Bu sabah uyandığım daha ilk anda aklıma "ulan bunlardan uzaktaydım ve beni yıllarca hiç aramadılar. niye hiç aramadılar" sorusu geldi. öyle durup dururken ve gözlerimi daha 1 saniye önce açmışken. vallahi ya daha gözlerimi yeni açtığım anda bu düşünce kendiliğinden geliverdi ve sabahtan bu yana da gelip gelip duruyor. yani beni yıllarca neden hiç aramadılar ve ben yıllarca kendi kendime bir şeyleri bahane edip onlara gelip giderken, bayram seyran oldu diye bi kaç günlüğüne kalmaya gelirken bile neden hiç hoş karşılamadılar. ve genel olarak da neden beni hiç kendilerinden saymadılar. neden ben, yıllar önce kuruyup kalan o ağaca inatla asılı yaprak gibi tüm rüzgarlara karşı tek başıma durup sımsıkı o kuru dala yapıştım.
oysa biliyorum yani eminim en azından, bir şey yapmadım. bir şey yapmadık birbirimize. salt ufak bi kötülük bile etmiş olsam, kötülüğümden dolayı deyip rahatlayacağım ama öyle bir şeyde olmadı. aramızda öyle bir şeyde yoktu. bazen tüm bu durumu anlamadığım için "çünkü onlar kötü" deyip işin içinden çıkıyorum ama sonra yine aklıma takılıyor. çünkü bence kötü olmakta değil bu. bu başka bir şey ve ne olduğunu bilmek istiyorum allahım.
allahım acaba ben bi şey mi yaptım, affedilmeyecek bir şey mi söyledim, salt kendiliğinden akıp gelen doğal kötü bi yanım varda ben mi göremiyorum. nedir bunun sebebi allahım. niye beni hiç sevmedi bu piçler. amından çıktığım annem bile bana o kadar uzak ve bi an önce siktir olup gitmem için elinden geleni yapıyorki, tüm bunları anlayamıyorum. acaba istemeden mi doğurdu. nedir sebebi. ama hadi o beni istemeden doğurduğu için sevmiyor ve gitmem için yanıp tutuşuyor diyelim ya kardeşlerime ne oluyor. onlar niye beni sırf kendileri gibi aynı anneden babadan dünyaya geldik diye ufak bi yakınlık göstermiyorlar. suçum ne allahım. ben bir şey mi yaptım. lütfen allahım bana bu işin iç yüzünü anlayabileceğim şekilde göster. sen göstermezsen benim kendi başıma bunları anlayacağım yok.
Tüm bunlardan da yoruldum allahım, biliyorsun. çok yoruldum. benden kaynaklı bi durum varsa en azından kendimden olduğunu bileyim yeter. yani sadece nedenini öğrenmek istiyorum. senden istediğim bu şey, biliyorum senin için hiçbir şey değil allahım. neolur allahım bana bunu söyle. içimi ferahlat.
23.07.2023
aklındakini anlık yaz yayınla
21.07.2023
Birazda Gerçekler Hakkımda Konuşalım mı? 5-
Sevindiğim gerçekler 5
Öncekiler: https://hayaterkegi.blogspot.com/2023/06/birazda-gercekler-hakkmda-konusalm-m.html
------12------
ailem olan bu insanların arasına döndüğümden bu yana geçen şu 3 yıllık süreçte onlarla açık açık yaşamaya başladığım gerilim, doğrusunu söylemek gerekirse hoşuma gitmeye başladı. çünkü artık birbirimizi açıkça sevmediğimizi biliyoruz ve toplumun dayattığı kuralları yüzünden ayrılamıyoruzda. daha doğrusu ben ayrılabilirim ve ayrılmam için ellerinden geleni yaptılar ama sonra tüm ayrılıp gitmelerimin benim zararıma olduğunu fark ettikten sonra, gitmek yerine burda kalmamın yararıma olduğunu görüp kalmaya karar verdim ve onlarda toplumun dayattığı kurallar yüzünden beni açıkça kovamadıkları gerçekliğinden dolayı kalışımın yararını görmeye başladım. şimdi ise; beni her aralarında istemediklerini söyleyişlerinden zevk alıyor, her sevmediklerini belirtmelerinden özgürlüğümün sadece bana bağlı olduğunu anlayarak sevinmeye ve bu kadar aşağılanmışlığa rağmen gitmek yerine kalışıma sinir olmalarına seviniyorum :)
insanın kesin özgürlüğünün sadece kendisinin elinde olması kadar kendisine mutluluk, huzur veren bir şey yok. ben henüz karşılaşmadım..
öte yandan bu hafta yaşanan bi olayla şunu da anladım ki; eğer ailemle barış imzalarsak, yani karşılıklı olarak birbirimizi olduğumuz hallerimiz, kızgınlıklar ve kırgınlıklarımızla kabullenirsek, bu durum kendimi cehenneme atmamdan başka bir şey olmayacak. çünkü şartları onların belirlemesine izin vermiş olacağım ve bu da sınırlarımın onlar tarafından çizilmesi demek olacak. oysa bunu anlamaktan acizler ve bende şunu emin olarak anladım ki;
onlarla barışmadan bi arada yaşamak, benim yararımdan başka hiçbir şey değil. o yüzden;
YAŞASIN ÖZGÜRLÜK GETİREN GERÇEK SAVAŞ
(bu savaşın bana getirdiği huzuru, rahatlığı ve hesapsız özgürlüğü sanırım kutsamak lazım. yaşasın kötü insanların ucuz hesapları ve bu arada huzur bularak yaşayan ben)
-----13-----
Yeni yeni bilinçli olarak anladım ve zorlanarak kabul ettimki; annem çok cin bi kadın ve 85 yaşına kadar yaşamış-yaşıyor olmasına rağmen, ömründen akıp giden uzun yıllar onu kötülüğünden arındırmamış-arındıramamış. Belki de arınmak istemedi veya aslında kötülük, ona sadece iyilik olarak göründüğündendir. Onun bakış açısını geçersek. Onunla barış imzalamak, kendimce iyi olana yönlendirmek için çok çaba sarfettim ama umursamadı. En azından, sadece bana karşı olan davranışlarını değerlendirdiğim olaylardan sonra üzüntüm geçtiğimde gidip ona, bana kötü davranmaya hakkı olmadığını ve artık en azından kalbimi kırmaması ve beni üzmemesi için de bir şeyler yapması, böyle bir çaba göstermesi gerektiğini farklı zamanlarda defalarca uzun uzun açıklamama rağmen beni amına bile takmadı ve artık kendisinde tamamen kemikleşmiş olduğuna inandığım kötücül davranışlarına umarsızca normal bi şekilde devam etti.
onunla ilişkimiz böyle devam ederken, önceki ay banyo dolabında havlumu arıyordum ve yanlışlıkla en alttaki çaputların ve ıvır zıvırların arasında onun olduğu belli para dolu çıkını elime geçince şaşırdım. (annemi parasız yaşlı bi kadın sanıp ara ara eline zorla para tutuşturan benin, şaşırmaması imkânsızdı.) bu buluştan bi kaç gün sonraki tekrar olumsuz davranışlarında, onu asla düzeltemeyeceğimi kabul edip, en azından kötü davranışlarının karşılığını görmesi için çıkınından 150 tl alıp rahatladım. çünkü bir insanı düzeltemiyorsan ve onu, yaptıklarından dolayı tüm saflığınla uyarmana rağmen sana hâlâ aynı şekilde davranmaya devam ediyorsa cezalandırılmak gerekir.
ve annemin bana her kötü davranışından, kalbimi hiç umursamadan kırışından sonra büyük bi sevinç duyarak çıkınında 100-200 tl tırtıklamaya devam ediyorum. bu beni iyi hissettiriyor.
------14---
Anneme yaptığım bu davranışın benzerini, önceki aylarda 3numaralıablama da yaptım.
Çünkü geldiğimden bu yana, beni evde istemediğini artık hareketleriyle belli etmek yerine sözleriylede açıkça dile getirmekten hiç çekinmiyor, eve bela getirdiğimi de eklemekten geri kalmıyordu. Artık ne bela getirdiysem ://
Bu davranışlarından iyice sıkıldığım ve aslında evde neler olduğunu görmek için orayı burayı karıştırırken, gardroptaki çantasının küçük cebinde altın bilekliğini görüp görevi insanların sadece canını almak olan Azrail gibi masumca gülümsememe rağmen görevimi yerine getirmekten vazgeçtim ve ablam için içimden "ne hali varsa görsün" deyip bilekliği tekrar yerinde bırakarak hayatıma devam ettim.
Günler bu şekilde geçip giderken, ablamda "defolup gitmem gerektiği" gibi sözleri söylemekten, işi biraz hızlandırmak içinse bana açıkça yemek vermeyeceğini belli etmekten geri kalmadı. (Oysa yemek vermemesi sorun değildi çünkü o sıralar artık çoğunlukla sebze-meyve ile günü atlatıyor, kendi yemeğimi de kendim yapıyordum.)
Onunla aramızdaki bu durumun koca birer tekrara döndüğünü ve aslında ondan gelmekte olan bu davranışların hiçbir zaman bitmeyeceğini, karşılık olarak onu alttan alarak ise aslında bana böyle davranmaya hakkı olduğunu kendisine sandırmaya devam ettiğimi düşünmeye başladım ve bu yüzden onu cezalandırmak için, onun evde olmadığı bi gün gidip bilekliğini alıp sakladım.
Bilekliğin kaybolduğunu 1 ay sonra anladı ve sesi titreyerek gelip bana "bilekliğini görüp görmediğini, acaba eve hırsız mı girmiş olduğunu, yılların emeği olan değerli bilekliğini nasıl kaybettiğini anlamadığı" gibi cümleler kurup durdu. Ona "nasıl bi bileklikti, gidip kuyumculara bakalım, polise haber verelim" diye karşılık verdiğimde, yüzü buz kesti ve "belki de ben bi yerde düşürdüm" diyerek geçiştirdi. Fakat bi kaç gün aralıkla tekrar aynı konuşmaları yapınca ona "bana sürekli sorup durmana gerek yok. nerde kaybettiysen git orda ara. kaybettiğini söylediğin tarihlerde de zaten ben evde değildim. o yüzden benim aldığımı ima etmeye çalışma" deyip onu şoke ederken, içimden büyük bi coşkunlukla sevinmişken onu kendimden uzak tuttum.
Sonraki günlerde ise bana karşı gittikçe yumuşadı ve bu aralar yine yemek yapmaya, kahvaltıda beni sofraya çağırmaya, bazen canımın bir şey isteyip istemediğini sormaya başladı.
Oysa adalet, cezalandırılarak yerine getirilmesi gerek bir şey değil. İnsan salt cezalandırılmış olduğu veya cezalandırılacağı için iyi biri olmamalı. İyi olmaya dair çabası, korku ve kayıplardan bağımsız olmalı. Fakat bunu anlatmaya kalkıştığında kimse seni sikine bile takmıyor. Çünkü cezalandırılarak özgürleşmek, günahından-körülüğünden küçük bi bedel karşılığı kurtulmak insanı rahatlatmaya yetiyor.
18.07.2023
bir şey denemesi
sevgilim, senin (evet senin) beni anlaman imkansız
çünkü ben sana bir kaç değil, onyüzmilyon beden büyüğüm ve sen beni üstüne giyinirsen içimde kaybolursun
bense seni kaybetmek istemiyorum ve orda, bedenimin yanında öylece bi ihtimale bağlı durman yeterince hoşuma gidiyor.
aşk bu. bu aşk. biliyorsun kavuşursak seks olur.
yıllar sonra aklım başıma geldiğinde hiç korkmadan, utanmadan herkesin içinde ağlama özgürlüğüm olduğunu anladığımda ve bi kaç okyanusu dolduracak kadar birikmiş gözyaşımı şehrin geceden kalma ucuz bira kokusu, taciz esnasında düşürülen genç kız ruju, sadece cool adamlarca içilmiş sigara izmaritleri ve bi de 2 dakika süren ilk travesti sikişi deneyiminde çabuk boşalınca "ne yapıyorum lan" diyerek inişe geçen sikten hızlıca çekilip camdan atılan prezervatifleriyle dolu sokaklarına döktüğümde geç olacak biliyorum ama yinede hoş olan bundan başkası değil.
uçaklar, otobüsler, trenler, arabalar, vapurlar, duble yollar, iki katlı köprüler falan.
bunlarsız bana gelmeyi hiç düşündün mü?
yani sen ülkenin öteki ucundan kalkıp 2 saat sonra yanıma gelebilirken ve seni bana getiren bunlarken, geldiğindeki sen sen misin? hiç düşündün mü?
aklın alıyor mu bu hızlı ve çarçabuk kavuşan yavşaklaşan bizi?
uçakları falan boş ver, şimdi hemen şu anda bana doğru koşmaya başlamalısın
ve sabretmelisin arabasız kilometrelerce falan.
