Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

22 Mart 2013

Slm, nbr? Tanışalım mı? -2-

Bu yazı şurdan devam edip geliyor: Part 1 için tıkla

Ediz Hun;
Aman yarabbim adam da bi güzellik, bi boy, bi pos varki bakmaya kıyamazsın. Meslek desen o biçim, yaş desen mustafa kemal'e ermiş ama saçlar jöleli möleli, gözler şehla ama rengi de fena yani. Neyse işte biz bunla oturduk konuşuyoruz. Daha doğrusu o konuşuyor bende ağzımı ve kulaklarımı açmış dinliyorum. Sesi sanki dersin cennet sesi, el kol hareketleri bu kadar estetik olur desem anla işte. Neyse efendime söyliim, böyle o konuşuyor ben dinliyorum, ben dinliyorum o konuşuyor ve arada çaktırmadan salyalarını siliyorum. Sonra baktım ben çok sustum hep o konuşuyor, sırf bende bir şeyler konuşmuş olmak için "ya peki son sevgilinden neden ayrıldın" deme gafletinde bulundum ve adam bi anda duruldu. O anda pot kırdığımı farkettim ama artık yapacak bir şey yoktu ve yardırmaya devam etmeliydim. Ama keşke yardırmaya devam etmeseydim. Meğer adam son sevgilisinden önceki yıl "artık geçinemiyoruz, hep kavga ediyoruz" demiş ve bunlar bi müddet sonra ayrılmışlar. Ayrıldıktan 1 ay sonra da sevgilisi evde zehirlenip ölmüş. Komşuları bulmuş cesedini.
Ben "özür dilerim" falan demeye yeltenirken bizimki demez mi "aslında bugüne kadar 3 sevgilim oldu, 3'üde biz ayrıldıktan 1 ay kadar sonra öldüler. Hatta son sevgilimle tanıştığımızda önceki sevgililerimden ona bahsetmiştim. Bu yüzden onunla 'eğer benden ayrılırsan 1 ay sonra ölürsün' diye şakalaşırdık ve gerçekten öyle oldu. Sanırım ben biraz şanssız biriyim." dedi.
O anda hepten dondum kaldım ve o anlatmaya devam etti;
Meğer 2inci sevgilisi ayrıldıklarından 25gün sonra trafik kazası geçirmiş ve öteki aleme gitmiş. İlk sevgilisi ise ayrıldıklarında zaten hastaymış. Ayrıldıktan 1 ay kadar sonra hastalığı şiddetlenmiş ve ailesi adamı gece yarısı hastaneye kaldırmışlar. Ama doktor denilen orospuçocukları adama yanlış teşhis koymuşlar ve adam böbreklerinden rahatsızken, kalp ameliyatına almışlar, adam da o gece ameliyatta ölmüş.
Ediz Hun bunları anlatırken tatlımızı yiyorduk. O anda tatlının tadını alamadım ama, yediğim şeyin tatlı olduğu görüntüsünden, her halinden belliydi. Sonra bir şeyler daha konuşur gibi yaptık ve sakince kalkıp ayrıldık. Ondan ayrıldıktan hemen sonra telefonunu sildim, whatsapp'den blockladım falan. Çünkü ölmek istemiyorum.

Kültür Mantarı;
Ayyyy en nefret ettiğim tiplerden biriydi. Adamın evinde tek bir türkçe kitap yok. Elimi nereye atsam ingilizce veya fransızca bir şeylere çarpıyordu. Kendimi yurtdışına çıkmış gibi hissettim.
Resmen adam bir kültür mantarıydı ve ne desem her şeye bi açıklaması vardı. Hatta bi ara "offff  başım çok ağrıyor, ateşim'e baksana cayır cayır yanıyorum" dedim, o ise "başın ağrıdığı zaman ateşin çıkmaz" diyerek beni göt etti. Ama aslında "başım ağrıyor"dan kastım, anlamadığım konular hakkında konuşmasıydı. Adam gelmiş bana  Amerikan iç savaşının Fransa'ya etkilerinden, altın fiyatlarının düşüş sonrası İsrail'li Arap'ların daha da zenginleşmesinden bahsediyordu. Yuh dedim amk.
sonra baktım olacağı yok "ben kalkıyım, başım fena ağrımaya başladı" dedim ve kendimi zar zor sokağa attım. Sanırım ben benden daha akıllı insanları sevemiyorum. Benim sevdiğim insanlar genelde benim kadar aptal olurlar veya benden azcık daha akıllı ve zeki olurlar. Zaten daha fazlasını istemiyorum.

Engin Altan Düzyatan;
Ayy allahım, ayyyy ayyy ayy. Kesinlikle allah var ve o tektir. Muhammed onun kulu ve elçisidir.
Kâfiri müslüman edecek kadar yakışıklı bir gay'le ilk defa karşılaşıyorum. Yani o hangi dine inansa, bende hemen o dine geçerim. Ama adam müslüman ve bence sırf o müslüman diye, din değiştirmeye dünden razı yüzbinlerce hristiyan vardır. Yahudilik ve diğer dinleri saymıyorum bile. Neyse yani.
Adam tasarımcı. Pek iyi tasarımları yok ama kendisi tasarım harikası olduğu için, kimse tasarımlarının beşpara etmezliğine bakmıyor. Biz de tanıştık ettik. Sonra yetmedi biraz seviştik ve baktıkki, aslında ikimizde aynı telden çalmaya çalışıyoruz, birbirimizi rahat bırakmaya karar verdik ve rahat bıraktık. Yanisi şu ki; o ve benden; yani bizden bi bok olmaz.

Devamı için buraya tıklamalısın. Yoksa dev amını göremezsin.

Hiç yorum yok: