13.08.2013

Nasihat gibi ama değil. Açıkçası ne olduğunu bende bilmiyorum

Unutma:

Senden farklı olanları sevmek zorunda değilsin, ama onların haklarını korumak, onların hakları içinde mücadele etmek zorundasın. Çünkü insan olmak bunu gerektirir.

Senden farklı düşünen, farklı yaşayan ve hatta hiçbir ortak yönünüz olmayan insanları takip et, onların hayatlarına duygularına dikkat et. Göreceksin senden hiçbir farkları yok.
"Onları nerden bulucam ki?" diye aptal aptal düşünmeyi bırak, senden farklı insanları internet sayesinde artık daha rahat bulabilirsin. Bi tık ötedeler.

Farklı müzikler ara, bul ve dinle. Bunları sevdiğin arkadaşlarına göndermeyi unutma.

Doğrusu şu ki; insan hiç büyümeyen bir çocukdur. O yüzden "ben artık kocaman oldum, büyüdüm" deme.

Sonu mutlu biten masallara sakın inanma..

Ölüm o kadar gerçekçiki, bazen "madem öleceğiz, neden yaşıyoruz" diye düşünmeden edemiyorum..

Yalan söylemeyi seviyorum. Özelliklede mutsuz insanlara. Çünkü mutsuzlukları hep gerçeklerden kaynaklı ve bence mutsuz birine güzel yalanlar söylemek günah olmaktan çıkarılmalı..

Allah var. Biliyorum. İnanıyorum. Beni sevdiğini de biliyorum. Hem de beni çok seviyor. Hepinizden bile en çok beni seviyor. Anladınız mı?

Biliyor musun geçen yıl adamın biriyle kafede tanışmıştık ve akşamında hemen eve kapanıp yiyişmiştik. Sonra aramızda bir şeyler olmuştu ve adam beni gecenin bi yarısı evinden kovmuştu. Nereye giderim diye düşünmeden sokağa çıkıp saatlerce yürümüştüm. İşte ben akıllanmadım ve o adam yine buluşalım dediği için bugün yine onunla buluşucaz. Ama sen sakın öyle bir şey yapma. Ya da yap gitsin. Ne olacak ki? Gurur bende -0'larda. Sen de nerde bilmem ve inan sikimde bile değil. Tek düşündüğüm şey; bu akşam buluştuğumuzda, o ilk akşamki kadar heyecanlanacak mıyım, o ilk akşamki kadar onu arzulayacak mıyım falan filan. İşte biraz da bunu görmek için buluşmayı kabul ettim. Belki de aşık oluruz ve ben sonrasında mutsuzluklarımın sebebini ona bağlarım..

Yazmak güzel, ama yazmayı sevmek için iyi bir yalancı olman lazım. Anlatabiliyor muyum?..

Gerçek hayatında doğruları söyleyen biriysen, hep yalnız kalacaksın. Yani demek istediğim şey şu: eğer iyi bir yalancıysan ve yalnız kalmak istemiyorsan; bu iyi yalan söyleyebilme yeteneğini sadece yazarken kullanma, tüm hayatına yay gitsin.

Mesela ben yalancıyım..

İşte bu kadar. Kendine iyi bak.



6.08.2013

yangın var

Geçen yılki kavurucu sıcaklarda sevdim seni.
aynı göğe bakıp, aynı şehrin kupkuru havasını soluduk, aynı bulutların gölgesi altında saklanmaya çalıştık güneşten. 
bu saklanmalarımız arasında bir kaç sekssiz gün geçti gitti.
sonra kimsesizlikten kurumuş tenlerimiz, ıslanmak için terlerimizi arzuladı.
basit sikindirik bir odaya kapandık, bedenlerimizi birbirimize sunup aynı kirli yatakta ıslandık.
tüm kavurucu yaz boyunca da devam etti tenlerimizi ıslatışlarmız.
terinle ıslanan tenim, yavaş yavaş tenine alıştırdı beni.
kanıma karıştı terin, farkına varmadan sessizce sevdim seni
ve yaz biterken, bağımlın oldum çıktım.

yaz bitti, biz ise mevsim yaz'mış gibi devam ettik görüşmeye..
sanki hava hâlâ çok sıcakmış gibi davrandık birbirimize. her fırsatta soyunup serinlettik bedenlerimizi..
bundan olsa gerek; dokunuşlarımı şehvetten sandın, ama ben hep seni sevdiğimden dokundum terine.
sen de hiç anlamadın beni, hiç haberin olmadı seni sevdiğimden.
ama ben yine de kendi kendime gelin güvey oldum
dedim ya; hep sevdim seni..

yaz bitmişti ama, tenim kavrulmaya devam ediyordu..
"olmaz böyle, konuşmam lazım seninle" dedim kendi kendime ve bu yüzden, tenlerimizi ıslatmak için buluştuğumuzda açılmaya karar verdim ve önce gözlerimle konuştum..
gözlerin anlamadı, gözlerimi.
galiba gözlerimden dökülen ilk hecede korkuttum onları ve kaçıp gittiler çoook uzağa.
bir daha eskisi gibi bakmadın bana öyle. bir daha uzun uzun dalmadın içime..
gözlerini kaçırtan gözlerimin beceriksizliğini kenara bırakıp "sözlerimle konuşmam lazım" dedim ve dilimi çözdüm.
anlamazlıktan geldin önce, sonra yavaş yavaş duymazlıktan geldi kulakların.
bende bu kez yazıyla dile geldim.
işte o zaman dilin konuştu benimle "gerek yok" dedi "bu boş aktraksiyonlara, şimdilik tek kişilik bir yatak yeterdi bize" daha büyüğü ikimizi de yakarmış.
oysa haberin de vardı, çünkü ben zaten o kavurucu sıcaklardan bu yana, için için yanıyordum sana.
sönmek bilmiyordu ateşim ve sen sırf ateşimi söndürmek için; bedeninle üzerime kapaklandığında, tenim teninle nefessiz kaldığında bile sönmüyordu ateşim.
Çünkü yanlış öğretmişlerdi sana; ateş havasız kalınca sönmüyordu, için için yanmaya devam ediyordu..
ve hiç bilmedin ama, sırf şehvetten dolayı tenime dokunduğunda daha çok yanıyordu canım. can'ım.

sonra sessizliğe büründüm. konuşmadık hiç.
hem hal'den anlamayan, söz'den ne anlardı ki zaten..
işte o zaman daha iyi anlamıştım "seni sevdiğime" inanmadığına.
elimden bir şey gelmedi, seni sikerek kendime inandırmaktan başka.

oysa o kadar açık seçik sevdim ki seni; sen de durdun arabesk halime bakıp, bıkkın bi "offf" çektin,
sonrada gözlerini üzerimden alıp çoook uzaklara diktin.
ama gözlerini kaçırsan ne fayda. çünkü etime değmişti bi kere etin, ben çoktan sana kanmıştım.

çok iyi hatırlıyorum; geçen yaz'dı,
yanında sensizlikten yandım kavruldum, ama görmedin sana yanışımı. belki de yanmamak için, ateşimden kaçtın.

29.07.2013

aşk var, ama sana yok amk

Bir zamanlar ölüp bittiğin adamın şimdi gözüne koca bir hiç olarak görünmesi nasıldır bilir misin? Oysa bu adam değilmiydi 1.5 yıl boyunca peşinde aç bi köpek gibi nefes nefese koşturduğum, en güzel rüyalarıma giren ve sabahları uyandığımda yüzümde kocaman aptal bir gülümse oluşturan.

Sırf sevdiğin için, seni sevmi'yor oluşunu bile kabullendiğin ve belki sever diye sırf o istiyor diye büyük bi zevkle uzun süre onu sikmeye devam ettiğin adam bu değil miydi?
Sen onun peşinde koşturduğun süre boyunca, o da gidip kendini başkalarına siktirmesine rağmen göz yumduğun adam bu değil miydi ve göz yummanın tek nedeni de "belki o da beni sever, sonra beraber yaşlanırız, sikişecek mecalimiz kalmayınca bastonlarımızı tokuştururuz" diye düşündüğün adam bu değil miydi?

Belki'lere bel bağlayıp, 1,5 sene boyunca düzelecek diye kendi kendine düşünüp, sonrasında kendine aşıladığın umutların aslında bi boka yaramadığına her şahit olduğunda, alakasız yerlerden sürekli kavga ettiğim, sürekli kıskançlık krizlerine girdiğim adam. Sahi bu o  muydu? Lütfen biri söylesin gerçekten bu o muydu? Oysa hiç benzemiyor. Sanki ben 1.5 yıl boyunca başkasının peşinden koşmuştum ve şu an karşımda duran kişi onun başarısız olmuş basit bir taklidi gibiydi.

Hayır hayır bu o olamazdı. Peşinden koştuğum, gördüğüm an olduğum yerde defalarca ölüp bittiğim, kendimi yerde yere vurduğum, bana ilgi göstermek yerine yanımdaki adamların götünü benim yanımda yalamasına rağmen sırf sevdiğim için görmezlikten gelmeyi seçtiğim adam bu olamazdı. Kesinlikle bu olamaz. Yani bu o olsaydı; değil 1.5 yıl, 1.5 gün bile peşinden koşturmazdım.

Yok canım bu o değildi. sırf bana zaman ayırmadı diye gidip gizli gizli ağladığım adam bu olamazdı, sırf onunla 5 dakika geçiricez diye akşamı zor edip, işten büyük bi sevinçle çıkarken götüme tekme vura vura ona doğru koşturduğum adam bu değildi ve asla da olamazdı.

Kesinlikle bu o değil; çünkü benim sırf eve beraber dönelim diye 3 araba değiştirip, onun geçeceği durağa geldiğim ve durakta bazen saatlerce öylesine aptal aptal beklediğim adam bu değildi. Ben bu adamı sevmiş olamazdım.

Bu adamın bana ettiklerinden dolayı onu eleştiren arkadaşlarıma "kesin sesinizi oruspuçocukları!! ön yargılarınızı da alıp götünüze sokun" demiş olamazdım. Uğruna; bana "bu adamdan sana bi bok olmaz" diyen arkadaşlarımla görüşmeyi kestiğim adam bu olamazdı. Hayır canım kesinlikle bu o değildi.

Peki öyleyse bu karşımda duran ammınoğlu? Kimdi bu piç. 1.5 yıl boyunca peşinden koştuğum anası sikik orospuçocuğu bu değildiyse, kimdi? söyle bana amınakoduğumun evladı söyle!

Bu o olamaz. Çünkü bu o olsaydı, kalbim öyle bir hızlı çarpardıki kalp kerizi geçiriyorum sanırdım, nefesim kesilirdi, elim ayağım götüme girerdi, gözlerim onu daha iyi görmez için fal taşı gibi iyice açılırdı. Kesinlikle bu o değildi. Eğer bu o olsaydı, ayaklarım beni çoktaaaan onun yanına götürmüş olurdu. ağzım kulaklarıma yetişmiş, gözlerim fıldır fıldır dönüyor oılurdu. Kesinlikle bu o değildi.

Bu o değildi diyorum ama aslında oydu. Sadece daha önce ona aşıkken; gözlerim gözlerinden başka hiçbir yerine bakmadığı için hiçbir bedensel kusurunu görmemiştim. ellerim de bir körün yanlışlıkla dokunuyormuşcasına dokunup dokunup geri kaçırdığı eller gibi hareket etmişti onca zaman. Oysa aynı kişiydi. Aynı bedensel kusurları ve aynı boş bakışlarıyla öylece orda durmuş, yanındaki turiste yavşıyordu. Turist ise onu siklemiyor, etraftaki çıtırları kesiyordu. Benim Öküz Herif ise, turistin yanında; sanki ciğercinin önünde açlıktan ölecek olan kedi gibi davranıyordu. 
Onun bu haline acıdım. Üzüldüm. İçim parçalandı.
Hayır sevdiğim için falan değil, belki de değerimi bilmediği için üzüldüm ona. Çünkü onun düzelmesini o kadar çok bekledim ki anlatamam. Ben o düzelecek diye beklerken, o da boş durmadı tabii. Çünkü o da bana sürekli "düzeleceğim" sinyallerini verdi, ama taze et bulduğu ilk anda da beni bırakıp farklı bir yöne gitti. Sonlara doğru düzelmişti, ya da ben düzeldiğini düşünmeye başlamıştım ama artık düzeldiğinde sikimde bile değildi. Çünkü artık ona karşı hiçbir şey hissetmiyordum. Yani benim için basit bi orospuçocuğu olup çıkmıştı bile..

Şimdi dönüp kendime bakıyorum da; ona ayırdığım zamanı başka şeye ayırsam şimdiye çoktan kendi alanımda büyük bi bok olmuştum bile. ama allah belamı vermişki; ben hep onun düzeleceğine inandım, o ise düzelmedi. İşte bu akşam da yine bir turistin birine, onu götürüp sikmesi için şaklabanlıklar yapıyordu ve olurda turisti bu şaklabanlıklarıyla ikna ederse, en fazla 10 dakika sikilecekti. Tabii sonrasında ise herkes yoluna gidecek ve kimse kimsenin umrunda olmayacak ve herkes yine sağa sola "sizin gezegende aşk var mı aşk?" yazacak.