Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

20 Mayıs 2013

Gerçekleri öğrenmek için can yakmak zorunluluğu var. Yoksa asla doğruyu öğrenemezsin.

Hani şu yazıda demiştim ya, son zamanlarda artık Öküz Herif'le dış görünüşlerimizi konu ederek kavga ediyoruz diye. Hah işte ben ona "çok kilo aldın, biraz rejim falan yap" gibisinden bi kaç defa saydırınca onun karşılık olarak kullandığı bir kaç cümleden, bana çaktırmadan fena halde üzüldüğünü farkettim ve bu durum aklıma takılmaya başladı. Bunun üzerine bi kaç gün düşündüm durdum; acaba kendisiyle bu kadar barışık bi şişko, yoksa aslında kendisiyle barışık değil mi? Yoksa aslında yüzünde kocaman bi maskeyle mi dolaşıyor ve yoksa benimleyken de o maskeyle mi geziniyordu?

Ama böyle olsa bile, görüştüğümüz müddetçe bana hiç çaktırmadı. Yüzünde veya bakışlarında özgüvensizlik ile alakalı hiçbir maske görmedim. Hiç ama hiç farketmedim. Şimdi ise bunu farkettim ya, durur muyum? Durmam, duramam. Eşelemem, gerçeği görmek için o yarayı iyice kaşıyıp kanatmam, Öküz'ün yüzünde bir maske olup olmadığını görmem lazım.

Hem eşelememin amacı onunla pamuk ipliğine bağlı olan bu ilişkinin inceldiği yerden hepten kopmasını istediğimden değil, nerenin ince olduğunu görmem lazım. Çünkü ben ona karşı bu kadar savunmasızken, onun bana karşı savunma içinde olabilme ihtimali bile fena koyar bana. Alınırım, hatta bu aralar zaten görüşmüyorken bunu öğrenmiş olsam bile kırılır paramparça olurum. Çünkü ben ona tam anlamıyla teslimken, o bana hiç teslim olmadı. Hep bir duvarın arkasındaymış gibi konuştu benimle. Ortada görünen bir duvar olmadığı için, ona hep bana mesafeli olduğunu ve içten olmadığı söyledim. O ise tüm bunların benim kuruntum olduğunu söyledi durdu. İkimizde inatçıydık, o inkâr etti, ben ise elimde bir delil olmadan ısrar ettim durdum. Şimdi ise böyle bir delil yakalamışken kaşımadan eşelemeden durmak olmazdı ve işte başladık;

Onun bu şişkoluk laflarıma alındığını farkedince, önceki hafta sıradan bir konuşma esnasında whatsapp'den ona "ya biraz spor falan yapıp kilo versene. mesela akşam yemeklerini de kes yeme, gün içinde de bol bol su iç, çünkü cidden çok fazla kilo aldın ve farkında değilsin." dedim. Bunları söylerken amacım tabiki onu olabildiğince kızdırmak, içinde gerçekten kendisiyle barışık olup olmadığını anlamak için fazlasıyla sinirlendirmekti. Tabii sinirlendirirken onun da aslında kendisiyle barışık olduğunu düşünüyordum. Çünkü adamda öyle bi özgüven, öyle bi hava varki valla Obama bile onun yanında bok yemiş.

Her neyse işte. Ben böyle böyle saydırıyorken, o da arada bana cevap veriyordu. "öff beni beğeneceksen böyle beğen. hem sen beni böyle beğenmedin mi? niye şimdi kilo ver deyip duruyorsun" falan deyip duruyordu. O böyle deyince ben "ya eskiden beğeniyordum ama şimdi biraz daha kilo aldın ve kiloların gözüme çok batıyor, artık çok estetik gelmiyorsun" falan deyip saçmalıyordum. Ben böyle diyince de o "estetikliğini sikeyim, iyi tamam vereyim bi kaç kilo" dedi, bende "alla alla" dedim kendi kendime ve  "ulan bu adam hiç kızmayacak mı?" diye düşünmeye başladım. Çünkü ben adamı sinirlendirmek için uğraştıkça bu alttan alıyor, alttan aldıkça ağzıma da sıçmış oluyordu. Ama onun bu "yaw zaten bi kaç güne kadar spora başlayıp kilo vercem" laflarının sırf beni susturmak için söylediğini düşününce durmadım ve hemen "ya öff beni susturmak için kilo vercem diyorsun. ama sende biliyorsun ki vermeyeceksin ve kusura bakma ben seni artık bu halinle beğenmiyorum. çünkü çok şişmansın. Lütfen biraz kilo ver. Hatta hazır görüşmüyorken, sen bi kaç kilo verinceye kadar da hiç görüşmeyelim" dedim ve o da bunun üstüne dayanamayıp bombayı patlattı;

"demek öyle ha. peki sen hiç düşündün mü benim yanıma yakışıyor musun diye? düşünmedin değil mi? iyi o zaman madem öyle ben söyliyeyim; yanıma yakışmıyorsun. hem sen ne boksun ki benim kilomdan dolayı böyle konuşuyorsun. sanki çok hoş, çok güzel birisin. dönüp tipine baktın mı, dışarda gezerken vitrinlerde ikimizi yanyana gördün mü? nasıl duruyoruz, bana yakışıyor musun diye hiç kendine baktın mı? kendini bi bok sanıyorsun ama hoş biride değilsin. dağdan inmişin tekisin. sana ayılıp bayıldığımı mı sanıyorsun" dedi.

Hemen dönüp "aslında çok düşündüm ve hep farkındaydım da. yoksa benimle geceleri buluşmanın veya kuytuya köşeye kaçmanın başka nasıl bi açıklaması olabilir ki? ama işte emin değildim. kendi kuruntum sanıyordum." diyecektimki; sustum. Çünkü duymak istediklerim bunlar değildi. Ben sadece onun özgüvenini sınamak istemiştim. Yani gerçekten özgüveni var mı, yoksa hayır bir balondan mı ibaretti.
Demek benim için böyle düşünüyordu. Söylediklerinin hiçbirine üzülmedim, canım hiç sıkılmadı. Hiç kırılmadım, hiç bozulmadım. Sadece bozulduğum, üsüldüğüm tek bir konu oldu; o da şu yazıda dediğim gibi, haklı çıkmamdı..

Çünkü haklı çıkmak cidden insanı üzüyor. Hele böyle bir konuda fena halde üzülüyorsun. Kalbin olmasa bile üzülüyorsun. Taştan yaratılmış bile olsan ister istemez üzülüyorsun.
Çünkü karşındakinin sana farklı davrandığının hep farkında olursun ama bunu gösterecek bir delilin yoktur. Ve elinde bir delilin yokken, istediğin kadar haklı ol, sadece tanrı senin tarafını tutar, diğer hiç kimsenin sikinde olmazsın. Kimse seni dinlemez ve dinleyenler de "bence bunlar sadece senin kuruntun" deyip geçerler.

Ama şunu bir daha öğrendimki; birinin canını yakmayıncaya kadar, onun senin hakkındaki düşüncelerini ağzından duyamıyorsun. Yani senin tek başına gerçekleri bilmenin aslında hiçbir değeri yok..

Oysa ben onunla birbirimize hiç yakışmadığımızında hep farkındaydım. Daha doğrusu onun beni kendine yakıştırmadığın biliyordum. Yoksa hep kuytu köşede buluşmaların başka nasıl bi açıklaması olabilirdi ki? ben onun için sadece eğlenceliktim. Zaten her buluşmayı ben ayarlıyordum, ayağına hep ben gidiyordum "lütfen buluşalım" diye köpek gibi yalvaran da benden başkası değildi. Her ayrılık sonrasında "yeniden deneyelim" diyen de benden başkası değildi.

Sebep işte buydu. Ben ona yakışmıyordum ve o ağır basan şehvetinin etkisiyle buluşmalarımı kabul ediyordu. Aslında şu yazıda dediğim gibi, daha önce az da olsa onunla birbirimize yakışmadığımızı düşündüğü için dışarda buluşmadığımızı, buluşmamak için sürekli bahaneler uydurduğunu düşünüyordum. Gerçi benimki bir teori'ydi. Ama gerçek olabileceğini hiç düşünmedim, gerçek anlamda aklımdan hiç geçirmedim Sadece bana davranışlarından dolayı bütün ihtimalleri gözden geçiriyordum ve sonuç olarak bu da bi ihtimal olabilir deyip üzülüyordum.

Ama şimdi bunu onun kendisinden duymak beni üzmese de, haklı çıkmak ammıma koymuştu. Çünkü o benimle kalabalıklarda buluşmayı hiç istemedi. Hep yalnız, hep kuytu bir yerde buluştuk. Kalabalıklarda buluşsak bile hep tenhalara doğru kaydık. Ben o buraları seviyor diye düşünerek kendimi kandırdım. Ama doğrusu o beni yanına yakıştırmadığı için tenhalarda gezinmeyi tercih ediyordu. Buluşma saatlerimiz de hep geç vakitlerde oldu. Yani hava kararmaya başlayıp artık güneş yok olduğu zamanlarda. Söyleyecek bir şey yok. Dediğim gibi; haklı çıkmak insanın ammına koyuyor..

11 yorum:

sabayat dedi ki...

şu an tarumar oldum yazdıklarınla...evet sen haklı çıktın ve hep haklı olmaya gayret ettin...tabii adam bu lafları hemen söylemedi uzun bi süreçten,uzun kırgınlıklardan, küsüp barışmalardan sonra bu hale geldiniz...Sende ona her istediğini söyledin bu yüzden onun da cevap hakkı var.Aslında o kilo konusuna ve eleştrilerinin sürekliliiğine kızmış,kırılmış seni incitmek için o sözleri dile getirmiştir emin ol.Ben aşk ta gözü kör olan adamları sevmem,kendi gözümünde kör olacak kadar aşık olmayı istemem.İsterim ki kusurlarını bileyim,eksiklerini ,zayıf noktalarını bana göstersin.Çünkü bende kusursuz deilim.Hem onunda kusurları olursa daha rahat ve insalcıl bi ilişki kurabilirim...Her kusuruna karşılık sevdiğim -senin sevdiğin-birşeyler olmalı seni ona onu sana bağlayan...Eğer bi kişi sana mükemmelsin sana bu yüzden aşığım diyorsa ondan kaç ,adam o dur ki sevdiğinin hatasında bile ardında olsun...Ve unutma o sana ilişkinizin başından beri bunları hiç söylemedi ,ima etmedi sadece sen anladın...Hatta en yumruk yumruğa kavgalarınızda bile dile gelmedi...Şimdi söyledi çünkü incindi.ha bide sen kusursuz olsan bile erkek milleti çok ukala egosu tavan hayattta kendine toz kondurmuyor,yine bahane bulacaktı:))Seni o sevdiğinin incittiği yerden öpüyorum:))dualarımdasın ve mutlu olacaksın...

sabayat dedi ki...

ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
ben sende bütün aşklarımı temize çektim
imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın
geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu. ve elbet üzerinde durulmuyordu.
sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.

başlangıçta doğruydu belki. sıradan bir serüven, ratsgele bir ilişki
gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan ,
benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
ve hala bilmiyordun sevgilim
ben sende bütün aşklarımı temize çektim
anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
bütün kazananlar gibi
terk ettin...(sana ve öüz herife gelsin)

sabayat dedi ki...

unutma hakiki erkek, yuzlerce erkekten meydana gelir. zaten bir zaman
sonra, yuzlerce erkegin sana verdigini, bir erkekten beklemeyecek kadar
olgunlasmis olacaksin sen de... bir kadinin aradigi o bir tek
erkek, her zaman icin hayali bir varliktir. hic olmamistir.... her
erkekte, aradigin erkegin yanlizca bir parcasini bulursun.
gercek bir kadin icin, gercek bir erkek, allah gibidir, her yerdedir ve hicbir
yerdedir. ask da budur zaten! baska bir sey degil. aramaktan
vazgec demiyorum, bulmaktan vazgec
murathan mungan

itinayla bekleyen dedi ki...

ÜZÜLMENE ÜZGÜNÜM AMA İYİ DE OLDU.BELKİ BİRAZ AKLIN BAŞINA GELİR...SENİ SEVİYORUM OĞLUM BEN.ÖKÜZ HERİFE OLAN DUYGULARIN BİTSİN DİYE BEKLİYORUM.ALACAĞIM SENİ))SEVİYORUM SEVİYORUM SEVİYORUM:))AKILLI OL ÇÜNKÜ BANA LAZIMSIN SEN...ALACAĞIM SENİ KOLUMA TAKACAĞIM SENİ EVE KAPATACAĞIM SENİ Bİ KAÇMAYA ÇALIŞ BAKALIM KAÇAMAZSIN BENDEN...

itinayla bekleyen dedi ki...

olumlu olumsuz bi tepki vermeni bekliyorum,sonuçta sana kalbimi açtım ben yalanı yokkk.

Hayat_Erkegi dedi ki...

@itinaylabekleyen abi ben bilezik falan mıyım ki beni koluna takıyorsun veya beyni olup bilinci olmayan bi hayvan mıyım ki beni eve kapatıyorsun.

Yani tamam anlıyorum yazıları okuyup en azından nasıl biri olduğumu düşünerek beni sevdiğini söylüyorsun; ama bende bi çocuk değilim ki her kucağını açana koşayım. Üstelik sen yazılardan öyle böyle birazcık tanıyorsun beni, ama ya ben? ben seni tanıyor muyum ki; hemen sana koşayım? Lütfen biraz seviyeyi yükselt. Aksi takdirde bana bilinçli olarak hakaret ettiğini düşünmeye başlıycam.

itinayla bekleyen dedi ki...

seni ayrılıyorsun sandım da galeyana geldim.sonda söylemem gereken şeyleri bazen başta söyleyebeliyorum.KOLUMA TAKICAM DERKEN O HERİF SENİ HEP GİZLEDİ YA BEN SENİN İSTEDİĞİN HERŞEYİ YAPICAM ANLAMINDA DEDİM.AMACIM SANA HAKARET DEĞİLDİ.KIRDIYSAM ÖZÜR DİLERİM.HAKLISIN BENİ SEVMEME ÖZGÜRLÜĞÜN VAR.CANIN SAĞOLSUN İYİ GECELER

PoLLy dedi ki...

canı yanan her cins canlı, can yakar..
sen belki de onun gerçekten ciddi bir yarasına tuz bastın, karşılığında o da senin canını yakmak istedi..
çünkü sinirlenince ya da üzülünce; ağzımızdan öyle şeyler çıkar ki, bunca yıldır aklımızda mıydı diye tereddüt ederiz.
nitekim senin söylediklerin de aslında gerçeği yansıtmıyormuş. sen de birazcık damarına basmak istemişsin.. belki o da öyle düşünmüştür. sen benim canımı yakarsan, ben de seninkini yakarım hesabı..
her ne kadar şu öküz herifi hiç sevmesem de, her ne kadar ondan kopabilmeni yürekten dilesem de; yine de yiğidi öldürüp hakkını yememek lazım gelir..

Hayat_Erkegi dedi ki...

@polly bugüne kadarki blogyndaki yazılarından, bloguma yaptığın yorumlarından da gördümki gayet mantıklı ve tarafsız davranan birisin. ama inan bu adam'a her defasında haksızlık yapıorum diye düşündüm ve hep geri döndüm. ama bu kavgadan sonra geçen yani bugünlerde yine yazıştık ettik ve farkettimki o beni resmen manipüle ediyor. duygularımı ben farketmeden farklı yönlendiriyor. yani şu an onunla aramızda olanları yazıya dökmem imkansız ama işte gerçekten adam beni manipüle ediyor, düşüncelerimi onun yararına olacak şekilde yönlendiriyor ve ben bunu iki gün önce okuduğum bi yazı sayesinde anlayabildim. yani onunla olayımız resmen soğuk savaş gibi ve hep kaybeden benim. çünkü onun kadar donanımlı değilim ve onun tarafından yönlendirilebileceğim hiç aklıma gelmemişti. ben de anlatamadım şimdi ama durum çok karışık.

PoLLy dedi ki...

bana sorarsan, zaten senin ona bu derece bağlanmış olman da bir manipülasyon sonucu olabilir zaten. çünkü onu anlatışına bakıyorum da, adamda zaten bi numara yok! e sen neden kopamıyorsun bu adamdan?
bunun sebebi, alternatifi olmaması olamaz. zira; en kötü, zaten onun gibi binlercesi var sokakta.. onu senin için farklı kılan da; bizzat onun tarafından sevmeye zorlanman olabilir..
bence bu konuyu masaya yatırma zamanı gelmiş...
gönder gitsin şu adamı be...

Sinem Zek Buru dedi ki...


Hayat devam ediyor*