6.11.2010

Adamlığın içinde; azcıkda olsa, küfür etmek de vardır...

Burda rahat rahat küfür eden biriyim ya, aslında küfür etmenin hayatımda çok fazla bir yeri yoktur. Yerine göre küfürlü konuşurum. Hatta daha çok argo konuşurum. (az sonra ben bi meleğim itirafı geliyor :Pp) Geçmişte ise ağzımdan küfür çıktığında bile, çevremdekilerin ağzıma yakıştıramadıklarını söylemelerinden dolayı, kendimden utanan biriydim. Öte yandan bana yakıştırılmamasına çokta şaşırırdım, çünkü bende herkes gibi küfür edebilmeliydim, benim neyim eksik ki mantığıyla yaklaşırdım.

Bide; yaşadığım mahallede, sokakta kısaca çevrede günlük konuşmaların baş tacıyken, ben neden küfür edemiyordum ki? Benim neyim eksikti onlardan diye düşünmüyor değildim. Şimdi böyle dedimya, sanılmasın ki sırf bu yüzden ağzımdan çıkan kelimelerin kontrolünü sağlayan biriydim. Hayır, hiç öyle ağzımdan çıkan kelimelerin kontrolünü sağlamaya çalışan biri de değildim. Çünkü öyle bir ihtiyacım olmuyordu. Söyleyeceklerimi küfürsüz cümlelerle dile getirebiliyordum. Belki bu yüzden, yaşadığım çevrede çok fazla abartmadan küfürsüz yaşayan biriydim.

Hani yaşadığım çevrede bu kadar küfürsüz biri olmak benim de bazen canımı sıkmıyor değildi. Bu can sıkıntısı yüzünden arada bir onlardan biri olduğumun altını çizmiş olmak için, laf arasında kızgınlığımı küfürle dile getiriyordum. Böyle yapınca "bakın!! bende sizdenim, bakın bende ananıza, bacınıza kıvırmadan dümdüz girip çıkabiliyorum" demek istiyordum. İşte kendimce kızgınlığımı ifade etmeye çalışıyordum.
Çalışıyordum ama arada bir ettiğim küfürler bile komik kaçıyordu, farkındaydım ve aslında benim kadar herkes farkındaydı. Hele birde uzun zamandır beni tanıyan birinin yanında ilk defa küfür ettiğimde, o kişinin ettiğim ağzımdan çıkanlar karşısında yüzünün aldığı şekil aradan 9 yıl geçmiş olmasına rağmen hala gözlerimin önündedir. Çünkü o benim küfür ettiğime hiç şahit olmamıştı ve bende zaten öyle her fırsatta erkekliğini konuşturmak için sikini çıkarıp, oraya buraya sallar gibi salya sümük bağırıp çağıranlardan biri değildim. Hani neden küfür edemiyorum diye düşündüğümde, aslında kendime yakıştırmıyordum yanıtına ulaşıyordum. Bu yüzdendi kızgınlığımı küfürle dile getiremeyişim.

Öte yandan belki yakıştırmamak değildi korkaklığımdandı diye de düşünmüyor değildim. Çünkü hareketlerim ve sesim her zaman için görüntümden farklı oldu. Dışardan bakıldığında tamamen maskülen olan ben, ağzımı açıp konuşmaya başladığım an beni dinleyen birinin yüzünde; sesimdeki o kırılganlığın, inceliğin nasılda bir hayretlik durum oluşturduğunu görürdüm. Hatta bu yüzden ettiğim küfürlerin komik kaçtığını bile düşünmüyor değildim. Belkide bu yüzden, çoğu zaman küfür ederek gereksiz konuşmaktansa "sus be adam, sus da adam sansınlar" derdim kendi kendime. Belkide bu yüzdendi çok fazla küfür etmeyişim, ağzı bozuk olmayışım. Belkide küfür etmeyerek birazcık adam olduğumu düşünürdüm. Kim bilebilir belki adamlığın içinde azda olsa küfür etmemekde vardır. Yada herkesin düşündüğü gibi, adamlığın içinde; azcıkda olsa, küfür etmek de vardır...

3.11.2010

Aileden biri insanın götüne koyar da, kişi acısını yıllar sonra anca farkeder

Çocukluğumda da, çevremdeki yaşıtlarımdan farklı biriydim. Görüntüm tamamen maskülen olmasına karşın hareketlerim kadınsıydı ve ben bunun farkına çok geç, çokda kırıcı bir şekilde vardım. Hayır bir iki defa selamlaştığım insanların veya yabancı  insanların bakışları, eleştirileri değildi beni farkına vardırtan şey. Feminen biri olduğumu bana farkettiren abimdi.

O anları hatırlıyorum da; genel olarak kırıcı, aşşağlayıcı ve inanılmaz derecede tiksinir bir halde söylemişti. Hani dışardan birileri söylediği zaman sikime takmıyordum, ahahahalarla geçiştirip ruhumun en derinliğinde yok ediyordum ve hakkımda ne söyledikleri sadece o anda kalıyordu. Çevremdekilerin aşşağılayıcı  sözlerini çok ciddiye almıyordum. Ama insanın ailesinin kendi üzerindeki tek bir sözle ne kadar etkili olduğunu şimdi geriye dönüp baktığım zaman daha iyi anlıyorum.

Ailemi her şeye rağmen kötülemiyorum, aslında farkına varmama ve kendime dönüp onlara göre bir çeki düzen vermemi sağladıkları için teşekkür bile ediyorum. Ama tamamen dönüp baktığımda, acaba bu kadar kırıcı olmak, bu kadar aşşağılamak zorundamıydılar diye düşünmüyor değilim. Hani evet 13-14 yaşlarında bir erkek çocuğu ne kadar kadınsı olduğunu bilemez, farkında değildir ama en azından bu ona çok daha sakin, çok da fazla canı acıtılmadan söylenilebilmelidir. Kendisinin ne bok olduğunun farkına varması böylede sağlanılabilmelidir. Ama işte böyle acımasızca, beni ömrüm boyunca kendimden iğrenircesine farkına vardırmalarına rağmen, dönüp onlara ağız dolusu küfürler edemiyor rahat rahat onları suçlayamıyorum bile.

Neden diye sorulursa, bunun nedeni;
Onlar böyle görmüşlerdi. Eğitimleri, hayatları, yaşamları böyle geçmişti. Bazı olayları ifade ediş tarzları böyleydi. Hani bu söylediklerimle çok fazla geri kalınmış bir aile profili çizmiş olabilirim ama hayır o kadar da geri değillerdi. Çünkü sadece aile içinde böyleydik. Dışarda ise bazen bu nazik insanların aile bireylerimiz olduğuna inanamıyordum. Yani, evde bana "ananı sikiyim, lan şerefsizin dölü, lan oruspu çocuğu" diyen adamla bu toplum içindeki adam aynı olamazdı. Dağlar kadar fark vardı ve üstelik küfürlere karşı çıktığımda
sonu bazen dayak oluyordu. İşte bu yüzden çoğu zaman sessizlik çözümümdü. Bakışlarımla bile bir şeyler ifade edemezdim. İfade etmeye kalkıştığım zaman "öyle bakma, siktir ol git gözüm görmesin seni" denilirdi.

Doğup büyüdükleri çevre, gördükleri veya göremedikleri eğitimden dolayı, bana böyle bilinçsizce davrandıkları için onlara hak veriyorum. Ama bi yandanda dönüp düşününce "ee ulan şerefsiz illa her şeyi birilerinden mi öğrenmeliler, daha küçük bir çocuktun, kendileri bunun farkına varıp biraz daha uygun bir dille bunu söyleyemezlermiydi? İlla kızdıklarında "ibne herif siktir git, cevap verme" mi demeleri gerekirdi?" Zaten bende bunu duyduğum zaman susardım. Sonra işte banyo yapacağım zaman, soyunup ayna karşısında kendimi izlerdim. Yüzüm onlar gibiydi, ellerim onlar gibiydi. Kaşım, saçım, bacaklarım onlar gibiydi. Farklı olan neydi ki, bana böyle büyük bir kinle ibne herif diyorlardı???

Bu lafı abimden ilk duyduğumda bunu kızgınlıkla söylemişti. Ama kızgınlığındaki ciddiyet, o içinde biriktirilmiş ve gün yüzüne çıkarılması gereken nefret çok samimiydi. Hani her zaman küfür ederdi ama "ibne herif" sözcüğünü sarf ederkenki samimiyeti gibi değildi küfürleri. O sıradan küfürleri anlık kızgınlığını belirtmek için kullandığı sıradan cümleler gibiydi benim için. Ama dediğim gibi "ibne herif" kelimesi öyle değildi. diğer küfürlerinden çok farklıydı, onda samimiyet vardı, nefret vardı, ezip geçmek vardı ve belkide daha fazlası....

Bilmiyorum daha ileri gitmek ve düşüncelerimi bulandırmak istemiyorum. Aslında düşüncelerim değil de, miğdem bulansın istemiyorum. Öte yandan bu konuyu her zaman için kendi kendime itiraf etmekten korktum ve bu yüzden kendimden kaçtım ve aslında kendimden kaçarak bi yere varamayacağımı öğrendiğimde de, son olarak ailemden kaçtım. Kaçmak zorundaydım. Hani kaçmasaydım bile ne yapacağım, ne bok yiyeceğim bile belli değildi. Zaten sesimi de çıkaramıyordum, çünkü nerde sesimin çıkması gerektiğini çözemiyordum. Aile içinde ne zaman susmalıyım, ne zaman konuşmalıyım hiç bilemedim. Belki onlardan kaçmamın nedenlerinden biri de buydu.

1.11.2010

Yapacak iş olmayınca, boktan bi mevzu üzerine kafa patlattım

Bu aralar kendi kendime, vücuduma laf geçirmeyi öğreniyorum : )) Mesela tuvalete gidip bülüğümü çıkarmış güzel güzel işerken, aniden “tut çişini” diyorum ve çişim duruyor. Sonra biraz daha durup “afferin sana, şimdi yap” diyorum hemen yapıveriyor. Böyle biraz eğlenceli gibi gelebilir ama ilk başlarda çok uğraştırdığından olsa gerek sıkılıp çişimi yapıveriyordum. Şimdi yavaş yavaş banada eğlenceli geldiğinden olsa gerekki tuvalette çok zaman geçirmeye başladım. Bide tuvalette harbidende insan kafa dinliyor, kafa dinleyicede kafasının içindeki beynine çılgın adam fikirleri geliyor. Her neyse, yalnız vucuduma işte böyle ufaktan ufaktan laf geçirmeye başladımya, dedim hazır bülüğüm beni dinlemeye başlamışken götüme de laf geçiriyim. (Burdan sonrası için demedi demeyin, çünkü lafı iyice döndürüp dolaştırıp bel altı ve dizüstünde bi yerlere getireceğim. O yüzden burdan sonrasını okuyup "bu ne biçim yazı yahu" deyip içinden okkalı küfür basacaklar için, dünyada yapılmakta olan daha önemli şeylere yönlendiriyorum onları, buyrun tırtıklayınız: İşte link, işte kapı )

O linke tıklayıp gidenler için üzülmeyi kenara bırakıp, kalanlara sesleniyim : )) Şimdi vucuduma laf geçirip ufaktan da olsa istediğimi yaptırmaya başladım, ama nedense götüm vücudumdan apayrı, hatta bağımsız bir ülke gibi hareket ediyor, bi türlü götüme laf dinletemiyorum. Neden böyle dediğime gelince, kendimi bildim bileli bokumu tutamıyorum, yemek yer yemez gidip sıçasım geliyor. Valla bak, şaka olsun diye demiyorum, gayet ciddiyim. İşte dün de, böyle güzel güzel yediğim yemekten sonra, dedim şöyle bir  ayağa kalkıyım da yediklerim otursun aşşağı. Ben böyle düşünüp ayağa kalkmış dolanırken, aradan bi 5 dakka bile geçmeden bokum aniden geliverdi. Tuvalete koşup sıçarken, kendi kendime “bu iş böyle olmaz, çıkan gibi gözüken aslında hesaplamaya kalkışırsan giriyor, var farkına bre melun” dedim ve bi yandan da  klozetteki götüme dönüp dile geldim:
“Olum, 2 dakka ağzını tutsan ne olur. Valla son aylarda zaten fakirim, meteliğe bile kurşun sıkamıyorum, ama sen hiç anlamıyorsun beni. Hem haline baksana zaten bi avuçsun, eğer böyle her yediğini sıçmaya devam edersen, iyice kuruyucan, sana aldığım pantolonları bile tutamıycaksın.”

Bu ve buna yakın cümlelerle götümle iletişim kurup biraz konuştum, ama bilmiyorum beni ciddiye alır mı? Gerçi ciddiye alıp almadığını önümüzdeki günlerde göriciiiz. Yalnız bide böyle her yediğimi sıçtığında, aklıma götümün anoreksiya nevroza olma ihtimali gelmiyor değil. Hani bilmiyorum götte anoreksiya olur mu, olmaz  mı? ama işte soru değil mi, aklıma takılıverdi. Hayır belki olabilir, belkide götün anoreksiya olması çok normaldir de, benim haberim yoktur. Hem götümsen ne olacağından, ne yapacağına kadar ben karar veririm. Sıçacaksan ve hatta toplum içinde bülbül gibi öteceksen bile benim iznim olmalı. Hem bi götün anoreksiya nevroza olması çok mühim bir şey, dünyada bir ilk olur lan. Düşünsene bilim adamları beni domaltıp,  etrafına toplaşıyorlar ve bi gözünü kapatıp  içeri bakarken elleri çenelerinden düşünüp uzun uzun "hımmmm" yapacaklar. (evet evet bilim adamları, böyle en yakışıklılarından falan : ))

Neyse bilim adamlarını falan geçiyim de, konunun sen ve ben aramızdaki bölümüne odaklanıyım:
"Bak sevgili götüm, sana giren bir şey yok, neden bu kadar çok çıkan oluyor anlamıyorum. Bana bi açıklama yapmak zorundasın.  Lan senin yüzünden kilo alamıyorum, 2 lokma yesem hemen ardından sıçmak için can atıyosun. Bi tut ağzını ammına koyım, ne bu ya. Güya kendimi bildim bileli kilo almaya çalışıyorum, ama senin durduğun yokki, fabrika bacası gibi sürekli mesaidesin. Valla senin yüzünden yemek yemeyi bırakıcam. Nasılsa yemekten sonra dakkasında kusuyorsun, yemek yemeyi bırakırsam boşuna masraf yapmaktan, yemek yerken harcadığım enerjiden ve zamandan tasarruf ederim. Yapma böyle yapmaa diyorum. Valla kilo alırsam daha yakışıklı olurum, hem seni de elleyen çok çıkar o zaman :Pp bakarsın kısmetin bile olur. Haa ne dersin anlaştık mı? Tutcan mı ağzını?"

Yaaa şimdi bunları, böyle şakasına yazmış gibi görnebilir ama cidden söylüyorum bunu, götüm sanki emrim dışında çalışıyor. Sanki benim götüm değil, başka birinin götü gibi. Yahu tamam insanın boku geldimi gider yapar ama yani benimki yemek yiyip ayağa kalktığım gibi sıçası geliyor. Mübarek ne hızlı çalışan bi midem var diycem, ondan da emin değilim. Hani durum böyle olunca midesiz olduğumu bile düşünmüyor değilim. Gerçi yatıp kalktığım bazı adamlara bakınca midesiz olmadığımdan da emin değilim ya neyse. Ama bilmiyorum yani, tüm bunlara rağmen karnımı deşip bakmadığım için, kesin olarak var veya yok da diyemiyorum.