7.08.2025

dokunsalar depresyona girecegim

Bugün rutinleşmiş doktor kontrolüm vardı. Gidip kan verdim, mr için gün aldım falan. 
Hastane çıkışı bahçedeki oturaklarda ikili, üçlü oturanları görünce ayaklarım yavaşladı ve o an tek başınalığımı fark ettim.
bi an donup kalır gibi oldum ve tam da bu donma uzayıp canım sıkılmaya başlamışken, kendime gelip
"kes sesini gerizekâlı!!!!!!!!!!
bunu sen istedin!
sen istedin bunu işte amınakoduğumun malı. 
bacak kadar boyunla, fındık kadar aklınla benimde bi bildiğim var diyerek herkese kafa tutarken
yer yer tek bildiğin doğru seninkiyken
farklı bi fikre körü körüne bağlı olanlarla geçinmek için ufak bi çaba bile harcamıyorken
herkesin ailesiyle yaşadığı problemlerden bir kaçını sende yaşadın diye bunları bahane edip ayaküstü aşklar yaşamak için evden son hızla kaçarken,
ağlak, cahil, kalın kafalı bi karıya dayanamayıp onu çocuğunla birlikte, narsistin biri için terk ederken
ibneliğini rahat yaşamak için akrabalardan, eş dosttan, göz aşinalığı bile olsa tüm tanıdıklardan, içine doğduğun şehirden ve oradaki canlı her şeyden daima uzak dururken
her sikini avuçlayana surat asarken
götünü parmaklayandan kaçarken
iki öpücük sonrası hemen sakso çekmek için eğileni veya sakso çekmen için başını tutup bacak arasına çekeni aşağılayıp ortadan kaybolurken
yalancıyla, üçkağıtçıyla, hırsızla, uyuşturucu ve seks bağımlısıyla tanıştıktan iki dakka sonra "bundan hiçbi bok olmaz" diyerek araya mesafe koyarken, tanışmadan önce de ince eleyip sık dokurken" günün sonunda ne olacak sanıyordun?
sence tüm gücünle, yaşamakta olduğun toplumsalın dışınalığına yapışmışken ve tüm çaban orada öylece kalmakken şimdi ne olacak sanıyordun? 
Evet, işte böyle olur.
oldu. gördün işte sayın amınakoduğumun en ahlaklısı, tek doğru konuşanı, çokbilmişyalnızı!
İşte böyle olur.
Herkes, bu yaşantıya sahip birinin gün sonunun böyle olacağını bilir.
Bu çok açıktır ve zaten herkesçe de kabuldür. Kabul olan budur ve işte bu olmasın diye birbirinin hırsızlığını, ahlaksızlığını, yalanını dolanını tutup yüzüne söylemezler diğer orospuçocukları!
Bildiğine bilmiyorum der, bilmediğine biliyorum derler
Ağlak çirkin karılarını çeker, piçlerinin başını tüm içtenlikleriyle de severler.
Birinden hoşlanmasa bile o an sakso çeker, çektirirler.
Hem ne olmuş yani hepi topu 200 gramlık yarrağı tıksan adamın kadının ağzına?
ne olacak ha ne olacak o taşşaklarıyla beraber 67gram ağırlıktaki yarağa methiyeler dizip alsan ağzına?
çok konuşmayıp mantar yuvası amcığa iki dil darbesi atsan nooolcak?
avuçlatsan götünü, parmaklatsan biraz da?
hepi topu 10 dakka değil mi en kralının sikinin dikliği?
hadi yemedin, yedirmedin de, ne olacaktı yani azcık sürtseydiler o lobların arasına? ha ne olcaktı?
hiç kimseyi gönlünce rahatlatmadın, kendi kendine havalandın durdun
al mezarına götür, yılanlar çiyanlar girip çıksın şimdi.

4.08.2025

kafaya dank etti

3 saat önce dayak yedim. Yani öyle yaka paça bi dayak değildi tabii ama sol loba güzel bi tokat yedim taksiciden. Bana vuracağını anladığım anda, en azından ameliyatlı kısım olan sağ tarafımı sakınarak, sol tarafımı döndüm ve o anda gerçekten vurdu. Biraz sersemlediğimi anımsıyorum. İnsanların koşuşarak geldiğini ve bende adamın yakasına yapışmaya çalıştığım için bizi ayırmalarını falan izledim. 
Taksicinin karşısında ufak tefek biri olduğum için, karınca ve fil fıkrasındaki karınca olduğumu söylemeliyim. 
Yediğim tokatla şunu anladımki, kimseye yanlış yaptığını ve doğrusunun nasıl olması gerektiğine dair uzun uzun laf anlatmaya gerek yok. Çünkü insanların çoğu kaba kuvvete o kadar alışkın bi halde gardlarını almışken, karşılarına geçip yanlış davrandıklarını açıklanıldığında aşağılanmış hissediyorlar. 
ve evet doğrusu, açıklarken aşağılıyordum da. Çünkü hak etmişti orospuçocuğu.
zaten yaya geçidinde ilerlerken bana çarpıp sonrasında da pişkince sırıtan birini aşağılamayıp başka ne yapacaktımki?
ama o da altta kalmadı. ağzımın payını kafatasımın sol tarafını, geriye kalmış olan beynimin sol lobumu tokatlayarak hıncını aldı. sonra tabii insanlar ayırdı beni ondan ve böylece pataklanmaktan kurtuldum.  
bi kaç dakika sonra, toparlandığımda ondan şikayetçi olmadığım için onu gönderdiler, bende gölgeye geçip ağlamamak için etrafa bakınıp kalabalığın dağılmasını izledim. 
o anda fark ettim, biri kulaklığımı çalmış. etrafa bakındım ama göremedim. az önce oturduğum kafeye gidip unutmuş olabileceğimi düşünerek masalara vs baktım ama yoktu. garson da görmediğini  söyledi. emin oldum, bizi ayırırken başka bi orospuçocuğu almıştı kulaklığımı.
sonra biraz daha oyalandım ve bu esnada az ileriye gelen iki trafik polisine, taksicinin plakasını telefonumdaki fotoğraftan göstererek ona yaya geçidini ihlal ettiği için ceza yazmasını söyleyip olayı anlattım. o da yemin billah ederek yazacağını söyledi ve ben, onları da rahat bıraktım.
biraz yürüyüp, yediğim tokadı iyice sindirmeye çalıştım, sonrasında da metroya binip kızılay'a geçtim. biraz oyalanıp iyice sindiririm diye düşünüyordum ama sindiremiyordum. bi ara ağlayasım geldi, ama tuttum kendimi. sanki ağlama sırası çoktan geçmiş gibi bir hisle kendime gelip, otobüse binip eve dönmeye karar verdim. otobüste depresyona girenler ve girmek üzere olanlar için özel olarak hep boş duran en arkadaki 1,5 kişilik koltuğa geçip boş boş etrafa bakınarak bi kaç durak geçmişken, inşaat işçisi kılıklı biri geldi karşıma ve bende kalkıp, büyük taraf onun geçebileceğini söyledim, kırmadı ve geçti. bu arada dövmeleri gözüme çarptı. ucunda kan damlası bekleyen bıçaklı, aptal keko dövmelerini saklamaya gerek bile duymamıştı. 
kalkıp ona diğer tarafa oturması için yer verdiğimden dolayı kendini bana borçlu hissetmişliğinden "nerelisin" dedi ve muhabbet etmeye başladık. bir kaç aptalca cümle esnasında durup dururken "az önce dayak yedim, keşke senin kadar uzun boylu olsaydım. taksici beni ufak tefek görünce hem bana çarptı, hem tokatladı." dedim ve o da "bunlar orospuçocuğu" diyerek başladı saydırmaya. saydırırken beni süzdü ve ufak tefekliğimi yeni anlamışlığından dolayı gözlerine bi acıma bakışı yerleşti. bi kaç kelimelik konuşma daha yapmıştıkki, duraklardan birinde binen biri yanımıza gelip ona selam verdi ve birbirlerinin hal hatrını sordular.
-ne zaman çıktın
-iki gün oldu. her gün imzaya gidiyorum. iyi halden bıraktılar
konuşmalarından anladımki adam zaten belalıymış ve o anda bende jeton düştü, bu inşaatçı değildi, gaspçı, hırsız, uyuşturucu satıcısı, pezevenk falandı. onları muhabbetlerine bıraktım ve bir kaç durak sonra indim.
şimdi evdeyim ve tokadın acısı çoktan geçti ama kaliteli kulaklığıma üzülüyorum. neyse bunu da unuturum. zaten ben neleri neleri unutmadımki, pehhhhhh.

geçen gün dayanadım biriyle seviştim. 22 yaşında olduğunu söyleyen bir erkek hemşireydi. yada hemşirelik öğrencisi. cinsel perhizimi bozacağım tamamen. bozmaya karar verdim.
biraz para biriktirip borsadan hisse almıştım ama düştü. 
altın aldım düştü.
ne alsam düşüyor.
benim kafam neye çalışıyor bilmiyorum allahım. 

hafta sonu bir numaralı abim, yengem ve 3 numaralı oğlu geldiler misafirliğe. biraz oturup gittiler. gelmelerine sevindim. bursaya gideceklermiş ve geçerken bana da uğramak istemişler. abim "dedik bi kardeşimiz var, görelim, selam verelim" dedi :)  cümlesinin içinde, zorlama bi bağ kurma isteği vardı.
yengem evi beğendi, temiz vs dedi. benim zorlamalarımla biraz muhabbet ettik. yarım saat kadar oturduktan sonra tekrar yola çıktılar. bu ziyaretle, kendimi çok azda olsa aileye kabul edilmiş hissettim.

27.07.2025

yalnızlık allah'a mahsussa ben neden yalnızım

naber balım, terkedilmiş hissediyor musun?
hiç önemsenilmemiş, hiç umursanılmamış, hiç hiç hiç piç hissediyor musun
ben her şeyi hissediyorum.
neyim, ne olacağım derken yaşadığım o kakafonik hayat koşuşturmacası içinde hiçbir şeyi tam aşmaya ve atmaya kıyamadım ve sonuç olarak her şeyden biraz biriktirdim içimde. yani ben şimdi her şeyim sense phiçbir şey.

yeni taşındığım evimin karşısında bi hastane inşaatı var. temellerini atıyorlar. bu da demektirki evin içinde sabahtan akşama kadar gürültü.

geçen yıl ankara'ya taşındığımda ikinci el bi çamaşır makinesi almıştım ve 2 ay sonra bozulmuştu. şimdi bu eve taşındığımda yine ikinci el almaktansa, sıfır almaya karar verdim ve önceki gün mağazada görüp online'dan sipariş ettim, bugün geliyor. bunu niye anlattım bilmiyorum. daha doğrusu unuttum.

bi ev arkadaşı aldım yanıma. uzman çavuş'muş. bi komutanlıkta çalışıyor ve her şeyden şikayetçi. ona, üfff çok şikayet etme diye diye birazcık azalttım şikayetlerini. ama hayatından şikayet etmek dışında benimle hiç iletişim kuramıyor. asla gündelik konuşmalar gerçekleştiremiyor. kelime haznesi, maaşının azlığı, kazandığı paranın ona yetmediği, işinin zorlukları, sürekli çalışması, komutanlarının hepsinin orospuçocuğu olduğu cümlelerinden ibaret. 
işini beğenmiyorsa istifa etmesini söylediğim için bi kaç gün konuşmadı.
sonraki günlerden birinde, yine şikayet etmeye başlayarak iletişim kurdu benimle. evet benimle.
bu konuşmalar sonrası maaşının neden yetmediğini anladım. çünkü memleketten arsa almış, onun ödemelerini yapıyormuş. evi ve arabası olduğunu da söylemeliyim. bi karısı ve iki çocuğu olduğunuda.
karısı memleketteki evlerinde yaşıyor ve çocuklarına bakıyormuş. o ise çalışıp para gönderiyormuş.
onu biraz deşince "hiç evli gibi değiliz" demesinden, karısını sevmediğini, görücü usulü evlenmiş olmasından ise aslında dışarda onlarca kadın varken, ömrünü buna verdiğinden şikayet ettiğini anladım ve yine de "sakın ayrılma, boşanmak modern hayatta dayatılan bir aksiyon gibi görünüyor. ayrılmayın, kalın böyle. hayat bi şekilde geçiyor zaten." dedim ama beni anlamadı. çünkü kelime haznesi çok çok çok düşük ve dediklerim onun kulaklarına gürültü diye döküldü gittttttttiii.

bu yeni ev, öncekinden çok güzel. iki tarafı da güneş alıyor. yani doğu ve batı. sabah doğudan alıyor, akşam batıdan. 
evi ufak ufak döşedim. temel ihtiyaçlar tamam. sadece sevgilim yok.
beni hiç kimse sevemeyecek mi?
kadın veya erkek olmasını önemsemiyorum. sadece birinin beni karşılıksızca sevmesine şiddetli bir arzu duyuyorum. biliyorsun, çünkü hiç sevilmedim karşılıksızca.

bazen sokakta çok çirkin birini görünce onu sevsem o da beni sever mi diye düşündüğüm oluyor. onu benden başka kimsenin sevmeyeceğini bilerek bile sevse beni yeter diye düşünürüm.
kadın erkek fark etmiyor. öylesine bakıp hayallere dalıyorum.

namaz kılmaya başladığım geçen yıllardan bu yana, çişimi tuta tuta önceki ay kendimi hasta etmişim. geçen ay pipimin ucu hafifi kızarınca ve çiş yaparken yanmalar olunca doktora gittim. kadın doktor "orospuya mı gittin lan" demeye utandığı için, erkek doktoru çağırdı ve kulakları kıllı yaşlı doktor beni dışarı yönlendirip koridorda "güvenli olmayan bir şekilde geçici olarak biriyle mi yattın" dedi, bende "5-6 ay önce penetrasyon değil ama oral seks yaptırdım birine" dedim ve bunun üzerine beni başka bi yere yönlendirdi. Ordaki erkek doktor şikayetlerimi dinledi ve beni yatırıp götüme bi iğne yaptıktan sonra, reçete olarak bi hap yazdığını, sabah akşam 1 hafta kullandıktan sonrasına kontorole geldiğimde durumu tekrar değerlendirip öyle bakacağını söyledi.
dediği gibi yaptım, hapları bi hafta boyunca yuttum ve gittim. tabii bu arada şikayetlerim bitmişti. kızarıklık geçmişti. başka bi doktordan randevu aldığım için, önceki şikayetlerden ona bahsettim ve o da geçmişse önemli değilmiş. galiba sen çişini çok tutuyorsun ve çişini çok tutmak, içerideki torbada mikropların oluşmasına neden olur. çişin geldiğinde çok tutma, git yap dedi. 3-4 saat aralıkla işemek sağlıklı olandır." dedi.
doktordan gönül ferahlığıyla çıkıp tuvalete gittim ve işerken "elhamdürillah, elhamdürillah elhamdürillah" dedim. namaz kılmanın kötü yanları da varmış. böylece görmüş oldum.
o günden bu yana azcık bile çişim gelse hemen koşuyorum tuvalete. abdestim kırılmışsa da yeni abdest alıyorum. çünkü abdest almak bedava. sadece üşenmemek gerekiyor. birde sağlığını düşünmek.

oğlum az önce, whatsapp'den "baba paran var mı" diye sorarak para istedi. şu an 300 TL'em olduğu için ona ayın 15'ine kadar beklemesi gerektiğini ve benimde bu parayla idare edeceğimi söyledim. "tamam" dedi, anlaştık ve konu kapandı. 
kerata, parası bittiğinde babası olduğumu hatırlıyor :FGFGGFFGşlnbfgblkdfjblş
olsun buna da şükür :) allahım sana şükürler olsun.

bugün pazara gittim. ikinci el bi tişört aldım. üzerinde GAZİ logosu var. Gazi Üniversitesi'nin tişörtü olsa gerek. satan kadın 25 TL istemişti, 20 tl verdim.
getirdim dolaba astım. öylece duruyor, önümüzdeki günlerde giymeye başlarım.
yeme içme dışındaki masraflarımı iyice düşürmeye başladım. ihtiyacım yoksa zaten bir şey almıyordum ama artık daha sıkı bir ekonomi politikası güdeceğim kendime. yani dünyanın çarkındaki dişlilerden biri olmayacağım ve mecbur kalmadıkça hiç tüketmeyerek, İsrail Terör Devleti ile işbirlikçilerine miligram kadar dahi olsa destek olmayacağım. bunu sıfırlamak mümkün değil tabii ama karınca misali elimden geleni yapmaya kararlıyım.
zaten genel olarak da kendimi tüketici konumundan çıkarmaya odaklı bi hayat yaşadığım için bunu yaparken zorlanmıyorum. 

önceki hafta AUZEF bütünleme sınavlarım vardı ve önceki sınavlarda çıkmış sorulara çalışarak 3 dersimi daha verdim. yanisi; 2019 yılında kayıt olduğum SOSYOLOJİ bölümünü bitirip LİSANS mezunu olmaya kararlıyım. ama keşke geçen yıllardaki pandemi döneminde şifremi birine verseydim de yerime sınavlara girip derslerimi verseymiş. o dönem pandemi yüzünden güzel ülkemdeki bütün üniversite sınavları vs hep online olmuş ve ondan dolayı, aslında şu an hakkıyla mezun olan hiç kimse yok etrafta. yani; herkes birer üçkağıtçıya dönmüş o dönem ve şu an etrafta binlerce imamoğlu var, ben eksik kaldım.
zaten ben hep eksik kalırım. benim huyum ve kaderimdir ek sik kalmak.

artık seks yapmadığım için seks hikayeleri yazmıyorum, bazen özlüyorum o eski günahkâr günlerimi. bir taşın su üzerinde sekmesi gibi bedenler arası geçişlerim falan.
ulan ne çektirdim ben kendime öyle. yazık bana.
sevdiğimi sandığım için sımsıkı sarıldığım o ucubeler, esprilerime güldüğü için beni sevecek sandığım ibneler, cesaretini toplayıp "seni seviyorum" demesini beklediğim bana aşık olduğunu bildiğim tanıdık korkaklar falan filan inter milan. 
hepsi geçti gitti. hiç kimse yok hayatımda. anamın amından çıktığım günkü kadar yalnızım şu an. 
ve ben bunu hak etmedim. 
ben bu kadar yalnız olmayı hiç hak etmedim allahım bence.