Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

16 Ocak 2012

Bazen birini sikmeyerrek de cezalandırabilirsin.

İhtiyarla 2 haftadır görüşmüyoruz. Hatta sanırım tam olarak 17 gün oldu.
Oha lan, gün saymışım resmen. Oysa hani rahatım falan diyordum ama demek öyle lafla rahatım demek olmuyor. İnsan farketmeden sayıyor günleri. Farketmeden çiziyor her günün üstünü, farketmiyor hayatının ne kadarının onsuz geçtiğini hesapladığını.
Amcık ağızlı piçe ne diye bu kadar taktım bilmiyorumki. Acaba hani onla bi boklar çevirmediğimiz için mi, yoksa aslında başka bir şey mi var' da o yüzden mi, kendim bile farketmeden gün saymışım bilmiyorum ki.

Aslında cidden önemsemiyorum. Ama ne bileyim ya işte arada böyle aklıma geliyor falan. Belki bunun sebebi onunla çok fazla vakit geçirdiğim için olsa gerek. Çünkü onun işi anadolu yakasındaydı ve ben her gün işten erken çıkıp onun çalıştığı yere gidip onun işten çıkmasını bekliyordum. Çalışma saatleri göbeği kadar esnek ve belirsizdi. Bu esnek saatler bazen gece 22:00 de bitiyordu, bazen 22:30 da, bende tabii öyle mal mal aşşağıda alıveriş merkezinde onu bekliyordum. Bide bundan zevk alıyordum lan.
Evet evet sırf adamın işten çıkmasını beklediğim için o an zevk alıyordum. Sonra o işten çıkıyordu biz hoop öpüşe koklaşa metrobüse biniyorduk. Tabii metrobüste de akıllı durmuyorduk. Ben akıllı dursam o parmaklıyordu beni, o akıllı dursa ben parmaklıyordum onu. Böyle bi kikiri mikiri arasında kimseyi siklemeden canımızın istediği gibi takılıp sonra da her hangi bir durakta inip yürümeye başlıyorduk. Sonra gecenin bi yarısı, annesi; oksijen tüpüne falan ihtiyacı olduğu için onu arayınca o evine dönüyordu, bende sokaklarda bi kaç tur daha atıp, sonra eve dönüyordum.

Ama işte onunla görüşmeyi kestiğimden bu yana herşey değişti. Hatta artık işten bile çıkmak istemiyorum. Böyle akşam olunca ofiste bilgisayarın başında oturup bazen porno filmlere dalıyorum. Bazen de oturup öyle sikim sikim facebook da domalıp duruyorum. Ama onunla görüştüğümüz zamanlarda ise, bi an önce akşam olsun diye; çayı bile yavaşça içiyordum. Hani tuvalete bile girdiğimde en az 10 dakkada çıkmıyordum. Sırf zaman geçsin diye merdivende yavaş yürümeye kalkışan aptalın tekiydim. Ama şimdi bunların hiç birini yapmamama rağmen bi bakıyorum akşam olmuş ve benden başka ofiste kalan kimse de yok. Bende çaydanlığı alıp bi demlik çay kaynatıyorum ve sonra oturup o demliği bitirmeye yemin etmiş gibi lıkır lıkır içiyorum.

Neyse işte. Durum böyleyken bu arada onunla görüşmeyi kestiğim içinde ondan sürekli mesaj da alıp durdum. Hep aynı cümleler ve cümle sonlarında çok şey anlatmak istediğini belirten arda arda üç nokta. Bende her mesajına "bu aralar yoğunum. bi ara ayarlarız" deyip durdum. Her mesajına eksiksiz bu tür yanıtlar verdim. Hiç "yok buluşmayalım" demedim, her defasında "tamam, özledin ama bu aralar ofiste herkes sabahlıyor beni de bırakmıyorlar, bi ara ayarlar buluşuruz" dedim durdum. Böyle böyle derken işte 17 gün geçti.

Ama dün attığı mesaja dayanamadım ve "sana kızgınım" diye yanıt yazdım. Sonrada aslında ona kızgın olmadığımı, sadece kırgın olduğumu anladım ve bu sefer "aslında kızgın değil, kırgınım" diye yazdım. Mesaj gittiği gibi, içimden pişmanlık yaşadım ama sonra "siktir et, piç beni kırdığını bilsin. En azından kırıldığımı bilsinki, neden bu aralar sürekli işim olduğunu da bilsin" diye diye kendimi rahatlattım.

Mesajımdan sonra o bana "tamam. muhakkak bu konuyu konuşalım" deyince bende yanıt olarak "tamam" dedim ve sonra işe güce daldım gittim. Akşam bi ara yine mesajını gördüm ve bu sefer "aslında konuşmayalım, önce sex yapalım sonra bol bol konuşalım" diye yazmıştı.

Bu mesajını görünce kendimi kötü hissettim. Sanki biri hiç ummadığım bi anda, beş para etmeyen şu suratıma iyi bi kafa atmıştı. Öyle çakıldım kaldım bi kaç saniye, sonra düşündümde "evet ya abi, adamın aklı fikri sikişmekte. Ne diye böyle bi odunla salak salak şeyler düşünüyorumki" sonra biraz daha takıldım bu duruma ve düşündüm, düşündüm, düşündüm.


Şimdi hala düşünüyorum "adamın tek derdi yatmakken, neden onu bu kadar düşünüyorumki. Adam sadece ağzına alacak bi et parçası ararken, ne diye bu kadar önemsiyorumki, o götüne bi tıpa ararken ne diye onu kendi iç dünyamda yüceltiyorumki?" ve karar verdim. Sanırım onunla yatmayarrak da, onu hayatının sonuna kadar cezalandırabilirim. Çünkü eğer onunla yatarsam, kendimi hayatımın sonuna kadar cezalandırmış olacağım. İyisi mi, aklı fikri sikişte olan ve bana değer vermediği bu kadar belli eden biriyle yatmayarak onu hayatının sonuna kadar cezalandırmak, kendimi de böylece ödüllendirmiş olmak en doğrusu.
İşte seni şimdi siktim ihtiyar. Hayatımdan defolabilirsin.

5 yorum:

orta karar dedi ki...

Başlık konusunda son derece haklısın

Adsız dedi ki...

Ya sen ne pic bi insansin. O kadar milletin kicindan kosarsin sonra biri seni istiyince yarragini bile vermezsin. Nankorsun ve hayatinin sonunda kadar yalniz yasamayi hakediyosun

Hayat_Erkegi dedi ki...

@adsız sanane amcık! ben ona kalbimi açmışken o sadece fermuarımı açmamı istiyo.
sorun onun beni istemesi değil, beni sadece cinsel bir obje gibi görmesi. bu beni rahatsız ediyor. yani adam beni götüne girecek bi yarraktan ibaret olarak görürken niye sikiyim ki onu? gitsin götüne başka tıpa bulsun. onu havada karada sikecek binlerce kişi tanıyorum.

Deli Sıçması dedi ki...

insan sonradan anlıyor, gözü açılıyor.

uyduruktan prenses dedi ki...

bi dengesizlik var belli...ya bakıcan sen de onun gibi keyfine rahatına,yada yol ver gitsin...