-->

25 Ekim 2018

Toplumu Red Etmek Üzerinden Kendini İnşa Etmek

Bugünlerde "toplumu reddetmek, toplumun içindeyken onu görmezden gelmek" konusunda düşünüyorum. Çünkü geçen yıl başlayan okul sürecim, içimde bi yere; aslında toplumun içindeyken, ne kadar da dışında olduğumu fark ettiren küçük bir tohum attı.

Onun içime tamamen yerleşmesi zaman aldı, yerleştikten sonra yeşermesi ise daha fazla zaman aldı ve işte şimdi istanbul'daki hayatımdan ve çevremden tamamen kopukluğumu sağlayan döneme tamamen kaptırıp gitmişken, yani iş için buraya gelip de toplumun en deneyimsizleri ve çoğunlukla eğitimsizleri arasına yerleşmişken, o tohum da tamamen yeşermeyi başardı. 

O yeşerdikçe;
ben de kendimi gördüm, 
insanları gördüm
insanlara nasıl baktığımı gördüm
kendimin nerde olduğunu gördüğüm, 
onların nerde olduğunu gördüm
kendimi fark ettim, 
onları fark ettim
kendimi toplumun neden dışına attığımı, 
neden toplumdan saymadığımı, 
neden toplumdan uzak olduğumu, 
uzaklaşmaya çaba sarf ettiğimi, 
toplumu neden red etmek zorunda olduğumu ve diğer haklı veya haksız nedenlerimi görmeye başladım. 

Belki binlerce nedenim daha vardır, belki başka hiçbir nedenim yoktur. ama şundan emin oldum; Toplumu red ederek, kendimi, içlerindeyken bile ayrı tutmayı başarmışım. ve açıkçası çoğunlukla yalıtılmış bir hayat yaşayarak toplumun içinde olmama-ma rağmen, içlerinde olduğumu sanarak yaşamaya devam etmişim. 

Bu red etmeyi bilinçli olarak seçtim. Çünkü red etmesem, onların bana bir yol çizmelerine izin verirken aynı zamanda çizdikleri yolda da beni yönlendirmesine izin verip, zamanla da onlar gibi olacaktım. Oysa tercihimi red etmekten yana kullandım ve beni yönlendirmelerini engellerken aynı zamanda onlar gibi değil, kendim gibi olmayı seçerek yolumu kendim bulup, yürüyerek kendimi bulmayı seçtim.


Henüz tam kendim olamadım ve biliyorumki ölünceye kadar hiçvir zaman kendim olamacağım; ama en azından yolumda yürüyerek, kendim olmaya doğru biraz daha birazcık daha ve biraz daha fazla yaklaşmış oluyorum.
Red etmek bir tercih ve zorlu bir tepeye tırmakmak gibidir. 

Sana sahip olan veya senin sahip olduğun herşeyi bırakmak, arkanı dönmek ve hayatından dışarı atmaktır. Red etmek yalnızlığa kucak açıp onu sımsıkı sarmaktır.
Red etmekden kendin olmayı beceremiyorsun. Kendini göremiyorsun. Red etmek; sana bol bol hata yapma fırsatı verir. Red etmek yanlışlarla dolu bir hayat demektir. Tüm kayıplara sahip olmak istercesine bir başlangıçtır red etmek. Red etmek, kendini sokağa terk ettriemktir.

İlerlemek için red olmazsa olmazdır. Çünkü öteki türlüsü asla 

Oysa hayır, gündelik karşılaşmalarımızda belki kaş gözle, el veya başla, en olmadık silik bir sesle selamlaşmışız ve bu selamlaşmalar yüzünden, aslında içlerinde görünüp hiç de içlerinde olmadan toplumun bir parçası olduğum yanılgısı, rızamla vicdanımı susturmuş ve kendimi topluma ait hissederek gelmiş olabilir ama ben o toplumdan olmamışım. Üstelik bu toplumdan olmamak için de elimden geleni yapmış, olabildiğince uzak durmaya çalışmışım.

Uzak kaldıkça ise; onlar benim için adeta seyirliğe dönüşmüşler. Onlara bakıp öfflenmişim, pöflenmişim belki en fazla küçük bir an için üzülmüşümdür de ama sonuç olarak bunlar beni rahatsız etmemiş, belki tanıştıkça burada yazdığım şu saçma yazıların malzemesi olmaktan öteye geçmemişler. 

Toplumu red ederek, onlara ve kendime yazık etmişim. Oysa red etmemeliydim. Tüm yanlışlarımızla beraber, onların içinde yaşamaya devam etmeliydim. Bunu şimdi fark ediyorum. Yanlışın neresinden dönsen...

Peki toplumu neden redettim?


yalan söylemeye başladım
hırsızlık yapmaya başladım

salaklara tahammül edemiyordum, şimdi etmeye başladım

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

düşüncelerini kendine saklama, benimle de paylaş.