Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

21 Kasım 2011

Allahım; sikim uzun, kalın ve damarlı olacağına, boyum 10cm daha uzun olsaydı negzel olurdu biliyosun değil mi?

Hayat dediğimiz başlangıcı ve sonu bilinmeyen şu kargaşada, kendimde en çok sevmediğim şeylerin başında ilk olarak sikindirik parlamalarım, hemen ardından da klozete bile rahat oturmak istediğimde ayak parmaklarım üzerinde dikilmek zorunda kaldığım şu kıpkısa boyum gelir. Yani hem kısa boylu, hem de bu yetmezmiş gibi; boyuma posuma bakmadan bi bok varmış gibi çarçabuk sinirlenebilen biriyim. Gerçi allah boy vermemiş ama, çevremin dediğine göre boy farkını dilime vermiş ve bende bu dili parladığım anlarda karşımdakine laf sokmak için çok iyi kullanıyormuşum.
ahahahaha =)) allah beni ne yapsamasın. Bi gün, biri beni şu ani parlamalarımdan birinde çok pis dövcek, ama dur konu bu değil. Konu kıpkısa boyluluğum.
Neyse en son, hayata suçu atıyordum. hah tamam. Gerçi hayatın bi suçu yok! Suç anamın suçu da, işte anam dediğim kadın "anamın ta kendisi" olduğundan dolayı ses çıkaramıyorum ve bunun yerine kolaylık olsun diye de ayaküstü hayat'a 3-5 çakıp, 2 posta atarak rahatlıyorum.

Suç neden anamın derseniz; anam olacak o tüm çocuklarına ilgisiz karı, bizi kendi başına doğurup kordonumuzu keser kesmez bi çaputun içine sardığı gibi, yorgan döşeğin arasına koyup, konu komşuya dedikoduya gidermiş. O gittiğinde ise evin en büyüğü anne olurmuş. Evin en büyüğünün anne olmaktan anladığı şey de; ağlayınca, bi çay bardağının tabağına azcık su doldurup, ardından 2-3 kıtlama şeker atıp iyice karıştırdıktan sonra çay kaşığıyla ağlayan bebeğin ağzına sürüp durmakmış. (evin en büyüğünün anne olması konusunu başka bi açık oturumda uzun uzun yazarım. Şimdi dur konu fazla dağılmasın diye kısa kesiyorum. Zaten şu sikindirik cümleleri bile biraraya toparlayana kadar ebem sikildi. çünkü gayriresmen gerizekalılığın nirvanasına ulaşmış biriyim.)
Dedikoduya gittiğindeyse; babamın uzun yıllar "laa dur iki elleyim" diye bisiklet kornası sıkar gibi yanımızda bile sıktığı, ama şu an ise eski şaşaalı dönemini çoktaaan geride bırakmış, o pörsümüş olan ve artık varla yok arasında bile gidip gelemeyen memelerindeki helalü hoş hakkımız olan anasütünü, en yakınındaki onun bunun çocuğuna verirmiş. İşte bende tam bu bölümde devreye girip kızıyorum. "Lan karı kafayı mı yedin? Bizim hakkımız olan o sütü, eve dönüp bana verseydin ve bende memelerini bi güzel emip sütümü içseydim, şimdi sik kadar boyumla etrafta varla yok arasında gezinmek yerine, kabak ağacı kadar boyumla hava atıp, dötümle de dağları devirseydim daha iyi olmaz mıydı?"
 Ama nerdeee?? Anam dedikoduyu bizden çok sevdiği için; daha iki eli kanındayken, o an yeni doğan artık hangimizsek kenara koyup gezmeye gidermiş. (Neyse ana'ma laf yok. Burayı kısa kesiyim, yoksa az sonra kendimi tutamayıp anama dümdüz gircem.)

Halk içinde benim gibi götten bacaklılar için her ne kadar "götü yere yakın olanda korkacan ağa" lafı meşhur olsada, kısa boylu olmanın bi çok kötü tarafı var.
Mesela uzun boylu biri yanıma geldiği zaman, hemen sohbeti kısa kesip uzaklaşasım geliyo, yada ayaktaysak bi yere oturasım. Oturacak yer yoksa ve muhabbet mecburan sürecekse, çaktırmadan balerinler gibi parmaklarım üzerinde durmaya çalışırımki, aradaki farkı en aza indirebileyim.

İkili ilişkilerimde durum böyleyken, halka açık alanlarda ise; gözüme kestirdiğim en kısa boylu adamın yanına gidip başında dikiliyorumki, çok da kısa boylu olduğum anlaşılmasın.
Mesela metroda, otopüzde veya metrobüste falan oturacak bi yer bulamadıysam, en kısa veya boyuma en yakın kişi kimse gidip onun yanında duruyorumki boyumun sik kadar olduğu, çok göte batmasın. Yol boyuncaysa; olurda adam bi sonraki durakta inmeye kakıkışırsa diye de etrafta başka kısa boylu var mı, yok mu diye bakınıp dururum.

Hele bar, disko gibi sürekli ayakta dikilmek zorunda olduğum yerlerde falan, nerde benden daha kısa adam var peşinde domalıp, (ay pardon elim sürçtü "dolanıp" diycektim) benden 10 cm daha uzun olanları tavlamaya çalışıyorum.
=) ahahaha bi gün yine barda böyle benden azcık kısa boylu bi adamın peşine takıldım, barın içinde domanıp duruyoruz, bu götten bacaklı 2 saattir peşinde dolandığımı farkedince arkasını dönüp "ya gerçekten çok hoşsun, ama kusura bakma ilgilendiğim biri var" dedi. Bende hiç bozuntuya vermeyip "ahh çok pardon, verdiğim rahatsızlık için çok özür dilerim" dedim ve arkamı dönüp hemen başka bi kısa boylu aramaya başladım. Sonrada başka bi kısa boyluya takılıp onun peşinde dolanarak geceyi noktaladım.


Ama uzun boylu birinin yanında kesinlikle ayakta durmak ve öylece dikilip çocuğu gibi görülmeyi sevmiyorum. Zaten yüzümde de ergenliğe yeni girmekte olan çocuklara has bi çirkinlik var, uzun boylu birinin yanında durunca iyice bebesi gibi kala kalıyorum. Şu içimdeki kısa boylu ezikliği atlamadım gitti gitti.


Bide biliyo musunuz, kısa boylu olmanın en kötü taraflarından biri de böyle senden uzun olan herkese başını kaldırıp bakmak zorundasın. Ayy nefret ediyorum bundan. Çünkü başımı kaldırıp baktığım herkesin burnun içinde boktan başka bir şey göremiyorum. Bazen çok yakın bi arkadaşım olursa "kalk da burnunu temizle laaa" diye söylüyorum ama yakın arkadaş sayım o kadar azki, bende bu yüzden milletin burnunun içine bakarken midemi tutarak yaşamaya çalışıyorum.

Hayır bi tek erkeklerde değil, kadınlardada durum aynı. Herkes inanılmaz pasaklı. Lan benki yarrağı ağzına aldığında midesi bulanmayan kişiyim, ama sümüklü yetişkin gördüm mü, yüzümü başka tarafa dönmekten kendimi alamıyorum. Ulan insan dışarı çıkarken aynada bakınıp çıkmaz mı? Hadi diyelim bakmadan çıktın, insan cebinde bi selpak falan neyim taşıyıp gün içinde arada burnuna götürüp sümkürme zahmetinde bulunmaz mı? Hadi onu da yapmıyosun, bari elini arada bir burnuna sokup o köfteleri çıkar heyven. Ama nerdeee. Yemin ederim, benki dünyanın en pasaklı insanıyım, yani bu sümüklü yetişkinleri gördüğüm an kendimi hemen temizler listesinde ilk sıraya oturtuyorum.


Bu gibi durumlar neysede, kısa boyluluk konusunda en çok takıldığım şeylerden biri de, eğer olurda ölmeyip yıllarca süründükten sonra iyice yaşlanıncaki halim oluyor. Anaaam düşünsene gelmişim 55 yaşına ve sik kadar bi dede var karşınızda. ahahahhaha kendimi bu boyla götündeki kıllar ağarmış halde düşününce gülmem geliyor. Lan kimse beni ciddiye de almaz. Aahahaha niye alsınlarki, ben bile kendimi bu boyla ciddiye almıyorum. Ama tabii yaşlanınca sözümün dinlenilmesini sağlamak için götümdeki ağarmış kılları açıp laf dinletme yoluna da gitmeyi düşünmüyor değilim. 

Bu fazlasıyla bilgilendirici konuyu niye yazdım derseniz, şey için yazdım:
Ulan bende kısa boyluluktan dolayı içime işlemiş bi aşağılık kompleksi var. Eğer sizin bildiğin boy uzatma hapı falan neyim varsa, veya boy uzatan yöntemler (ama sonucu kesin olan şeylerden) eğer böyle şeylerden haberiniz varsa beni bilgilendirin. Ama bak haberiniz var ve bana söylemiyorsanız öbür dünyada iki elim götünüzde olacak demedi demeyin.

5 yorum:

K.B dedi ki...

Bende kıçım büyüyecegine memem büyüsün diyorum .

Leylek dedi ki...

Şöyle birşey var, haberim var ve söylüyorum :)

http://www.yesil.com.tr/boy-uzatan-erkek-ayakkabilari.html

Adsız dedi ki...

Heyyo ben geldim...sen hala birakdigim gibisin hala ayni isyanlarin ayni memnuniyetsizliklerin,ayni depresif hallerin! de yeter yil sonu yaklasiyor bir yas daha buyuyup yaslanacagiz zaman oturup kendine aglama vakti degil,bu sene bir onceki seneden farkli olarak ne yaptin hayatinda gelecek sene icin neler yapacaksin!otur bunlarin planlarini hayallerini yapsana!yas gecip heryerin porsuyup kiris kiris oldugunda hala ayni yerde ayni kafada ayyy suram buyuk olsaydi keske demek yerine buyutmek icin kendi ortamini duzeltmeye calissana!boy uzatma yontemleride yok inanma soylenilen hicbirseye; zamaninda ayse tunalinin boyu cok uzun kadin maksimde assolist ama boydan kaybediyor diye fahrettin aslan avrupada bacaklarini kesip boy kisaltmaya gonderecekmisde kadin korkup kacmis!:)))) seninkide o hesap kendini heryerini sev ya seni sen yapan o handikaplarin zaten! cevaplarin az kufurlu olsun lutfen simdiden yeni yilini kutlar gozlerinden operim

Hayat_Erkegi dedi ki...

@adsız sen kimsin la??

K.B dedi ki...

uzun bir siki olup aklına biraz sik veren bir kişi sanrım oda.