeki çıtır ve kızılay'daki evde kalan kız kuruları

Dün ayın 15'i olduğu için maaşım yattı ve hemen yarısını çekip, harikulade ekonomi bilgim, muhteşem ticari zekâmla gidip 100 dalır, 100 sterling alıp evde kenara koydum. 
Kenara koymadan önce, heyecandan olsa gerek dövizcideyken 3 defa üst üste anlık bilinçkayıpları yaşadım. Her defasında elimdeki paralar düşmüştü ve ben yanımdaki yakışıklının beni uyarması esnasında dövizcide olduğumu, yerdekilerin benim param olduğunu anlıyordum. Son defasında ise telefonumu önümdeki masada unutmuştum ve adam beni yine uyardığında alıp cebime atmayı akıl ettim. ama buna rağmen içimden "adam bana yürüyor mu, bana yürüyorsa ona yürümeli miyim, yoksa tövbeme devam mı edeyim" ikilemi yaşıyordum. allah'da var adam o biçimdi ve başka zaman olsa çoktan ağıma düşürmüştüm veya ağına düşmüştüm bile. ama işte tövbekârdım ve zaten şu an her şey allak bullaktı.

4 gün sonra 3 kuruşa dönmesini engellemeye çalıştığım paralarımı cebime atıp, köşedeki sandalyetik küçük koltuğa 2 dk oturduktan sonra kendime geldim ama bu arada tövbe mi bozsam mı diye düşündürten adam da ortadan kaybolmuştu. şimdi net bi şekilde nasıl biri olduğunu hatırlamasam da, dolgun iri profili, yumuşak ama benim anlıkgitgellerimden dolayı karmakarışık olmuş yüz ifadesiyle beni izlemesi aklıma geldiğinde, acaba hırsızın tekiydi de kalabalıkta hamle mi yapamadı diye düşünmeden de edemiyordum. 
Gerçi olan 3 kuruşuma olurdu ya neyse. 

onkoloji hastanesi ve unutkanlık
Öğleden sonra onkoloji hastanesine gittim. Bankodaki fıstığa yeni sevgilisinden ayrılıp ayrılmadığını sordum, yanındaki 55'lik çıtır gülüp "boş ver sen bunu" dedi :) "ya baksana şu güzelliğe nasıl boş verilir ki :) zaten ben daha yeni kadınlara dönmüşken ve dönüşümde de bu fıstık karşıma çıkmışken olmaz ki amaaa" dedim, bu arada bizim fıstık hem kahkaha atıyor, hemde sevgilisiyle yazışıyordu.
ona seslenerek "ayrılırsan haber et ama! kimseye bırakmadan hemen seni kapıcam, çünkü önce ben gördüm seni, sen benimsinnnnn" dedim, aahahahhahahahaha diye güldük ve biraz daha gülmeli şeyler konuştuktan sonra ben doktora geçtim. Doktorun sekreteri, sıra almadan gelmiş olduğum için içeri almadı ve "ama sonuçlar için gelmiştim, sıra almam gerektiğini unutmuşum" dememe rağmen cadalozu atlatıp doktora görünemedim. En yakın olarak ayın 30'una sıra alabilirmişim. Yapacak bir şey yoktu, aldım ve çıkıp Kızılay'a gittim.

Kızılay sokakları üniversite kazanmış yeni orospu adaylarıyla doluydu adeta. Lezbiyen sayısı, İstiklal'dekinden daha fazla gibiydi. Gay'ler çok az. Hatta bi elin parmağını geçmeyecek kadarlardı. Gerçi onlar da ikinci dönem ortaya çıkmaya başlarlar biliyorum. Hep böyle olur. 
Kendime eş bulabilir miyim diye yavaş yürüyen memur numarası yaparak caddeleri arşınladım ama tık yoktu. Şansıma bugün, kedi köpek sevmekten ilişi kurmayı öğrenemediği için evde kalmış işsiz güçsüz kız kuruları, soytarının birine denk gelip kendini murdar etmekten korkarak yaşarken artık emeklilik yaşı gelmiş bekâr memur ablalar, şişko çirkin erkekler, henüz liseli olmasına rağmen sağlam cigara tüttüren ergenler ve diğer bilumum insanlar vardı. Kızılay'ın kuru kalabalığından sıkılıp eve döndüm.
Bir sürü şey yazacaktım ama unuttum.
Bu unutmalarım ne olacak?
Anlık bilinçkayıplarım ne olacak?
Ne olacak böyle?
Çocukluk arkadaşım W'nin dediği gibi sanırım gerçekten "birini bulup evlenmeliyim" bi an önce.

08 Ekim 2026

geç gelen erkeklik

Geçen hafta Black List'e başladım ve 2. sezonun bilmem kaçıncı bölümünde Red, seri katilin profilini çıkarırken "katilin işlediği cinayetlerdeki ortak nokta hepsinin cüsseli iri yarı erkekler olması. katil büyük ihtimalle aile içi erkek şiddeti mağduru. Babası veya kendisinden büyük iri ağabeyi tarafından baskı altında kalmış." cümlesini kurduğunda, kendime şunu söyledim "Red aslında benim profilimi çıkardı."
Çünkü hayatımın en güzel ve hafife alınmayacak kadar önemli bi bölümünü, lağım çukurundan farksız gay dünyasına bulanmış olarak geçirdim ve seçtiğim tüm sevgili, eş veya tek gecelik yakınlaşmalarımın hepsi iri yarı erkeklerdi.
Beni inanılmaz büyülerlerdi ve her defasında iri bi erkeği tavlamış olmak, çok geçmeden altımda görmek, benim olmak için can atmaları falan beni aşırı mutlu ederdi. O iri, devasa bedene hükmediyor olmak, o bedenin benim olduğunu, onun sahibi olduğumu fark etmek beni adeta, henüz onları sikmeden önce doyuma ulaştırırdı. 
Bunun nedeni üzerine hiç düşünmemiştim. Yani neden iri erkekleri beğenirdim ve neden onlara sahip olmak için yanıp tutuşurdumki?
Acaba bu aralar cinsel tercih sandığım şeyin içinde, çocukluğumdaki güç ilişkilerinin de bir izi mi vardı? Kafamda sorular dönüp dururken, Red'in bu yorumu, şimşeği çaktırdı;
Evet aslında, hayatımda silik bi baba modeli olmasına rağmen, 13 yaşından sonra, onunla yaşadığım baskın bi abim vardı. Üstelik bu baskınlık hayatımın her alanındaydı ve ben her anı kontrol edilen, her an hesap vermeye hazır, azarlanmanın bi tür iletişim dili, hakaretin ise normalleşmiş olduğu bir çocukluk ve ilk ergenlik yaşıyordum, yaşadım onun sayesinde.
Kafamın iyice karıştığı, tüm ergenlik gelgitleri arasında ilk bi kaçı hariç tüm yakınlaşmalarımın mecburen erkeklerle olduğu ve salt cinsel merakın giderildiği o ilk sıcak temaslardan genel olarak aslında hiçbir şey anlamasamda, o zamanlardan itibaren, neden kendimden yaşça büyük ve iri erkekleri tercih ettiğimi düşünüp durmuşumdur.
aile içi erkeklik
Yani esmeri, sarışını, kumralı, beyazı, arabı, siyahı fark etmeksizin neden iri olanları süzerdim ve süzmeyi geçtiğimde ise neden irileri tercih ederdimki?
Vardı mutlaka bi sebebi ama soranlara hep "öpülecek çok yeri oluyor, bi de onun sahibi olduğumu hissediyorum. güce hükmetmek gibi" derdim. Böyle hissederdim ama neden hissederdim, bunu hiç anlamamıştım. fakat işte şimdi Red'in cümlesiyle, kendi nedenime dair güçlü bi bağlanı kurdum; 
Aslında üzerimdeki o baskıyı atmak, beni baskı altına almış olanı, bi tür yansıtmayla baskılamak istiyordum. Adeta bi rövanş gibi. Tüm ufak tefekliğime rağmen erkek olduğumu hissetmek içindi o ilgim ve tercihim.
Doğrusu ilk ergenlik zamanlarımda abim ve belki yengem tarafımdan, bi erkek olarak hiç onaylanmadığımı da şimdi daha iyi dönüp görebiliyorum. Hatta, yine onaylanmamış bi erkeklik anısı olarak; o dönem, mahalledeki düğünlerden birinde ablamı ve komşumuzun kızını kesen gençlerin, sırf ben orada olduğum için kendilerinden uzak durduklarını fark eden ablamın, yanındaki kıza "ahahaha bu da bizi koruyor" cümlesi de hala kulaklarımdadır ve gerçekten, tüm o 14 yaşıma rağmen, kendimce onları gözlüyor ve koruyordum. Bana tüm içtenliğiyle gülen ablama karşın sorun şuyduki, erkekliğim onlar tarafından da onaylanmamış hatta dalga geçilmişti. Evet tüm o narin yapım, kibarlığımdan dolayı asla ama asla, bi erkek gözüyle bakılmadı bana. 
ve şimdi anlıyorum; zaten bi erkek olarak görülseydim, tüm o sert muhafazakar ve derin bi sapkın sünni bakış açısıyla şekillenen toplumumuzda yengemle aynı evi de paylaşmıyor olurduk. 
Anlıyorum Red, beni aslında bir erkek olarak görmedikleri için yanlarına aldılar ve ilk erkeklik gösterilerimde de hep baskıladılar. Hem bi kadının, hem bi erkeğin aşağılayıcı baskısı altında, ilk ergenliğimi yaşarken, erkekliğimi kurmamı da hepten zorlaştırdılar.  
Tüm bu tespitlerden sonra aklıma şimdi şu geldi; acaba erkekliğimi onaylasalardı, her şey daha mı farklı olacaktı? ya da nasıl olacaktı?

06 Ekim 2026

orospuçocukları

bende bi sorun olduğu için kimseyle geçinemediğimi düşündüğüm uzun zaman boyunca, şimdi anlıyorumki sorunu olan ben değil, siz çok değerli orospuçocuklarıymışsınız.
sizinle geçinelim diye alttan aldım, hemen üstüme çıkıp ezdiniz
günaydın dedim duymazlıktan geldiniz
esprinize güldüm, sizin gibi espri de yaptım, fakat gülmediniz, üstüne bi de surat ekşittiniz öyle ekşi ekşi kaldınız.
canım sıkkındı, yanınızda ofladım-pofladım hiç sormadınız
ve sorduğunuzda da "aaayy buna mı sıkıldın" diyerek beni küçük gördünüz, küçücük gördünüz
nerden bilecektimki sadece siz sıkılırdınız, sıkabilirdiniz ve en büyük sıkıntıyı da siz yaşardınız. şimdi öğrendim, meğer siz muhteşem sıkıcı orospuçocuklarıymışsınız ya 

konuşmadım, konuşmuyorsun dediniz
konuştum, çok boş konuşuyorsun dediniz
boşverip sustum, içine atma dediniz
söyledim, kızdınız, kızardınız, bozardınız
ve işte şimdi siz çok güzel birer orospuçocuklarısınız.

aramızdaki buzları eritelim diye yaklaştım, tüm soğukluğunuzla ısırdınız
canım yandı, sevindiniz, gerindiniz, gevşediniz, gevşediniz gevşediniz...
küçük hediyeler verdim, zaten hakkkkkkkımız dediniz
haklısınız, haklısınız, siz zaten hep ve her zaman haklısınız çünkü çok büyük orospuçocuklarısınız.

analiz et:  şiir adı: orospuçocukları  bende bi sorun olduğu için kimseyle geçinemediğimi düşündüğüm uzun zaman boyunca, şimdi anlıyorumki sorunu olan ben değil, siz çok değerli orospuçocuklarıymışsınız. sizinle geçinelim diye alttan aldım, hemen üstüme çıkıp ezdiniz günaydın dedim duymazlıktan geldiniz esprinize güldüm, sizin gibi espri de yaptım, fakat gülmediniz, üstüne bi de surat ekşittiniz öyle ekşi ekşi kaldınız. canım sıkkındı, yanınızda ofladım-pofladım hiç sormadınız ve sorduğunuzda da "aaayy buna mı sıkıldın" diyerek beni küçük gördünüz, küçücük gördünüz nerden bilecektimki sadece siz sıkılırdınız, sıkabilirdiniz ve en büyük sıkıntıyı da siz yaşardınız. şimdi öğrendim, meğer siz muhteşem sıkıcı orospuçocuklarıymışsınız ya  konuşmadım, konuşmuyorsun dediniz konuştum, çok boş konuşuyorsun dediniz boşverip sustum, içine atma dediniz söyledim, kızdınız, kızardınız, bozardınız ve işte şimdi siz çok güzel birer orospuçocuklarısınız.  aramızdaki buzları eritelim diye yaklaştım, tüm soğukluğunuzla ısırdınız canım yandı, sevindiniz, gerindiniz, gevşediniz, gevşediniz gevşediniz... küçük hediyeler verdim, zaten hakkkkkkkımız dediniz haklısınız, haklısınız, siz zaten hep ve her zaman haklısınız çünkü çok büyük orospuçocuklarısınız.