-->

18 Temmuz 2021

Küçük Çocuğun Büyük HesapLEŞmesi


Yazı şurdan başlamıştı: https://hayaterkegi.blogspot.com/2021/07/dogruya-dogru-yanlsa-yamls.html

...Evet, anneme tapmıyorum ama 75 yaşındaki bi kadına kurukalabalıklar önünde kutsallık atfedip, akşama kadar yalakalık yapıp, ortalıkta kimse yokken ise bi koli eşya muamelesi yapılmasını da doğru bulmuyorum, bulmayacağım ve bu haksızlığı da dile getirmeliydim, getirmem gerekirdi ve bu yüzden de dile getirmiştim.

Zaten zamanında henüz başım boktan daha tam çıkmamışken, babama da bi koli eşya muamelesi yapıldığında, ona yapılan muameleyi de doğru bulmamış ve anında sofrada kaşığımı bırakıp "sanki bi koli eşyadır ki atayım arabaya gitsin" deyip tepkimi göstermiştim.
Çünkü babam, o an içerde uyumakta olduğundan dolayı neler olup bittiğini bilmiyor olsada, aşağılanarak davranılmayı hak etmemişti ve hakkını savunabilecek durumda değildi. Ama ben oradaki haksızlığa şahittim ve 13 yaşında olmama rağmen bu davranışı, yaklaşımı doğru bulmamış, hatta haksızca bulduğum için o anda, orada dile getirip sofradan kalkmıştım.

Peki 13 yaşında biri olarak haksızlığı dile getirdikten sonra, sofradan kalkınca ne mi olmuştu?
Onu da şöyle anlatayım;
13 yaşında babamın hakkını savunmak için sarf ettiğim cümleyi tamamladıktan sonra sofradan kalkıp uyumak için kullandığımız odaya geçmiştim ve 5 dakika sonra da 1numaralı abim gelip beni yengemin isteğiyle doyasıya dövüp gitmişti. Çünkü yengeme göre ben bacak kadardım ve abimle böyle konuşmamalıydım. Eğer böyle konuşmuşsam da ağzım burnum kırılıncaya kadar dayak yemeyi hak etmiştim.

2numaralıAbim karısını kırmamış, onun ricası yerine gelip ağzımı burnumu bi güzel kırmış, bende ağlaya sızlaya uyuya kalmıştım ve işte olayın üzerinden de 23 yıl geçmiş, aynı saygısızlığın benzeri tekrarlanmıştı.
Tabii ortada yine şahit olarak ben vardım ve sonu ne olursa olsun yine susmaya pek niyetli değildim. 
Bacak kadarken susmadığım gibi, şimdi yine susmaya pek niyetli değildim ve hiçbir şey yapamasam bile, yapılan haksızlığı en azından whatsapp'dan 2numaraya yazarak, yıllar önce babasına yaptığı terbiyesizliği, haksızlığı, yıllar sonra bu sefer annemize yaptığını dile getirmiştim.
Dile getirdim fakat değişen bir şey olmadı. Hatta yazdıklarımdan sonra beni anında ŞAK diye whatsapp'dan engelledi.

O beni, bu konuyu bahane ederek engelleyip gruptan çıkmıştı ama grupta kalanlarda zaten beni siklemedikleri için cevap vermiyorlardı. Bitmeyen sessizlikten anladığım kadarıyla, mal paylaşımı konusunda kimseden cevap gelecek gibi de değildi.
Bende tuttum "madem mal paylaşımına gitmiyorsunuz, bu konuyu da konuşmayacaksınız, o zaman 'beni çalıştırdığınız süre boyunca, kazanma ihtimalim olan paramı verin' minvalinde" kendimce bir hesap yaparak 1numara'nın karısına şunları yazdım;
-kusura bakma abim beni engellediği için sana yazıyorum, lütfen şunları ona okutur musun?
       -"Sevgili 1numara, 
Beni engelleyerek iyi yapmıyorsun. Olayı daha çetrefilli hale getiriyorsun. Sana yanlış bir şey demedim, yanlış bir şey yapmadım. Ama sen küçücük çocukluğumda dahil bana hep yanlış yaptın. Artık büyüdük, yanlışları geride bırakıp, helalleşelim.
       -Beni engelliyor ve köşe bucak kaçıyorsun ama sende biliyorsunki; senden istediğim, çoluk çocuğuna yedirdiğin ekmeği helal kılmandan başkası değil. Bunu da, kendi malının içine karıştırdığın hakkımı vererek yapabilirsin. Ailene haram yedirmeyi bırak artık. Başka bi çıkar yolu yok. Ben senin yanındaki 6 yıllık çalışmamın, alınterimin karşılığını, yani hakkımı istiyorum.
        -Beni 12 yaşında yanına alıp götürdün ve 18 yaşında evinden kaçıncaya kadar dayak, küfür, hakaretler, kalabalık içinde bile sürekli aşağılamalar ve tükürüp siktir çekmelerle hayvanmışım gibi karın tokluğuna çalıştırdın.
        -12-18 yaş arası toplam 6 yıl beni, senin köpeğin olarak yaşattın. Eğer köpek değil de, yanında bir işçi olarak çalışsaydım, bugünkü parayla aylık 5.000 TL maaş alırdım ve bu da 6yıllık toplamda 360.000 TL yapar.
        -Alınterim olan 360.000 TL'mi ver, seninle helalleşelim. Aksi halde, hakkımı hiçbir zaman helal etmeyeceğim ve böylece ne senin boğazından geçen lokmalar, ne çoluk çocuğuna yedirdiklerin haramdan başka bir şey olmayacak.
        -Anneme de "1numara ve 2numaralıabim beni yıllarca çalıştırdılar ama hakkımı vermediler. Sen söyle hakkımı versinler, böylece onlarla helalleşelim" dedim, o da "oğlum görmüyor musun, herkes kendi dünyasında, kimse beni dinlemiyorki. Keşke beni dinleseler ve ben söyleyince verseler" dedi."

Bu mesajları yazıp attım. Attığım mesajlar okundu fakat cevap verilmedi ve ben aynı mesajların ufak tefek editli halini bu sefer tutup 2numaralıabim'e atmak istediğim için harekete geçtim ama onun da beni daha önceki şu yazıda gönderdiğimi söylediğim mesajlar ( http://hayaterkegi.blogspot.com/2021/05/borcunuz-sadece-30000000-tl-odemeyi.html )yüzünden engellemiş olduğunu yeniden fark ettim. Mesajlar şöyleydi:
        "-Geçen gün bana "derdimin, senin bu evde oturmaman olduğunu" söylemiştin ve ben o günden bu yana neden böyle bir cümle kurduğunu düşünüyorum.
        -Dün gece anladımki; sen, aslında içten içe, anneni ve ablanları yıllardır kendi evinden daha aşağı tabakada oturttuğun için kendini kötü hissediyorsun. Bilinçaltın, senin öz annene ve kızlarına(yani ablanlara) haksızlık yaptığını düşündürterek sana sürekli baskı yapıyor. Ama bunu kendine itiraf edemiyorsun ve bunu her hangi bir şekilde dışarı da atamadığın için, altkattaki orospuçocuğunun kabalığını bana karşı savunurken ağzından kaçırdın. 
        -Annene ve ablanlara gerçek anlamda hakiki olarak haksızlık yaptığını düşünüyorsan;
 1-Vicdanen rahatlamak için haksızlığı ortadan kaldırarak vicdanını susturabilirsin
 2-Ya da onlara daha büyük bir haksızlık yaparak öncekini yok edebilirsin.
        -Gördüğün gibi olayın benimle hiç ilgisi yok. Bu evde oturmaman senin derdin olmuş ve alakasız bi anda su yüzüne çıkartıp duruyorsun. Herhangi bi nedenle dışarı çıkaramadığın zamanlarda ise, büyük ihtimalle seni içten içe yemeye devam ediyor. Ne yazıkki sen onlardan açık açık helallik isteyip, helalleşmedikçe de içindeki o kurt seni yemeye devam edecek.
        -Çözüm yollarını açık açık ifade ettim, inşallah en azından bi an önce bu sorununu çözer ve yıllar sonrada olsa vicdanen rahatlamış olarak uyumaya başlarsın.
        -Ama bu yazdıklarım, düşüncelerim yanlış ise "bu evde oturmaman neden bana dert olsun"u mertçe açıklamalısın."

Tıpkı bir blog yazısı gibi olan bu mesajları atmıştım ve o da beni, bu uzun blog yazısı gibi mesajlarımdan sonra engellemişti. Engellendiğim için bende 1numaranın karısına attığım yukarıdaki mesajları, 2numaranın da karısına atarak ona ulaşmak istedim fakat karısı en son geçen ay online olmuştu. Bu yüzden 2numaranın kızlarından birine atmaya karar verip şöyle yazdım;
-Maria'cığım merhaba, kusura bakma Baban beni engellemiş, o yüzden sana yazıyorum, lütfen şunu ona okutur musun?
        -"Sevgili 2numara, 
Beni engelleyerek iyi yapmıyorsun. Olayı daha çetrefilli hale getiriyorsun. Sana yanlış bir şey demedim, yanlış bir şey yapmadım. Ama sen küçücük çocukluğumda dahil bana hep yanlış yaptın.
        -Artık büyüdük, yanlışları geride bırakıp, helalleşelim. Beni engelliyor ve köşe bucak kaçıyorsun ama sende biliyorsunki; senden istediğim, çoluk çocuğuna yedirdiğin ekmeği helal kılmandan başkası değil. Bunu da, kendi malının içine karıştırdığın hakkımı vererek yapabilirsin. Ailene haram yedirmeyi bırak artık. Başka bi çıkar yolu yok. Ben, senin yanındaki 5,5 yıllık çalışmamın, gece gündüz demeden döktüğüm alınterimin karşılığını yani hakkımı istiyorum.
         -Beni 25 yaşımda evden kovuncaya kadar, 18-25 yaş aralığında küfürler, hakaretler, kalabalık içinde bile sürekli aşağılamalar ve tükürüp siktir çekmelerle hayvanmışım gibi davrandın ve sadece karın tokluğuna çalıştırdın.
        -18-25 yaş arası toplam 5,5 yıl beni, senin köpeğin olarak yaşattın. Eğer köpek değil de, yanında bir işçi olarak çalışsaydım, bugünkü parayla aylık 5.000 TL maaş alırdım ve bu da toplamda 330.000 TL yapar.
        -Alınterim olan 330.000 TL'mi ver, seninle helalleşelim. Aksi halde, hakkımı hiçbir zaman helal etmeyeceğim ve böylece ne senin boğazından geçen lokmalar, ne çoluk çocuğuna yedirdiklerin haramdan başka bir şey olmayacak.
        -Anneme de "2numara ve 1numaralıabim beni yıllarca çalıştırdılar ama hakkımı vermediler. Sen söyle hakkımı versinler, helalleşelim" dedim, o da "oğlum görmüyor musun, herkes kendi dünyasında, kimse beni dinlemiyorki. Keşke beni dinleseler ve ben söyleyince verseler" dedi.
        -Beni engelleyip, benden sürekli kaçtığın için bunu Maria'ya yazmak zorunda kaldım. Ama artık ne kimse benden kaçsın istiyorum, ne de sürekli üstü toprakla örtülü bir şekilde yaşamak.
        -Ben hakkımı alıp doğru düzgün yaşayıp, kendi hayatımı kurmak istiyorum. Sen ve 1numara sizde olan hakkımı verin helalleşelim, bende kendi hayatıma çeki düzen vereyim."

Maria'ya bu mesajları attıktan 2 gün sonra "babana okuttun mu?" diye sordum ve o da bana "okutmadım, okutmayı da düşünmüyorum" dedi. "tamamdır. teşekkür ederim" diye yanıtlayıp konuyu kapattım. Ama tabii adım gibi emindim ki yalan söylemişti. Çünkü babası şu an karşımdaydı ve işte konuya şöyle cümle kurarak giriş yapmıştı: 
-Söyle bakayım bana, senin sıkıntın ne, derdin nedir?
-Sıkıntımı, derdimi biliyorsun. Ne varsa zaten açık açık söyledim
-Ne demek istiyorsun?
-Bilmiyormuş gibi yapma, ne dediğimi biliyorsun
-Yani nedir
-Ee biliyorsun işte" diye yanıt verdim ama baktım o da uzattıkça uzatıyor, hatta bana dişlerini gösterip, boğazından domuz gibi hırıltı çıkararak sert bi şekilde;
-Derdini söyle oğlum derdini" dediğinde, hemen ayağa kalkıp
"-Derdimi bilmene rağmen numara yapıyorsun, dur sana kur'an-ı kerim'i getireyim, öyle konuşalım, yoksa senin oyunların, numaralarınla olmayacak bu iş"dedim ve o sırada da diğer odadaki dolaptan Kur'an-ı Kerim'lerden birini almaya gittim, o da peşimden bağıra çağıra geldi. Ben bu sırada Kur'an-ı Kerim'i alıp ona karşı kaldırarak "tamam, hadi şimdi konuşalım" dedim ve o kafayı yemiş bi şekilde "onu yerine bırak, terbiyesizlik yapma, elimden kaza çıkarma" türünden bir şeyler geveledi, ellerini yumruk yapıp bana gösterdi, fakat onu dinlememeye karar verdim, hatta bana vurmak için yumruk yapıp kaldırdığı sol eline doğru da başımı uzatıp ondan korkmadığımı gösterdim. Gerçekten ne olacaksa olsundu, ama bağırıp çağırmaktan başka bi bok yemiyor, Kitabı da yerine bırakmamı söylüyordu. Bende "eğer benimle doğru düzgün konuşacaksan, yalan söylemeyeceksen, numara yapmayacaksan bırakayım" dedim ve o "tamam, bırak" deyince bıraktım, tekrar diğer odaya geçtik.

Oturduğumuzda gerçekten konuşmaya başlamıştı. Üstelik "derdin ne, sorunun ne" gibisinden şeyler de söylemiyordu. Sağdan soldan önemsiz konular hakkında konuşuyor, benim yanlış yaptığımı, bilmem hangi konulardaki haksızlığımı, her konuda yanlış yaptığımı sürekli üst üste tekrarlayarak baskı kurmaya çalışıp duruyordu. Ben de bunun üzerine yine "sen kur'an'sız konuşmayacaksın" deyip ayağa kalktım ve o da benimle beraber ayağa kalkıp "otur şuraya, terbiyesizlik yapma" deyince, bende;
-o zaman dürüst ol, bana ordan burdan bir şeyler söyleyip haksızlık yapma. eğer yapacaksan, ben seninle kur'an olmadan konuşmam. çünkü senin ağzından doğru kelime çıkmıyor, doğrulukla dürüstlükle davranmıyorsun" dedim. Bu çıkışımla beraber Sahtekâr Dindarımız kendini biraz frenledi ve sözlerine şöyle başladı:
-Bu tezgahı kim kurdu? Baban mı kurdu, ondan kalanlarla mı kurduk? O öldüğünde ondan hiçbir şey kalmadı, yaşarken de bir kuruş dahi vermedi. Zaten adamın beş kuruş parası dahi yoktu. Bunu ben yaptım, bu tezgahı ben kurdum.
-Tamam. Ama herkes gibi bende çalıştım, bunu beraber kazandık. Çalışırken karınca kadar değer vermedin ama gece gündüz, sabahtan akşama kadar köpek gibi çalıştırdın, hakaret ede ede sürekli bağıra çağıra, kızarak tükürerek bi anlık rahat nefes bile aldırmadan hep ama hep çalıştırdın.
-Çalıştın da ne yaptın
-Ne yaptığımı biliyorsun. "aileyiz aileyiz diyordun" ve bende sana inanıp köpek gibi çalışıyordum. Ne kadar çalışkan olduğumu, sürekli çalıştığımı sende biliyorsun. yalan mı?
-Ulan bana ne yapmışsın da çalışmışsın. Ne kadar çalışmışsın
-Sana gece gündüz demeden 5,5 yıl boyunca çalıştım, bir kuruş dahi vermedin. Ama şimdi kendim yaptım diyorsun. Bu trilyonları sen kendin yapmadın. Beraberiz deyip beni köpek gibi çalıştırarak yaptın. En sonunda da evden kovdun.
-he kovdum. madem kovdum gitmeseydin.
-Zaten hatırlıyorsun, ilk kovuşunda hemen gitmedim ki. 100 defa siktir çekip, kovduktan ve ben sana söylediklerinin yanlış olduğunu, ağır sözler olduğunu söylememe rağmen sen arkasında durduğunu söyleyip tekrar kovduğunda gittim.
-Yine de gitmeseydin!! Beyfendiye bak, gitmiş 10-15 yıl hayatını yaşamış, keyfine göre takılmış, gelmiş şimdi hesap yapıyor benle
-Sen evden attın, ben keyfimden gitmedim ki
-Heee iyiymiş. Git sikine göre takıl gel, şimdi gel "beni kovdun" de
-Öyle olmadı mı, yalan mı söylüyorum. (burda onun olayı tartışmaya döndürüp, bana baskı kurarak para konusunu kapatmak istediğini anladığım için cümleme şöyle devam ediyorum) Diyorsun ki; baban parası yoktu, bir şey vermedi, ondan bir şey kalmadı. O yüzden mal paylaşımı olmaz. O zaman dediğim gibi ben sana 5,5 yıl çalıştım, o çalışmamın karşılığını ver. ben çalışmamın karşılığı olan paramı istiyorum.
-allah allah. paranı istiyorsun he?
-he istiyorum
-Bana söyle bakayım, sen nasıl evlendin. Nerden para getirdin de evlendin.
-Sen evlendirdin
-eee ne parasından bahsediyorsun?
-hımmm yani diyorsunki "evet seni yıllarca köpek gibi çalıştırdım, hiç para vermedim, ama hakkını da seni evlendirerek ödedim" (bu cümlemle bi şok geçiriyor, rengi sararıyor ama çabuk toparlanıp sırf bir şeyler söylemiş olmak için şöyle diyor)
-öyle demedim. (derin bi nefes alıyor)sen nasıl anlamak istiyorsan öyle
-yoo ben nasıl anlamak istiyorsam öyle değil, sen kendin bana öyle mantık kurdurtuyorsun
-nasıl mantıkmış
-senin bana yürüttürdüğün mantıkla konuşuyorum; diyorsunki "seni yıllarca köpek gibi çalıştırdım, hiç para vermedim, ama düğününü yaptım, ödeştik" (galiba bu kadar hızlı kabulleneceğimi beklemediğinden dolayı şok olmuştu ve ben böyle söyleyince tartışacak bir şey kalmadığı için kekelemeye başlamıştı. bi kaç saniyelik kekelemeden sonra cümlesini kurabilmişti ve dedi ki;)
-he aynen öyle.
-tamam, öyle olsun. kabul ediyorum. sen beni hiç para vermeden yıllarca çalıştırdın, ama düğünümü de yaptın, böylece düğün masraflarımı karşıladığın için de ödeştik.
-tamam. seni çalıştırdım, hiç para vermedim. ama düğününü yaptım ödeştik. başka söyleyecek bir şeyin var mı?
-yok. bu kadar. başka söyleyecek bir şeyim yok.

Gerçekten başka söyleyecek bir şeyim yoktu. Çünkü bu konuyu konuşmuş olmamız bile beni daha o anda rahatlatmış, yıllardır belirsizlik içinde arada imalı imalı laf sokmalarla gündeme gelip kaybolan bu konu, beni de rahatsız ediyor, hatta aklıma "beni evlendirdiği" düşüncesi geldikçe ailemdeki herkese karşı kendimi ezik hissediyordum.
Fakat işte şimdi başrol oyuncunun kendisinin dile getirmesiyle, isimlendirmesiyle rahatlamıştım, üzerimden tonlarca ağırlık kalkmış kadar hafiflemiştim. Çünkü o anda bu konuda artık kimseye borçlu olmadığım netleşmişti, kimseye borçlu olmadığımın adını muhatabıyla birlikte açıkça koymuştuk. Yani; takısı-makısı yemeği cartı curtu derken düğünümü kendim, köpek gibi çalışarak yapmıştım ve 300.000 TL gibi bir paraya mal olan bir evlilikle, rezil bir hayata daha merhaba demişim.

Bu benim için inanılmaz hafifletici, anlatamayacağım kadar güzel, kelimelere dökemeyeceğim kadar rahatlatıcı bir olaydı. Hatta şu bir kaç gündür bu konuyu düşündükçe içimi tuhaf bi mutluluk duygusu, tuhaf bi sevinç kaplıyor. Çünkü borçlu olmadığımı bilmek, borçlu olmadığımı netleştirmiş olmak, borçsuz yaşamaya başlamak muhteşem derecede güzel. Üstelik özgüvenim de biraz yerine gelmedi değil. 

Vay be, kendi düğünümü kendim çalışarak, her kuruşunu karşılayarak kendim yapmışım ve kendim yapmama rağmen yıllardır bunun ezikliğini yaşıyor, borçlu olduğumu düşünüyordum. Ama bundan sonra artık o ezikliği yaşamayacağım, bir eziklik eksik yaşayacağım. Şükürler olsun.

Ha bundan sonra ne mi olacak, arkadaşlarımdan birine de dediğim gibi;
"siktir len, seni ananbaban evlendirdi, evini barkını da onlar kurdu. ben ise anam dahil hiç kimsenin bir kuruşunu dahi almadan, köpek gibi çalışarak kendim evlendim. ikimizin arasındaki fark bu işte"

Evet bundan sonra olurda aile içinde de, böyle bir konu açılır veya ima edilirse direkt "kendi düğünümü kendim yaptım, bu konuda kimsenin bi hayrı bile dokunmadı. o yüzden bana kimsenin bir şey söylemeye hakkı yok" diye anında cevap vererek lafları ağızlara tıkayacağım.
Zaten ablamlar, annem, erkek kardeşim ve 3numaralı abime de, 2numara ile aramızda geçen konuşmayı şöyle özetledim;
-oturduk konuştuk. beni köpek gibi yıllarca çalıştırdığını, hiç para vermediğini ama bunun karşılığı olarak beni evlendirdiğini, evlilik masraflarımı karşıladığını söyledi. bende kabul ettim. karşılıklı olarak bu konuda hemfikir kaldık. konuşarak olayı netleştirdiğimiz için rahatladım, vallahi de billahi de, tillahi de o andan beri hafiflemiş gibiyim yav...

(tabii konuşmamız bu kadar kısa sürmedi ve hemen de bitmedi. bir sürü konuya daha girdi çıktı ( örneğin; çocukluğumda ne yiyip içtiğimi, kimin evinde kaldığımı, ne giydiğimi ve bunları kimin karşıladığına kadar her konuda beni sinirlendirip konuşulmazı oynamaya çalıştı) ama hiçbir gereksiz konusunu iplemedim ve hep kendi kafamdaki olaya bağlı kalarak, aramızdaki konuyu netleştirmesi için kendimi sakin tutup, konumuzu her dağıtmak isteyişinde, ben sakince konuya bağlı kalarak "asıl konumuzdan sapmayalım, yoksa kur'an-ı getireceğim" diye karşılık verdim.

Bu arada evet, ailem ne yazıkki her boku rahat rahat yiyip içsede, haramdan başka bir şey yemeselerde, vampirlerin-yarasaların ışıktan korkması gibi Kur'an-ı Kerim'den korkuyorlar. Bu korkularını bildiğim için savunmamı onunla yapmıştım.
İnşallah gerçekten korkuyorlardır. Yoksa savunmasız kalacağım.

2numara ile gerçekleşen bu konuşma rahatlamamı sağladı, ama bakalım 1numara ile ne zaman karşı karşıya geleceğiz. Ayrıca hadi 2numara "seni para vermeden çalıştırdım, ama düğününü yaptım" diyerek bana para vermeyeceğini açıkça söyleyip kendini akladı, peki 1numara ne yapacak, kendisini nasıl aklayacak. Paramı vermemek için nasıl bi dümen çevirecek veya verecek mi?
Para da az değil ha, işin ucunda 360.000 var :)
Gerçi para mı alamasam bile, adını koyacağı mantıklı bir nedene de okeyim ya hadi bakalım hayrlısı.
Çünkü işin ucunda çocukluğum var, gençliğim, ergenliğim var. Her fırsatta ezilmişliğim, zevkini çıkara çıkara ezmeleri var, çocuk-ergen halimle tükürüklerinde yüzmek var, aç karnına sabahlamalarım var.
Mantıklı bir nedenle para vermeyeceğini söylese bile, çocukluğumun, ergenliğimin, ezilmişliğimin hakkını istemiş olacağım ve eminimki sırf yüzüne bakarak istemiş olduğum için bile çok ama çok rahatlayacağım.
ve son olarak açıkçası paraları sikimde değil, ben hep çalıştım, her zaman çalıştım ve kimseye muhtaç olmadan geçinecek kadar parayı her zaman kendim kazandım.
Ama zamanında, tamamen savunmasız, günahsız, masum olan içimdeki çocuklara yapılan haksızlıkları, şimdi büyümüşken hiç korkmadan, çekinmeden dile getirmeliyimki rahat edeyim, rahat uyuyayım.
Çocukluğuma, savunmasızlığıma, günahsızlığıma bakmadan yaptıkları haksızlıkları muhataplarına karşı dile getirip yüzlerine vurarak huzur bulmalıyım. Birinci raundda rahatladım, ikinci raundda daha da rahatlayacağıma eminim. Çünkü insanı, kendinden başkası iyileştiremiyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

düşüncelerini kendine saklama, benimle de paylaş.