Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

1 Nisan 2014

kitaplar güzeldir. korsan kitap satan insanlar ise daha da güzeldir.

Şu an starbucks'dayım karşımda iki üniversiteli var ve bu güzel ülkemizi kurtarmaya çalışıyoruz. Sonrasında ise sıra dünyaya gelecek. Durun geliyoruz. Biri tayyip'le savaşmayı savunuyor (bilgisayar mühendisliği mi ne öyle bir şey okuyor), diğeri ise insanların yaşarken yaptıkları işlerde en iyi olmaları gerektiğini savunarak ülkeyi kurtaracağımızı savunuyor (uluslararası ilişkiler yüksek lisans yapıyor) ben se "ya siktir edin, hayatınızı yaşayın" diyorum (ofisboyum)

Şimdi onlarla konuşmaktan yoruldum ve "yapmam gereken işler var" diye söyleyip bloga girip bu yazıyı yazıyorum. Yazmak konusunda iyice sıkıcı oldum. Artık en iğrenç yazılardan bile yazamıyorum. Ne oldu bana ya, oysa negzel yazardım. Yazdıkça coşardım, kendimi gaza getirip yazmaya devam ederdim. ama şimdi öyle olmuyor. artık bi yerde duruyorum ve "amaaan koy götüne gitsin, yazarak ne olacak ki?" deyip bırakıyorum. Öyle öyle taslaklarda 200'den fazla yazı birikti. Geçen gün taslaklara göz atarken bir çoğunu sildim. Ama yine de birikiyorlar. Ne diye yarıda bırakıp duruyorum anlamadım ki. Oysa fizik kanunlarından bahsetmiyorum, karadeliklerden yazmıyorum. Öyle sikindirik şeyler yazıyorum. Aslında bazen fizikten bahsettiğim oluyor. Özellikle seviştiğim insanların fiziklerinden. üfff ne saçmalıyorum ya. 

Bu arada akşam işten çıkarken yol üstündeki balıkçıyı görünce canım fena balık çekti. Cebimde para olunca havalı havalı yaklaşıp "abi bi balık alıyım yaaee" dedim ve balıkçı "hemen abi" deyip balığı pişirmeye başladı. Aradan bir iki dakika geçmiştiki çocuğun biri yanımıza geldi ve balıkçıyla havadan sudan konuşmaya başladılar. 

Çocukta da öyle bi tip varki anlatamam. Böyle resmen az önce dayak yemişte, dağılan ağzını burnunu sadece yüzünü yıkayarak düzeltmeye çalışmış gibiydi. Bunlar konuşmalarının ilerleyen bölümünde arkamızda duran korsan kitapçı hakkında konuşunca dikkat kesildim. Meğer kitapçı, yere serdiği bez üzerinde aylardır burda rahat rahat kitap satıyormuş. Ama geçen haftalarda polis bunu korsan kitap sattığı için içeri atmış ve henüz çıkamamamış. Aslında hakim karşısında çıksa serbest bırakılacakmış, ama işte hakim karşısına çıkmasını erteliyorlarmış. Çünkü korsan kitapçı'mız daha öncede defalarca kodese girip çıkmış. Yani en fazla 1 ay tutuluyormuş içerde. Ama bu sefer durumlar kötüymüş ve bu yüzden, adamın karısı onun yerine gelip kitap satmaya başlamış. (dün gece yazdım bu cümleleri)

(bu sabah iş yerinde devam ediyorum yazmaya) Onlar cümlelerini toparlarken benim de ekmek arası bol soğanlı balığım hazırlanmıştı, parasını verip limon suyunu bocaladıktan sonra, balığımı aldığım gibi arkalarındaki korsan kitap satan ablaya gittim. Kitapları bol bol elledikten sonra bir tanesini aldım ve cebimdeki paranın bir kitap almaya yetmediğini farkettim. abla tanesini 8 tl'den satıyordu, benim ise cebimde 5tl kalmıştı. abla 5 tl olur mu dedim, olur dedi ve kitabı alıp çantama attığım gibi uzaklaştım.

Bugün ise ayın 1'i olduğu için maaşımı alıyorum ve akşam iş çıkışı o ablaya gidip 5-6 tane daha korsan kitap alcam inşallah. Korsan kitap almak evet yanlış, ama sikerim yanlışını. Adam hapisteyken, karısı ve çocukları açlıktan ölsün mü? Bence bu gibi durumlarda korsan almak başkasının hakkında tecavüz etmek sayılmamalı.  Yani sayılacaksa da doğrusu pek sikimde değil.

Hırsızlıkla eşdeğer bir durum da değil bence. Ya da bilmiyorum, vicdanımı susturmaya çalışıyorum. Ama sonuç olarak bakıldığında; kadın mecbur kalmasa o perişan haliyle gelip bi paçavranın üzerinde kitap satmak zorunda kalmazdı. Hem zaten benim kitaba ihtiyacım var, onun da çocuklarını doyuracak ekmeğe. Birde sanırım iyilik ile kötülük arasında çok ince bir çizgi var. O yüzden kimse kendini iyi veya kötü diye tanımlamasın ve kendini böyle tanımlayamayacağı gibi bir başkası içinde hiçbir zaman kalkıp şu iyidir/kötüdür demesin. 

9 yorum:

Dördüncü Tekil Şahıs dedi ki...

Merhaba :) Bence yazıp yarım bıraktığın yazıları gözden geçirip yayınla :) Turşusunu kurmayacaksın onların taslaklarda dimi :)
Ayrıca açık söylemek gerekirse korsan kitap görünce gözüm dönüyo kendimi durduramıyorum :D

zerdaliler dedi ki...

" korsan morsan anlamam. ben kitabımı alır okurum. madem korsan almamı istemiyorsunuz. kitabı ucuz satın len" Etiketteki tanımlamayı olduğu gibi aldım.(Her ne kadar son dönemde korsana hiç para ödememiş olsamda.)

Vicdanımız ve mantığımız arasında resmen at yarışı oluyor bu gibi durumlarda. Ezberletilen doğrular, yasaymış gibi benimsetilen toplum kuralları... insan her şeye rağmen o an yüreğini ve kendini ne mutlu edecekse onu yapmak istiyor.

Taslaklarda biriktirme yazıları bu arada, senin yazım dilin bu, olanı olduğu gibi aktarmak. Okuması da gayet keyifli. Ayrıca oturduğun yerden memleket kurtarmak gibisi de yok.
İşte bende böyle evlere şenlik bir yorum yaptım. ^_^

Zat-ı Hatun ツ dedi ki...

ben de hırsızlık olarak düşünmüyorum bunu ya. yani emek hırsızlığı gibi gelmiyor. ne bileyim kitabım olsa birileri bunun korsanını satsa umursamam, aksine hoşuma gider gibi geliyor. böylece cebinde 5 lirası olana da 15 lirası olana da ulaşabiliyorsun. kitap zaten pahalı bir şey türkiye'de, bence güzel bir alternatif korsan kitap.

Adsız dedi ki...

Ben fakirlere yardım ediyorum. Burada nick'im adsız olduğuna göre bunu gösteriş için yapmadığımı tahmin edersin. Demek istediğim karşılıksız para veriyorum, korsan kitap alarak da yazarların haklarını yemiyorum. Sonuçta o kitaplar üzerinde büyük emek geçiyor. Yardım etmek için insanları bir ahlaksızlığa teşvik etmeye gerek olmadığını düşünüyorum.

PoLLy dedi ki...

Bu yazın için alakasız bir yorum olacak ama Chaplin hakkındaki bu haberi görüp de seni düşünmemek olmazdı...
http://www.radikal.com.tr/hayat/igrenc_egilimleri_olan_bir_seks_makinesi-1185284

Adsız dedi ki...

O zaman onları dilenci yerine koyuyor olmuyor musun Üstteki adsız?

Hayat_Erkegi dedi ki...

ilk @adsız fakirlere yardım ediyorsan allah kabul etsin. bu seni ve allah'ı ilgilendirir banane. Senin yardım etme durumun böyle, benimkisi de kitap alarak yardım etmek oluyor. arada fark yok. En azından ben o kadını dilenmeye zorlamamış oluyorum. Onu çalışmaya, çalışarak kazanmaya teşvik ediyorum ve bu da topluma yararlı olmasını sağlıyor bence. ama sen idlenciye direkt para vererek onu topluma yararlı olmaktan da alıkoyuyorsun gibime geliyor.
Neyse işte; senin doğrun sana, benim doğrum bana. Doğru bildiğim şu an bu ve başka bir doğru buluncaya kadar, bu doğrumu yapmaktan geri kalmıyacağım.

@PoLLy alakasız olmadı ama çok şaşırdım. Yıllar önce forum'lardan birinde hakkımda bir tartışma olmuştu orda da biri charlie chaplin için ahlaksız demişti ve be anlamamıştım. demekki var bi bokluk. ilginç. zaten hepimizin çocukluktan kalma, kabuk tutmuş yaraları var.

Hayat_Erkegi dedi ki...

@dördüncütekilşahıs valla haklısın ama, işte ne bleyim ya öyle tutuyorum kendimi.

@zerdaliler vicdan çok kötü ya. insan doğru yapacaksa bile şaşırıp kalıyor. böyle sürekli bir ıııhhh olmadı galiba, ııhhhh yanlış mı yaptım, yanlış mı yapıyorum diye diye insanı şizofreniye bağlıyor :)
iltifatların için de teşekkür ederim :)

@zat-ı_hatun canımsın :)))

Adsız dedi ki...

Evet, insanları hırsızlığa teşvik etmeye devam.