Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

10 Ekim 2010

İnsan hayatı boyunca, topu topu kaç defa aşık olup, kazık yer ki?

Dışarısı yağmurlu ve ofisteki herkes yağmura rağmen yemeğe gitti. Şimdi ofiste hiç kimse yok, ben de mal mal oturuyorum. Az önce camdan, dışarıda yağmur altında koşuşturan insanları izledim biraz. O an bi şimşek çaktı beynimde, taa 6-7 yıl öncesine gidiverdim. Tabii o zamanlar, şimdi olduğumdan daha maldım. Böyle kendimi romantizmin kollarına bırakmıştım. Osuruğum bile pembe kalp şeklinde, gaz bulutu olarak çıkıyordu. Hani o zamanki mallığımın şiddetini daha nasıl anlatsam bilmiyorum. Ama düşünün, hani sokakta azılı katillin biriyle karşılaşsam ve adam nefretle dahi olsa bi an gözlerimin içine bakacak olsa, ben adamla sırf bakıştık diye tutulup kalıyorum. Hemen aklımdan, onunla beraber olduğum bir çok yaşam seçeneği geçiyor ve hepsinde de, hayata gözlerimi onunla beraber yumuyorum. O derece ilerlemiş bi mallıktı benimkisi. Ne yazıkki benim yaşımda biri o kadar şiddetli bi mallığa yakalanınca tedaviside bulunamıyordu.


Neyse işte o zamanlar 2 ibne arkadaşımla beraber yaşıyorduk. Seviyorduk birbirimizi, anlaşıyorduk ve aramızda paranın pulun lafı bile olmuyordu. Biri benim gibi, bi cafede garsondu diğeri de bi restoranda çalışıyordu. Kazandıklarımızı ortak harcıyorduk. Ve doğrusu kimsede dönüp hesap kitap yapmıyordu. Çok iyilerdi ve biz aynı evde yaşadığımız süre içerisinde, böyle tek beden olmuş gibiydik. Takii ben piçin biriyle tanışıncaya kadar. Tabii o zamanlar ben yaş olarak  20ye doğru sürtüyordum, bu tanıştığım piç de 19una yeni basmış;  ibneliğin merkezi, kokuşmuş Taksim parkında sürünüyordu. Bu piçle  bi ortak arkadaşımız sayesinde tanışmıştık. İlk zamanlar aramızda aşk gibi bişiy yoktu ''naber lan'' ayaklarıyla birbirimizi sorup duruyorduk. Ama sonra ben, farkında olmadan parka sık sık gitmeye başlayıp, bide bunun diğer serseri arkadaşlarıyla tanışıp parkın orta yerinde, ibnelerin içinde top falan oynamaya başlayınca, biz kendimizi bi anda koklaşırken falan bulduk.

Piç falan diyorum ama bildiğin tinerci yani. Arada parasız kalınca hap sattığını söylüyordu. Herhangi biri için çalışmıyordu, kim daha fazla veriyorsa onun için çalışıyordu. Onu sürekli 2 çetenin alıp çalıştırmak istediğini söylemişti bi keresinde. O'nu aralarında paylaşamadıklarını, söylerdi ve paylaşamadıkları içinde hiç bir çetenin teklifini düşünmüyordu bile. Bende güya onu düşünerek ''lan bitanesinin teklifini kabul et en azından kalıcak yerin olur'' diye akıl veriyordum. Aklıma sokıyım :)) iyikide beni dinlemiyordu.

Çete olaylarını, onun yaşamını çok fazla kurcalamıyordum. Çünkü 2 ucu boklu değnek gibiydi yaşamı. İzmir'liydi ve ailesine her ay en azından kira parasını göndermek zorunda olduğunu söylerdi. Bende bu yüzden çok kurcalamıyordum ve bi defa konuştuğumuz konuyu, 2inci defa sormuyordum bile. Neyse işte, onunla biz böyle ufaktan ufaktan fingirdeşmeye başlayınca, o beni daha parkın girişinde gördüğü gibi arkadaşlarını bırakıp yanıma geliyordu ve parka değilde başka yerlere gidiyorduk. Benim parkta olmamı istemiyordu. Hatta sadece parka gelmemi değil, arkadaşlarıyla da konuşmamı istemiyordu. Çünkü hepsi tiner çeken, ekmek paralarını ise gece parka gelen, sikecek kimseleri olmayan kokoş ibneleri sikip kazanlardı. O arkadaşlarından beni uzak tutmaya çalışıyordu ve bu yüzden parka çok sık gelmemi istemiyordu. Ben o gelme dedikçe daha sık gidiyordum. Gittiğim zaman ise, O diğer arkadaşlarını da bırakıp, direkt bana doğru geliyor ve beni alıp Beşiktaş'a doğru gidiyorduk.

Ondan hoşlandığımı anladığı ilk günü hiç unutmuyorum. Böyle yine top oynuyoruz falan, top bana gelmiş bende böyle ayağımda tutmuş kimseye atmıyorum. İbneliğim başıma vurmuştu, oda bana bağırarak ''topu bana at'' dedi, bende kendi kendime gelin güvey olmuşum, hani romantik takılıyorum hesabıyla ''ııııh olmaz sen gel al'' diyorum. Bu cümleyi kurduğum gibi yüzündeki ciddi ifade gitti, bi anda gözlerinin içi parladı. Öyle böyle değil yüzünün rengi bile değişti, böyle bi kan topladı yüzü, sırıtmaya başladı. sonra oyunuda bırakıp ''siktir len'' deyip yanıma geldi topu ayağımdan alıp diğer arkadaşlarına attı. Sonrada bana dönüp büyük bi içtenlikle güldü. Bende anladığını ve güldüğünü görünce dayanamadım bende gülerek ''ne gülüyorsun be'' diye söylendim, O'da ''hiiiiç öylesine güldüm, çantanı al gidelim'' dedi. Dediğini ikiletmedim, çantamı aldım çıktık, bu da bana böyle bakıp bakıp gülüyor. Ben iyice kendimi mal gibi hissettim.

Ama gülümsemesinin ardından, o hafif sarımsı dişleri falan yüzünde belirdikçe, içimi bi mutluluk kaplıyordu. Böyle dişleri falanda at gibi büyük, ama ağzına yakışır bi güzellikteydi. Sonra biz O'nunla, maçka parkına gittik. Yolda ne konuştuğumuzu şimdi hatırlamıyorum ama parka vardığımızda ağzından çıkan ilk şey ''beni seviyor musun?'' cümlesiydi. Bende birazcık utanıp pişmiş kelle gibi sırıtarak ''evet'' dedim. Sonra delirmiş gibi ''allahım beni yalnız bırakmayacağını biliyordum'' dedi ve sarıldı bana. Bende sarıldım, sonra öpüşmeye başlayıp çimlere uzandık. O delirmiş gibi, ikide bir ''allam sana şükürler olsun'' deyip iman eder gibi tekbir getiriyordu. Bayağ bi oyalandık orda, sonra kalktık Beşiktaşa doğru yürüdük, yol boyunca da hiç kimseyi siklemeyip öpüşüp öpüşüp durduk. Böyle çok alenide öpüşmüyorduk ama, hani birilerinin bize bakmadığından emin olduğumuz ilk anda, birbirimizin dudaklarına asılıyorduk. Böyle hafif uzaklaşıp birbirimize baktığımızda, ikimizinde gözlerinin greyder farı gibi ışıldadığı belli oluyordu. Zaten ağzımız öpüşmediğimiz zamanda sırıtmaktan dolayı hiç kapanmıyordu.

Neyse işte, şimdi ondan bahsederken iyice emin oldumki, lan ben hep böyle serserilerden falan hoşlanmışım ve en çok takılıp kaldıklarımda onlar olmuş. Öyle kendi halinde pısırık oruspuçocuklarıyla pek oralı olmamışım. Vınlayıp geçmişim. Neden böyle serserilerden hoşlandığımı tam anlamıyla bilemiyorum, ama bana daha güvenilir geldiklerinden olabilir. Böyle nasılsa her şeyi yapabilirler. Seni hiç ummadığın bi anda terkedebilirler, hiç ummadığın bi anda yüzüstü bırakabilirler. Sende aniden çekip giderlerse bile, bütün küfürleri edip ''zaten belliydi böyle olacağı, böyle oruspu çocuklarından başka da hareket beklenemezdi'' deyip canını fazla sıkmazsın. Her halde bu yüzden serserilerden falan daha çok hoşlanıyorum. Diğer kibarlardan, böyle ehem öhüm yaşayanlardan pek haz etmiyorum. Ammına koyım, karıdan bile bakımlı, karıdan bile pimpirikli yaşayan tiplere bazen homofobiklik derecesinde tiksiniyorum. Bana göre erkek dedinmi, biraz bakımsız, salaş, hafifde küfürlü olacak.

Erkeğin nasıl olması gerektiği iyice anlaşıldıysa konuya döniyim :Pp  İşte biz bunla böyle 2-3 hafta güzel güzel geçindik. Bi gün yine beni parkın girişinde aldı, böyle Beşiktaş taraflarında başıboş köpekler gibi dolanıyoruz, laf nasıl oldu döndü dolaştıysa ''hadi gel şu siktiğimin İstanbul'undan kaçalım. Alanya'ya yerleşelim, orda güzel güzel yaşarız'' dedi. Bende hiç düşünmeden ''tamam'' dedim. Hemen Taksime geldik, ben eve gidip evde kimsenin olmadığını görünce sırt çantama 2 pantolon 3-5 tişört attım ve hopp anında çıkıverdim. Tabii yanımızda fazla para yok, bu nasıl yapalım falan derken benim o zaman boğazımdan biriktirip sırf hava atmak için aldığım 6600 telefona göz dikti. Dediki ''gel satalım bunu, oraya gidip yerleştikten sonra durumumuz düzelince ben sana daha iyisini alırım'' Bende kezbanım tabii, ağzımdan hayır diye bi cevap çıkması imkansız, çünkü aşkımla mutlu bi yuva kurcaz, ömrümüzün sonuna kadar pembe kalp şeklinde gaz bulutları osurcaz, hayallerine dalıp hemen telefonu satma teklifini kabul ettim. Nasılsa hayatımın aşkını bulmuşum, bu saatten sonra telefonu ne yapcam?




---Ananı sikiyim yazıya bak lan, ne kadaan uzun oldu. Oysa birine anlatınca kıpkısacık bi hikaye oluyo, ama yazınca destan gibi maşallah. Dersin sanki Ana  Britanicca yazdım :)) 
Neyse işte, yazı çok uzuyo o yüzden devamını yarın öbür gün falan koyarım buraya, şimdi çok sıkmıyım  muah muahh  

İşte bu yazının devamı tıkla gör :Pp

15 yorum:

B. dedi ki...

Bir de kumanda panelinde yeni yazı gördüğüm zaman, sadece başlığından kimin yazdığını tahmin etme oyunu oynuyorum, bu yazının başlığı için iki kere düşünmeme gerek kalmadı.

Adsız dedi ki...

lan tinerciyle nasıl öpüşüon anlamıorum arkadaş. senin tip nnasıl görebilcek miyiz? ya da en azından baya detaylı bir betimleme de güzel olur :)

Hayat_Erkegi dedi ki...

@B canımsın canımmm :))

@Adsız
1-Beni görünce ne bok olcak? cevap: hiç bi bok
2-Adsız adsız yorum yapma ^_^

VaniLLa dedi ki...

Yeni uyandım.
Aslında daha uyuyorum.
Yorum yazacak halde değilim pek.
Saçmalayabilirim.
Bu yüzden bu yazının diğer yarısını yazdığında yorum yapacağım... :)

Aslı dedi ki...

Arayı uzatma zira merak kediyi öldürür.

homeless dedi ki...

ilerlemiş bi mallık
konusunda yalniz degilsin
hemde hiccc

Modafobik dedi ki...

Yazıyı okumaya gözüm korktu ama copyledim yarın yolda okıcaaam, merak edip akşam bile okuyabiliirim bilemiyorumm! :D

Yiğit Tan dedi ki...

En heyecanlı yerinde kestin :(( Neyse, beklemekten başka çare yok...

Mr.Hayd dedi ki...

Hayat Erkegi lütfen gay veya biseksüel değilim de

AltınDişliHayriye dedi ki...

sakın telefonumu sattım deme o zaman çok acıklı olur.(borudeğilaltmışaltıçifsıfır)

Hayat_Erkegi dedi ki...

@Vanilla @Aslı @Modafobik @Yiğit :))

@Homeless ilerlemiş mallık konusunda kendime rakip görmüyorum. Lütfen kenara çekil.

@Mr Hayd sana hiç bişi demiyorum :Pp

@Altındişliçingene :((((((

homeless dedi ki...

sidik yaristirmayalim aga senden uzaga iserim

pickurusu dedi ki...

devamı da olsaymış keşke:Pp

alice in prague dedi ki...

hadi hadi 2.si gelsin çok merak ettim :)

Hayat_Erkegi dedi ki...

@alice :)) devamı orda