Şu an saat sabahın körü. Uyku tutmadı, uyandım etrafı izledim biraz. Sessizliği, seksizliği dinledim azcık. Sonra yatağa dönüm. Öküz Herif uyanmış. Bana bir sürü küfürler etti. Ağzıma sıçtı falan filan. Çünkü dün gece uyumamam gerekiyordu, çünkü dün gece onun ayarladığı birilerini misafir edecektik ama ben saat 22:00 gibi uyuya kaldım. Aslında hep böyle oluyor. Ne zaman sözleşsek, ne zaman birini yatağa atacağımızı kararkalaştırsak, ne zaman birini aramıza alıp sikeceğimizi belirlesek ben uyuya kalıyorum. Hem de öyle böyle değil. Resmen savaş çıksa, hatta beni ipe götürseler, hatta olmadı beni kesseler yine de uyanamam. Gayet huzurlu ve rahat bir şekilde uyuya kalıyorum. Uyandığımda ise işte biraz küfür ve azar işitiyorum o kadar.
Başka şey yok.
Az öncede aynısı oldu. Uyuya kaldığım için küfürler azarlar işittim ve sırf uyuya kaldığım için henüz kimseyi kaşar niyetine aramıza alıp bir tost yapamadık gitti.
Neyse işte biraz söylendi, rahatladı ve bende onu öpünce eteklerini suya indirdi. Suya indirme sahneleri çok güzel oluyor. Böyle kızgınlıkla kızgın olmamak arasında bi yerde gidip geliyor. Kaşlarının çatılmaya başladığı ilk anda onu öpmeye başlıyorum ve gerilimi bitiyor. Geriliminin bittiğini öpüşürken derin derin hofflamalarından anlıyorum ve birde öpüşlerime karşılık vermesinden. İşte o anda biraz daha devam ediyorum ve sonra öfkesi bitmiş oluyor.
Bu sefer de böyle oldu ve sonra ikimizin de siki kalkınca devam ettik. Bir 5 dakkalık sakso muhabbetinden sonra, sıra sikişmeye geldi ve kondom takıp işimizi gördük. İş bittikten sonra farkettim ki etrafı çok güzel dağıtmışız.
Çünkü sevişirken kendimizden geçiyoruz. Sanki ne gerek vardı ki bu kadar dağıtmaya. Sevişiyor muyuz, kavga mı ediyoruz belli değil.
Sevişme sonrası o banyoya girerken ben etrafı topladım, vazoyu yerine (lan bi dakka vazonun yatakta ne işi varki? acaba bi yerimize mi soktuk veya bi yerimizi mi vazoya soktuk) kitapları raflarına, telefonları küçük masanın üzerine, bilgisayarı işte getirip önüme bıraktım ve bunları yazıyorum.
Üstüm hala çıplak ve o hala banyoda.
Hah çıktı. Bana bakıyor "hadi şimdi ne bok yiyeceksek ye. Ne olurdu sanki gece uyumasan"larla başladı başımın etini yemeye. Ben de hiç siklemez gibi yapıp sikleyerek bu cümleleri yazıyorum.
(1 saat sonra) Öküz Herif fena haşladı beni ve yine yatağa girdi. Söylene söylene uyuya kaldı. Hatta şu an horluyor. Horlamalarından önce en son "çok bencilsin" deyip duruyordu. Tamam falan dediğimi hatırlıyorum ve sanırım gerçekten de bencilim.
Üff ya bu arada o fena horluyor. Durun yastığını kıpırdatayım da horlamaları dursun.
(yastık düzelttikten sonra) tamam sustu. En azından yatak odasında bir kara tren çufçufu yok şu an.
Ya bir de ben bugünlerde çok sıkılıyorum. Öyle böyle değil. Gayet bildiğin sıkılıyorum ve patlamak istiyorum. İşte öyle.
23.04.2014
1.04.2014
kitaplar güzeldir. korsan kitap satan insanlar ise daha da güzeldir.
Şu an starbucks'dayım karşımda iki üniversiteli var ve bu güzel ülkemizi kurtarmaya çalışıyoruz. Sonrasında ise sıra dünyaya gelecek. Durun geliyoruz. Biri tayyip'le savaşmayı savunuyor (bilgisayar mühendisliği mi ne öyle bir şey okuyor), diğeri ise insanların yaşarken yaptıkları işlerde en iyi olmaları gerektiğini savunarak ülkeyi kurtaracağımızı savunuyor (uluslararası ilişkiler yüksek lisans yapıyor) ben se "ya siktir edin, hayatınızı yaşayın" diyorum (ofisboyum)
Şimdi onlarla konuşmaktan yoruldum ve "yapmam gereken işler var" diye söyleyip bloga girip bu yazıyı yazıyorum. Yazmak konusunda iyice sıkıcı oldum. Artık en iğrenç yazılardan bile yazamıyorum. Ne oldu bana ya, oysa negzel yazardım. Yazdıkça coşardım, kendimi gaza getirip yazmaya devam ederdim. ama şimdi öyle olmuyor. artık bi yerde duruyorum ve "amaaan koy götüne gitsin, yazarak ne olacak ki?" deyip bırakıyorum. Öyle öyle taslaklarda 200'den fazla yazı birikti. Geçen gün taslaklara göz atarken bir çoğunu sildim. Ama yine de birikiyorlar. Ne diye yarıda bırakıp duruyorum anlamadım ki. Oysa fizik kanunlarından bahsetmiyorum, karadeliklerden yazmıyorum. Öyle sikindirik şeyler yazıyorum. Aslında bazen fizikten bahsettiğim oluyor. Özellikle seviştiğim insanların fiziklerinden. üfff ne saçmalıyorum ya.
Bu arada akşam işten çıkarken yol üstündeki balıkçıyı görünce canım fena balık çekti. Cebimde para olunca havalı havalı yaklaşıp "abi bi balık alıyım yaaee" dedim ve balıkçı "hemen abi" deyip balığı pişirmeye başladı. Aradan bir iki dakika geçmiştiki çocuğun biri yanımıza geldi ve balıkçıyla havadan sudan konuşmaya başladılar.
Çocukta da öyle bi tip varki anlatamam. Böyle resmen az önce dayak yemişte, dağılan ağzını burnunu sadece yüzünü yıkayarak düzeltmeye çalışmış gibiydi. Bunlar konuşmalarının ilerleyen bölümünde arkamızda duran korsan kitapçı hakkında konuşunca dikkat kesildim. Meğer kitapçı, yere serdiği bez üzerinde aylardır burda rahat rahat kitap satıyormuş. Ama geçen haftalarda polis bunu korsan kitap sattığı için içeri atmış ve henüz çıkamamamış. Aslında hakim karşısında çıksa serbest bırakılacakmış, ama işte hakim karşısına çıkmasını erteliyorlarmış. Çünkü korsan kitapçı'mız daha öncede defalarca kodese girip çıkmış. Yani en fazla 1 ay tutuluyormuş içerde. Ama bu sefer durumlar kötüymüş ve bu yüzden, adamın karısı onun yerine gelip kitap satmaya başlamış. (dün gece yazdım bu cümleleri)
(bu sabah iş yerinde devam ediyorum yazmaya) Onlar cümlelerini toparlarken benim de ekmek arası bol soğanlı balığım hazırlanmıştı, parasını verip limon suyunu bocaladıktan sonra, balığımı aldığım gibi arkalarındaki korsan kitap satan ablaya gittim. Kitapları bol bol elledikten sonra bir tanesini aldım ve cebimdeki paranın bir kitap almaya yetmediğini farkettim. abla tanesini 8 tl'den satıyordu, benim ise cebimde 5tl kalmıştı. abla 5 tl olur mu dedim, olur dedi ve kitabı alıp çantama attığım gibi uzaklaştım.
Bugün ise ayın 1'i olduğu için maaşımı alıyorum ve akşam iş çıkışı o ablaya gidip 5-6 tane daha korsan kitap alcam inşallah. Korsan kitap almak evet yanlış, ama sikerim yanlışını. Adam hapisteyken, karısı ve çocukları açlıktan ölsün mü? Bence bu gibi durumlarda korsan almak başkasının hakkında tecavüz etmek sayılmamalı. Yani sayılacaksa da doğrusu pek sikimde değil.
Hırsızlıkla eşdeğer bir durum da değil bence. Ya da bilmiyorum, vicdanımı susturmaya çalışıyorum. Ama sonuç olarak bakıldığında; kadın mecbur kalmasa o perişan haliyle gelip bi paçavranın üzerinde kitap satmak zorunda kalmazdı. Hem zaten benim kitaba ihtiyacım var, onun da çocuklarını doyuracak ekmeğe. Birde sanırım iyilik ile kötülük arasında çok ince bir çizgi var. O yüzden kimse kendini iyi veya kötü diye tanımlamasın ve kendini böyle tanımlayamayacağı gibi bir başkası içinde hiçbir zaman kalkıp şu iyidir/kötüdür demesin.
(bu sabah iş yerinde devam ediyorum yazmaya) Onlar cümlelerini toparlarken benim de ekmek arası bol soğanlı balığım hazırlanmıştı, parasını verip limon suyunu bocaladıktan sonra, balığımı aldığım gibi arkalarındaki korsan kitap satan ablaya gittim. Kitapları bol bol elledikten sonra bir tanesini aldım ve cebimdeki paranın bir kitap almaya yetmediğini farkettim. abla tanesini 8 tl'den satıyordu, benim ise cebimde 5tl kalmıştı. abla 5 tl olur mu dedim, olur dedi ve kitabı alıp çantama attığım gibi uzaklaştım.
Bugün ise ayın 1'i olduğu için maaşımı alıyorum ve akşam iş çıkışı o ablaya gidip 5-6 tane daha korsan kitap alcam inşallah. Korsan kitap almak evet yanlış, ama sikerim yanlışını. Adam hapisteyken, karısı ve çocukları açlıktan ölsün mü? Bence bu gibi durumlarda korsan almak başkasının hakkında tecavüz etmek sayılmamalı. Yani sayılacaksa da doğrusu pek sikimde değil.Hırsızlıkla eşdeğer bir durum da değil bence. Ya da bilmiyorum, vicdanımı susturmaya çalışıyorum. Ama sonuç olarak bakıldığında; kadın mecbur kalmasa o perişan haliyle gelip bi paçavranın üzerinde kitap satmak zorunda kalmazdı. Hem zaten benim kitaba ihtiyacım var, onun da çocuklarını doyuracak ekmeğe. Birde sanırım iyilik ile kötülük arasında çok ince bir çizgi var. O yüzden kimse kendini iyi veya kötü diye tanımlamasın ve kendini böyle tanımlayamayacağı gibi bir başkası içinde hiçbir zaman kalkıp şu iyidir/kötüdür demesin.
28.03.2014
Neden Akp'ye oy verilmeli, neden Chp bu seçimde es geçilmeli?
Bu sorunun cevabını buraya yazarak; karınca misali tarafımı belli etmek
ve sorulacak soruların cevabını bir daha uzun uzun tekrarlamaktansa,
buraya yazıp link olarak cevap vermek istedim:
Bu soru bu ara sürekli çevremde duyduğum ve sürekli cevabı bastıra bastıra istenen sorulardan sadece biri. Soranlara dilim döndüğünce anlattım, tüm samimiyetimle cevapladım. Ama dilimin artık dönmediği yerler de olmadı değil. Özellikle de kendi partisinden başka diğer tüm partilerin yanlış yaptığını, kendi doğrularından başka doğrular olmadığına körü körüne inanan cahil, yobaz ve dediğim dedik insanlar karşısında.
İşte nedenim: Halktan desteğini alan Erdoğan ile Amerika, İsrail gibi ülkelerden destek alıp muhafazakâr kesim içinde mafyalaşan Gülen restleştiler ve ikisinin çıkar çatışmasının sonunda Gülen açıkta kaldı.
Bunun üzerine; daha önceki iyi zamanlarında Erdoğan ileenseye şaplak, göte parmak oynayan Gülen, tüm dinleme cihazlarından elde ettiği gizli bilgilere, yalan dolan yeni ses kayıtları da ekleyip bunlarla beraber soluğu Kılıçdaroğlu'nun yanında aldı. İlk sözü seni "lider yapacağız" oldu tabii. Kılıçdaroğlu ise bunu yemeye çoktan hazırdı.
Çünkü Kılıçdaroğlu partisinin seçim otobüslerinde bile kendi milletvekilleri, bürokratları tarafından iteklenip duruyordu, hiç kimse onu kaale almıyordu. Bir lider sıfatından uzaktı ve zaten onu lider olarak seçmemişlerdi, Baykal'ın kasedinden sonra mecbur kalarak lider olarak göstermişlerdi.
Öte yandan Gülen de; ortalık da Erdoğan'dan nefret etmek için bekleyen minyonların farkındaydı ve bu nefreti yeniden körükleyecek, hatta uzun yıllar sönmesini engelleyecek olan şeyler de kendisinde fazlasıyla vardı. Geriye sadece bunları parlatmak, iyi bir dublaj ile yenilerini de eklemek kalıyordu. Böylece yalanlar ile gerçekler karışacak, doğru nedir herkes şaşıracak, oylar Chp'ye akarken Gülen'de Kılıçdaroğlu'nu kucaklayacaktı.
Ve zaten son durumlar da aynen bunu gösteriyor. Yani eğer Kılıçdaroğlu gerçekten oyları toplarsa Gülen'de Kılıçdaroğlu'nu kucaklayarak ayaklarını yerden kesecek ve bir daha asla yere koymayacak.
Ben işte bunu istemiyorum. Çünkü zaten Erdoğan ve Gülen restleştiler ve artık onların barışması imkansız. Böylece devlet içinde bir daha da yapılanmaları da imkansızlaştı. Hatta şu an her taraftan atılıyorlar ve zaten olması gereken de bu.
Ama gözünü sahte bir başarı bürüyen Kılıçdaroğlu ve çevresi, Gülen tarafından oyuna getirildiğinin farkında varamıyor.
Sadece Kılıçdaroğlu değil, tüm Chp tabanı ve Akp düşmanları, Erdoğan'ı sevmedikleri için Gülen'in ne kadar büyük bir kan emici olduğunun farkında değiller ve sanıyorlarki, ne pahasına olursa olsun Erdoğan giderse, Gülen'i sonradan alt etmek daha kolay olacak. Oysa yanılıyorlar ve bunun hiç farkında değiller.
Umarım çok geç kalmayız. allah yardımcımız olsun.
Bu soru bu ara sürekli çevremde duyduğum ve sürekli cevabı bastıra bastıra istenen sorulardan sadece biri. Soranlara dilim döndüğünce anlattım, tüm samimiyetimle cevapladım. Ama dilimin artık dönmediği yerler de olmadı değil. Özellikle de kendi partisinden başka diğer tüm partilerin yanlış yaptığını, kendi doğrularından başka doğrular olmadığına körü körüne inanan cahil, yobaz ve dediğim dedik insanlar karşısında.
İşte nedenim: Halktan desteğini alan Erdoğan ile Amerika, İsrail gibi ülkelerden destek alıp muhafazakâr kesim içinde mafyalaşan Gülen restleştiler ve ikisinin çıkar çatışmasının sonunda Gülen açıkta kaldı.
Bunun üzerine; daha önceki iyi zamanlarında Erdoğan ileenseye şaplak, göte parmak oynayan Gülen, tüm dinleme cihazlarından elde ettiği gizli bilgilere, yalan dolan yeni ses kayıtları da ekleyip bunlarla beraber soluğu Kılıçdaroğlu'nun yanında aldı. İlk sözü seni "lider yapacağız" oldu tabii. Kılıçdaroğlu ise bunu yemeye çoktan hazırdı.
Çünkü Kılıçdaroğlu partisinin seçim otobüslerinde bile kendi milletvekilleri, bürokratları tarafından iteklenip duruyordu, hiç kimse onu kaale almıyordu. Bir lider sıfatından uzaktı ve zaten onu lider olarak seçmemişlerdi, Baykal'ın kasedinden sonra mecbur kalarak lider olarak göstermişlerdi.
Öte yandan Gülen de; ortalık da Erdoğan'dan nefret etmek için bekleyen minyonların farkındaydı ve bu nefreti yeniden körükleyecek, hatta uzun yıllar sönmesini engelleyecek olan şeyler de kendisinde fazlasıyla vardı. Geriye sadece bunları parlatmak, iyi bir dublaj ile yenilerini de eklemek kalıyordu. Böylece yalanlar ile gerçekler karışacak, doğru nedir herkes şaşıracak, oylar Chp'ye akarken Gülen'de Kılıçdaroğlu'nu kucaklayacaktı.
Ve zaten son durumlar da aynen bunu gösteriyor. Yani eğer Kılıçdaroğlu gerçekten oyları toplarsa Gülen'de Kılıçdaroğlu'nu kucaklayarak ayaklarını yerden kesecek ve bir daha asla yere koymayacak.
Ben işte bunu istemiyorum. Çünkü zaten Erdoğan ve Gülen restleştiler ve artık onların barışması imkansız. Böylece devlet içinde bir daha da yapılanmaları da imkansızlaştı. Hatta şu an her taraftan atılıyorlar ve zaten olması gereken de bu.
Ama gözünü sahte bir başarı bürüyen Kılıçdaroğlu ve çevresi, Gülen tarafından oyuna getirildiğinin farkında varamıyor.
Sadece Kılıçdaroğlu değil, tüm Chp tabanı ve Akp düşmanları, Erdoğan'ı sevmedikleri için Gülen'in ne kadar büyük bir kan emici olduğunun farkında değiller ve sanıyorlarki, ne pahasına olursa olsun Erdoğan giderse, Gülen'i sonradan alt etmek daha kolay olacak. Oysa yanılıyorlar ve bunun hiç farkında değiller.
Umarım çok geç kalmayız. allah yardımcımız olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

