Babam ölmeden önce hastalığının ilerleyen evrelerinde olduğundan dolayı yürümek, konuşmak ve bizi tanımak dahil hiç bir şeyi tam yapamıyordu. Tabii bir tek bunlar değildi, çişi geldiğinde tuvalete gidemiyor ve altına işeyip, bokunu da olduğu yerde yapıyordu. Ben daha hastalığının başlangıcında bi kaç gün beraber yaşamıştım. O zamanlar hafızası çok fazla gidip gelmiyor, kelimeleri ise bazen düzgün ve yerinde kullanabiliyordu. Ama en kötüsü yalnız olarak sokağa çıktığında, evin yolunu bulamaması ve günün sonunda bizim panikleyerek şehir genelinde onu aramalarımızdı.
Bu kayboluş anlarından birinde, babam yine bize misafirliğe gelmişti. O zamanlar sanırım 13 yaşlarında falandım. Bize derken, ben abimle yaşadığım için oda bi kaç günlüğüne abimlere gelmişti. Bi gün böyle sokağa çıkıp akşama kadar gelmeyince, yengemde panik halinde arayıp "baban sabah çıktı hala gelmedi" demişti ve bende o an kızgınlıkla "ne diye dışarı bırakıyosunki" diye söylenip telefonu kapamıştım. Sonrada sokak sokak onu aramaya çıkmıştım. Sokaklarda kafayı yemiş halde onu ararken, kendi halimi düşünmeye başlamıştım. Ya bende yaşlanınca böyle olursam..
Aradan bi kaç saat geçip babamı hala bulamayınca, yengem tekrar arayıp "baban geldi burda" demişti. Sonra bende eve gitmiştim. Eve geldiğimde babama baktım, hiç bir şey olmamış gibi orda öylece oturmuş önüne bırakılan yemeği yiyordu. Ne kadar zavallı, ne kadar ilgiye muhtaç biriydi. Yaşı 60 üstüydü ve artık birileri olmadan yaşaması imkansızdı. Tıpkı bir çocuk gibiydi.
Sonra işte saatler ilerleyip abim geldiğinde, yengem gün içinde olanları abime söyleyince, abim de bana dönüp "öfff yeter yaww, hep böyle uğraşacak mıyız? yarın sabah ilk işin bi arabaya atıp eve göndermek olsun" demişti. O anda kanım donmuştu lan. Böyle "ciddi misin?" gibilerinden abime bi bakış fırlatıp cevap bekledim, ama abim hala öfleye pöfleye söyleniyordu. Bende dayanamadım "heeee tamam oldu, yarın sabah ilk işim bi arabaya atıp göndermek olacak. Sanki bi paketten bahseder gibi konuşuyorsun. at arabaya gitsin" diye yüksek sesle söylenip, odadan çıkmıştım.
Diğer odaya gidip düşündüm, yani tamam babamı bende sevmiyorum ama ne biliyim yani böyle ilgiye muhtaç, altına sıçan birine de böyle davranılmaz. Hele birde babansa, ondan bi paketmiş gibi bahsedip duramazsın. Hani tamam sevmezsin ama yani sevmiyorsanda, böyle bir hitabı haketmezdi. Ya da ne biliyim ulan bana örnek olman gerekiyor, hani ben sevmiyorum, babam için orospuçocuğunun biri diyorum kendi içimde, ama sen benden büyüksün bana örnek olacaksın nasıl böyle konuşuyorsun, ne diye böyle "at arabaya gönder gitsin" derken onu kansız, cansız bir eşyaymış gibi adlandırıyorsun.
Sonra düşündüm, acaba bende bi gün yaşlanıp bi hastalık geçirdiğimde çoluk çocuğum olursa bana böyle mi davranacaklar, siktir eder gibi, başından def eder gibi, kim bakarsa baksın mantığıylamı yaklaşacaklar. Tabii bi tek bu değildi. Mesela babam altına sıçtığında boku küfürler edilerek temizleniyordu, üstü başı falan türlü şekillerde değiştiriliyordu. Bu gibi durumlarda genelde soluğu dışarda alırdım. Kaçardım böyle, görmek istemezdim o anları. Midem bulanmazdı, sadece yanlış giden bir şeyler olduğunun farkında olduğum için kaçardım. Çünkü orda durup müdahale etme şansım zaten yoktu, bir şeyde gelmiyordu elimden. Bende kaçmayı seçiyordum. Sokaklar güzeldi ama bedenim sokaktayken, aklımın içinde babamla konuşurduk;
Ya bende yaşlanınca senin gibi olursam, ya bende altıma işersem, ya bende altıma kaçırırsam ne yapcam. Kim bakacak bana, kim ilgilenecek benimle. Yemeklerimi kim yedirecek bana, kim konuşacak benimle. Bu konuşmalarım her defasında eksiksiz ama fazlaca böyle devam edip giderdi. Düşünürdüm, düşünürdüm, düşünürdüm.
ammına koyım kim bakacak ki bana. Hiç kimse. Zaten insanın kendi çocuğu tiksinerek kendisine bakarken, elin oğlu mu gelip ilgilenecek, elin kızı mı ilgilenecek, elin orospuçocukları mı ilgilenecek. Cevapsız sorulardı bunlar. Televizyonlarda bakım evleride hep böyleydi zaten. Dayakla yıkanan yaşlı kimsesiz insanlar falan. Ama hayat buydu. Başka ne olacaktıki?
Bu yüzden bende kendi kendime eğer olurda ölmezsem ve yaşım 50 üstüne falan çıkarsa hala yaşıyorsam, bi gün kafama sıkarım olur biter demeye başlamıştım. Hala da öyle düşünüyorum. Belkide o yüzden sıkış tıkış bi hayat yaşamaya çalışıyorum. Sanki herkesten çok şey yaşamalıyım hızında bi yaşamım var. Hiç bir şeye yok demiyor, adeta bi çocuk gibi korkusuzca içine giriyorum. Acemice olması önemli değil, o işi, o olayı bi an önce deneyimlemeliyim diye düşünüp dalıveriyorum. Acaba diyorum böyle koştura koştura yaşamayı seçişimin nedeni o 13 yaşlarında falan gördüklerim sonrasında düşündüklerim ve bilinç altına işlediklerimden midir. Olabilirde, olmayabilirde. Ama sikimde olan tek şey, evet ne olursa olsun hiç bir şeyden korkmadan hoop diye içine girebilmeliyim. Sonunda sadece ölüm olmayacak mı? Öyleyse ne diye çok fazla seçenek varmış gibi yaşıyoruz ki?
Bu yaşlanma mevzusunda böyle düşünüyorum. Neyse işte abime "heee tamam arabaya atayım gitsin, sanki bi paketten bahsediyorsun" diye kendimce fırça kayıp odaya giderken kendi kendime düşünüyordumki bi baktım abim geldi. Hoop kapıyı bi hışımla açıp üzerime saldırdı. Gecenin sonunda, bol tükürük ve bi kaç tokatla günü kurtarsamda, içimden geçenleri söylemiş olduğum için pek acı macı hissetmedim. Abim beni bi güzel pataklayıp, beni olduğum yerde hayvan gibi ağlarken bırakıp diğer odaya gittiğinde, bende ağlaya ağlaya uyuya kalmışım. Sonra aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama saatler her halde gece yarısına gelmiş olmalıki bi ara yine birinin beni dürtmesiyle uyandırıldım. Dedim nooluyoruz, ben babamdır her halde yatağını karıştırdı odaları geziniyor diye düşünüp yerimden kalkacakken, hoop diye yanağıma gelen tokatın ardından odanın içi birden aydınlanıverdi. Ama nasıl bi tokat varya. allahım ben o tokadı ömür boyu bi daha yemedim. Sonra tokadın biri gidip diğeri gelirken ben de sessiz kalmayı tercih ettim. Tokatlatlar üst üste gidip gelirken, canım yanmıyordu ama böyle yanağım pişmiş gibi hissediyorum. Bende yüzümü iki elimle avuçladım. Ama ben o halde ağlarken bi kaç tokat daha geldi sonrada içeriyi bi sessizlik kapladı. İşte o anda abim yine konuşmaya başladı. Yarı uykulu olduğum için ne dediğini anlamıyordum, ama her halde her zamanki küfürlerinden bi kaçını sayıyordu. Orospuçocuğunun biriydi işte. Nefret ediyorum ondan.
Sonra abim siktir olup odadan çıkınca, bende duvara yaslanıp biraz daha ağladım ve düşündümde; hayatım aslında hep böyle olacak. Bundan daha fazlası ne varki? Ne olmasını bekleyeceğimki. Sikiyim ammını zaten herkesin hayatında bunlar olup bitmiyor mudur? Kendimi herkesin hayatında böyle şeyler oluyor diye kandırıp, biraz sakinleştim. Ama sonra dayanamadım biraz daha ağladım ve sonrada allaha beni böyle sahipsiz bıraktığı için kızdım. Madem yaratıyorsun niye korumuyorsun, ne diye yarattın beni, dayak yiyim diye mi yarattın. O zaman sen gel döv. Böyle o yaşta kendi kendime bunları düşünürken uyuya kalmışım. Sabah uyanıp hiç bir şey olmamış gibi hayatımıza kaldığımız yerden devam ettik. Ben bi kaç gün hiç konuşmadım, yemek yemedim kendi kendime bi sonraki dayak faslına kadar trip attım.
Daha sonra babam öldüğünde askerdeydim ve abim arayıp normal bi şekilde "baba öldü" dediğinde sadece "tamam" dedim ve telefonu kapadım. O anda komutanımla çarşıya alışverişe çıkmıştık ve ben onun şöförlüğünü yapıyordum. Şöför olduğumdan dolayı yanımızda cep telefonu taşımamıza izin veriliyordu ve zaten komutanlarımızda telefon numaralarımız vardı. Biz çarşıya çıkıp görev esnasında geç kalınca veya acil bir şey lazım olunca arayıp yol üstünde bi marketten şunları da al falan derlerdi.
Komutanımla
13.03.2011
8.03.2011
Rahmetliyi nasıl bilirdiniz?
Bu yazı şu yazının devamıdır. ŞU YAZI
Ben evden kaçıp sokaklar bana sirk alanı, sokaklar bana bayram yeri olmuşken, bizimkilerde ortalığı ayağa kaldırıp, ömürlerinin en rezil dönemini, konu komşuya ne derizin en berbat durumunu açıklamakla meşgullerdi. Eş, dost akraba toplanıp beni bir kaç gün aramalarına rağmen bulamıyorlar. Sonra tabii işin içine polis falan da giriyor ama benden hala iz yok. Ben yer yer götümü siktirip siktirmeme kararsızlıkları içerisinde, yer yer özgür oldum ama şemsiye nereme girdi diye il il dolanırken, kafa bi milyon olmuş bir şekilde aile eş dost falan gibi kavramları tamamen unutmuştum.Gerçi çokda sikimde değillerdi.
Zaten kendimi bildim bileli hep evden kaçmak istiyordum, kaçmalıydımda. Çünkü öyle bir yaşam bana göre değildi. Ne okulun var, ne doğru dürüst bir işin, ne ailen tarafından sahiplenilmişsin kucaklanılmışsın, nede aileden birine karşı besleyeceğin sevgin var. Gerçi o yaşta sevgi nedir bilmiyorsun, sadece birileri benlen ilgilensin yeter. Hep ilgilenilen olayım havalarındasın ve bu yüzden yüzüne her güleni, sana sonsuz sevgi besleyecek olan biri diye görmeye başlıyorsun. Evde bunları görmeyince ilk fırsatı değerlendirip, onlardan en uzağa gidebileceğim bi yere gidiyorum. Neresi olduğu önemli değil, sadece onlardan uzak bir yer olsun...
Ben işte böyle bu kafayla onlardan uzaklaşıp aradan bir kaç gün geçince, bizimkiler benden hiç haber alamıyorlar. Zaten devlete başvurunca, amına koduğumun devleti de beni arama işlerini o zamanlar bildik prosedürlerle yapıyor. Bizim oralarda, o yaşta biri evden kaçtımı devlet ailenin nasıl bir yapıda olduğuna bakmaksızın, örfünü, siyasi bakış açısını sikine takmaksızın, evden kaçan er kişinin terör örgütüne katıldığını söyleyip aileyi terör örgütüne destek olmakla suçlar. Kızlarda zaten başlık parası ödenmemek için kaçırılır falan.
Aile devlet tarafından böyle bir suçlamayla karşı karşıya kalınca, genelde ses çıkarmaz ve her şeye "he" çekip el pençe durur. Çünkü her şeye "he" demese, bu sefer ailedeki herkes suçlanır ve içeri misafir olarak alınıp analarından emdikleri süt, burunlarından getirtilir.
O mantıktaki devletin amına koyım ve devlet adına o mantıkta çalışan orospuçocuklarınında ecdadını sikiyimki, ne yazıkki benim içinde bunları düşünüyorlar. Güya ben evden kaçıp terör örgütüne katılmışım falan. Eee tabii devlet kurumlarında çalışan bu mantıktaki orospuçocukları aileyi bu tür suçlamalarla sessizleştirip evine yollarken, ailede aslında beni tamamen kaybetmediği için sevinmeye başlıyor. Çünkü onlara göre bu varsayım, benim hala yaşıyor olmam anlamına geliyor.
Neden böyle düşündüklerine gelince, bunun nedeni aslında bizimkilerin önceki haftalarda hizbullah ile yaşadıkları zekat adı altındaki haraç isteğini olumsuz yanıtlamalarıydı. Bizimkiler zekat adı altında istenen haraç parasını vermeyince, bunun üzerine benim hizbullah tarafından kaçrıldığımı düşünüyorlar. Hele bir de o günlerde, akşam haberleri, gazete sayfaları falan hizbullahın asit kuyuları, domuz bağları falan filan diye habire durmadan bu konularda haber yapıyorlar ve bizimkiler bu haberlerin ardından iyice benim kaçırıldığıma inanmaya başlıyorlar. Hizbullah kaçırdığı kişileri öldürüp bir yere gömüyor ve bi daha haber alınamıyor. Hatta bırak haber almayı, cesedine bile ulaşılamıyordu. Ulan allah için adam kaçırıp cesedini yoketmek hangi dinde vardırki?
Zaten o dönem islamiyet bu orospuçocukları yüzünden herkese, savaş, cinayet, katliam dini olarak dayatılıyor. Ki bunu hala öyle kabul eden binlerce gerizekalılar var. Neyse o konuyu geçip benim kaçırılma olayına gelirsek;
İşte bizimkiler cesedim olmamasındansa, bir gün bi yerde gireceğim bir çatışmada öldürülüp cesedimin ortaya çıkmasını daha doğru kabul edip ses çıkarmıyorlar ve devlet adına çalışan bu kötü, pis düşünceli orospuçocukları topluluğuna "he" deyip çıkıyorlar. Sonra işte eve gelip durumu söylüyorlar ve bakıyorlarki yapacak bir şey yok. Sonra zaten bizimkiler, eş dost toplanıp durumu konuşuyorlar. Durumu konuşurken bi kaç hafta önce gerçekleşen zekat adı altındaki haraç konusunu da anlatıyorlar ve o anda olan oluyor. Eş dost hizbullahın haraç isteme olayını duyunca, benim çoktan öldüğümü kabullenip yakın eşraf falan hemen bizim evde toparlanıp ruhuma bir kaç fatiha okuyup dağılıyorlar. Çünkü onlara göre nasılsa artık ölmüşüm ve bu yetmezmiş gibi cesedimde bulunamayacak. Durum işte böyle. Yani şu an ben daha ölmeden önce fatihası okunmuş biriyim.
Aslında bu iyi bir şey. Ama bi yandan insan düşününce kendini çok değersiz görüyor. Düşünsene lan, senden ümid kesilmiş, kimse seninle artık ilgilenmiyor. Bir insansın, ailen denilen insanlar var ama senin ölümün kabullenilip fatihan bile okunuyor. Yaşıyorsun ama kimsenin sikinde değilsin ve zaten senin ölümün bir anda kabulleniliyor. Şimdi o günler aklıma geliyorda, bi yandan çok komik bulup gülüyorum, bi yandan kendimi çok değersiz hissediyorum. Belkide böyle değersiz, tam oturmamış bir kişilik, silik biri olmamın nedenleri arasında buda vardır. Bilmiyorum ve açıkçası sikimde de değil. Ama bildiğim tek şey, beni benden başka kimsenin dikkate almaması. Bunun farkında olmak da güzel tabii. Ama işte böyle ezik silik bi çocukluk yaşamış olmak insana çok koyuyo beee
Neyse işte o evden kaçma hikayemde böylece bitti.
Edit: Hep bitti bitti diyorum ama arada hey heylerim gelince açıp yazıyorum. Devamı için TIRTIKLA
Ben evden kaçıp sokaklar bana sirk alanı, sokaklar bana bayram yeri olmuşken, bizimkilerde ortalığı ayağa kaldırıp, ömürlerinin en rezil dönemini, konu komşuya ne derizin en berbat durumunu açıklamakla meşgullerdi. Eş, dost akraba toplanıp beni bir kaç gün aramalarına rağmen bulamıyorlar. Sonra tabii işin içine polis falan da giriyor ama benden hala iz yok. Ben yer yer götümü siktirip siktirmeme kararsızlıkları içerisinde, yer yer özgür oldum ama şemsiye nereme girdi diye il il dolanırken, kafa bi milyon olmuş bir şekilde aile eş dost falan gibi kavramları tamamen unutmuştum.Gerçi çokda sikimde değillerdi.
Zaten kendimi bildim bileli hep evden kaçmak istiyordum, kaçmalıydımda. Çünkü öyle bir yaşam bana göre değildi. Ne okulun var, ne doğru dürüst bir işin, ne ailen tarafından sahiplenilmişsin kucaklanılmışsın, nede aileden birine karşı besleyeceğin sevgin var. Gerçi o yaşta sevgi nedir bilmiyorsun, sadece birileri benlen ilgilensin yeter. Hep ilgilenilen olayım havalarındasın ve bu yüzden yüzüne her güleni, sana sonsuz sevgi besleyecek olan biri diye görmeye başlıyorsun. Evde bunları görmeyince ilk fırsatı değerlendirip, onlardan en uzağa gidebileceğim bi yere gidiyorum. Neresi olduğu önemli değil, sadece onlardan uzak bir yer olsun...
Ben işte böyle bu kafayla onlardan uzaklaşıp aradan bir kaç gün geçince, bizimkiler benden hiç haber alamıyorlar. Zaten devlete başvurunca, amına koduğumun devleti de beni arama işlerini o zamanlar bildik prosedürlerle yapıyor. Bizim oralarda, o yaşta biri evden kaçtımı devlet ailenin nasıl bir yapıda olduğuna bakmaksızın, örfünü, siyasi bakış açısını sikine takmaksızın, evden kaçan er kişinin terör örgütüne katıldığını söyleyip aileyi terör örgütüne destek olmakla suçlar. Kızlarda zaten başlık parası ödenmemek için kaçırılır falan.
Aile devlet tarafından böyle bir suçlamayla karşı karşıya kalınca, genelde ses çıkarmaz ve her şeye "he" çekip el pençe durur. Çünkü her şeye "he" demese, bu sefer ailedeki herkes suçlanır ve içeri misafir olarak alınıp analarından emdikleri süt, burunlarından getirtilir.
O mantıktaki devletin amına koyım ve devlet adına o mantıkta çalışan orospuçocuklarınında ecdadını sikiyimki, ne yazıkki benim içinde bunları düşünüyorlar. Güya ben evden kaçıp terör örgütüne katılmışım falan. Eee tabii devlet kurumlarında çalışan bu mantıktaki orospuçocukları aileyi bu tür suçlamalarla sessizleştirip evine yollarken, ailede aslında beni tamamen kaybetmediği için sevinmeye başlıyor. Çünkü onlara göre bu varsayım, benim hala yaşıyor olmam anlamına geliyor.
Neden böyle düşündüklerine gelince, bunun nedeni aslında bizimkilerin önceki haftalarda hizbullah ile yaşadıkları zekat adı altındaki haraç isteğini olumsuz yanıtlamalarıydı. Bizimkiler zekat adı altında istenen haraç parasını vermeyince, bunun üzerine benim hizbullah tarafından kaçrıldığımı düşünüyorlar. Hele bir de o günlerde, akşam haberleri, gazete sayfaları falan hizbullahın asit kuyuları, domuz bağları falan filan diye habire durmadan bu konularda haber yapıyorlar ve bizimkiler bu haberlerin ardından iyice benim kaçırıldığıma inanmaya başlıyorlar. Hizbullah kaçırdığı kişileri öldürüp bir yere gömüyor ve bi daha haber alınamıyor. Hatta bırak haber almayı, cesedine bile ulaşılamıyordu. Ulan allah için adam kaçırıp cesedini yoketmek hangi dinde vardırki?
Zaten o dönem islamiyet bu orospuçocukları yüzünden herkese, savaş, cinayet, katliam dini olarak dayatılıyor. Ki bunu hala öyle kabul eden binlerce gerizekalılar var. Neyse o konuyu geçip benim kaçırılma olayına gelirsek;
İşte bizimkiler cesedim olmamasındansa, bir gün bi yerde gireceğim bir çatışmada öldürülüp cesedimin ortaya çıkmasını daha doğru kabul edip ses çıkarmıyorlar ve devlet adına çalışan bu kötü, pis düşünceli orospuçocukları topluluğuna "he" deyip çıkıyorlar. Sonra işte eve gelip durumu söylüyorlar ve bakıyorlarki yapacak bir şey yok. Sonra zaten bizimkiler, eş dost toplanıp durumu konuşuyorlar. Durumu konuşurken bi kaç hafta önce gerçekleşen zekat adı altındaki haraç konusunu da anlatıyorlar ve o anda olan oluyor. Eş dost hizbullahın haraç isteme olayını duyunca, benim çoktan öldüğümü kabullenip yakın eşraf falan hemen bizim evde toparlanıp ruhuma bir kaç fatiha okuyup dağılıyorlar. Çünkü onlara göre nasılsa artık ölmüşüm ve bu yetmezmiş gibi cesedimde bulunamayacak. Durum işte böyle. Yani şu an ben daha ölmeden önce fatihası okunmuş biriyim.
Aslında bu iyi bir şey. Ama bi yandan insan düşününce kendini çok değersiz görüyor. Düşünsene lan, senden ümid kesilmiş, kimse seninle artık ilgilenmiyor. Bir insansın, ailen denilen insanlar var ama senin ölümün kabullenilip fatihan bile okunuyor. Yaşıyorsun ama kimsenin sikinde değilsin ve zaten senin ölümün bir anda kabulleniliyor. Şimdi o günler aklıma geliyorda, bi yandan çok komik bulup gülüyorum, bi yandan kendimi çok değersiz hissediyorum. Belkide böyle değersiz, tam oturmamış bir kişilik, silik biri olmamın nedenleri arasında buda vardır. Bilmiyorum ve açıkçası sikimde de değil. Ama bildiğim tek şey, beni benden başka kimsenin dikkate almaması. Bunun farkında olmak da güzel tabii. Ama işte böyle ezik silik bi çocukluk yaşamış olmak insana çok koyuyo beee
Neyse işte o evden kaçma hikayemde böylece bitti.
Edit: Hep bitti bitti diyorum ama arada hey heylerim gelince açıp yazıyorum. Devamı için TIRTIKLA
7.03.2011
Kuşumu altın prezervatife soktum, illede "tırtıllı ve ultra ince olsun" dedi
Bazen büyük bir derdin olurda karşında anlatacak onca kişi varken, söze nasıl başlayacağını bilmediğinden dolayı cümleye başlayamaz, derdini içine taaa en derinlerine atarasında, üstüne toprak örter gibi unutur gidersinya işte bugünlerde öyle bi haldeyim. Hayır işin enteresan tarafı hiç kimseye söyleyemedim ve nasıl söyleyeceğim bilmiyorum bile. Çünkü ben; utanmaz, terbiyesiz, ahlaksız herifin tekiyken böyle bir sıkıntıyı nasıl olurda söyleyemiyorum onu anlamadım. Aslında tam olarak söyleyemiyorum demek de doğru olmaz, çünkü o anda aklıma gelmiyor. Yani sorunum söyleyememek değil, umrunda olamıyacak kadar unutmuş olmak da olabilir.
Efendim neyse konuya şimdi azcık bu cümlelerle ısınmışken böyle ilerleme kaydedeyimde, kaç zamandır sikimin doğru dürüst çalışmadığını cümle arasında söylemiş olayım. Evet ne yazıkki sikim doğru dürüst mesai yapmıyor. Hayır bilmiyorum acaba içinizden biri sikiş sokuş hikayelerimi okuya okuya bi hal oldu da, gidip büyü falan mı yaptırdı, sikim kalkmasın diye muskamı yaptırdı, yoksa kaç zamandır yiyişemediğinden dolayı beddua mı etti naaptı veya nooldu bilmiyorum. Yok, tık yok valla.
Normalde ben evde yalnız kalınca osbire dayanırım, pornoya veririm kendimi, ama ıııh onlar bile yok. 3 hafta boyunca osbir çekmeyi bile unuttuğum oldu da, geçen aklıma gelince girip wcde deneme çekişi yapıp çalıştığını görünce bi rahatladım ki sormayın. Ama oda hiç zevk vermedi. Hele birde benim ayılıp bayıldığım, eskilerden biri Ercan vardı, ben onu düşününce bile aniden sertleşiverirken, geçen onunla bi kaçamak yapalım dedim, ama ıııh olmadı öpüşürken sanki avuç içimi öpüyormuşum gibi bir hisse kapıldım, koltuk altını öperken, sanki dersin kendi dirseğimi yalamaya çalışıyordum. Böyle bi tuhaf aktraksiyon durumlarına girdik ki, adama ne diyeceğimi şaşırdım. Ona hissettirmemeye çalıştım ama yok anacım, zevk falan filan hak getire. Baktım olmuyor boşaldım ve ölü gibi kenara çekildim.
Sözün özü son bir aydır cinsel çekişten inanılmaz düştüm. Geçen internette karşıma çıkan cıbıl bedenlerden olmasa, 3 haftadır osbir çektiğimi bile hiç hatırlamayacaktım. Kimbilir belki osbir çekmeyi bile tamamen unutup, sonrasında da sikimi sadece çişimi yapmak için kullanacağım ve belki de bundan sonra öylesine bir vucut aksesuarı gibi orda sallanıp duracak.
Gerçi bişi söyliiim mi bende bu sikiş sokuştan bıkmıştım. Böyle kendimi sanki yarrak makinası gibi görmeye başlamıştım. Lan geçen oturdum düşündüm de "acaba benim sikişmekten başka hayatımda neler oluyor bitiyor" diye söylenip, sonrasında hayatıma bakındım ama bir şey bulamadım. Abi hayatım sikiş sokuştan ibaret olmuş. Böyle o gün biraz kendi kendime düşünüp durmalıyım demiştim. Acaba diyorum bilmeden bilinçaltıma mesaj yollayıp sikime laf mı geçirdim ne yaptım??
Hayır yani olabilir, neden olmasın ki?? Birde ulan son zamanlarda çok çorbacı olup çıkmıştım. Resmen her önüme gelenle yatıp kalkıyordum. Sonra dedim "ulan ne buya sırf erkek diye, sırf azcık kıllı diye herkesle yatcak mıyım? Dur lan biraz seçici ol" Böyle böyle derken karşıma çıkanlara da biraz afra tafra yaparak uzak durmaya başladım ve zaten teee o günden bu yana bar'a da gitmiyorum.
Gerçi artık kesin kararlıyım, öyle istediğim ölçülerde, görüntüde karşıma biri çıkmadıkça bi halt yemiycem. Hatta ilk adımı onlar atmadıkça hiç siklemiycem ve eğer aramızda aşk yoksa, yatak da olmayacak. Sikmişim en yakışıklısının tadını. Aşksız girdiğim yataktan artık zevk almıyorsam kendimi neden zorlayıp durayım ki? Dur bakalım zaman neler gösterecek.
Efendim neyse konuya şimdi azcık bu cümlelerle ısınmışken böyle ilerleme kaydedeyimde, kaç zamandır sikimin doğru dürüst çalışmadığını cümle arasında söylemiş olayım. Evet ne yazıkki sikim doğru dürüst mesai yapmıyor. Hayır bilmiyorum acaba içinizden biri sikiş sokuş hikayelerimi okuya okuya bi hal oldu da, gidip büyü falan mı yaptırdı, sikim kalkmasın diye muskamı yaptırdı, yoksa kaç zamandır yiyişemediğinden dolayı beddua mı etti naaptı veya nooldu bilmiyorum. Yok, tık yok valla.
Normalde ben evde yalnız kalınca osbire dayanırım, pornoya veririm kendimi, ama ıııh onlar bile yok. 3 hafta boyunca osbir çekmeyi bile unuttuğum oldu da, geçen aklıma gelince girip wcde deneme çekişi yapıp çalıştığını görünce bi rahatladım ki sormayın. Ama oda hiç zevk vermedi. Hele birde benim ayılıp bayıldığım, eskilerden biri Ercan vardı, ben onu düşününce bile aniden sertleşiverirken, geçen onunla bi kaçamak yapalım dedim, ama ıııh olmadı öpüşürken sanki avuç içimi öpüyormuşum gibi bir hisse kapıldım, koltuk altını öperken, sanki dersin kendi dirseğimi yalamaya çalışıyordum. Böyle bi tuhaf aktraksiyon durumlarına girdik ki, adama ne diyeceğimi şaşırdım. Ona hissettirmemeye çalıştım ama yok anacım, zevk falan filan hak getire. Baktım olmuyor boşaldım ve ölü gibi kenara çekildim.
Sözün özü son bir aydır cinsel çekişten inanılmaz düştüm. Geçen internette karşıma çıkan cıbıl bedenlerden olmasa, 3 haftadır osbir çektiğimi bile hiç hatırlamayacaktım. Kimbilir belki osbir çekmeyi bile tamamen unutup, sonrasında da sikimi sadece çişimi yapmak için kullanacağım ve belki de bundan sonra öylesine bir vucut aksesuarı gibi orda sallanıp duracak.
Gerçi bişi söyliiim mi bende bu sikiş sokuştan bıkmıştım. Böyle kendimi sanki yarrak makinası gibi görmeye başlamıştım. Lan geçen oturdum düşündüm de "acaba benim sikişmekten başka hayatımda neler oluyor bitiyor" diye söylenip, sonrasında hayatıma bakındım ama bir şey bulamadım. Abi hayatım sikiş sokuştan ibaret olmuş. Böyle o gün biraz kendi kendime düşünüp durmalıyım demiştim. Acaba diyorum bilmeden bilinçaltıma mesaj yollayıp sikime laf mı geçirdim ne yaptım??
Hayır yani olabilir, neden olmasın ki?? Birde ulan son zamanlarda çok çorbacı olup çıkmıştım. Resmen her önüme gelenle yatıp kalkıyordum. Sonra dedim "ulan ne buya sırf erkek diye, sırf azcık kıllı diye herkesle yatcak mıyım? Dur lan biraz seçici ol" Böyle böyle derken karşıma çıkanlara da biraz afra tafra yaparak uzak durmaya başladım ve zaten teee o günden bu yana bar'a da gitmiyorum.
Gerçi artık kesin kararlıyım, öyle istediğim ölçülerde, görüntüde karşıma biri çıkmadıkça bi halt yemiycem. Hatta ilk adımı onlar atmadıkça hiç siklemiycem ve eğer aramızda aşk yoksa, yatak da olmayacak. Sikmişim en yakışıklısının tadını. Aşksız girdiğim yataktan artık zevk almıyorsam kendimi neden zorlayıp durayım ki? Dur bakalım zaman neler gösterecek.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

