Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

4 Temmuz 2011

Sevgili turistler ülkenizde durur musunuz? Rica ediyorum, lütfen bi kıpraşmayın ammınıza koyim

Bu yazı şu yazının devamıdır. Çok uzun oldu diye parça pinçik edip paylaşıyım dedim. 

..Tamam, ama dur lan emin değilim. Çünkü o beni beklemedi ve metroya giriyor. Belkide pis bir heterodur ve benlen dalga geçiyordur. ııh zaten hiç ibne havası yokki bunda. Sadece ben ibne olduğum için onun bana içten bi ibne gibi baktığını ve hatta gözlerimi çaldığını düşündüm. Kafamda bunları düşünürken, bu arada yürüyen merdivenin aksine yürüme savaşını, herkesin "mal mısın olum" bakışıları altında kemal kılıçdaroğlu'ndan aşağı kalmayarak ben de kazanıyorum ve bu arada ellerim cebimde istanbul kartı arıyor. Cebimdeki tüm kartları çıkarmışken, istanbul karttan eser yok. Allah belamı versin niye bu kadar çok kart taşıyorumki cebimde. Ne var bu kartlarda, bana lazım olan sadece istanbul kart. heyy nerdeysen çıkar mısın ortaya.
Ama istanbul kart yok oluyor. Ammına koduğumun istanbul kartı arka cebimde bulup gişeden geçtiğimde o yürümeye devam ediyor ve hiç bana bakmayıp gişeden geçip metroya giriyor. Bende hızlıca yürüyüp gişede kartı basıp geçiyorum.

Hey sen, evet evet orospuçocuğu, durur musun!!! gözlerimi senden almam lazım. Nereye gidiyorsun, lütfen dur! Gözlerim. dur lan canım yanıyor. Sen beni siklemeyip uzaklaştıkça bi yerim eksiliyor. İçimden "tamam bu ibne kesin heterodur ve benlen dalga geçiyor" diyorum ve bi yandan da adımlarımı hızlandırıyorum. Şimdi ben yürüyen merdivende hızımı kesmeden onu geçip gidiyorum. Umarım bu sefer ben ondan uzaklaştıkça, onun bi yerleri acır. Ama yok lan onun sikinde bile değil gibi. Yürüyen merdiven bitip, yürüyüş bandına gelmemize rağmen o hala arkalarda. Hem baksana hızını düşürdü, yüzünde de herhangi bir duygu ibaresinden eser bile yok.

"Lan ben niye bunun peşinden geldimki" diye içimden geçirip "yazık oldu 2 lira'ma" diyorum. Ne yapsam hazır gelmişken metroya binip son durağa kadar gitsem mi? Yada olmadı geri döneyim lan. Yok lan metro parası verdim bari en son durağa kadar gideyim. Zaten hiç gitmedim en son durağa. Hem taksim metrosunun en son durağı neresiki? Metroyla en uzak gayrettepe ve kanyon'a giden ben böylece metronun son durağını da görürüm, sonra döner gelirim. Böyle böyle kendi kendime konuşurarak yürüyorum. Hımm "iyi bari öyle yapıyım" diyorum ve o anda arkamda nefes nefese kalmış birinin olduğunu azcık farkediveriyorum. Duvarlara monteli aynalara bakıp, onun koca götünü görüyorum.

Kalabalık siz lütfen bizi görmezlikten gelir misiniz. Rica ediyorum bakmayın bize, özellikle bana bakmayın çünkü yürüyen merdiven benzeri bu şey bitmiş ve ben onun aynada görünen koca götüne dalıp gittiğim için ayağım takılıp düşecek gibi oluyorum. Göz ucuyla sadece bana bakan kalabalık sizlere söylüyorum bakmayın bana. Hey sen kenarda durup müzik yaptığını sanarak milletin kafasını şişiren dilenci müsikyen, evet sen; lütfen aletinle ilgilenir misin. Sanane ayağımın takılmasından, sana ne düşecek gibi olup sonra kendimi toparlamamdan.

Sen nefes nefese kalan hulk beni neden geçip gittin. Oysa ne güzeldi nefes nefese kalman, oysa ne güzeldi yanımda seni hissetmem, ne güzeldi yanımda bi an durduğun için heyecanlanmalarım, hey dur nereye gidiyorsun, yoksa ayağım takılıp düşer gibi olduğum için benim bu salak halimden utanıp uzaklaşıyor musun? Heyyy bak ortalık tenhalaştı belki, herkesi siktir edip "senin bana siktir çekebilme ihtimalini" bile göz ardı edip sana "merhaba" derim. Biraz yavaşlar mısın, nereye gidiyorsun? Ama gitti, dinlemiyor beni, duymuyor beni. Bende peşinden gideyim bari, kendi kendime "belki bok vardır" deyip trip atıyorum. Sonra adımlarım yavaşlıyor ve onun benlen iyice dalga geçtiğine emin oluyorum. O da gidip yürüyen merdivene biniyor ve bana dönüp kocaman bi gülücük atıyor. O anda kocaman gülümsemesinin ardından ortaya çıkan gamzelerini görüyorum, götümün yarığı gibi kocaman olmuşlar ve yüzüne o kadar yakışıyorlarki.

Bide güldüğü zaman  gözlerinin ortadan kaybolduğunu, yanakları ve alnının bir olduğunu söylemişmiydim. Burnu var bide onun, biraz uzun ama olsun. Gamzesinin güzelliği burnun uzunluğunu kapatıyor. bide yürürken panda gibi yürüyor. Allahım ne tatlı şey bu falan diyorum ve merdivenlere iki adımda geliyorum. Benim yürüyen merdivenlere binişimle o bana doğru bi kaç basamak yukarı çıkıyor ve "merhaba" diyor. Ama ben başka dünyalardayım "allahım şu aşağıdaki kızlar neden bize bakıp gülüyorlar, dur lan siktir et kızları "adama merhaba" de, ay kızlar bize ibneymişiz gibi bakıyorlar, ya kızları boşver "adama merhaba" de, kızlar bize bakarak kendi aralarında ne konuşuyorlar acaba, ya bak adam merhaba dedi ve gamzeleri hala yüzünde kaybolmadı, "kızları siktir et, kızları siktiret, kızları siktir et" diyorum içimden ve uzun gelen bu bi kaç saniye sonrasında "merhaba" deyip titreyerek elimi uzatıyorum.

O da elini uzatınca konuşmuyoruz ve ikimizde 32 dişimizin tamamını gösterecek kadar gülüp bunu bi kaç saniye uzatıyoruz ve bu an sanki sonsuza kadar sürecek gibime geliyor. Zaten kızlarda amcıklarını yengeç ısırmış gibi kikirdeyerek önlerini döndüler. Bizde bi şeyler konuşmaya başlamışız. Sahi ne konuşuyoruz "evet evet" diyorum, "ben sana baktım" diyor, "sende bana baktın" diyor, "sonra niye yaklaşmadın neden korktun" diye soruyor, bende "korkmadım" diyorum, "sadece senin ibne olup olmadığından emin olamadım" diyorum ve kırdığım potun büyüklüğü kadar şaşırıp, içimden "ayy allah kahretmesin, böyle bi adama böyle bi laf kullanılır mı? dur sakin ol, derin bi nefes al, yoksa batırıcaksın, biraz kibar ol hayvanlaşma" falan diyorum içimden ve o, o anda konuyu değiştirmek, rezilliğimi duymazlıktan gelmek için olsa gerek alakasızca "ben türk değilim" diyor.

"heh işte bu güzel haber" diyecek gibi oluyorum ve yine laf daha dilimden kopup dudaklarımı aşıp çıkacakken tutuyorum kendimi. Hay senin ammına koyım istanbul'da türkler yaşamıyor mu? nerdesiniz ammına koyım, bi türkle şöyle ağız dolusu bi rahat rahat flörtleşemeyecekmiyiz, şöyle güzel güzel bi dalaşamayacak mıyız? hey turistler sizin ammınıza koyım, gidin memleketlerinizde yaşayın. Ammına koduklarım paranızı gençken çar çur edip sonrada yaşlanınca kağıt toplayıp, bira şişelerini koklayarak hayata gözlerinizi kapatıyosunuz. Bi yerinizde durun ammınıza koyım, kalbimi çalıp çalıp kaçmayın. Çünkü siz uzaklardayken, ben burda çok yalnız kaldığımda sizi özleyip canımı yakıyorum. Siz şu genç yaşlarınızda uzaklarda birilerini bulup çatır çatır sikişirken, ben her gün gözlerimi kapatıp sizi düşleyerek osbir çekiyorum. Hey dur gülme öyle, sakla o gamzelerini, gözlerini de kapat, bakma bana ve sende siktir git ammına koduğum, nasılsa yarın öbürgün gidersin.

Yazının devamı için tırtıkla

2 yorum:

patrick star dedi ki...

ilginç. şaşırtıcı. gel biz sevgili olalım en iyisi.

sss dedi ki...

ya türktür o ibne olduğu ortaya çıkınca turist ayağına yatıryordur ...