ben,
her terkediliş sonrası, sokak çocuklarının kış boyunca içine girdikleri mahallenin dışındaki o pis bina olurum.
üşüdükçe kapısını penceresini söküp yakacakları o harabe bina .
kışın üşüsemde, ilk baharda toprak kokusuyla dolar içim,
tüm yaz ise odalarım havalanır, orda olmayan perdelerim her esen rüzgarda özgürce içime doğru sallanıp dururlar..
her terkediliş sonrası bombalanmış bi sığınak gibi olurum.
bombalardan önce, anılarıma acınılmadan kurşun yağmuruna tutulurum.
duvarlarımda, çok önceden yaşanılan aşkların sessizliği çığlık çığlığa gözlerime bakar,
ve sonrası malum işte.
terkedildikten sonra vucudumda onlarca kurşun deliği açılmış olur.
Her kurşun en çok zararı vermek için sıkılmıştır
her kurşun en çok can yakan olmak için yarışır,
her kurşun hedefine ulaşır, delik deşik ederler beni, hepsi de “en çok canımı yakan” olmayı başarırlar.
ve sonra hala düşmemiş olduğum için bombalanırım.
içim darmadağın olsada, tek sağlam kalan yerim içeriye açılan büyükçe kapım olur.
