26.06.2020

kapalı dükkan

Büyümek çok boktan bir şey. Çünkü etrafından neler döndüğünü anlamaya başlıyorsun. Sadece neler döndüğünü değil, aynı zamanda ne kadar salak olduğunu da anlayıp, kendine bol bol acımaya başlıyorsun. Eski yaşanmış salaklıkarına eski sana vs vs
yazma tadım iyice kaçtı.
Belki yakında kapatırım dükkanı.

22.06.2020

acıdan gülümsemek

Kendime dışardan bakan biri olup, bakınca da bol bol şaşırdığım bir dönemdeyim.
Nerden geldiğim, nerde olduğum, nereye gittiğim gibi hayat yolculuğun üzerine fazlaca düşünüyorum. 
Bu iyi bir şey mi, yoksa kötü mü emin de değilim. Ama şunun farkındayım ki; kendim üzerine düşündükçe çok şaşırıyorum. Kendime şaşırıyorum. Yaşadıklarıma, yaşanmışlıklarıma, yaşamayı tercih ettiklerime, başıma gelenlere, gelmeyenlere, gelmesi gerekenlere ve tabiki başıma gelmesine izin verdiklerime.

Her şeye şaşırıyorum. Şaşkınım.
Kendime şaşırmak kötü değil ama bu kadar yaşanmışlığı çok normal karşılaşmış olmak, beni şu an çok düşündürtüyor.
Gerçi normal karşılamayıp ne yapacaktımki?
Mecburen yaşadım, başıma gelmesine izin verdim ve sanki bir çoğunu ben istemişim gibi davranarak yaşayıp bugüne geldim.
Yaşarken çok canım yanıyordu, çok üzülüyordum ama bilirsiniz işte, insanlar etrafında her şeye söylenen ve ufak da olsa dert yakınan birilerini istemezler. Bunu herkes gibi bende biliyordum ve bu yüzden içim kan ağlarken gülmeye başladım.
Güldüm, güldüm ve gözlerim acıdan dolayı yaşarırken, mutluluktan ağlıyormuşum gibi yaparak yoluma devam ettim. Oysa gözlerimdeki yaşın kaynağı acıydı. Çok acı.
ama şimdi geçti. artık üzülmüyorum. sadece düşünüyorum.


13.06.2020

kayışın koptuğu an

Dönüp tüm yaşanmışlıklarıma bakıyorumda, çata pata yaşadığım şu hayatta çok ama çok ve gerçekten çok mutlu olduğum gibi, dibine kadar mutsuz olup boka bulandığım da çok olmuş.
Ve halükârda bu benim hayatım ve iyiki hayatıma sahip çıkmışım. İyiki her defasında boka bulanmama rağmen, ümitsizliğe kapıldığımda o bokun sadece benim bokum olduğunu fark edip, en azından kendi bokumda boğulmayı göze alarak burnumun dikine, sikimin keyfine göre yol almaya devam etmişim.
Sikimin keyfine göre yol alışlarımın bazılarında pişman olsamda ve bazen gerçekten başım bokun içinden hiç çıkmayacakmış gibi hissettirecek kadar beni yorsada, o; çok az, ama öz olan kendi kişisel deneyimlerime kulak verip, bokumda yol almaya devam etmem gerektiğine inanarak yürümüşümde yürümüşüm.

Bu yürümelerin bazılarında geriye dönüp tüm hayatımı değiştirmek için elime fırsat geçmedi değil. Elime çok fırsat geçti. Ama ordan burdan edindiğim bilgiyi, bana öğretilen doğruları, kabullenilmiş toplumsal yargıları, minyonların haklı nedenini ve binlerce yıllık birikimi sessizce bir kenara bırakıp, sadece ama sadece kişisel deneyimlerime kulak vererek karar alıp yoluma devam etmişim. Çünkü herkes kendi hayatından sorumludur ve kendi yanlışlarımızın nedeni başkaları olmamalıdır. Eğer kendi hayatımızdan sadece biz sorumlu değilsek, eğer yanlışlarımız sadece bizim kararlarımızla alındığı için yanlış değilse, neden yaşıyoruz ki? bir domuzdan farkımız olmalı. uçan kuştan, miyavlayan kediden, sürünen yılandan, yük taşıyan eşekten bir farkımız olmalı.

Ben bunun için yaşıyorum ve yaşamaya devam edeceğim inşallah. Çünkü çok ilerde dönüp, iyiki hep kendi yanlışlarımla yaşamışım demek istiyor ve sadece benden kaynaklanmış yanlış kararlar almış olduğum bir hayat yaşamış olmak istiyorum.  yaşamak istediğim hayat sadece bu ve tüm çabam bundan başkası için değil.
biliyorum, öldüğümde allah'a "sen bana can verip, al nasıl yaşarsan yaşa dedin. bende o canı alıp, sadece onun hakkını vererek yaşadım." diyeceğim ve allah bana gülümseyerek "iyi yaptın" diyecek.