Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

25 Mart 2013

Slm, nbr, tanışalım mı? -3-

"Slm, nbr, tanışalım mı?" yazı dizisinin "3üncü" bölümüne hoş geldiniz. Önceki bölümler için şuraya tıklayın. Tıkla

Çocuk;
Gerçekten daha çocuk. Ya da ben ona öyle baktığım için çocuk. Gerçi 22 yaşında biri artık çocukluktan çıkmıştır ama işte nedense ona baktığımda; onu hala çocuk olarak görüyorum.
Tanışmamız yine gaydate sitesinde oldu. İlk mesajı atan o olduğu için kendimi biraz ağırdan satayım dedim ama başaramadım. Yılışık tavırlarım, basit duruşum ve durmak bilmeyen dost canlısı yavşak tavrım onda da kendini gösterdi. Bi kaç gün espriler, şakalar makalar eşliğinde yazıştık ettik ve 5inci gün hadi buluşalım dedik ve buluşmak içinde ona gittim. Boyu benimle aynı, kilosu benimle aynı, saç rengi benimkinden biraz daha açık, ten rengi benimkinden açık ve yanakları az önce ısırılmış gibi sürekli kızarık duruyor.
Bu aralar firavun sakalına özendiğin için sakalını uzatıyor. Saçlarını hipster tarzı gibi yanlardan iyice kısaltıp, üstten uzatttıktan sonra sola doğru tarıyor. Bıyıklarını ise fettullahçılar gibi iyice inceltiyor. Bu haline rağmen, az önce lunaparkda balonunu kaybetmiş küçük bir çocukdan farkı yok. Çok masum ve masum görünüşüne rağmen; kendine özgüveni yüksek bir duruşu var.
Çocuk'la ısrarlarıma rağmen bende buluşmak yerine onun evinde buluştuk. Eve girdiğim an, ben gelmeden az önce evine hırsız girmiş sandım. Çünkü malum üniversite öğrencisi olduğu için evde pek eşya yoktu. Zaten bende eşyalar için gitmemiştim. Evde bir iki çekyat, beyaz eşya, bir iki dolap falan filan. Zaten eşyaları görmeye gitmediğim için kapıdan girdiğimin 20inci dakikasında elimdeki kahve fincanını kenara bırakıp "biraz sus" dedim ve sıcak dudaklarına yapıştım. Dudaklarını çekip güldü ve gülüşünü tamamlar tamamlamaz öpüşmemiz kaldığı yerden devam etti.
Sanırım kendimle aynı boyda, aynı kiloda biriyle ilk defa sevişiyordum. Bunu sevişme sonrası ona da söyledim. O da "aslında bende ilk defa kendim kadar kısa ve zayıf biriyle sevişiyorum" dedi.
Meğer o da kendisinden uzun ve yapılılardan hoşlanıyormuş. İlk ciddi ilişkisini 16 yaşında yaşamış.  Adam bağdat caddesinden oturuyormuş ve bizim çocuk o dönem ailesiyle yaşadığı için dershaneye gitme bahanesiyle evden çıkıp ona gidiyormuş. Bir kaç ay sürmüş ilişkileri. Sonra her güzel şey gibi o da bitmiş.
"o zaman çok küçüktüm. ama ne yaptığımı biliyordum. pipisi fazla büyük değildi ama hayvan gibi üzerime çörekleniyordu. sonra olmadı ve ayrıldık. zaten o da amerika'ya yerleşti." dedi.
Böyle söyleyince anladım. Sanırım aynı yaşlarda, ama farklı şehirlerde, farklı zamanlarda aynı şeyleri yaşamışız. O anlatmasaydı, onunla aynı şeyleri yaşadığımızı hiç bilmeyecektim. Zaten her şeyi, ilk biz yaşadık sanıyoruz, oysa siktiğimin dünyası koca bi tekrardan ibaret..
Neyse işte. İlişkiye girmedik, bir kaç defa boşalıp seviştik. Kendi bedenime sarılır gibi sarıldım ona. Çünkü beni ondan uzak tutan bir göbek yoktu.  Kollarımı, onun vucudunun etrafını 2 defa saracak kadar sımsıkı sarıldım ve dayanamayıp "çok hoşsun lan" dedim. O da aynısını söyledi. Sonra biraz daha öpücük falan filan derken bir kaç saat sonra "ben artık gideyim" dedim ve giyindim. O da giyindi benimle çıktı. Beraber sokaklarda turladık. Vizyondaki filmlerden, moda dünyasının içine düştüğü renk tekrarlarından ve daha bir çok şeyler hakkında konuştuk. Daha doğrusu o konuştu bende arada "evet yaaa, valla öyle, ufff ben hiç sevmem zaten o tür şeyleri" gibisinden saçma sapan şeyler geveledim. Aklımda ise ona sarılmalarım, sıcak dudaklarından öpüşüm ve pipimi boğazına kadar alışı vardı. Dayanamadım ve sokak ortasında yanağına bi öpücük kondurdum. "bu ne şimdi" dedi, bende "adını sen koy" dedim ve yürümeye devam ettim. Biraz daha sokaklarda dolaştık ve sonra ayrıldık.
Eve geldiğimde bana "ne yapıyorsun, eve vardın mı?" adlı bir mesaj attı, bende tutup onu aradım ve "ya kusura bakma mesaj pakedim olmadığı için mesaj yazamadım ve aramak istedim. şimdi mesaj yazar gibi konuşcam; eve vardım. işte oyalanıyorum. sen ne yapıyorsun?" dedim ve bunun üstüne o da güldü. Bir kaç şey konuştuk ve telefonu kapattık. Bu hafta içi tekrar istiklal'de buluştuk. Kahve falan içtik ve sağdan soldan konuştuk. Sonra istiklal'de gezinirken onu kuytu bi köşeye çekip sımsıkı sarılıp dudaklarını ısırarak öptüm. sokaktan çıktığımızda benden bir kaç adım uzaklaşıp güldü ve sonra yine yanıma geldi. Turladık biraz ve sonra da beşiktaş'a kadar yürüdük. Malum o karşıda oturuyordu. Vapur gişelerinden geçerken yanımızdan fazlasıyla feminen bir genç geçince bende "hanımefendiye vapura kadar eşlik eder misin?" dedim ve o kendini tutup kıs kıs güldü.
Sonra çocuk "kendine iyi bak" deyip, en masum tavrıyla gözlerimin içine bakıp vapura bindi. O vapura binince, bende döndüm gişelerden çıkacakken, kararımı değiştirdim ve vapura binip onun yanına aniden oturdum. "delisin sen" dedi ve sonra yine sağdan soldan konuşmaya başladık. Karşıya geçtiğimizde bir sonraki vapurla döndüm geldim eve. Ona mesaj attım "benim olsana, hep benim ol" dedim. O ise "bilmem, benim durumlar biraz karışık, seninkiler de pek iç açıcı değil. sonra konuşuruz" dedi. "peki" dedim..

Kır saçlı;
Yine amına koduğumun gaydate sitesinde tanıştık. Sohbet muhabbet derken, buluşmaya karar verdik. Buluşma yerimiz Cevahir'in önündeki Starbucks'dı. Çünkü onun yol güzergahı üzerindeydi. Adam karşıda bostancı'da oturuyor. 43 yaşında, fit ve maskülen bir duruşu var. Zaten en çok bu yönünden etkilenmiştim. Hatta o kadar etkilenmiştimki aşık olmaktan korkuyordum. ama ne yazıkki aşık olmadım. Çünkü adam 43 yaşında olduğu için her şeyi ölçüp tartıyor, her şeyi mantıklı düşünerek yaşıyor. Bense daha 30 bile olmadım ve bende zerre kadar mantık yok. Hayatı ölçüp biçerek yaşamak konusunda ise pek iyi düşünmüyorum.
Neyse oturduk kahvelerimizi içtik, hayatlarımız hakkında konuştuk. Benim pek anlatacak bir şeyim olmadığı için genelde o konuştu. İşyerindeki sıkıntılardan falan filan anlattı. Dinledim.
Sonra ona daldım. Negzel lan saçları, boyu posu, teni, kirli sakalı ve fit vucudu. Her şeyiyle güzel. Ama işte çok mantıklı düşünüyor her şeyi. İlla bilmem şu şöyle ise, bu böyle olur, bu böyle ise o şöyle olur deyip duruyor. Mantığını siktiğim.
Aradan 2 saat geçti. Gayet hoşsun dedi bana, bende ona "sende hoşsun. zaten bu yüzden seninle buluşmak istedim" dedim. Allah benim belamı vermesin. Böyle söyleyerek adama iltifat mı ettim, küfür mü ettim anlamadım. Ama çok şükür o da güldü geçti. Sonra metrobüs durağına yürüdük. Gişelerden geçmeden önce tokalaştık ve "tekrar görüşürüz" dediğinde sağ yanağıma doğru uzanıp dudağımdan öptü. Ben o 1 saniye içinde acaba yanlışlıkla  mı dudağımı öptü, yoksa bilerek mi öptü? diye düşünüp dururken, bi yandan da akıl yürütüp "hem zaten bu kadar mantıklı düşünüp yaşayan bi adam adam bu kalabalığın içinde dudağımdan öpemezki" diye düşünmeye başlamıştım ama o busefer de sol yanağıma uzanır gibi yapıp yine dudağımdan öpmüştü bile..
Üstelik bu seferki öpücük az öncekinden bir kaç nanosaniye daha uzun sürdü. Bir de dudaklarını daha çok bastırmıştı dudaklarıma.
Öpücükler bitince "görüşürüz" dedim ve o gişelerden geçip gitti. Bende sevinçten takla ata ata sokaklarda dolandım gecenin bi yarısı eve gitmek yerine dolapdere'deki arkadaşıma gittim. O uyumaya giderken, bende buzdolabına dalıp sevinçten bir şeyler yedim. Lan insan sevinince karnı acıkır mı lan?

1 yorum:

polly dedi ki...

yahu ne güzel be.. özendim valla.. keşke hep böyle güzel olsa herşey, keşke hep bi sürü seçenek arasından istediğimizi seçebilsek di mi? hayat sana güzel olmaya devam etsin :))