18.10.2020

helal bana

İçime dönmek, kendime gelmek vs vs derken, galiba içimde kayboldum ve hiç kimse bunun farkında değil. Tek farkında olan benim ve içerden dışarıya bakınca ise gördüğüm tek şey; benim gerçeklikten kopuk olarak yaşamış bir halde bugüne kadar gelmiş olduğum.

Helal bana ki; öldürülmeden, kendimi öldürtmeden, kendimi öldürmeden, her yüzüme güleni iyi sandım, her göz kırpana aşık oldum-bana aşık oldu sanarak kazasız belasız (ki bir kaç kasık biti kapma olayı, kasık mantarlanması, basit bir iki akıntı hastalık dışında) yaşayıp geldim bugünlere.

Helal bana ki; tüm iyi niyetime rağmen kimseden sakatlanıp kalmak gibi büyük bi zarar görmeden bu yaşıma kadar geldim.
Helal bana; kendimi hep başkalarından görüp, kendimden korkup kaçtığım için farkında olmadan kendimi ve karşımdakileri korumuş olarak yaşımı 35 ettim.
Helal bana; ya valla bak helal bana. İyiyim ama akıllı mıyım bilmiyorum.









Yani Bir süreliğine içime kapanıp kendimi göreyim derken, kendimi içerde unuttum ve artık dışarı çıkamaz oldum. 

17.10.2020

bülbülü öttürmek

Ortak yapabildiğimiz tek şey seksti ve ne yazıkki aylardır sikim kalmadığı için artık o da yok. Yani onunla ortak yapabildiğimiz hiçbir şey kalmadı. Üstelik aramızda gittikçe dozajı artan, evereste doğru tırmanan bir gerginlik var ve bunun nedeninin de kalkmayan sikim olduğunu çoktan anlamış bulunuyorum. 
Eskiden olsa böyle davranıldığı için üzülürdüm, kendimi durvardan duvara vurur "rabbim ben sana ne ettim de, bana böyle bir ilişki yaşatıyorsun" derdim ama artık eskide değilim ve nedenini de tahmin edebiliyorum. Emin değilim ama evet tahmin edebiliyorum.

Hiçbir zaman kendimi bu kadar bok gibi hissetmemiştim desemde, hayır hissetmiştim. Hem de çok defa hissettim ve bu yüzden bu seferki bok gibi hissetmelerimi umursamıyorum. Bok gibi hissettiğimde dışarı çıkıp bi tur atıyorum, bok hissi gidiyor, sadece biraz yorgunluğu kalıyor.
Döndükten bir kaç saat sonra uzanıp yorgunluğu atınca ise bok gibi hissetmek geri dönüyor. ama umursamıyorum. Çünkü umursayınca bir şey değişmiyor.

-----
Yukarıdaki iki paragrafı geçen gün yazıp öylece bırakmışım. Üstelik sikim kalmadı, kalkmıyo, kalkmayacak diye söylenirken o akşam seks yaptım. İnsan ne tuhaf bir şey. Bir varlık. Bir canlı. Bir bilmem değişik bir şey işte.

Sanki insan sadece kendine kafa tutmak için yaşıyor ve yapmam etmem, olmuyor, yapamıyorum dediği şeyleri gerçekleştirmek için yaşamaya devam ediyor gibi. Tuhaf ve tuhaf işte.
Oysa ben de isterim tek bi karar alıp, sanki o karar olmadan yaşayamayacakmışım gibi davranarak nefes alıp vermeyi ama olmuyor. Yapamıyorum. Çünkü duygularım, davranışlarım falan hepsi bir araya gelip kendime meydan okuyorlar ve aldığım kararın tam tersi olan neyse onu yaptırıyorlar. Ben de böyleyim işte. Kendime meydan okuyarak yaşayıp gidiyorum.

Sahi insan hep böyle midir? Yani insan aslında kendine meydan okumak için mi yaşıyor, yoksa meydan okuyacak bir şey olmadığı için kendine bir yasak koyup sonrada  ona karşı çıkıyor. Nedir yani olayımız, nedir bu yaptıklarımız, yapmaya çalıştıklarımız, nereye doğru gidiyoruz, gitmek istiyoruz.?
Ben bir şey bikmiyorum. Bildiğim tek şey kendime meydan okuyarak yaşıyor olduğum ve bu durumun diğer insanlar için de geçerli olup olmadığını merak ediyorum. 
Merak ediyorum. Çok merak ediyorum. Çünkü bu konuda yalnız olduğumu bilmek istemiyorum. Her konuda olduğu gibi.  


12.10.2020

ben insan değil miyim?

Korona günleri bitip gidecek gibi değil. Bütün insanlığı dağıttı ama hala geçip gitmedi. Gitmediği için de, ihtiyaçlar dışında evden çıkmamaya çalışıyor ve zaten normalde de pek çıkmıyorum.
Korona günlerinde dışarı çıktığımda ise tam bir pimpirikli olarak, maske, mesafe ve hijyene dikkat ederek çıkma nedenine bağlı olan işi yapıp alelacele eve, mağarama, korunağıma dönüyorum.

Döndüğümde maskemi, üstümü vs hepsini bir odada çıkarıyor, sonra üstümü başımı yıkıyor ve sonra ev giysilerimi giyiniyorum. Son olarak elime kolonya döküp yüzüme sürdükten sonra temiz bir nefes alıyorum. 

Sadece ben değil. Öküz'de böyle. Hatta "onu böyle davranmaya ben itiyorum, mecbur bırakıyorum" desem yeridir. Zaten ilk günlerden bu yana da, dışarı her beraber çıkışımızda sağa sola dokunma diye diye  dört dönüp duruyorum yanında. Çünkü adam sürekli bi şeylere dokunma peşinde. Sürekli bir şeylerle haşir neşir olup, orasını burasını cimcikleme derdinde. Sanki sağa sola dokunmasa olmuyor. Bende tabii o anlarda kafayı yiyorum ve bir yerden sonra kayışları koparmış halde birbirimize giriyoruz. daha doğrusu giriyorduk. 
O ilk zamanlardaki korona krizlerimiz yüzünden çok kavga ettik. Hâlâ da ara ara kavga ediyoruz ama şimdi biraz daha azaldı. Çünkü o da artık dikkat etmeye ve üstelik daha temiz olmaya, kalmaya özen gösteriyor. Yani biz kazanacağız, korona değil.

Korona'nın patlak verdiği o ilk günlerde bi ajansın dijital işleri için evden çalışmaya başladığım için şanslıyım da. En azından sağa sola git gelim yok, kimseyle yüz göz olmuyor ve işi internet üzerinde yürütebiliyorum. Patron tarafında da pek sıkıntı yok, bazen yanlışlarım yüzünden herkesin olduğu gruplarda azarı yiyorum o kadar. O da pek sıkıntı değil. Zaten şu parasızlık ve işsizlik günlerinde yediğim fırçaların lafını da etmemeliyim.

Çalışmaya başladıktan bu yana biraz para biriktirdim. Bunu yapabildiğim için, hayatımın ender zamanlarından birinde olduğumu söyleyebilirim. Çünkü para tutan, tutabilen biri değilim. Daha çok birazcık aç karna yaşamayı, ihtiyaçsız bi şekilde günü geçirmeyi ve olanı sike sike idareli kullanmayı kendime öğrettiğim için, sırf para için çalışılması gerektiği, çalışırken olanın en az yarısının mutlaka kenarda tutulması, biriktirilmesi gerektiği fikrine sahip olamamışım. Bu ve benzeri düşünceler yerine, daha çok ihtiyaçlar için elden hemen çıkarılması gereken bir şeymiş gibi yaklaşmışım. Yani gerçekten elimin kiri olarak görmüşüm ve sonuç olarak da bi boka sahip olamamışım.
Bunları ve bunlara benzer sıkıntılarımın olduğunu da Öküz Herif sayesinde kabullendim. Çünkü o paranın değerini çok iyi biliyor ve bunu abartılı derecede hayatına uygulayabilmiş biri. Onu biraz örnek alıyor ve aslında doğru olanın bu olduğunu düşünmeye de başladım. Çünkü elden avuçtan düştüğüm, düşeceğim zamanları görecek olursam, o günlerde biraz olsun rahat etmek, en azından para için koşturmak istemiyorum. O yaşta para için koşturmadan, sade bi şekilde sadece yaşlılığımı yaşamak istiyorum.

Her neyse işte. Para konusundaki olumsuz yaklaşımlarımı-durumları kabullenmelerimin sonucu olarak, hesabımda ilk defa 15.000 TL param var ve ne yapacağımı bilmiyorum. Adeta kafayı yiycek gibi hissediyorum. Yani düşünsenize bi miktar paranız var ve harcamıyorsunuz. Öylece orda bi yerde duruyor. Bu çok saçma geliyor bana. Harcamayacak, ihtiyaçlarımızı görmeyeceksek neden para topluyor, biriktiriyoruz ki? Saçma değil mi? Hem de çok çok çok saçma.
Ama dediğim gibi, ilerde ihtiyacım olabileceğini düşünmeye başladıktan sonra sakinleştim ve birikim yapmaya karar verdim. Yıllarca yokyemez olarak yaşadıktan sonra, şimdi de varyemez olayım bakalım, ne olacak.

Tabi para biriktirebilme nedenim, dışarı çıkmıyor oluşum ile eve kira ödemiyor oluşumdan başka bir şey değil. Zaten dışarı çıksam ve üstüne bir de kira ödesem, asla ama asla para biriktiremezdim. Hatta bu konu üzerine düşünemezdim de. 

Kira ödemiyorum dedim ama evin faturalarını tabiki ben ödüyorum ve hepi topu 300-500 TL gibi bir şey tutuyor. Bir de işte eve yemeklik malzeme vs alıyoruz. Onlara harcıyorum arada.
Ama kira ödemiyor olmak cidden çok iyiymiş. Bu rahatlığı, 35 yaşımda yaşamak nasip oldu. Şükürler olsun rabbim sana.

Rahatlık falan diyorum ama Öküz benden sürekli ev kirası istemiyor değil. Sık sık istiyor. İstiyor, ama vermiyorum. Vermeyi de düşünmüyorum ve bunu ona da açık açık defalarca söyledim. Bu davranışıma çok kavga ettik. Defalarca evi bırakıp ebemin amına taşınmayı düşündüm, ama ebem nerde bilmiyorum.

O ise kavgalarımızdan güç alarak her defasında daha da laflarını bileyledi ve hiç acımadan her defasında kavga ede ede benden kira istedi. Ona "param olmadığını zaten biliyorsun, bilmeden rağmen neden benden para istiyorsun" diye açıkça neden belirttiğim, her defasında söylendiğim o işsiz güçsüz günlerimde bile hiç acımadan benden para istedi ve "evin bütün yükünü ona yüklediğimi, çok acımasız olduğumu" söyleyerek, durmadan kira ücreti olark 1500 TL istedi. ama çok şükür hiç param yoktu, çünkü olsa anında ağzına tıkamak için çat diye çıkarıp öderdim. Bende böyle bir malım işte ne yapıyım. Kızdırılınca deliğikanlılığım tutuyor ve kimsenin lafının altında kalamıyorum. Durum böyle olunca ise, elimde avucumda bir şey de birikmiyor. Yani gördüğünüz gibi para tutamama nedenlerimden biri de; deliğikanlılığım.

Her neyse işte. O böyle sürekli söylendiği zamanlarda param olmadığı için ona bağırıp çağırarak "yıllarca sen benim evimde yaşamıştın, herhangi bi ödeme yapmadın. Şimdi de ben senin evinde yaşayacağım ve sana kira ödemeyeceğim" dedim durdum ve evet, gerçekten böyle düşünüyordum.
O ise bu laflarım üzerine hırçınlaştı, hırçınlaştı ve hırçınlaşmalarının sonucu olarak kudurdu durdu. Param olmadığını bildiği için ise "o zaman iyi sik beni de bu evi hak et" demekten geri kalmadı. Üstelik sadece kızgın olduğu zamanlarda değil, normal sevişmelerimiz esnasında bile bu cümleleri gülerek kurdu. Üzülüyor olduğumu umursamadı bile. O koca göbeğinin altındaki küçücük sikinde de değildi.

Tüm bu lafları, kavgaları esnasında hiç param olmadığı için hırçınlaşmalarına son veremediğim için, şimdi kendimi şanslı ve dört ayak üzerine düşmüş bir kedi gibi de saymıyor değilim. İyiki param yokmuş. Yoksa çat die çıkarıp verirdim. Ama yoktu ve öylece yaşayıp geldik bugünlere.
Ama artık param olsada, inada bindirdim ve gerçekten kira vs ödemiycem.  Hem faturaları ödüyorum yeterli. Başka bir şey ödemeyeceğim. Ama o ısrarla istiyor. Bende ısrarla ödemeyeceğimi söylüyorum. Bakalım ne olacak.

"Bakalım ne olacak" dedim ama bu aralar sikim kalkmadığı için, bana sürekli "böyle gitmez, böyle olmaz, bu ilişki böyle yürümez" gibisinden lafları da ard arda sıralayıp duruyor. Eskiden olsa böyle laflar ettiği için çekip giderdim ama artık çekip gitmiyorum. Hem nereye çekip gideceğim ki? niye gideyim ki?
Olayımıza artık durum değişikliği ile bakınca, ortada bir sorun görmüyorum. "Sorun var" diyense, sorunu kendisi çözsün.

Bu arada ondan, önceki yıl aldığım borç paranın yarısını da ödedim. Yarısını da bir kaç ay içinde bitireceğim. Bakalım sonra bana nasıl davranacak. Çünkü bana bu aralar, eskiye nazaran biraz daha iyi davranmasının nedeni olarak, ona olan borcumu kazasız belasız alması olarak görüyorum. Yoksa başka bir şey olduğunu düşünmüyorum ve zaten o düşündürtmüyor. 

O biraz böyle bir insan. Yani her zaman ve her şartta para onun için ilk sırada oluyor ve olacakda. Öte yandan onun bu huyunu, yani alın terini kimseye kaptırmamasına hayranım. Gerçekten hayranım. Onun bu yönünü kendime örnek alıyorum ve hayatımda da tamamen uygulamayı düşünüyorum. Hatta ona kira ödememe sebebimin çok çok altında bi yerlerde birazcık da olsa bu düşünceye kapılmış olmam var. Evet onu kendime örnek aldım ve deneyi de onun üzerinde yapıyorum.
Öte yandan onun sayesinde çok daha fazla tutumlu olmayı da öğrendim ve paranın, alınterinin değerini daha iyi anlayabiliyorum. Ama cimrilikten nefret etmeye devam edeceğim. Bu huyumu değiştiremeyecek hain kostok.
İşte böyle. İnsan hep değişiyor. Ben insanım.