Sen sanıyor musunki hayat dediğin şu siktiri boktan döngüde hep yalnız olacağım. Doğrusunu söylemek gerekirse ben inan mıyorum. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sen sanıyor musunki hayat dediğin şu siktiri boktan döngüde hep yalnız olacağım. Doğrusunu söylemek gerekirse ben inan mıyorum. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13.09.2011

Allah, öldüğümüz zaman götümüze giren çıkanla değil, kalbimize giren çıkanlarla ilgilenecek

Bu aralar paralar suyunu çekince, bende sağda solda başı boş itler gibi oyalanmak yerine eve kapattım kendimi. Sanki hayat zaten evimin içindeymişcesine, her bi köşesine daha bi dikkat etmeye başladım. Evin en olmadık yerlerindeki yaşam belirtileri yüzünden aslında yalnız olmadığımı daha iyi anladım. Balkon tam bir güvercin yuvasına dönmüş, yuvalarında bi kaç yumurta olduğundan dolayı dağıtmaya da gönlüm razı olmuyor. Geçen bi kap su bıraktım arkamı döndümki dökmüşler bile. Bi an kızgınlıkla beni anlıyorlarmış gibi en samimi halimle "zıkkım için" deyip tası aldım içeri ve bi daha da su vermedim. Evin dışı böyleyken, içi ise balkona oranla daha eğlenceli sanki. Çünkü ortalıkta çeşitli büyüklükte karıncalar cirit atıyor, kıyıp süpüremiyorumda. Tek korkum gece uyurken götüme kaçmaları, taşşaklarımı kemirmeleri falan.

Sokakta da genelde başım önüme eğik yürüyen biri olduğum için evin içinde de gezinirken sıkıntı çekmiyorum, böylece karıncalara basmayıp "ahğğlarını" almıyorum. Zaten can dediğin aynı acıları hisseder, bedenin büyüklüğünün ne önemi var. Geçen yanlışlıkla bi tanesine basınca, sanki bana basılmış gibi bi anda irkildim ve ayağımı kaldırıp bakınca karıncanın bana mısın demeden yoluna devam ettiğini görünce şaşırdım. Aslında bizde böyle olmalıyız, yaşadığımız ağır travmalar, en büyük hayalkırıklıklarına rağmen takılıp kalmamalı, yolumuza hiç sikilmemiş gibi devam etmeliyiz...

Karıncalar var ama, evde henüz bi tane dışında hiç hamamböceği görmedim ona üzülüyorum. Hamamböceklerinin kafalarının koparıldıktan sonra bile haftalarca yaşadığını biliyormuydunuz? Gerçi doğduğundan bu yana  kafasız yaşayan onca insan varken, kafası koparılmasına rağmen haftalarca yaşamaya devam eden hamamböceklerine şaşırmamak lazım.

Perdelerde örümcekler peygamber ağı ördüler, temizlemek zor geliyor. Zaten balkona da güvercinler yumurtlayıp duruyorya, sanırım yakında Cebrail'den ilk vahyi almaya başlayabilirim. Peygamberliğimi ilan edersem sakın şaşırmayın. Hem ne olmuş yani, eşcinsel bir peygamber olamaz mı? Düşünsenize ayetlerinde "kadınlarınız sizin tarlanızdır istediğiniz gibi ekip biçin" demek yerine "sizi ölümüne seven erkekler tarlanızdır, istediğiniz gibi sikip atın" diyor. Huuu huuuu seni bekliyorum cebraaaiiil.


Şu an üstümde olan pijama sanırım 2 aydır çamaşır makinesinden ayrıldı ve o günden bu yana hala çamaşır makinesinin deliğini görmüş değil. Üstelik ben bu pijamaya her gece uyumadan önce boşalalıp, her tarafım yapış yapışken uyuya kalıyorum. Bu kadar pis bi pijama olmasına rağmen kalkıp temizlemek için makineye atmak bile zor geliyor bana. Gerçi pis bi peygamber olmaz değil mi? Her şeyden önce peygamber dediğin adamın veya kadının dışı temiz olmalı, içini ne yapcaz ki?

Bazen üstümdeyken duşa girdiğim giysilerimde oluyor, ama o zamanlar genelde hayattan tamamen bıkmış olduğum ve aslında göz yaşlarımı kendimden bile saklamak için alelacele duşa girdiğim zamanlara denk geliyor. Neden ağlıyorsun derseniz; sevdiğim ve aslında hiç bi zaman hayatıma girmeyecek olan adamlar için ağlıyorum. Çünkü elimden yapacak başka bir şey gelmiyor. Gözyaşlarım akmamasına rağmen, duşun damlaları yardımıyla ağlayabilmek rahatlatıyor beni. Tüm bunlara rağmen alkol alan biri olmadığım için, yatıp kalkıp mideme teşekkür ediyorum. Çünkü alkolün daha ilk yudumunda kusan bi midem var. Düşünüyorumda; tüm bu parasızlığıma rağmen yinede alkol alabilen biri olsaydım, sanırım iyice çekilmez olurdum. Zaten sarhoş bi peygamber de çekilmezki. Düşünsenize cebrail'den diye yanlışlıkla şeytandan ayetler okur ümmetine.


Sabah kalktığımdan bu yana nette domalıp duruyorum. Dolanıp durmalarım sadece porno sitelerinden ibaret ve uyandığımdan bu yana en az 3 defa osbir çektim ve her boşaldıktan sonra, anında kapadım pornoları.
Ama olmuyor, aklım hala hafif kıllı erkek göğsünde, sakallı suratlarda ve "öpüşelim mi" dercesine masumca bir şehvetle karşısındakinin gözlerine bakan o ifadelerde.

Bazen aynı pornoya aylarca takılıp kalıyorum. Artık adamın kaçıncı dakikada götüne giren yarrağın canının yaktığını ve nerde numaradan olduğu her halinden belli bir zevkle "ohhh yeeaahh" dediğini bile ezberliyorum. Ve onu siken adamın aslında rol icabı bile sikmekten çok, sikilmekten zevk aldığını bir kaç defa izledikten sonra anlamış oluyorum. Tuhaf gelmiyor değil tüm bu olanlar, elbetteki tuhaf geliyor, odun değiliz!! peygamber olcaz dedik ya...
Ama işte onları da numaracıktan zevk alıyormuş gibi davranmaya iten gerçek bir sikiş sahnesi var ortada ve tüm bunlar karşılığında karınlarını doyurmak için para alıyorlar. Hayat hep bir sıfır önde. Ne yaparsan yap alttında kalan sen olacaksın.

Bazen bende çok parasız kaldığımda gidip götümü para karşılığında siktirmeyi düşünmüyor değilim. Hele bide sevdiğim adamların aslında beni sadece götten ve yarraktan ibaret bir canlı olarak gördükleri zamanlarda. O zaman daha iyi anlıyorum; aslında sevginin bi bok olmadığını, sevmenin beş para etmediğini ve tüm anlam yüklediğim siktiri boktan anların değersizliğini. Ama yinede kalbime laf geçiremiyorum. Azmış piç!! dinlemiyorki beni. Her giren kazıktan sonra, gözlerimle yenisini arayıp duruyor.