Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

6 Mayıs 2013

tek nokta bitişi, üç nokta devamının geleceğini, iki nokta ise kararsızlığı anlatır.

Kendi evimi bile hiç sevmedim. Belki de bu yüzden fazla eşyam yok. Hep; her an uzak bi yere gidecekmişim gibi yaşadım ve belki de bu yüzden çok fazla arkadaş edinmedim..
Sevmem zaten öyle sırf kendi yalnızlığına son vermek için birilerinin hayatında durmayı veya birilerini hayatımda tutmayı. Bence herkes her an gidecekmiş kadar özgür olmalı. Çünkü bağımlılıklar yeni mutsuzluklara sebep oluyor. İşte bu yüzden kimseye bağlanmadım..
Hem zaten ben yeterince mutsuz olabilen biriyim. Birilerine olan bağlanmışlığımdan kaynaklanan yeni mutsuzluklara ihtiyacım yoktu. Olmasını da istemedim..

Çünkü bir an bile olsa birileri yüzünden mutsuz olunca, ardından önümüze çıkan herkesi suçlamaya başlıyoruz. Bütün mutsuzluklarımızın diğer insanlardan kaynaklandığını düşünmeye başlıyoruz. Oysa birilerinin bizi mutsuz ettiğini söylemek, kocaman bir yalan.
Doğrusu şu ki; mutlu olmayı beceremiyoruz ve kendi beceriksizliğimizi hep başkalarına bağlıyoruz..
Oysa zaten kimse kimseyi mutlu etmek zorunda değil. Çünkü zorunluluklar kocaman bir kaos ortamı yaratır. Seni bir köle yapar. Karşındakini de bir tutsak. Sonra ne sen onu bırakabiliyorsun, nede bıraksan o bi yere gidebiliyor. Sonrasındaysa hgerkes ilişki denilen bir hapishane de yaşamaya başlıyor ve gardiyanımız da toplum denilen canavar oluyor..

İşte bu yüzden bende hayatıma girmeye çalışan herkese veya hayatlarına girmeye çalıştığım herkese; her an gideceklermiş gibi, her an gidecekmişim gibi davrandım..
Sırf böyle davrandım diye de onların gözünde büyük bi orospuçocuğu oldum.
Ama bunu hiçbir zaman umursamadım. Zaten umursayarak yaşayamazdım da. Çünkü umrumda olan hiçbir şey yokken kendimi çok hafif hissediyorum. Tıpkı bulutlar gibi, tıpkı hava gibi. Tıpkı var olduğunu bildiğin ama gösteremediğin, dokunamadığın bir şey gibi hissettim kendimi.

Birilerinin gelip hayatımda durmasını istediğim zamanlarda olmadı değil. Ama çok sürmedi bu durumlarım. Çünkü kimi sevsem, en fazla iki sevişmelik ömürlerimiz oldu. Sevişmelerimizin ardından çekip gittiler. Bunun nedeni bedenimden yararlanmak istemeleri değildi. Hayır öyle değillerdi. Bunun nedeni benim bencilliğimdi. Çünkü sadece yaşarken değil, sevişirken de sadece kendimi düşünürüm. Zaten yarım saat önce tanıştığım birini, yatakta mutlu etmeye çabalamakla zamanımı harcaman en büyük dolandırıcılık bence. İşte bu yüzden hep terkedildim. Yani sırf kimseyi kandırmadığım için hep yalnız bırakıldım.

Aslında adı terkedilmek olsada bu terkedilmek değil di. Çünkü hayatıma girmemişlerdi, sadece yatağıma girmişlerdi veya yataklarına girmiştim. Bir kaç boşalmalık saltanatımız vardı ve zaten boşaldıktan sonra bir daha toparlanamamak üzere yıkılıyorlardı..
Farkındaydım her şeyin, çünkü bilinçli yaşıyordum, farkında olarak yaşıyordum. Bu yüzden üzülmüyordum. Üzüldüğüm tek şey; bir sonraki karşılaşmalarımızda bana bok gibi davranmalarıydı. Ama kendim için değil, onlar için üzülüyordum. Çünkü birilerini kandırarak, kendilerini kandırarak mutlu olmayı seçmişlerdi..

10 yorum:

PoLLy dedi ki...

yalnız şunu söylemeden geçemeyeceğim.. "Mutluluk" kavramının karşısında duran kavram "mutsuzluk" değil.. Biri seni mutlu etmiyorsa, mutsuz ediyor anlamına gelmiyor.. sadece mutlu etmiyor...
demişsin ya; "kimse bizi mutlu etmek zorunda değil, biz beceremiyoruz mutlu olmayı" diye..
öyle değil o aslında...
biri beni mutlu etmeyebilir ama biri beni düpedüz mutsuz da edebilir..
benim hayatıma "mutsuz" eden insanlar girdi.. omuzlarıma ağır mutsuzluklar yükleyenler.. yüzünü göreceğim için, içimin karardığı insanlar..
mutlu olmamak ile mutsuz olmak arasındaki fark, uçurumlar kadar büyük maalesef :(

sabayat dedi ki...

içimi acıtıyorsun:(( çooook ama çoooook mutlu ol... inşallah kendince temiz bi yol bulursun ve iyi birisini..ailenle görüşüp aile kurup gelecek korkun olmadan yaşarsın...yanlış anlama sana acımıyorum sadece seni çok yakınımdaymışssın gibi tanıdığımmışşın gibi hissediyorum...şunu unutma mutluluk senin kendine nasıl baktığınla ilgili bi kavram ve maalesef sen kendni çok küçümsüyorsun bu huyundan vazgeçmen mutlu olma yolunda atacağın ilk adım olur...eğer yazdıklarım seni rahatsız ettiyse yayınlama VE MUTLAKA BENİ UYAR ÇÜNKÜ ARTIK HAYATINDA OLMAK İSTİYORUM(MEKTUP ARKADAŞI GİBİ DÜŞÜN)tabi hayatına burnumu sokmak istemezsen anlarımm:)))) bide not:hayatımda okuduğum ilk küfürlü yazı -konuşma şekli-seninki ve sadece sen değilsin şu haayatta çabuk dağılan ama unutma herkes insanı dağıtabilirse de kimse toplayamaz insanı kendinden başka...mutlulukla kal...

sabayat dedi ki...

hamur bile dinlenince kıvam alıyor dinlenmeli dinlemeli dinmeliyiz...kendimizzdeen kaçarak değil kendimize kaçarak herşeyin altından kalkabiliriz...

victor's secret dedi ki...

yalan söylüyorsun hayat erkeği :')

victor's secret dedi ki...

yalan söylüyorsun hayat erkeği :')

beygirniyazi dedi ki...

ben bile kendimi anlamakta güçlük çekerken, sen beni nasıl anlayacaksın ki?" demişsin twitterda. bence çok yanlış demişsin. senin kendini hiç tanımadığında anlaşıyoruz ama bu bizim seni senden daha iyi tanıdığımız gerçeğini değiştirmiyor. bir yerlerden başla bence kendini gözlemeye, sonra da tabii sevmeye, hiç sevmiyorsun sen kendini, hiç.

beygirniyazi dedi ki...

ben bile kendimi anlamakta güçlük çekerken, sen beni nasıl anlayacaksın ki?" demişsin twitterda. bence çok yanlış demişsin. senin kendini hiç tanımadığında anlaşıyoruz ama bu bizim seni senden daha iyi tanıdığımız gerçeğini değiştirmiyor. bir yerlerden başla bence kendini gözlemeye, sonra da tabii sevmeye, hiç sevmiyorsun sen kendini, hiç.

sabayat dedi ki...

sanırım bana yazdın tivitırdan ben kendimi anlayamıyorken die...sen öyle karışıksın ki bunun farkındayım..ama önemli olan şu ki sen çözülmeyi istiyormusun istemiyor musun?ya da sen kendini bulmayı istiyor musun?tabii ben senin dış kapının ooo en dış mandalı bile deilim.ve sen öyle bi kalbe sahipsin ki hiç tanımadığın ama sana değer verdiğini söyleyen birine hemen arkadaşım diyiveriyorsun....yaa sana yazmak paylaşmak istediğim çook sey var...ama herkesin bilmesini istemiyorum belki sen inicinirsin sonuçta ben bi meçhulken sen biilinensin faydam olmasa bile sana zarar vermek istemem...bide tivitırdaki bgns34 demiş ya insanı en iyi dostu anlar en net düşmanı anlatır diye çook doğru...mutlu ve huzurlu kal..(blog ve twtrra sırf yazmak için yazma senin kalbinden dökülünce güzel cümleler,hani bazıları yaz diye ısrar ediyor ya ondan söyledim...unutma bu meşhurların en büyük düşmanıdır)(yazmak için yazmak)görüşmek üzere

Hayat_Erkegi dedi ki...

@sabayat sanırım beni yanlış anladın. Çünkü ben cidden buralardan kimseye bir göndermede bulunmadım. bulunduğum tek kişi vardı, o da; öküz herif'di. ama tabii onun blogumdan haberi yok. haberi olsa bile takip etmez, edemez. yani inan konunun seninle inan hiç alakası yok. zaten kimselere gönderme yapmakla da uğraşacak değilim. ayrıca anlatmak istediğim çok şey var diyorsan, aç fake bi mail yaz gitsin. ne farkedecek ki? sonuçta sen söylemiş olacaksın, ben de okumuş olucam. aramızda kalıcak. kimsenin bilmesine de gerek :)

sabayat dedi ki...

Cevap verme nezaketinde bulunduğun için teşekkür ederim.Ayrıca beni kasdetmiş olsan bile sana kırılmazdım.bana fake bi hesaptan yazabilirsin demişsin inanamıyorum yaa sana..sana kendi adını msn mailini bile dürüstçe söylemeyen birinin samimiyetine nasıl güvenebilirsin ki...SENNN KİMLERLE ARKADAŞLIK YAPTIN BÖYLEEE???arkadaşlığın samimiyetin ne olduğunu unutturmuşlar sana...Kıyamam yaa öğreneceksin gülüm,beraber hatırlayacağız yitirdiğimiz tüm değerleri...