-->

14 Aralık 2019

Hayatının Erkeği

Uzun zamandır erkekleri seski bulmuyorum. Bulamıyorum. Olay sadece bu da değil. Çünkü artık erkeklerle sevişmek gibi bir arzum da kalmadı.
Onlara baktığımda herhangi bir şey hissetmiyor, peşlerinden koşup yorulmak gelmiyor içimden. Dudakları, sakalları, gözleri, kocaman elleri, boyları ve o güzel posları. Hiçbir özellikleri artık beni çekmiyor ve gittikçe bu çekimsizlik artmaya da başladı.
Yani artık bir erkekle sevişmeyi arzulamıyorum ve sanırım böyle hissetmeyi ben istedim.

Bir kaç haftadır bu konunun nedenleri üzerine düşünüyorum ama bi neden bulamadım.
Sanırım tek neden; artık benim böyle hissetmek istememem olabilir. Başka bir şey aklıma gelmiyor.
Zaten erkekler yine aynı, ben yine aynıyım. Değişen tek şey; düşüncelerimin evrimleşmesi ve bununla beraber hayata farklı bakmaya başlamam olabilir.

Eskisi kadar otuziki de çekmiyorum.
Hatta bazen haftalarca hiç aklıma gelmediği de oluyor. Yani sikimi sadece çiş için yaratılmış olarak gördüğüm ve hatta görmeden sadece çişimi yaptığım günleri de yaşıyorum.
Eskiden popomu ellerdim, bunu da uzun zamandır yapmadığımı şimdi anımsadım.

Tüm bunların, tüm bu arzusuzluğumun ben istediğim için böyle şekillendiklerini biliyorum.
Ama bu şekillenmenin tam olarak nasıl hayatıma geçtiğini de bilmek istiyorum.
Konu üzerine düşünmemin nedeni bu.

Tabii sadece erkekler için değil, kadınlar için de aynı arzusuzluğu hissediyorum.
Yani özetle; sokakta görüp de iç geçirdiğim insanlara dair olan sevişme arzum yok olup gitti.
Bu gidiş iyi bir şey mi, kötü mü onu da bilmiyorum ve tabii açıkçasını söylemek gerekirse; bunun iyi mi, kötü mü olduğunu bilmek isterim.
Ama bilmiyorum.

Sikimin kalkmayışı, götümü ellemeyişim, kimseyi arzulamayışım falan dememden, iyice kuruyup kaldığım anlaşılmasın. Çünkü öyle bi şey yok ve olmadığı için de Canımıniçi ile seks yapıyoruz.
O konuda değişen bir şey yok. Zaten o doyumsuz ve hâlâ yer yer, benim sadece onu sikmek için dünyaya geldiğimi düşünmeye devam edip, bunu da bana açıkça belli ediyor. Bu konuda eskisi gibi alınganlık etmiyorum. Etmeye de hakkım yok. Çünkü bana et olarak değil, daha çok eş olarak, hayatının erkeği olarak bakıyor.

Bunu geçen aylarda anladım. Beni sevdiğinden, bana değer verdiğinden, hayatının erkeği olduğumdan, tek değer verdiği kişi olduğumdan emin oldum.
Demekki, insanın sözsüz olarak da bir şeyi anlayabildiği, gerçekmiş. Bu en güzel gerçeklerdenmiş.

Hayatının Erkeği olduğuma dair herhangi bir şey söylemedi, bir şey yapmadı. Sadece anladım.
Onun hayatının erkeği olduğumu; bana sarılmasından, beni öpmesinden, bana bakışlarından, beni gördüğünde parlayan gözlerinden, yüzüne yayılan o sıcak tebessümünden, elini kolunu nereye koyacağını bilemeyişinden, başını sağa sola döndürmesinden anladım.
Gece uyurken elimi tutmasından, yatakta olmamıza rağmen sımsıkı sarılıp kendine çekmesinden, sarılmış değilsek bana doğru yanaşıp iyice yapışmasından, gece yarısı yatakta uykulu bi haldeyken beni öpmesinden, beni sevdiğini "seni çok seviyorum" diye sık sık dile getirmesinden de anladım.
Özetle; sevildiğini bilmek, değer verildiğini, değerli olduğunun hissettirilmesi, çok güzel bir duygu. İnşallah en kısa zamanda herkes yaşar...


4 yorum:

düşüncelerini kendine saklama, benimle de paylaş.