30.12.2011

Bu yıl da değişen bi bok yok. Yine yıl bana girdi.

Az önce ayaküstü işemek için girdiğim tuvalette çişimi yaparken, elimde bi anda büyüyen sikimi iyice kavradım ve sonrasında da doğal olarak dayanamayıp osbir çektim. Osbir çekmek iyi geldi. Böylece şu, bi kaç aydır üstüme başıma yapışıp kalan romantik aptallığı da söküp tuvalet deliğine attım ve ardından sifonu çekip kendime geldim.

Öff be, ne bu ya? Burdaki yazılı hayatım dışında, dışardaki dünyada da kendim olayım derken, onun bunun götünü kaldıran bi mal olup çıktım iyice. Valla hiç uğraşamam ya.
İşte şu an böyle düşündüğüm için de, sanırım ihtiyar'ı rahat bırakcam. Zaten bana üçüncü sırada anca yer veren birine, adeta "gitme kal" diye yapışıp durmamın ne anlamı varki? Hem bu saçma sapan ilişkide en uygun olan şey, herkesin kendi yoluna siktir olup gitmesinden başka bir şey değil. Dünyanın en aptal insanı gibi, gerizekâlı ergen triplerine girip "yok onu başkasına yar etmem" diye salak salak söylenmenin bi anlamı da yok. Orospuçocuğunun, anasının ammına kadar yolu var! siktirsin gitsin.

Hem ne diye bu kadar önemsiyorumki adamı? Ne diye ondan hoşlandığımı bu kadar belli ediyorum ki? Gerçi ona karşı yalnız değil. Ben herkese karşı böyleyim. Birinden ufacık bi hoşlanıyım, anında mallaşıp kalıyorum. Anında kendimi kaybedip, karşımdakine iltifatlar falan yağdırıp, onu dünyanın 8inci harikası'ymış havasına sokuyorum.
Dediğim gibi; benimki hoşlanmak bile değil. Sadece yalnızlıktan kaynaklanan bir korku ile, denize düşen yılana sarılır hesabının karada hayat bulmuş hali. İşin doğrusu bu. Yoksa onu sevdiğim için değil. Aslında yalnızlığı sevmediğim için ona sarılmıştım..

Ama evet, hazır artık kendime dürüst olup, onu neden sikliyor olduğumun sebebini bi nebzede olsa bulmuşken, çok büyük bi rahatlıkla hayatıma soktuğum gibi, çok büyük bi rahatlıkla da siktir etmeliyim. Sırf çoluk çocukla uğraşamıyorum diye kendi yaşıtlarımla muhatap olmamayı tercih etmekte hata aslında. Çünkü 50lik adamların 18lik ergen havaları hiç ama hiç çekilmiyor...

Aslında bi dakka lan ihtiyar'a bu kadar yapışmamın başka bi nedeni de, sanırım her yılbaşına yalnız giriyor olmamdan dolayı bilinçaltıma baskı yapan "hayır 2012'ye yalnız giremezsin" havasıydı. Ama olsun siktir et. 2012'ye gönlüm rahat girmiyor olsada, kafam rahat girecek. Sikerim böyle aşkın ızdırabını.

28.12.2011

ihtiyar deliğikanlı ve patos ergen

"eğer her şey yolunda gidiyorsa, bu işte bi yanlışlık vardır" düsturunu unutalı 2 ay oldu. Zaten bende kendimden ve bu yusyuvarlak dünyadan şüphelenmeye başlamıştım. Lan diyorum "bi ilişki nasıl bu kadar sorunsuz ve istediğim gibi" ilerler.
Meğer ben yerimde sayıyor oluşumun farkında olmadığım için ilerlediğini sanıyormuşum. ahh ulan bu bok kokulu kafam ahhh. Biri çıkıp beynimi siker gibi, kafatasıma bi şiş soksada kurtulsam. Ama yok. Daha yiyeceğim kazıklar, tadacağım boklar ve boş yere edeceğim yeminler olsa gerekki, işte bu yüzden bi türlü akıllanmıyorum..

Önceki gün ihtiyar'la görüştük yine. Böyle havadan sudan laflarken demez mi "seninle konuşmam gereken bir şey var."
Ses tonu böyle bi gizemli, öyle bi titrek ve "konuya nasıl girsem acaba" havasındaki, yanımızdan geçen biri bile bize kulak misafiri olup ihtiyar'ın ses tonunu duysa, sanırki pentagon'a uçakla dalış yapma planları yapıyoruz. Tabii o böyle bi ses tonuyla konuşmaya devam ederken beni de aldı bi merak, bi merak sormayın. Dedim kesin karısıyla barıştılar tekrar evlencekler, yada olmadı kendi yaşına başına bakıp, beni kendi çocuğu yaşında görmeye kalkıştığı için bye bye çekecek. Böyle böyle derken ben içimden bir sürü sorular sorup, kendi kendime hepsini tek tek cevapladım.
Sonra gittik böyle sakin bi yerde oturduk. Bi şeyler içerken bu yavaştan yavaştan konuya girmeye başladı. Bende işte böyle o arada "tamamdır işte bu sefer hayatımın aşkını buldum" kafasında yaşadığım için, kendi kendime romantik ayrılıklar düşünüyorum. Sanıyorumki bana "ben sana layık değilim, sen daha iyilerine layıksın" falan deyip götüme tekmeyi koycak.

Her neyse böyle laflamaya başlamıştık ve ihtiyar "aslında senin dışında 2 kişiyle daha ciddi anlamda görüşüyorum ve bu yüzden annemlerden ayrılıp onlardan biriyle ev tutabilirim. Tabii kesin değil ama böyle bi ihtimal var. Aslında seninle de aynı evi paylaşmayı düşünüyorum ama onlardan 1 tanesi çok ağır basıyor. Yani seninle de olabilir ama sen 3 üncü kişisin.." diye cümleye girip, anamın ammından çıkıverdi.
Durum böyle olunca ben, o "3üncü kişisin"den sonrasını pek duymak istemediğim için yüzüm asıldı, ellerim boşaldı, bakışlarım yoldan geçen arabalara takılıp gitti. İhtiyar ise bu sırada vır vır vır konuşmaya devam ediyordu.
Sonra ben kendi kendime bi parmak atıp, hafifçe kendime geldim ve asılan yüzümü topladım, boşalan ellerimi doldurdum, ama bakışlarım kaybolup gitmişlerdi. O yüzden böyle sessiz sessiz oturdum kaldım.

Ben böyle uslu uslu durunca, ihtiyar benden bi cevap bekler gibi bi an durup bana baktı, bende "e tamam ne yapıyım" dedim. Cümleye böyle girince o yine konuşmaya devam etti.

Onu güzel güzel dinledim sonra da "sen bilirsin, haklısın" falan deyip durdum. Sonra düşündümde, aslında adam gerçekten sapına kadar haklı. Ben ne diye 2 günde tanıştığım kişilere kocaman bi dünyayı veriyorumki. Ne diye salak salak romantik triplere giriyorumki. Ne diye ufak bi sıcaklık hissettiğim adamlarla tüm hayatımı geçirme hayallerine kapılıyorumki??

Valla o an kendimi öyle gerizekalı ama her şeyi bilen, öyle spastik ama yolda düzgün yürüyen, öyle otistik ama hiç bi hesabı kitabı yapamayan biri gibi gördümki anlatamam.
Sonra da "sen bilirsin"lere yenilerini ekleyip, biraz duygusal mala bağladım ve sonra kalkıp dışarı çıktık.

Dışardaki masalardan birine oturup, sigara içmek istediğini söyledi ve cebinden sigara pekedini çıkarıp bi tane aldıktan sonra, pakedi bana doğru uzattı. Bende o an içimden "amaaaan siktir et, madem senin olmak istemiyor, o zaman sen de siktir et gitsin" deyip duruyordum. Tabii bi yandan da "yok lan buldum adam gibi adamı başkasına kaptırmıyım. önce "he canım he, aynen öyle" deyip bakıyım ne olacak" diyordum.

Ama iç seslerim durmak bilir mi, hemen diğeri şöyle dedi "ulan salak ne diye bu kadar kafaya takıyorsun. madem seni az da olsa ciddiye alıyor ve 3üncü sırada olduğunu söyleyecek kadar samimi bi şekilde konuşuyor, sende şu aptal halini bi kenara bırak ve biraz samimi ol, biraz kendin ol ve oyunu kurallarına göre oyna. Madem ondan hoşlandın, ama o seni 3üncü sıraya koyacak kadar anca hoşlanıyor, ihtiyar'ı rahat bırak o 2 piçten birini seçsinde görsün ebesinin doğum gününü, sen de bu arada görüşmeye devam edersin ve diğer rakiplerini tanır, tanıdıkça da ihtiyar'ı onların elinden nasıl alacağının planlarını yaparsın" Bu son iç sesim bana çok mantıklı geldi.
Çünkü bugüne kadar, hayatımdan çıkıp gitmek isteyen herkese yol verdim gitti, hayatımdan çıkarmak istediğim herkesi hayatımdan bi anda çıkardım ve her şey bi anda bitti. Ama hiç kimseyi hayatımda tutma çabası içine girmedim. Hiç kimse için uğraşmadım ve tabii hiç kimse de benim için uğraşmadı. Belki de ihtiyar'a yol vermemeliyim. Onu hayatımda tutmalı, kendimi onun hayatının bi köşesine zorla da olsa monte edip gelişmeleri yakından takip ederken, olaylara göre cümleler kurup kendimi zorla sevdirttip 3üncü sıradan 1inci sıraya yerleşmeliyim. Hem şu rakipleri tanımıyorum bile. Nasıl olurda beni 3üncü kişi olarak belirliyor. Hele ben bu 2 piçi, bi tanıyım. Bakalım ben dururken onlar gerçekten 1 ve 2inci sırada olmayı hakediyorlar mı?



İç seslerim bana böyle bunun gibi onlarca akıl verirken bi anda kendime geldim ve uzattığı paketten bi sigara alıp yaktım ve gözlerinin içine bakarken aramızdaki yaş farkını siktir edip "piç'in tekisin" diye gülümseyip ilk fırtı çektim. Ben böyle söyleyince onun yüzünde aydınlanma gibi bir tebessüm belirdi ve "niye öyle dedin" diye sordu. Bende "yoksa değil misin" diye sordum ve sonra tutup elini bacaklarımın arasında uyumakta olan sikimin üstüne bıraktım. Çünkü ipne milletinin anladığı tek şey bu. Ver ağzına sus payını, ömür boyu sana gebe kalsın.


Eli sikimde biraz pantolonun üstünden oynadı ve sonra ben "artık yeter çek elini" dedim ve kalktım. O da, o anda kalktı ve beraber yürümeye başladık. Baktım etrafta kimse yok, kendimi tutamayıp bi anda önüne geçip dudaklarından öptüm ve sonra geri çekilip içimden "lan ben ne yapıyorum. az önce adamın ağzına sıçıyordum, şimdi ağzıma sıçması için fırsat veriyorum" böyle bunları düşündüm ve biraz duruldum. O ise "ya ne yapıyorsun bi gören olcak" falan dedi, bende "öfff kes be. gören olmaz, baktım etrafa. gören olsa ne olcak ammına koyim" dedim ve ben böyle diyince o da konuyu değiştirdi, sonra laflayarrak yürümeye devam ettik.

"Seninle sürekli görüşmek istiyorum. Hani bunları laf olsun diye söylemiyorum. Çünkü cidden doğru dürüst bi çocuksun. Tanıştıklarım arasında bu kadar yakınlık hissederek uzun süre görüştüğüm nadir insanlardan birisin ve belkide bu yüzden seninle hep görüşmek istiyorum. seninle tanışmadan önce o 2 kişiyle tanışmıştık ve uzun süredir arada bazen buluşup vakit geçiriyorduk. Onlarda aileleriyle yaşıyorlar ve ayrılmak istediklerini söylemişlerdi. Bense daha önce düşünmüyordum ama onlardan böyle bi teklif alınca 2sinden birini kabul edebileceğimi düşündüm ve biri şimdi daha ağır basıyor. ama inan bunların hepsi seninle tanışmadan önceydi. şimdi ise biriyle daha uzun zaman geçirince onu kendime daha yakın hissediyorum ve bu yüzden onunla aynı eve çıkmayı düşünüyorum. ama bu demek değilki seninle artık görüşmek istemiyorum. tam aksine eğer istersen seninle yine de görüşmek istiyorum. çünkü cidden çok hoş bi çocuksun ve senden çok ama çok hoşlandım" dedi.
Bende "ee tabii hoşlanırsın, gelmişsin 45 yaşında, bu yaşına rağmen senden hoşlanan benim gibi 20 lerinde birini bi daha nah bulursun. beni öpüp başına koyman lazım" dedim.
Evet evet bunları dedim. Ağzıma sıçıyım. Böyle bu tür cümleler nasıl oluyor da kontrolüm dışında ağzımdan çıkıp, karşımdakinin kulaklarına varıyor anlamıyorum. Bide güya o anda içimden kendi kendime "aman dur pot kırmıyım sakin olıyım" falan diyorum. Ama nerdeeee. İşte ben kendimi böyle pot kırmıyım diye tuta tuta, pot kırınca da potun allahını kırıveriyorum.

Neyse işte o böyle bunun gibi bir kaç tatlı söz daha söyledi. Hatta bi ara kendi kendine gaza gelip "senin gibi kültürlü biriyle her zaman görüşmek isterim" bile dedi, kültür lafını duyan ben, ağzımı tutabilir miyim "eee yeter amma!! eşşeğin amına suyu kaçırdın iyice" dedim de sustu. Lan kültür kelimesini kültür mantarı'yla öğrenen bi adamım ben, ihtiyar'ın dediğine bak. Sonra işte konuşma uzadı da gitti. İyice laçkalaşmadığı anlarda mantıklı sebepler, söyledi. Bi ara bu mantıklı konuşma esnasında "ya sen şu 2 kişiyi boşver gel benim eve yerleş" dedim,  ama o "diğerine çok ısındım, onunla çok ciddi düşünüyoruz" dedi.
O böyle diyince yine dondum ve durup gözlerinin içine bakarak, içimden "e ananın ammı, madem ona çok ısındın ne diye benimle flörtleşiyorsun. ne diye bana umut veriyorsun piç" dedim. O'da beni duymuş gibi söze girip "sen iyi bi çocuksun o yüzden seninle hep görüşmek istiyorum" dedi. Bi şey diyemedim. Susup döndüm içime. İyi bi çocuk olmak bi boka yaramıyor be adamım, iyi bi çocuk olunca seni sevmeden sikiyorlar ve bu insanın canını çok pis yakıyor..


Sonra bi ara kendime bi geldimki, laf lafı açarken, onun her söylediğini kabul etmeye razı olmuşken buldum kendimi. Hatta "tamam madem öyle senlen açık bi ilişki yaşayalım. herkes istediğiyle beraber olsun, ama sen sadece beni sev" diye bi cümle kurarken bile yakaladım kendimi. Bi an içimden "ne diyorum lan ben" dedimse de ağzım beni dinlemedi "o 2 kişiden biriyle bile olsa ev tutarsan, benimle görüşmeye devam edeceksin" diye de bi cümle ekledim. Ağzım böyle kendi kendine gelin güvey olmuş konuşurken, gözlerim onun yüzündeki "iğrenç sırıtışı, gözlerindeki bitiyorum sana ışığını ve ağzının kulaklarına varışını" izliyordu. Ama haksız da değildi hani. Çünkü tabiri caizse adeta bi kene gibi yapışmıştım adama ve o da sürekli görüşmek istediğini söylüyordu.


Sonra bi ara kendimi susturdum ve onun gelecek hayalleriyle benim gelecek hayallerim arasında gidip geldim. Ne kadar farklı şeyler düşünüyormuşuz meğer. Ben bir tebessüme fit olurken, o beni sikse bile yine, başkalarıyla yaşamanın hayallerini kuracak kadar rahat, ben küçük bi öpücüğe götümü siktirmeye razıyken, o götünü on kişiye siktirse bile rahatlayamayacak kadar geniş. Nerde yanlış yapıyorum diye düşünmeye hiç gerek yok. Çünkü allah beni böyle aptalşapşal bi şey olarak yaratmış.

Sonra o "geç oluyor, annem merak eder" diye söylenip otobüse bindi gitti. O "annem merak eder" diyince, bi anda yakasına yapışıp "ananı sikiyim" diyesim geldi de zor tuttum kendimi. Çünkü annesi 68 yaşında ve bence küfürü haketmiyor. Sadece annesi değil, anannesi de 88 yaşında olmasına rağmen hala yaşıyor. Üstelik hep beraber yaşıyorlar. Sanırım biraz daha zorlasam evde mumyalarla yaşıyorum diyecek. Neyse konu anneleri değil. Annelerine kurban olsun piç.
Ama sen dur hele dur, ben senin o annenlerden emdiğin sütü burnundan getirmezsem ne olayım.

21.12.2011

İhtiyar Delikanlı ve paçoz ergen

Bi kaç haftadır benden yaş olarak, bayaa büyük biriyle görüşüyorum. Aslında sadece yaşça değil, enlem ve boylam olarak da benden bayaa büyük =)
"Görüşüyorum" derken, sanırım çıkıyoruz. Yani daha doğrusu buna benzer bir şey. Ama daha çok, geleceği belirsiz bir çıkmak bu. Çünkü onun da, hayatımdaki her güzel şey gibi, arkasını dönüp beni siklemeden çekip gidebilme ihtimali var ve bu ihtimali bile bile çıkıyoruz. Hem farkında olarak ve hemde hiç umursamayarrak.

Büyük derken, hiç göremediğim dedelerim yaşında değil, daha çok; her zaman yakın olmaya çalışan amcamların büyük'lüğünde. Tabii yaşına rağmen simsiyah saçlarının arasındaki aklardan, götündeki kılların tümünün ap'ak olduğunu anlamamak imkansız değil. Ama götteki kılların rengini pek önemseyen biri  değilim.
 

Yaşını net olarak söylemem gerekirse; benden bi 18 yaş kadar büyük ve aramızdaki yaş farkı kadar da bi oğlu var. Bide 3 yıl önce boşandığı, kendisinden bi-iki yaş küçük karısı.

Kendimi onun yanındayken, bazen onun efendisi gibi, sahibi gibi, bazen de onun "benim efendim, sahibimmiş gibi" hissediyorum. Tuhaf gelebilir ama, işte sanki; "biraz güce sahip olmak gibi bir his" bu, biraz da; "gücünü başkasının emrine vermek gibi". Zaten biliyorsunuz; kontrolsüz güç, güç değildir.

Yazarken tuhaf gelebilir aslında, yada yazarken değil de, işte siz okurken size tuhaf gelebilir ama; bazen onunlayken; ona çok yakın bi büyüğümmüş gibi davrandığımı farkediyorum. Hatta lafı evirip çevirmeden söylemem gerekirse; ona sanki babammış gibi davrandığımı hissetmiyor değilim.
Çünkü benden büyük olduğu için, içimden sürekli "ona karşı saygılı olmam gerekir" gibi bir hisle karışık; saygı, sevgi ve dudaklarından öptüğümde de şehvet karışımı bi hissin gezindiğini ve ben farketmeden beni ona karşı sınırladığını hissediyorum. Bu duyguyu fazlasıyla hissettiğim anlarda, kendi kendime "acaba ensest bir ilişkiye doğru mu yelken açtım" diye düşünmeden de edemiyorum.

Konuyu çok fazla dağıtmak ve bununla beraber de daldan dala atlamak istemiyorum. Bu yüzden de bu konuyu, daha sonra düşünmek ve düşündükçe yazmak için beynimin sikilmedik taraflarında, kuytu bi köşeye kaldırıyorum..

Tam olarak ne zaman tanıştık derseniz, işte sex yapmayı bıraktığım haftalarda tanıştık diyebilirim. Yani sex'i bıraktım ve o hayatıma girdi. Bunu düşündüğüm zamanlarda, sanki evrenle aramızda bir değiş tokuş yaptık gibi bir his beliriyor içimde ve bu yüzden, sex yapmayı bırakmakla çok iyi bi karar verdiğimi düşünmeye başladım.
Hem çocukluğundan itibaren tv ve benzeri yayınlarla yeni nesle sürekli dayatılan bi cinselliğini keşfediş isteği sonrasında; cinselliğini sınırsızca yaşamanın, özgürlük sayıldığı saçma sapan bi yüzyılda, cinselliğin çok da bi bok olmadığını düşünmeye ve aslında cinselliğin sınırsızlaştırılmasının, "belki" çok da doğru olmadığını düşünmeye başladım. Ama illa da cinsellik sınırsızlaştırılıcaksa bile, her şeyden önce cinsel eğitim şart. Çünkü "insanoğlu; bi şeyin bokunu çıkartmakta yetenekli olduğu kadar, başka hiç bi şeyde yetenekli değil"..

Bilmiyorum, aslında bu söylemlerim belki yanlış da olabilir, ama kim siker yanlışları. Hele benim gibi boğazına kadar yanlışlarla dolu güzel bi hayat yaşayan biri için.
Heleki benim gibi hayatında tek bir doğrusunun bile olmayan sıradan biri için.
Heleki benim gibi aptal şapşal gerizekâlı biri için..

Her neyse, ihtiyarla aramızda; tüm bunlara rağmen, karmaşık ve anlaşılmaz bi şey yok. Aksine olabildiğince sade ve güzel bir halimiz var. Çünkü bi mekâna girip bi şeyler zıkkımlanmaya başladığımızda, birbirimizi ilk defa yemek yerken görmüş gibi izlemiyoruz, sokağa çıktığımızda bizi ilk defa gören birinin "aaa iki ipne dolanıyor" nidalarını çıkartacak kadar sırıtmıyoruz. Bunların yerine, öylesine çok sıradan iki arkadaş gibi keyfimize göre takılıp, kimseyi çok fazla siklemeden eğleniyoruz..

Bazen herhangi bi sokağın ortasında elele tutuştuğumuz da oluyor. Hatta bazen değil, çok sık oluyor. Ama ya o, yada ben; farkettiğimiz ilk garip bakışta birbirimizin ellerini bırakıp, ceplerimizdeki "ne yapalım" ları avuçluyoruz. İşte ikilemlerimiz orda ortaya çıkıyor. Çünkü hem kimseyi siklemeden yaşamaya çalışıyoruz, hem de ilk garip bakışta rahatsız oluyoruz. Bu tuhaf bi durum. Hemde çok.

Aslında onun çok da hakkını yememeliyim. Çünkü bu tür bakışlara rağmen yine de çok rahat ve en az benim kadar kimseyi siklemeyen bi halde yaşıyor. Mesela geçen gün metrobüste, onunla yanyana oturmuş laflarken, onu taciz etmemek için sürekli içimden "uslu dur, uslu dur" deyip duruyordum ve bu arada bir şeyler konuşuyorduk. Benim çok uslu durduğumu farkedince tatlı bi kahkaha atıp, herkesin içinde aniden bi kucakladı ki, hem şaşırdım hem de mutlu oldum. Üstelik yol boyunca da kolu öylece omzumda ve arada bir beni kendine çekip kucaklayıp durdu.

Aslında garip bakışları çok da siklemiyorum. Ama işte o biraz daha olgun olunca, ister istemez daha sakin olmak zorunda hissediyorum kendimi. Çünkü bizi elele gören biri için; ya ben onun tokmakçısı gibi duruyorum, ya da o benim.
Hani aslında onun "benim tokmakçım" gibi görünmesi, benim açımdan sorun değil, sonuçta göt benim götüm. Onunla ne yapacağım kimseyi ilgilendirmez. Ama birinin, bizi elele görüp içinden; onun için "ohaa adama bak tokmakçısına bak" demesi ihtimali midemi bulandırıyor ve bu yüzden ister istemez bazen kendimi sınırlamak zorunda kalıyorum..


Önceki akşam işte tamda buna benzer bir durumla karşı karşıya kaldık. Buluşmaya karar vermiştik ve buluştuğumuzda, yanak yanağa öpüşürken dudaklardan da öpüştük ve o anda yanımızdan geçmekte olan bi grup kadın ve diğer yanımızdan geçen başka bi grup genç adam bizi o halde görünce, bi anda hepsinin ayakları şaşırdı ve omuzlarının üstündeki saman dolu kafaları bize dönük bi haldeyken, yanlarındaki arkadaşlarına çarpa çarpa yürümeye başladılar. İkimizde bu durumu farkettik, ama umursamadık ve ikinci öpüşmemizi de gerçekleştirip yolumuza devam ettik. Sonra tabii bi yerde oturup sohbet etmeye başlayınca, konu dönüp dolaşıp az önceki öpüşme mevzusuna geldi.
İhtiyar "ya milletin görmesi benim için sorun değil, sadece başkalarını rahatsız edecek bi durumdu bu ve kimse kimseyi rahatsız etmek zorunda değil. Evet normal bir şey bu, ama onlar alışkın olmadığı için, bizim öpüşmemiz onlara anormal gibi geliyor. Ama tabii bu hep böyle olacak değil en fazla 10-15 yıl sonra bu durum sıradanlaşacak ve kimse böyle bakmayacak" dedi.

Bende tabii o anda her zamanki gibi ağzımı tutamayıp "ee tabii sen o zamana kadar bastonla falan gezinmeye başlarsın, bende sana "dedeciğim" diye hitap etmeye başlarım" dedim. Bir iki tebessümden sonra, sanki ben bir şey dememişim gibi sohbete geri döndük. Ağzımı sikiyim, işte böyle patavatsızın tekiyim. Hiç düşünmeden konuşmakta üstüme tanımıyorum.


Neyse işte. Aslında ihtiyar'ın söylemlerine yer yer hak vermiyor değilim. Çünkü sapına kadar heterosexüel olduğunu iddia eden toplumumuz; daha aralarında kızı kadar yaş farkı olan, erkek ve kadın ilişkisine normal bakmayı beceremiyorken, aralarında oğlu kadar yaş farkı olan iki ipne'nin ilişkisine normal bakabilmeyi nasıl başaracak ki? İşte olaya bu yönden dönüp bakınca iki ucu boklu değnek elimde bitiveriyor.


Tüm bunlara rağmen, ihtiyar; yaşlı başlı halini siklemeden bi erkekle yanyana olmasına rağmen benden daha rahat. Ama bi farkla; o çevresine daha saygılı ve gün görmüş, geçirmiş biri olduğu için olsa gerek daha sakin. Ben ise; içimdeki "yıkıcı ve herkesi şaşırtmak lazım yaşlarında" olduğumdan olsa gerek daha protestocu gibi yaşıyorum, daha saldırgan davranıyorum ve daha reklam kokarcasına hareketler içinde buluyorum kendimi.

Ama buna rağmen o, benim bu hareketlerimi hiç yadırgamıyor, daha çok "siktir et. ben rahatım, sende rahat ol. ama çevrene karşı da saygılı ol" diyor. Ben ise onun bu uzun cümlelerinden sadece şunu anlıyorum "kendin ol, ama kimsenin seninle ilgilenmesini, gerektirecek hareketlerde de bulunma" diyor.

Aslında ihtiyar'ın bu söylemlerini düşününce bana da çok doğru geliyor.
Çünkü biz ipneler; götümüzü siktirdikten sonra veya 2 göt siktikten sonra amerika'yı keşfetmiş gibi bir hal içinde yaşamaya başlıyoruz. Etrafı rahatsız eden bir saldırganlıkla cinselliğimizi ön plana çıkarıyoruz. Bunu yaparken de, cinselliği siyasallaştırıyoruz.
Aslında, cinselliğin siyasallaştırılması konusunda adım atmanın doğru olduğunu düşünüyordum. Ama son günlerde "cinselliğin siyasallaştırılması durumu" bana çok yanlış gibi gelmeye başladı.
Çünkü cinselliğin siyasallaştırılması demek, kişinin sadece cinselliğiyle ön plana çıkması demek oluyorki, bu da yüzyılımızın içine düştüğü en büyük çelişkilerden biri gibi geliyor bana.

Şimdi bunu söyleyince, aslında bunun sadece eşcinselliğe ait bir durum değil, daha çok toplumsal bir durum olduğunu farkettim. Yani daha doğrusu cinselliğini yaşamaya başlayan herkes böyle davranmaya başlıyor.

Şimdi bunu farkedince içimden sokağa çıkıp ilk gördüğüm kişinin yakasına yapıştıktan sonra "ulan bi sakin ol, bi dur, bi nefes al, götün yeryüzüne dokunsun! ne bu hava cıva hareketler?" diye bağırıp çağırasım geldi.
Çünkü dünyada ilk defa götünü siktiren biz değiliz ve ilk defa sikişen de olmayacağız.
Bu sikişme mevsuzu teeee ademle havvadan bu yana var. Adem'le Havva, meyve yedi denildiğinde senin aklına sadece elma armut mu geliyor? dangalak, işte o aklına gelen armut kadar kafana taş düşsün. Bence Adem'le Havva aşna fişne yaptılar ve onlar birlikte olunca da birbirlerini sürekli bir halde arzu etmeye başladılar. Durum böyle olunca da allah da "siktirin gidin burdan terbiyesizler" dedi ve onları huzurundan kovdu. Çünkü tanrı götümüzü siktirerek veya göt sikerek tanrısallaşmamızı istemiyor. Çünkü insan ilişkiye girerken kendini "sahipmiş" gibi, "gücü her şeye yetenmiş gibi" hissediyor.. Ayy neyse dur, bu konuyu da yarıda kesiyim yoksa kafayı tırlatıcam.

Yani cinsellik hakkında böyle düşünen ben, adem ve havva olayının da böyle olduğunu düşünüyorum. Yanlışsa benim yanlışımdır kimse kalkıp da ık mık etmesin hiç uğraşamam.
ahahaha bak konu yine dağıldı ne diyordum; işte cinselliğimizi yaşamaya başlayınca bu kadar saldırganlaşmasak, aslında dünya daha güzel bir yer olabilir ve zaten kimse de kimseyi siklemez, diye düşünüyorum.


Ya şimdi böyle parça pinçik şeyler yazdım ama, özet olarak; sanırım mutluyum lan. Yada buna benzer bi ruh hali içindeyim. Bilin yani =)