Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

19 Ağustos 2016

Sen farkında olmadan bir oyuna dahil edilmiş olabilirsin

10 Temmuz 2016 - Saat 06:52
Beni, sırf yanında uyuyor olduğum için öperek uyandırdı ve
-hadi kalk, geç kalmayalım" dedi.
Sesi, sırf onun yanında uyuduğum için beni öperek uyandırdığını düşündürtecek kadar bıkkın ve her zamanki gibi tekrar uyuya kalacağımı düşündüğü için de hafif kızgınımsıydı.
Kızgınımsı kelimesi biraz tuhaf oldu tabii, ama şöyle açıklıyım; hani böyle ekşi ile tatlı arasında bir şey yersinizde, biri tadını sorduğunda tarif edemezsiniz ya, onun gibi garip bir ses tonu vardı. Sesinden anladığım kadarıyla; dün gece, bugün İstanbul dışında gireceğim yetenek sınavından dolayı arabayı bana vereceğini söylemişti ve bu sözünden dolayı, sesi de olabildiğince pişmanlık kokuyordu. Bu pişmanlıkla birlikte de, verdiği sözü yerine getirme mecburiyetinin yaşattığı hissin ağırlığıyla burnundan soluyarak kaldırmaya çalışıyordu beni.

Çünkü hayatı boyunca sorumluluk almamış birini, oyuna getirmiş ve kendisinden sonra dünyada en çok sevdiği şey olan arabasını 1 günlüğüne bana vermeye razı etmiştim. Böylece o dile getirmese bile, aslında onun omuzlarına çok büyük bir sorumluluk yüklemiştim.

Tabii onu bu şekilde oyuna getirmeyi de ondan öğrenmiştim. Şöyleki;
Sonuçta onunla 4,5 yıldır tanışıyoruz ve 4 yıl boyunca Öküz Herif benden yapmamı istediklerini yaptırırken, hiçbir zaman açık bir istekte bulunmadı, istediğini hiçbir zaman açık bir şekilde dile getirmedi ama hep de istedi. Şöyleki; herhangi bir konuşma esnasındaki cümlelerin arasına isteklerini katar ve öyle konuşmaya devam ederdi.

O böyle konuşurken, bende güya "çok ince, anlayışlı biri" olduğum için, onun bu isteklerini genelde hiç ikiletmez ve açıkça söylemesine de fırsat bırakmadan her dediğini yapardım.
Yapardım diyorum çünkü bunun farkına vardığım zamana kadar da öyle devam ettim.
Oysa şimdi dönüp bakıyorum da, aslında o kadar büyük bi kibir sahibiymişim ki, onun cümle arasında dile getirdiği isteklerini ben kibrim yüzünden ikiletmeden yerine getirirken, olduğumdan daha aptallaşıp kalmışım ve bu aptallığımı da "ince bir adam olmama" bağlamışım.
Oysa şimdi daha iyi anlıyorum ki; ince bir adam değildim, salağın tekiydim ve bu yüzden bana oynadığı oyunu, kibrimin de etkisiyle hepten göremez oluyordum.

Ama tabii sadece aptal ve kibirli olmam sorun değildi. Asıl sorun, biri bir şey yapmamı istediğinde bunu ikiletmeden yapmak gerektiğine inanarak yapıyordum. O da bu durumumu öğrenince, oyununa devam etmiş ve bu oyun yıllar boyunca, beni her anlamda rahat rahat, hatta; evire çevire kullanmasına olanak sağlamıştı.
Bundan şikayet de etmiyorum. Sonuçta bi zamanlar ona köpek gibi aşıktım ve o, az önce beraber sevişmemizin hemen ardından yeni birine doğru yol alırken, ben gözüm yaşlarla dolu olduğundan olsa gerek, ondan başkasını da göremiyordum. Tabii bazen onun bu ve benzeri hareketlerinden dolayı, sinir küpüne dönüp kızgınlıktan birileriyle yatmalarımı saymazsak. Evet ona kızıp birileriyle yattığım oluyordu :((((((

Şimdi olayın bu sevgiliye olan kızgınlıktan dolayı gidip başkalarıyla yatma taraflarını geçip, tekrar onun bu dolaylı isteklerine dönecek olursak; evet ben koca bi aptaldım.
Bu fikri kim bana nasıl verdi bilmiyorum ama, biri elimdeki imkanlar dahilinde benden açık veya dolaylı yoldan bir şey istediğinde, ikiletmeden hep verdim, hep verilmesi gerektiğine inandım. Yani sonuçta bir şeyleri uzatmanın bir anlamı yoktur diye de düşünüyordum ve aslında biraz da bu yüzden hemen verdim. Sonuçta biri bir şey istediğinde ve bizde de o verme imkanına sahipsek, neden vermeyelim ki? Onca malı mülkü alıp götümüze mi sokucaz?

İşte hep böyle düşünerek yaşadım. Çünkü birini, kendime yalvartmam gerektiğini, bende olanı istediğinde hemen vermemem gerektiğini bilmiyordum.
Böyle yazılmamış gizli bir kuralın olduğunu da hiçbir zaman duymadım. Daha doğrusu, kimse bana yetişkinlerin böyle oyunlar oynayarak, birbirini kullandıklarını söylememişti.
Söylemedikleri için, ben de yıllarca onun her dediğini, sanki ben istediğim için yapıyormuşuz gibi yaşadık gittik.

Tabii bu sadece onunla olan ilişkimle alakalı değildi, bu diğer insanlarla olan ilişkilerimde de böyleydi. Ama ben diğer insanlarla 4,5 yıldır değilde, daha çok 1-2 hafta, ya da 1-2 ay birlikte olduğum için böyle bir oyunun oynandığını farketmemiştim.
Belki onlarla da Öküz Herif'de olduğu gibi yıllarca süren bir ilişki içine girseydim, yetişkinler arasında böyle iğrenç bir oyunun oynandığını daha erken bir yaşta farketmiş olabilirdim. Ama dediğim gibi, haftalık süren ilişkilerim olunca, fark etmedim.
Oyunu, onda farketmemin nedeni de işte 4,5 yıldır onunla oynuyor oluşumuzdu. Tabii artık oyunu tekrar tekrar oynayınca, bazı bölümlerde, o an sırf içimden geldiği için farklı hamlelerle oynadığımda, oyunun kocaman değişikliklere uğradığını fark etmeye başlamıştım.

Tabii bu ilk fark etmeyi de, onunla uzun süren bu son ayrılık sonrasında tekrar görüşmeye başladığımızdan en fazla 1 ay sonrasında aynı oyunu ona ben oynadığımda yeni bir cep telefonum var olduğunda tescilledim.

 (Telefonla ilgili yazı için tıkla: https://www.instagram.com/p/BCBrau6Soaf/ ) Oysa daha önce bu oyunu anlamadığım ve aslında yetişkinlerin kendi aralarında böyle oyunlar oynadıklarını bilmeden önce ona şu mesajı atmıştım ( https://www.instagram.com/p/_U6U_2SofL/ )
Ama o zorlu günlerimde, bu mesajımı iplemek yerine, beni bloklamış ve bir daha da iplememişti. Gerçi o zaten hep böyleydi. Asla sorumluluk almaz ve gidebildiği kadar uzak bir yere giderdi. İşte bu sabah da kaçmasına fırsat vermeden, dün gece ona çaktırmadan kendi kurallarıyla yine bir oyun oynamıştım ve sonucu şu an böyleydi, bugün arabayı bana vereceği için canı sıkkındı ve ses tonu bunu fazlasıyla ele veriyordu..

Devamı gelecek...........

9 Ağustos 2016

bencilin rüyası

Çok şey istemiyorum aslında. Sadece duygusal veya bedensel olarak sömürülmediğim bir ilişki istiyorum. Kimsenin kölesi olmadan birini sevmek ve kimsenin benim kölem olmamasına rağmen beni sevdiğini hissetmek.
İstediğim şey çok insani bence. Yani zaten hayvan değilim ki kocaman sevilmek isteyeyim.
Sonuçta yediğim tüm kazıklara ve sürtmekten eriyen burnuma rağmen iflah olmaz bir iyimserim, sadece bu kadar.
Umarım, onun da benim gibi, benim de onun gibi düşündüğüm biriyle tez zamanda tanışırız.
ve beraber ölürüz. çünkü yalnız ölmek istemiyorum.

(benimle beraber ölmese de siz onu, ben öldükten sonra oyuna getirip canlı canlı gömün yanıma gitsin.
henüz bencilliğimi tam alt edemedim. alt etmek için uğraşıp duruyorum.
umarım tez zamanda, o eski pis huylarımı iyileştirdiğim gibi, bu pis bencil huyumu da iyileştiririm.
bencillik tüm kötülüklerin kaynağıdır.
ayy yazı bitmiyor. yazasım var, ama yok gibi de.
ya bilmiyorum işte.
iyi geceler, her nerede sevişiyor ve seviliyorsanız.)

25 Temmuz 2016

TRT'de okunan o süslü püslü DARBE metni




"Bu metnin, Tüm Türkiye Cumhuriyeti kanallarında yayınlanması Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bir isteği ve emridir. Türkiye Cumhuriyeti'nin değerli vatandaşları, sistematik bir şekilde sürdürülen Anayasa ve Kanun ihlalleri devletin temel nitelikleri ve hayati kurumlarının varlığı açısından önemli, bir tehdit haline gelmiş Türk Silahlı Kuvvetleri de dahil olmak üzere devletin tüm kurumları ideolojik saiklerle dizayn edilmeye başlanmış ve dolayısıyla görevlerini yapamaz hale getirilmiştir.

Gaflet, dalalet hatta hıyanet içerisinde olan Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilikleri tarafından temel hak ve hürriyetler zedelenmiş Kuvvetler ayrılığına dayalı laik ve demokratik hukuk düzeni fiilen ortadan kaldırılmıştır. Devletimiz, uluslararası ortamda hak ettiği itibarını yitirmiş ve evrensel temel insan haklarının gözardı edildiği, korkuya dayalı otokrasi ile yönetilen bir ülke haline getirilmiştir. Siyasi idarenin aldığı hatalı karar ile mücadeleden geri durduğu terör tırmanarak bir çok masum vatandaşın ve teröristle mücadele eden güvenlik görevlerimizin hayatına mal olmuştur. Bürokrasi içindeki yolsuzluk ve hırsızlık ciddi boyutlara ulaşmış. Ülke sathında bununla mücadele edecek hukuk sistemi işlemez hale getirilmiştir.

Bu ahval ve şerait altında yüce Atatürk'ün önderliğinde milletimizin olağanüstü fedakarlıklar ile kurduğu bugünlere getirdiği Cumhuriyetimizin kurucusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri Yurt'ta Sulh, Cihan'da Sulh ilkesinden hareketle vatanın bölünmez bütünlüğünü, milletin ve devletin bekasını devam ettirmek, Cumhuriyetimizin kazanımlarının karşı karşıya kaldığı tehlikeleri bertaraf etmek, hukuk devleti önündeki fiili engelleri ortadan kaldırmak milli güvenlik tehdidi haline gelmiş olan yolsuzluğu engellemek terörizm ve terörün her türlüsü ile etkin mücadele yolunu açmak temel evrensel insan haklarını mezhep ve etnisite ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarımız için geçerli kılmak laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti ilkesi üzerine oturan Anayasal düzeni yeniden tesis etmek devletimizin ve milletimizin kaybedilen uluslararası itibarını yeniden kazanmak, uluslararası ortamda barış, istikrar ve huzurun temini için daha güçlü bir ilişki ve işbirliğini tesis etmek maksadıyla yönetime el koymuştur.

Devletin yönetimi, teşkil edilen Yurtta Sulh Konseyi tarafından deruhte edilecektir. Yurtta Sulh Konseyi, BM, NATO ve diğer tüm uluslararası kuruluşlar ile oluşturulmuş yükümlülükleri yerine getirecek her türlü tedbiri almıştır.
Meşruiyetini kaybetmiş siyasi iktidara görevden el çektirilmiştir."