19.05.2013

her önüne geçeni çükmeye kalkışırsan, olacağı budur

Popom, bi kaç gündür sürekli kaşınıyordu. Bende tabii kaşınıyor diye kaşımaktan geri kalmıyordum. Hatta kendimi öyle kaptırmıştım ki, ofiste bile her boş kaldığımda kendimi kaşıyordum. ahh bu arada popo dedim ama hayır, aslı şu ki; kasıklarım kaşınıyor.
Her neyse işte, dün gece de böyle yine kaşınınca "bi bakıyım niye kaşınıyorum" dedim ve pijamaları sıyırıp kasık arama daldım. Işıkları açmıştım ama yetmediğini düşünüp birde iphone'un flash'ını da açtım ve işime öyle devam ettim. Mübarek bende de kasık yok, sanki dersin jilet girmemiş amazon ormanları var. Hatta kilomun çoğu kıldan oluşuyor. Sağolsun baba tarafından miras olarak kıl'dan başka bir şey geç kalmamış bana. Bi de babamın çirkinliğinden de azcık almışım. Onun dışında çok şükür bi şikayetim yok Ama kurban olduğum allah da, benim yaratırken babamda ne kadar kıl varsa hepsini toplayıp, vücuduma eşit şekilde dağıtmak yerine, belden aşşağı boca etmiş. Hatta vücudumun belden yukarısı Ajda Pekkan gibi kılsız, aşşağısı ise king kong gibi kıllı.

Neyse işte; iphone'un flash'ınıda yaktım, gözlerimi de iyice pörtlettim ve kasıklarıma bakınmaya başladım. İlk bi kaç dakika kıldan başka bir şey görmedim. Daha doğrusu kıl yüzünden bir şey göremiyordum. Sonra gözlerim alıştı ve iyice taramaya başladım. Bi ara böyle pamuk gibi bir şey görünce alıp atıyım diye kılların arasına ince parmaklarımla bi daldımki; aman allahım o pamuk değil, meğer bitmiş. Evet evet bit'in ta kendisiydi. Çekiyorum çekiyorum gelmiyor da. Hemen elimi bastırıp dal taşak banyoya koştum ve ışığı açıp yere oturarak biti çekip aldım. sonra dedim acaba yanlış mı gördüm diye iyice elime alıp kontrol etmeye kalkıştım ve yetmedi biti parmaklarımda sıkıştırıp internette resmini arattım; evet ta kendisiydi. lan bitlenmişim. "allahım nedir bu a salak lardan çektiğim" dedim ve tekrar banyoya girdim. 1-2 saat boyunca kendimi iyice didik didik ettikten sonra toplamda 6 adet biti'de öteki aleme yolladım ve geceyi güzel güzel geçirdim. Sabah uyanınca hemen bi şeyler atıştırıp; yanıma temiz çamaşır, hamam çıkışı yine aynı giysileri giymiyim diye yeni giysiler, lif, sabun ve şampuanımı falan da alıp doğruca heteroseksüellerin takıldığından emin olduğum gerçek bir hamama gittim.

Hamamda da hiç oyalanmadım ve anında saunaya daldım. Bi kaç defa saunada iyice kıvamıma gelinceye kadar kendimi pişirdim, bi kaç defa çıkıp yıkandım. Zaten hamamda da 3-5 çocuk ve 3 yaşlı şişko adam yalnız vardı. çocuklar işte daha 13-14 yaşlarındalar ve soğuk su şakalarıyla zaman öldürüyorlar, şişkolarda ölüme hazırlık olsun diye cenaze abdestlerini kendileri alıyorlardı. Bende yine saunaya girmiş vücudumda kalan son sıvıyı ter yoluyla atmaya, bitleri de bıktırmaya çalışıyordum. Sonra çıktım tekrar suyla iyice yıkandım ve sonrada işte tekrar tekrar köpüklenip yıkandım. Toplamda 3 saat falan geçirdim hamamda, ama o 3 saat içinde kasıklarımı öyle bi yıkadımki artık nerdeyse sikim kopacaktı valla. Neyse işte böyle yıkandım falan geldim eve ve kanepeye uzanmıştımki uyuya kalmışım. Akşam uyanınca bi baktım yine kaşınıyorum. Hemen koşturdum yine banyoya ve da da dadam. 2 bit daha çıkardım. Lan gündüz derimi kopardım, ama bu bitler bana mısın dememiş, hala sikimin etrafındaki amazon ormanlarında dönüp dolanıyorlar. Peki bit'e çare ne? Çare sarıgül mü?

Valla çare nedir bilmiyorum ve sırf çare bulmak için de interneti alt üst ettim. Ama internette de anlı şanlı doktorlar bile hep klasik şeyleri öneriyorlar. Sonra dedim acaba pazartesi doktor'a mı gitsem ne yapsam. Ama doğrusu doktora gidip "ya yıl 2013 olmuş olabilir ama bende bit var" mı diyecem? Ya ben doktor'a gidip bende bit var diyemem. Utanırım lan, yani utanmaktan çok bana pislik gibi davranmasındna korkuyorum. İşte böyle yani. Bunları düşünüyorum ya aklıma kasıklarım dahil her tarafı mı jiletle traş etmek geliyor. Böylece bitlerin de tutunacak dalı kalmaz, bende yine gider güzel bi yıkanırım ve durum da hal olur diye düşünüyorum. Zaten hal olmazsa da, artık kendime benzin döküp bitlerle beraber yakarım olur biter amk.

Bu arada biti de sanırım geçen hafta birinden kaptım. ama zaten adamı sevemediğim için hepi topu 2-3 dakka ayak üstü sevişip sonrasında da kaçmıştım. İlişkiye girmedik bile, çünkü adam fazlasıyla yılışkan, sulu bi şeydi. Bi ara pantolonlarımı aniden indirip arkasını dönünce bende o anki şehvetle biraz poposuna sürtünmüştüm o kadar. Ama yani bit böyle ayak üstü sevişmeyle de geçiyor muydu ki? :(

17.05.2013

bi ara oturup seni ciddi ciddi sevmeyi düşündüm

bi ara oturup ciddi ciddi seni sevmeyi düşündüm.
"sevsem ne olur? neler olur acaba?" diye düşündüm.
ama olmaz, seni, sevemezdim.
yani daha doğrusu imkânı yoktu.
çünkü ülkede savaş vardı ve herkes kan ağlıyordu.
işte bu yüzden kimse aşık olmamalıydı.
hani dile getirilmemişti ama, işte nasıl diyim;
sevmek o günlerde tanrı tarafından olmasa da, günahkâr insanlar tarafından günâh ilan edilmişti.
zaten neyin günah olduğunu sadece o günahı işleyenler bilirdi ve günahlar sadece an'lara göre değişirdi.
işte şimdi de sevmenin günah olduğu an'lardaydık.

o günlerde herkes canının derdine düşmüştü.
oysa benim can'ım da sendin. söyleyemedim. susmak zorunda kaldım.
sustum.
"sus" demeden susturdular. 

bi ara oturup ciddi ciddi seni sevmeyi düşünmedim değil.
yüzünü, gözünü ayrı ayrı sevmeyi düşündüm.

hiçbir zaman bilemeyeceksin ama;
bakışlarını düşününce kirpiklerin içime battı..
için için yandım.
kirpiklerin öyle güzellerki, seni her düşünüşümde yeniden yeniden içime battılar.
sonra seni gördüm o günlerde,
içimden geçip gitme diye, durup sana baktım.
aslında durmadım, o an öyle kaldım.
adeta bir duvar gibi.
gelip, bana bir bomba gibi çarp diye bekledim.
sen'se çarpmadın.
ıskalayıp yanımdan geçip gittin. kim bilir kimlerin can'ını yaktın..

bi ara oturup ciddi ciddi seni çok sevmeyi düşündüm.
ama olmadı. çok sevemedim.
meğer her önüme çıkanı sevmişim diye seni "çok ama çok sevmeye" yüreğimde yer yoktu.
bende "çok ama çok" sevmek yerine, sadece "sevmek"le yetindim..

bi ara oturup;
seni, ciddi ciddi sevmeyi düşündüm.
ama ülkenin durumu içler acısıydı.
seni sevdiğimi söylesem, herkes "dur şimdi, sırası değil" diyecekti.
belki sen de onlara uyup "öfff beee şimdi sırası değil" diyecektin.
bende durdum. içimde sakladım.
sonra da onları taklit ederek yaşamaya başladım. yani;
henüz günah işlemeye bile fırsatı olmadan ölen çocuklara üzülür gibi yapıp, haberin olmadan senin için, kendim için, biz'im için ağladım.

bi ara oturup ciddi ciddi seni sevmeyi düşündüm.
sahi sen hiç düşündün mü?
hiç aklına geldi mi beni sevmek. ciddi olmasan da olur. beni sevdiğini düşünsene



Aşk bulamazlarsa, sex yapsınlar..

Eskiden sex yapmanın aşk yaşamak olduğunu sanırdım. Nerden öğrendiğim hakkında bi fikrim yok. Sadece öyle öğrenmiştim ve öyle yaşıyordum. Belkide zavallı beynim, küçük bedenimin koca adamların kucaklarında fazla incinmemesi için beni kandırdı, ya da kalbim daha fazla kırılmasın diye ben onu "işte bunların hepsi aşk" diye kandırdım. Yoksa; daha küçük körpe bir bedenken her gün birileriyle tanışıp yatmanın normalliğinin başka nasıl bi açıklaması olabilirdi ki?
Yoktu. bende öyle yaşadım.

Şimdilerde de hayatımın eskisinden pek farkı yok aslında. Sadece biraz daha farkındayım her şeyin o kadar. Yani her şey yollu'nda.
Ama çok da kendime haksızlık etmemeliyim. Çünkü eskiden  Tek fark 3-5 düzenli yiyiştiğim kişi var ve hepsiyle de sadeece sex için buluşuyoruz. Aramızda hiçbi duygusal bağlılık yok, hiçbir sınır yok ve herkes hayatında özgür bi şekilde o tarafa bu tarafa salınıp dururken arada bluşup yiyişiyor. Paylaşımlarımız sadece yatakla sınırlı. Yatakla sınırlı tuttuk. Öyle olmasının bizim için daha iyi olaqcağını konuştuk. Kimse kimsenin hayatı hakkında konuşmuyor. Ta ki kendisi konuşmak istediğii zaman.  İçlerinden birine fena abayı yaktım gibi, ya da o bana abayı yaktı. Tuhaf bi çekim var aramızda ve bu yüzden bir kaç haftadır sallamaya çalışıyorum. Ama iletişim dediğin zıkkımın kökü