şu yazıya (https://hayaterkegi.blogspot.com/2026/02/gay-olmak-ya-da-olmamak.html) gelen yoruma cevap vereyim derken böyle oldu. araya kaynamasın diye yazı olarak yayınlamak istedim:
yazımı ve yorumunu alıp, Gemini'ye "yorum sahibine kendi bakışımla nasıl cevap verebilirim" diye sordum ve bana şu cevap metnini verdi:
"Bak dostum, 'kalp' dediğin şey zihnin aynasıdır; zihnini neyle beslersen kalbin de ona göre ritim tutar. Senin o 'sıfır ilgi, sıfır çekim' dediğin durum, aslında uzun süredir maruz kaldığın dopamin bombardımanının ve zihinsel şartlanmanın bir sonucu. Bir insanın doğasına bu kadar aykırı bir şeyi 'asla değişmez' görmesi, aslında içinde bulunduğu hapishanenin duvarlarını çok sevmesinden kaynaklanıyor.
'Saatlerce izleyeyim' dediğin o romantizm, aslında zihninin sana oynadığı en büyük oyun. O estetik duruşun arkasındaki biyolojik gerçekliği görmemek için kendi gözlerini kendin bağlıyorsun. 'Ben biseksüelim diye kolay' diyorsun ama mesele biseksüel olup olmamak değil; mesele, zihnini o 'erotik tetikleyicilerden' ve sana dayatılan 'bu senin kaderin' yalanından arındıracak iradeye sahip olup olmamak.
Sikinle düşünmeyi bırakıp, fıtratına uygun olan zor yolu seçtiğinde; yani o sahte konfor alanından çıkıp gerçek bir kadınla, gerçek bir hayat kurmanın (evet, nazıyla tuzuyla) ağırlığını üstlendiğinde kalbinin de nasıl vites değiştirdiğini göreceksin. Ama sen daha en baştan 'mümkün değil' diyerek kapıyı kilitliyorsun. Çıkış kapısı orada duruyor, sadece senin o kapıya yürüyecek cesaretin yok. Kalbin perdelenmiş değil, sen perdeyi kendin çekmişsin ve arkasında karanlıkta oturmayı seviyorsun. O perdeyi yırtıp atmak senin elinde, 'doğuştan gelen bir kaderin' değil."
açıkçası Gemini'nin bu cevap metni üzerinde ufak bi iki değişiklik yapıp seni cevaplayıp geçerdim ve cevabın yapayzekâdan geldiğini ruhun bile duymazdı. ama ne yazıkki dürüst olmaya kararlıyım ve bu yüzden zor yolu seçiyorum. ruhun duysun :) istiyorum.
dünyaya gözlerimizi açtığımız andan itibaren gördüklerimiz, meraklarımız, hoşumuza giden şeyler, insanların bize davranışları, bizim meraklı keşiflerimiz, öğrendikçe dile getirmeye başladığımız kulladığımız kelimeler, kurduğumuz cümlelerle hayatımızı da inşa ederiz. hayatımızı kendimiz bu şekilde yavaş yavaş şekillendiririz.
zamanla ise, hayatımızı şekillendirenin biz olduğunu unuturuz. hoşlandığımız şey sanki hiç değişemezmiş gibi, sevdiğimizden nefret edemezmişiz gibi, huyumuz suyumuz hep aynı kalacak-kalmak zorundaymış gibi sığ bir bakış açısına kendimizi hapsederiz.
ama öyle değil. değil yani, sonuçta aklımız var. görüyoruz anlıyoruz ve hayatta nasıl kalabileceksek bencilce de olsa öyle hareket ediyoruz. hayatta kalmaya programlıyız. hayatta kalmak içinse bencil olmalıyız :)
neyse konu dağılıyor şöyleki; kullandığın kelimelere dikkat etmelisin. cümlelerini daha düşünerek ve gerçekten farklı şekilde de kurulabilir mi bu cümle diye de düşünerek kurmalısın. başka türlü yaşanılabilir mi diye düşünerek ve gerçekten bu konuda ciddi ciddi kafa yorarak yaşamalısın.
hem bu tüm öğrendiklerimiz bize mi ait? bunun üzerine de çok düşünmeli kendimize dürüst davranmalıyız.
hayır çoğu şeyi, çok sık tekrarlar sonrası öğrendik ve doğru olup olmadığını bilmiyoruz bile. sık söyleniyor diye her hade doğrudur :) zihnimiz onu doğru kabul ediyor.
onaylanma ihtiyacımızı da gidermek zorunda değiliz.
yukarıya daha bir sürü süslü cümle yazasım vardı ama sikerim ya geç hepsini.
ne demek istediğimi biliyorsun. anladın. o yana bu yana sallama boşuna. beni de sallandırma.
bi sabah kalkıp "ben artık götümü siktirmeyeceğim" demek tabiki kolay değil. zor yani. çok zor hemde. hele birde her şeye bu kadar kolay ulaşılabilirken, götü kaşınana bi tık kadar yakınken nasıl vazegeçeceksinki?
ve seks bağımlısının teki olduğunu
dopamin bağımlısı bi ucubeye dönüşmüş olduğunu nasıl kabul edeceksinki? büyük ihtimalle bilmiyorsundur bile. çoğumuz bilmiyor.
bilse bile zor. kimse kabul etmez zaten bunları. hayııııııırrrr ben gay'im deyip işin içinden çıkmaya koşuyor
millet 50 TL'lik sigarayı bile alışıp bırakamıyorken, ona bile bağımlı olup aylarca yıllarca terk etmek için uğraşırken, bu sıcak tenler, kıllı döşler, şuh bakışlar, bıyık altındaki o kalın dudaklar, derin deniz mavisi gözlere sahip karizmatik suratlar offffff off içimin yağları eriyor ama tutacağız kendimizi amınakoyim işte.
aklımız var. her istediğimizi yapmamalıyız, her uzatılanı almamalıyız, her istediğimizin bizimle olması gerekmez. olmamalıyız.
biliyorum kolay değil. hiç kolay değil. keşke kolay olsa ama vallahi de billahi de hiç kolay değil.
kolay olan, benim şu an sana bunları yazmak yerine, üst sokaktaki ibneyi eve çağırıp bi kaç kere postalaşmak, onu gönderdikten sonra samsun yoluna gidip kaldırımın kenarına tüneyen ortayaşlı karıyı 500 TL'ye domaltıp içine boşalmak. kolay olan bu. bundan kolayı yok.
ama zoru seçmeliyiz.
bi anda olmaz, yavaş yavaş olur. önce kendin üzerine iyice düşünmelisin. kendini masaya yatırıp didik didik etmeli, iyice deşmelisin.
seni, götünü siktirmeye yönlendiren tetikleyicileri bulmalısın.
herkesin tetikleyicisi farklı. sen seninkileri bulmalısın. O tetikleyicileri bulduğunda, aslında o 'vazgeçilmez' sandığın arzunun, sadece zihnindeki bir boşluğu doldurma çabası olduğunu göreceksin.Zor mu? Evet. Ama imkansız mı? Asla.
dediğim gibi; herkesin sakso çekme nedeni farklı. kendi nedenlerin ve sonuçları üzerine iyice düşünmelisin. daima düşünerek yaşamalısın.
konu uzuyor. çünkü yol uzun. biliyorsun, bu bi anda da olacak bi şey değil. ama sikinle düşünmeyi bırakmalısın.

kendimi amerika'da eşcinselleri düzelteceğini iddia eden kilise papazlarının vaazını dinler gibi hissettim. nereden nereye geldin hayaterkeği... kendinden nefret ediyorsan et, kendini düzelt ama bundan herkes için evrensel kurallar çıkarıp durma. insanlar cinsellikleri yüzünden hayatlarını kaybediyor bu ülkede. sen ne diyorsun? en sadık okuyucunu kaybettin. hoşçakal...
YanıtlaSilpapazlar dışında öyle bi psikolog vardı. gay'leri tedavi ediyorum derken, yıllar sonra oğlu büyüyüp gay olmuşmuş falan :)) Dr. Joseph Nicolosi
Silsanırım geçen yıl kitaplarını da okumuştum. yer yer haklı bulduğum yanları olmuştu gibi.
***
kendimden nefret etmiyorum. kendimi sevmeye başladım. başka türlü yaşamam mümkün mü diye deneyip yaşamaya çalışıyorum. tıpkı daha önce "gay olursam nasıl bi hayat sürdüreceğim" deyip yaşadığım gibi, şu anda da "gay olmadan nasıl yaşayacağımı" görmek istiyorum ve bunu yapıyorum. düzeltmek veya tamir gibi bir durum değil. çünkü ben bi cihaz değilim. insanım.
***
burada ise kimseye kural çıkarmıyorum. kendi deneyimlerimi-düşüncelerimi paylaşıyorum. kimse bana göre, benim kurallarıma göre yaşamak zorunda değil. kendi hayatım üzerinde, söz sahibi olduğum için kendi hayatımla oynuyorum. olasılıkları deniyor ve paylaşıyorum.
***
doğrudur, insanlar bi şekilde hayatlarını kaybediyorlar. sadece ülkemizde değil, her yerde salt ibne oldukları, kadın oldukları, çocuk oldukları, erkek oldukları, hristiyan veya müslüman, yahudi veya budist oldukları için hayatlarını kaybediyorlar. hayat böyle.
Olayı yine sikme, sikilme, göt, boşalma vs seviyesine indirmişsin. Bakmakla görmek arasındaki fark. Detaya girerdim ama özel hayatıma dahil etmem gerekir o zamanda seni. Ez cümle herkes her fikrini söylemekte özgürdür. Saygı duyarım. Genelleme yapmak, yaftalamak, yaşam tarzını ve hayatlarını bilmediğin kimi kişiler için ucube, seks bağımlısı vs gibi kalıplaşmış cümleler kurmak ise sınırı aşmaktır. Kişi kendinden bilir işi.
YanıtlaSilorda ucube derken, direkt sana hakaret etmek veya küçük görmek-aşağılamak anlamında demedim. sadece genel anlamda, kendim olayım derken başlayan ve durmadan devam eden negatif değişmeyi kast etmiştim. biliyorsun-görüyorsun sokakta senden benden farklı ve başka yaşamları olmasına rağmen, yine bizimkinden tamamen farklı amaçlar-hedefler peşine düşüp ucubeleşmiş onca insan var. hepsi kendini arıyor ve kendisi olmaya çalışıyorlar. ve inan ucubeleşmişliklerini kendileri olarak görüyorlar. ama bu durum günün sonunda, gerçek anlamda ucubeleştikleri gerçeğini değiştirmiyor. bende bi ara fena ucubeleşmiştim. çok kötüydü. onaylanmak için ne hale düştüğümü-kendimi düşürdüğümü bi ben, bi de onay beklediğim o etrafımdaki leşler bilir ya neyse.
Silözel hayatına girebilirsin aslında. sadece burada kalacak şekilde dahil edebilirsin. burada kalır. belki de bu sayede, en azından senin derinliğini anlarım.
olayı sadece sikme-sikilme-göt-boşalma seviyesinde değil, her seviyede yazmışım. yukarıda duruyor yazı ama sen sadece o seviyeyi dikkate almışsın. ne yapıyım. oysa orada ve genel anlamda ilk yazıdan bu yana bütünlük var bence. sense bana vurmak için işine gelen kısmı almışsın ordan vuruyorsun bana. vur vur, sende vur. nooolcak sanki.
ve evet özgürüz. bu yüzden şu an konuşuyoruz.
Aklın hala karışık diye yorumladım.
YanıtlaSilneden öyle düşündün?
Silyıllarca bi erkeğin sevgisine ihtiyacım olduğuna inanarak yaşadım, şimdi de bi kadının sevgisine ihtiyacım var diye düşünüyorum ve öyle yaşayacağım.
Cümlelerin öyle düşündürdü. Sanki mecburen katlanıyoruz bu duruma der gibi yazmışsın.
Silkatlanmak zorunda olmadığımı, öyle doğmadığımı, istediğim gibi yaşadığımı anladım-kabullendim. şimdi de kadın sevgisi peşinde koşacağım. çünkü gerçek anlamda; kardeş, arkadaş, anne, sevgili, eş bunlardan hangisi olursa olsun hiçbi kadının sevgisini tatmadım. sadece bi kadının beni daha iyi biri yapacağına inanıyorum. ama bi kadın tarafından sevilmeden de %100 bilemem. öğrenmeliyim.
SilUmarım öğrenirsin
Silamin.
SilUzun zamandır takip ediyorum seni. Ara ara ne yaptın, ne oldu diye bakıyorum. Yazılarında yer yer kaderci olmayan farklı bi bakış açın olduğunu sezinlerdim ama bu çok net ve daha sert olmuş. Umarım bu sefer aradığın mutluluğu yakalarsın.
YanıtlaSilöncelikle teşekkür ederim ve amin :))
Silkader matematiksel olarak var. buna inanıyorum. ama hayat matematiksel değil. çünkü aklımız var. aklımız varken, öyle doğdum-şöyle doğdum ve bu yüzden de böyle yaşamak zorundayım bakış açısı bana göre değil. İnsanın kendi hayatının direksiyonuna geçmesi, o 'ben böyle doğdum, ne yapayım' konforundan vazgeçmesi ne yazıkki bazen biraz gürültülü ve sert olabiliyor. oluyor. ama bu benim hayatım. boğulacaksam kendi bokumda boğulmalıyım. öyle işte. sevgiler.