Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

10 Ocak 2011

Fırtına öncesi sekssizlik

Yazmak için hangi yollara başvuruyorsunuz veya yazarken neler hissediyorsunuz bilmiyorum ama ben yazarken, (size tuhaf gelebilir ama kendimde şunu farkettim) eğer mutsuzsam, uzun ve genelin beğendiği yazılar yazıyorum. Hatta, kişi kendi işini beğenmez derlerya, benim bu mutsuz anlarımda yazdığım o yazıları bende çok beğeniyorum ve durmadan girip sayfaya bakıyorum ve hatta yüksek sesle kendi kendime okumaya başlıyorum.
Mesela bu günlerde güzel güzel, her şey sakin bi şekilde gidiyor diye yazacak bir şey bulamıyorum ve sanırım, yine mutsuzluğa bağlamam gerektiği fikrine kapılmaya başladım. Evet yazmak için gidip mutsuz olmaya çalışacağım yoksa yazamıyorum.

Yalnız bu pisikolocikcikman nasıl bir şey bilmiyorum, ama benim için kötü değil. Çünkü tamamen kendimi koşullandırır gibi yaşıyorum o anları. Hatta şimdi düşünüyorumda üzülmem gereken tarihleri, anları bile farkında olmadan belirliyorum ve o anda laptopun başına oturup yazıyorum. Sonra siktiri boktan yazıların üzerinden bir kez geçip hop diye yayınlıyorum. Mesela bu yeni tanıştığım çocukla aramızda bir şey olacaksa o belirlesin dediğimden bu yana, pek takmıyor gibi yaşıyorum ve her hareketine kendimce mantıklı bi sebep bulup siklemiyorum. Ama durum böyle olunca içimdeki o yazma hissi gittikçe kayboluyor.
Oysa ben yazmak istiyorum ve sanırım yazmak için de sürekli mutsuz olmam lazım. Evet üretken olmak için sürekli moralim bozuk ve kendimi çok kötü hissetmem lazım. Çünkü böyle, kendimi iyi hissettiğim zaman olmuyor, sanırım bir kaç gün içinde kıyametler koparmaya başlayacağım :((

7 yorum:

Pink Freud dedi ki...

Nietzsche de böyle düşünüyor işte. İnsan acı çekmek için varolmuş ve acı çektikçe düşünecek, düşündürecek şeyler ortaya koyacak.
Sanat felsefe.
Yalnız değilsin yani.

dralaye dedi ki...

merak erme yalnız değilsin. birçoğumuz yazmak içim melankoliyi kullanıyoruz

MERY DAIMON dedi ki...

of saçmala yaaa :/ yani insan mutsuz olur mu? Mutlu isen o anı yaşamaya çalış ya da ne kadar mutlu olduğunu yaz! niye ki puff!

Hazel dedi ki...

hayır erkekim, sen mutluyken de ben yazılarını okurum, hem de daha büyük bir zevkle :)

athırsızı dedi ki...

mutlu mutsuz sen yazda gerısı teferruat

kremkaramel dedi ki...

Damadaaaaa Irvin Yalom'dan bir adet Nietzche Ağladığındaaaaaaaaaaa...!

Hayat_Erkegi dedi ki...

@PinkFreud @Draleye yalnız olmadığını bilmek güzel, ama gerçek anlamda hala yalnız olmak kötü =)

@Mery bazen aslında; mutlu değiliz, olamıyoruzki zaten, sadece olduğumuzu sanıyoruz diye düşünüyorum.

@Hazalım yirim seni =)))

@At Hırsızı tam senlik bi yorumdu =)

@Krem Karamel, valla bu kaçıncı defadır her defasında Nietzche ile karşılaşıyorum. Sanırım okumaya başlıycam, artık adam ne demişse =)