8.08.2023

Dutu Yedim

Bahçe duvarının üzerine çıkmış, dalları çekiştirirken aradan aniden sızan güneşin ışıklarıyla kamaşan gözlerimi kaçırıp elimdeki dalda bulunan dolgun dutları tek tek alıp ağzıma tıkıştırmaya çalışırken, duvarın hemen yanına panelvan tipi arabalardan biri yanaştı ve evde oturanlar olduğunu düşündüğüm 2 gencodan biri arabadan inip bahçeden geçerken;

-siz toplamıyorsunuz, hepsi yere düşüyor diye en azından dallarındayken biraz yiyeyim diye çıktım. Helal edin, burdan geçtikçe alıyorum hep

-ye ye bir şey olmaz” dedi umursamadan ve bahçe içindeki yarı harap 3 katlı eve doğru yürümeye devam edip gitti. O böyle devam edince içim rahatladı ve ben elimdeki daldan dut koparıp koparıp yemeye devam ederken, arabaya doğru dönüp bi an bakınca şöför koltuğunda kumral tenli, hafif sarı renkte seyrek sakallı, insanlarla iyi geçinme zorundalığının yarattığı alışkanlıktan dolayı daima tebessüm eden güleç yüzlü diğer gencoyla karşılaştım ve “bir şey yok, dut yiyorum” anlamına gelen baş işaretiyle selam verip, dutları yemeye devam ettim. Ama genconun açık ile koyu arasında kararsız kalmış renkteki yeşil gözleri içime işlemişti bile. Tebessümünün ardından ortaya çıkan 3 aylık fırçalanmamış düzgün dişleri ve tüm bunları geç sıcak bi gülüşü vardı amınakoyimyavv. İşte ben şimdi dutu yemiştim.

Tüm açgözlülüğümle dutları mideye indirmeye devam ederken ona dönüp

-burası sizin mi?

-yok yaaa ne bizim olacak. torbacıyız amınakoyim malzeme almaya geldik” dedi içten gelen sıcak sıcak taze gülümsemesiyle ve gerçekten dönüp bakınca bu evin O EV olduğunu anladım. Bu küçük şehirde herkes herkesi bilir, resmiyetde “şikayet yoksa sorun yoktur” diye işler yürür gider burafa. Fakat şimdi siktir et sosyal meseleleri ve diğer şeyleri. Benim içim gıdıklanmaya başlamıştı o piçe karşı ve bende onun kadar sıcak ve taze taze gülümseyerek

-nerelisin

-buralıyız yav. Yeşilce

-gözlerin o yüzden mi böyle yeşil yeşil?

-ahahaha he aynen öyle

-ahahah orda doğanların gözleri hep böyle yeşil mi?

-ahaha işine yaramam ben senin. Çünkü p’yim

-ahahaha yararsın yararsın

-yaramam valla

-yav yararsın ya, hem bi sefer de A ol, ne olcak sanki

-yok olmam valla. Full p’yim

-aha kırma beni, sadece bi seferlik A ol. Sadece benim için, sadece bana ol ahsha

-yok valla olmam

-olursun olursun “he” de yeter” konuşmamızın burasında, elindeki poşetle diğeri geldi bindi arabaya ve Yeşil kontağa asılırken, ona dönüp bakarak bana

-bu A, belki işine yarar

-ahahhahaha” diye gülmeye başladım ve onlar giderken, dut yemeye devam ettim 

(Dut yemiş bülbül gönderisi)

7.08.2023

çöpe atılan kalp

Bu aralar, tüm haklarımı şimdiki zamandan önceki geçmişimde hunharca kullanarak boğduğuma inandığım içimdeki AŞK duygusunu tekrar yeşertme ve canlandırma uğraşı içindeyim..
Sonuçta önceki haklarımı yanlış insanlardan yana kullanmış olabilirim faka aşk'ımın kökü hâlâ kalbimde ve bu yüzden karşıma çıkmış olan o yanlış insanlara kızıp içimdeki bu kökü yok sayamam. Çünkü bu zıkkımın kökü değil, aşkın kökü :)
Onu tekrar yeşertme kararımı verdikten sonra, kökün nefes alması için üstünü açtım, etrafını çapaladım ve her gün düzenli bi şekilde azcık su ile beslemeye başladım. Ümidini kesmemiş olmanın en güzel yanı bu işte; yani yerle bir olmuş ve hiç acımadan üstüne kat kat beton dökülmüş o kupkuru kökün etrafını biraz açıp ilgi gösterince, bi sabah uyandığında önceki enkazlardan hiçbir şey kalmadığını ve çapaladığın yerde ufak filizlenmelerin çıkıp umarsızca göğe doğru yükselmeye başladığını fark edebiliyorsun.
Onca zor çetrefilli karanlık yollardan adeta yürüyemeyecek kadar güçsüz düşüp en sonunda sürünerekte olsa çıktığım bu aydınlıkta, artık sevilmeyecek kadar kötü insanların kim olduğunu öğrendiğim şimdiki bu güzel yaşımla tekrar aşık olabilir, sadece doğru kişiyle eşleşerek hayatıma kaldığım yerden, ayağa kalkıp yürüyerek devam edebilirim.
Eskisi gibi yanarlı dönerli, umarsız ve hesapsız, sadece sevmek için, sadece sevginin her şeyi ve herkesi iyileştirebileceğine dair olan inancımla tekrar aşık olabileceğimin farkındayım, olabilirim. İçimde o var. Hayatıma girip çıkan, hayatına girip çıktığım herkesi boş ver, ben böyleyim ve böyle seviyorum. Benim sevme şeklim bu ve biliyorum, gördüm, benim gibi sevenler var.
Tıpkı dünyanın en büyük ve en değerli elmas'ının çöpte bulunmasına rağmen değerinden hiçbir şey kaybetmemesi gibi. Bende işte bu insan çöplüğünde, bunca insan kalabalığının içinde kendi elmas'ımı tekrar aramaya başladım. Yani şimdiye kadar hep değersiz çakıl taşları elime geçti diye, onlara sahip çıkıp kendi aşkımdan neden vazgeçeyim ki?
İşte bu yüzden de, beraber olduğum zamanlarında, kendileri dışında hiç kimseyi sevmemem için beni umutsuzluğa sürükleyip hapsettikleri bu zihinsel karanlık mağaramdan çıkıp yeni insanlarla tanışmaya başladım. Aralarında doktorlar, mühendisler, memurlar, tır şöförleri, garsonlar, uyuşturucu bağımlıları, satıcıları, çirkin olduğu için kimsenin yüzlerine dönüp bakmadığından dolayı kendini gay sanan ezikler, aç gözlülüğünün bedene bürünmüşlüğünü "ne yesem dokunuyor" diyerek yok saymaya çalışan pis şişkolar, karısı amını koklatmadığı için erkek götü sikerek boşalmayı hedefleyen has anadolu erkekleri, zengin elit yavşaklar, pipisine daha yeni yeni su yürümeye başlamış osbir çekmeyi geçen hafta öğrenmiş patlak sivilceli ergenler, okul bahanesiyle evden ayrılınca kendini özgür sanan öğrenciler, karısı ölünce ne yapacağını şaşırdığı için göt sikmeye karar veren olgun adamlar, nasılsa hamile kalmaz diye erkek sikmeyi kendisi için meşrulaştırmış şaşkalozlar ve daha niceleri...
Tüm bu tipleri ve geçmişe dönüşmekte olan yaşantılarını anlayabiliyorum ve hor görmek yerine, hoş görüp yola devam ediyorum.
Karıştırmakta olduğum bu insan çöplüğü tıka basa dolu olduğu için o elmas'ı bulmak zaman alacak ama biliyorum, çöpte olsa bile değerinden hiçbir şey kaybetmedi o.

ve bu sefer çok farklı ve hiç heyecansız olarak içimde değişik bi duygu var. sanki ben uygun bulduğum için değil, allah uygun gördüğü için tam dengimi bulacağım gibi hissediyorum.
eminim, allah o hak ettiğim aşkı bana verecek. biliyorum allah'ım, bana bu sefer hak ettiğim gerçek aşkı vereceksin. amin...


3.08.2023

beklenti

benimle kurman gereken bir sürü arkadaşlık vardı
yaşanması gereken anılar, hak edilmiş kucaklanmalar ve yazılması gereken mektuplar
kızdığında edilmesi gereken küfürler, ağız dolusu hakaretlerin de vardı
ama hiçbirini benimle yapmadın, gittin o orospuçocuklarıyla yaşadın her şeyi.

beni, kenarda tutulan o yedekteki beceriksiz olarak gördün
bende hep bildim bunu. bildiğimi bileceğini sanıp sabırla bekledim kulübede. maç bitti, saçların ağardı, götündeki kıllar pişmaniyeye döndü ama sen hiçbir şeyin farkına varmadın, pişman da olmadın.
bende olmadım. çünkü yedekte tuttun beni. yedekte durdum.

seni cesur sandım. biraz da bilge falan.
oysa hiçbi sikim değildin ya ama ben yinede sandım işte amınakoyim.
emindim bi bok olmadığına ama yinede yılların geçmesini bekledim ve geçti hepsi teker teker. işte şimdi daha çok eminim. bi bok değilsin. değilim senin için.

benimle kurman gereken bir sürü düş vardı. hepsi benim düşümdü.