Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

12 Ekim 2015

Kendimi yine kaybettim, hükümsüzüm.

İnsan değişim geçirdiğinde onu hissediyor.
Hatta onu öyle bi derinden, öyle bir içten bir şekilde hissediyorki, kelimelere tam olarak dökemesede, o değişimin farkında olup, değişimin ne olduğunu tüm zerresiyle biliyor.
Bugünlerde de işte yine öyle bir değişim içerisindeyim. Bundan önceki değişimi, tetikleyen olayı 3 yıl önce yaşamıştım ve bu yazıda ( http://hayaterkegi.blogspot.com.tr/2012/06/kendimi-kaybettim-hukumsuzdur.html ) yazmıştım. O değişim sonrası seks hayatım büyük bir evrim geçirdi ve o günün dönüm noktası olduğunun fazlasıyla farkındayım..

Şimdiki değişim ise, daha farklı. Daha korkutucu ve daha beter.
Bu değişim ise aşk'a dair. Şöyle söyliim:
Artık aşık olamayacağımı ve bir daha birini sevemeyeceğimi fark ettim. Sanki tüm aşık olma haklarımı tükettim gibi bir his.
Sanki bir daha birinin peşinden koşmayacak mışım gibi bir his. Öylece sanki içim taşlaşmış gibi, sanki hiç kalbim yokmuş gibi, kimseyi sevemiyecekmiş gibi yaşayacağımı hissediyorum ve  bundan çok korkuyorum.

Buraya yazmasam da, şu son 3 ayda yaşadığım bir kaç şey de bu sevmeme olayımı tetikledi. Hepsinin toplamında da, en son bayramda yaşadığım bir olay, her halükârda içimde yaşamaya devam eden ve beni aptala çeviren aşk'a dair bölümü acımasızca aldı götürdü. Sanki böyle elimi kolumu koparmışlar ve koparmalarına rağmen de, bir kaşık uzatıp önümdeki tabakta bulunan yemeği gösterip "ye" diyorlarmış gibi hissediyorum.

Yaşadıklarımın toplamında ise, bunu tetikleyen şey; sadece bir kişinin davranışı oldu.
Öyle yani, onun o hareketinden sonra, bedenimdeki iç organlarımın hepsini alıp çöpe atmışlarda, beş para etmez bi şekilde kup kuru bi bedenle öylece kalakalmışım gibi hissediyorum..


2 yorum:

O.K dedi ki...

Çok açıklayıcı olmuş

Lady Witch dedi ki...

insan aşık olarak bence kendine iyilik yapıyor. Bir kere mutlu hissediyor. tabi bir süre. ben sanırım karşımdakinden çok hissettirdiği duyguları seviyorum