16.03.2022

Şimdi içlerine girince anladım ki; ailemden uzaktayken, kendi kendime bir şeyler uydurmuş olarak mutlu olmayı becermişim. üstelik mutluluğum yapmacık bi mutluluk da değildi. Bunun aksine; bilinçli bir şekilde hedeflenerek ulaşılmış, hedeflendiği için ulaşılmış olan ve sadece benim anlayabildiğim bana ait saf bir mutluluktu...
 
İçlerine girince böyle olacağını, böyle hissedeceğimi düşünmemiş ve hatta aklımın ucundan, bununla ilgili negatif veya olumsuz sayılabilecek en ufak bir his bile geçmemişti. Zaten geçmesi de imkânsızdı. Çünkü ben uğradığım tüm haksızlıklara rağmen, haksızlığa uğramışlığımın beni yılgın, yorgun ve hayattan bezmiş birine dönüştürmemesi için elimden geleni yaparak sürekli tetikte bi halde, yanlış yapanın ben olduğuma kendimi inandırmış bi şekilde zihnimi susturmuş olarak yaşarken, bunların aklıma gelmesine iğne ucu kadar bile yer bırakmamıştım.

şimdi oturup günler ve geceler boyunca yorulmadan, bıkmadan ve usanmadan, hiç üşenmeden ve diğer ..dan'lar ...den'ler boyunca yaşamakta olduğum ve yaşamaya devam edeceğim bu şaşkınlığı anlatmak istiyorum. çünkü biliyorumki; anlatırsam rahatlayacağım. ben anlatarak rahatlayangillerdenim. ama anlatacak kimse yok.
gerçi birini kandırıp, beni dinlemediğini bilmeme rağmen sanki beni can kulağıyla dinliyormuşcasına içimdekileri kulaklarına boşaltabilirim. ama kendimi bu tür anlık psikolojik rahatlamalar sağlayan yalancı oyunlarla oylamayı bırakalı çok oldu.
tüm bu olmuş olanları, eğrileri doğruları, yanlışları ve diğer anlatsam bile dudakların kenarındaki o gizli alaycı gülümsenin yazarsam rahatlayacağım. çünkü nasıl rahatlayacağımı biliyorum. çünkü öyle rahatlıyorum.

tüm bunlara rağmen, neden çekilen siktirleri alıp gitmediğim hakkında da tam bi fikrim yok. hatta siktirlerin inadına kalasım, çekilen her siktire sımsıkı yapışıp hiç kıpırdamayasım var ve kıpırdamamak için elimden geleni de yapıyorum.
ben artık buyum; siktir çekilmeden sadece ima edildiğinde hemen ortadan kaybolandan, yüzlerce defa siktir çekilmesine rağmen kılını bile kıpırdatmayana, çekip gitmeyene dönüşenim.
ben yıllarca sömürülmüş bir çocuktan geriye kalanım. küçük bedenim o günlerden emanet.
ben içinde kopan fırtınalara yenilmemiş olana dönüştüm.











11.03.2022

böyle bir şey yazıp kenara atmışım

ne karıdan bi hayr gördüm, ne kocadan
ne anadan bi iyilik buldum, ne bacıdan. 

sorsan herkes müslüman, herkes hristiyan, herkes yahudi veya bir şey
o yüzden yaptıkları kötülük dahil herşey de allah'tan
ama en çok ağlayıp sızlayanda hep onlardan. hep onlardan. hep onlardan.


6.03.2022

Nasıl bir şey?

Uzun zamandır kimseyle yakınlaşmadım, kimseye şehvetle dokunmadım, kimseyi sikmek veya kimse tarafından sikilmek istemedim. Hatta zevk aldığı için değil de geceleri uyumak için son çare olarak osbir çeken  birine dönüşüp kaldım. Sonuç olarak ise; nefes alıp veren, yemek yiyen, bi kaç saat sonra yediklerini işeyen, sıçan yani görevi sadece yaşamak olan herhangi bir canlıyım artık.
İnsanlıktan çıkmak böyle bir şey mi?

Uzun zamandır amaçsızım. Önemli biri olamayacağımı, olmayacağımı herkesten önce anladım ve bunu sessizce içimden kabullendim. Biliyorum bir çoğumuz, sırf yaşamaya bahanemiz olsun diye hiçbir şey olmadığımızı kabullenemiyor ve bu yüzden; sanki önemli biri olacakmışız gibi büyük bir hırsla yaşamaya, döneceğimiz o köşenin varlığından şüphe etmeden duvarımız boyunca koşarcasına yürümeye devam ederiz ve böylece zamanın geçip gitmesine izin veririz.
Ölmek böyle bir şey mi?

Uzun zamandır tüm değerlerden arındım. Çünkü neye değer versem, çok geçmeden ve hatta bazen, değer verişimin hemen ertesi günü, o değer verdiğim şeyin camdan bi kule olduğu ve şımarık, yaramaz bi koca çocuğun attığı tek taşla yerle bir olduğu gerçeğiyle karşılaşıp duruyorum.
Gerçeklik böyle bir şey mi?

Uzun zamandır sevgiyle alakalı bir his yaşamadım. Sahiplenilen canlı bir nesne olarak kucaklanmayı veya sarınılmayı dahi arzulamadığım gibi başka bi canlı nesneyi dahi sevgiyle arzulamayı, sevmeyi, sarılmayı da arzulamadım. Yani kimse tarafından sevilmek ve tabii birini sevme isteği de kalmadı içimde. Sanki bir şeyler oldu bitti ve ben bi anda kesilmek için fırsat kollayan dalsız bir ağacın kurumuş gövdesine dönüşüp kaldım. Sadece bilen söylesin; hissizlik böyle bir şey mi?

İnancımın yarısını, farkımda olmadan kaybedeli çok oldu. Tüm o Allah'a şükürler olsun söylemleri, zor durumdayken ağzımdan çıkan Rabbim yardım et nidaları, tanıştığım yabancılara söylediğim God bless you'lar falan hepsi öylesine sırf konuşmuş olmak için kurduğum kuru ve anlamsız cümleler gibi geliyor artık. İmansızlar yalnız cevap versin; inançsızlık böyle bir şey mi?

Şikayet etmeyi bırakalı çok oldu. Doğrusunu söylemek gerekirse hiç şikayet etmeyi de sevmedim zaten ve bu yüzden gözlerimi kapattım, gerekeni yaparak yaşadım. Çünkü ağlamak bana göre değildi. Ama çok uzun zaman sonra ağlamadığımı fark ettiğim için ağlamaya başladığım çok oldu. Acı böyle bir şey mi?