Allah bazı insanları yaratırken bi yerden verip bi yerden alırmış. Ama bana nerden verip neremden almış bi türlü anlamadım gitti. Çünkü boyum kısa, tenim olabildiğince esmer, bedenim zayıf cılız ve sıska, gözlerim desen kaşlarımla halay çekiyorlar, burnum zaten yüzümün yarısını kaplıyor, hatta bazen ben bile saklanmak istediğim de burnumun arkasına saklanıyorum, saçlarım desen zaten şekil almaz, öyle elektrik çarpmış gibi etrafta dolanır dururum, akıl deseniz zaten o da okuduğunuz gibi kurduğum şu cümlelerden anlaşılıyor. Yani allah bana ne vermiş bi türlü anlamadım gitti. Ama sanırım kurban olduğum allah, bol bol saflık vermiş, her şeye rağmen inanmaya devam etme arzusu, umudunu hiçbir zaman kaybetmeme arzusu vermiş. Her şeye rağmen pes etmemeyi, iki güzel lafa kanma aptallığı ve bütün kazıklarına rağmen, kavgadan sonra duyduğum tek güzel sözle karşımdakine ilk günkü gibi inanma gücü vermiş. Evet boy moy akıl makıl vermemiş ama işte bu saflıktan hamurumda bol bol kullanmış.
Neyse işte, konuyu öküz herif'e bağlıycam ama nasıl bağlarım bilmiyorum ve işte bağladım;
biz güya geçenlerde onunla yine deneyelim dedik ve sonuç olarak da denemeye kalkıştık. Ama orospuçocuğu deneyelim dememizden bu yana ses çıkarmadı. Bi tek o gece konuştuk ettik ve ayrıldık. Aradan 3 hafta geçmesine rağmen henüz birbirimizi görmüş değiliz. Arada whatsapp'de konuşurduk, konuşmayı da kestik ve bende ona whatsapp'den "öffff konuşmuyoruz etmiyoruz, burda kalabalık yapma" deyip engelledim. Bunun üstüne o bu hareketime de ses çıkarmadı ve böyle sakin sakin günlerim geçip giderken, dün bi baktım mesaj üstüne mesaj, mesaj üstüne mesaj "konuşalım" deyip duruyor falan. Artık mesajlardan sıkılınca whatsapp'i açtım ve "burdan yaz. dinliyorum" dedim. Başladı işte bildiğin caz yapmaya, allahım ben onun için çok kıymetliymişim de farkında değil mişim, ben onun için tek vazgeçilmezmişim de neymişim falan, bi ara durup "ya gerçekten benden mi bahsediyorsun" dedim ve o da "evet. sen inanmasan da seni çok seviyorum" dedi ve bende patladım "cık benimle dalga geçiyorsun. tamam beni 1 yıl boyunca peşinden köpek gibi koşturmuş olabilirsin, hatta ben; seni tavaf edercesine sürekli etrafında dolanmış olabilirim, ama bunun nedeni senin doğru kişi olduğuna inandığımdandı, artık doğru kişi olduğuna inanmıyorum. hem sen kendinden başkasını sevemezsin. sen öyle biri değilsin. sen bu cümleleri edebilecek biri değilsin" dedim de dedim, ama o caz'a devam etti.
Saatlerce yazışınca insan artık bıkıyor, konuşacağı varsa bile susuyor. Çünkü bazen konuşmak gerçekten pek bi sike yaramıyor. Öyle kala kalıyorsun. Sonra bende bıkıp uzun uzun yazışmanın ardından bi an önce sonuca kavuşmak için "niye beni rahat bırakmıyorsun, niye böylesin. ne yaptımki ben sana. olmuyor işte bak görüyorsun, biz birbirimize göre değiliz. sen beni sevdiğini söylüyorsun ama artık ben sevmiyorum. beni sevdiğine de inanmıyorum. daha önce senin iyi biri olduğuna, bizim birbirimiz için olduğumuza inanıyordum. ama artık bunlara inanmıyorum. çünkü artık adım gibi eminim; sen sadece eğlencelik birini arıyorsun, işten arta kalan boş zamanlarında seni sikecek birini arıyorsun. bense geçtim o yolları. artık boş zamanlarında gidip sikeceğim adamlara ihtiyacım yok. hem sen kabullenmiyorsun ama; senin içinde bol bol kötülük var, sadece karanlık var, bu yüzden biz artık denemeye bile kalkışmamalıyız. lütfen beni bırak, çünkü beni sevdiğini söylesen de sadece mutsuz ediyorsun. bense artık mutsuz olmak istemiyorum. lütfen bırak yollarımıza gidelim, kendimize yeni bedenler bulup onlarla oyalanalım. lütfen bırak beni. yalvarırım bırak" dedim. ama o "sen bana dememiş miydin 'ben senden vazgeçsem bile, sen beni bırakma sakın' diye, sen demiştin, hatırladın mı?" dedi ve ben bi anda dondum kaldım.
Evet aslında bunu ben demiştim. Geçen yaz, yine onun götünü gidip başkalarına siktirmesinin ertesinde, ona yine alışıldık siktirlerden birini çekmiştim ve bi kaç hafta buluşmamıştık. Sonra aramızdaki buzlar yavaş yavaş eriyip, biz yine bi gün buluşup sarıldığımızda ona "ben senden vazgeçsem de, sen beni bırakma sakın" demiştim ve işte meğer o da bu yüzden beni bırakmıyormuş.
Şimdi de o böyle söyleyince sustum kaldım. Bi şey diyemedim. Adama resmen hak verdim. Zaten ne diyebilirdim ki?
Kendime biraz kızdım, biraz durdum. Biraz düşündüm taşındım, kendimden bi bok anlamadım. Ayy sahi ben niye böyleyim?? Yani adam akıllı yaşasam, sessizce yaşasam gitsem ne olur. Niye böyle cümleler kuruyorumki, üstelik unutuyorum da. Hani unutmasam tamam, ama söylenilinceye kadar da aklıma öyle bi cümle kurduğum gelmiyor bile. İşte böyle aptallığım yüzünden bir şey diyemedim. Sustum kaldım. Sonra cevap vermedim. Gece boyunca o yine yazdı etti falan, bende hep "tamam, tamam, tamam, tamam" deyip durdum. Sonuç olarak da hafta sonu oturup tekrar konuşucaz. Gerçi bende artık konuşmaktan fazlasıyla sıkıldım. hayyy sikeyim ağzımı.
28.02.2013
22.02.2013
hayat dev am ediyor
Dışarda kocaman bi dünya olduğunu unutmuşum. Ben aşık olduktan sonra dünya üzerinde yaşamın devam ettiği bilincini kaybetmişim. Sanıyordumki, ben sikindirik bi aşka tutulup acı çekerken, herkes benimle beraber aynı acıyı çekecekti. Sanki ben üzülürken herkes benimle üzülmüştü. Sanki ben sikindirik bi aşkın içindeyken herkes bu sikindiriklikte gibiydi. Ama işte öyle değilmiş. Meğer hayatın sikinde bile değilmiş benim aşık olmam. Hatta ben kendi kendime "lan çok büyük aşk yaşıyorum" diye saçma sapan düşünürken, hayat akıp gitmiş. Ortalığa yeni ibneler, yeni bedenler sürülmüş. Bende hazır ayrılmışken bi kaçıyla tanıştım. İşte onlardan bazıları;
Adı: üniversiteli;
Dün gece gaydate sitelerinden birinde "selam" diye mesaj atınca başladı muhabbet. Sabah'ın ilk ışıklarında "bugün okulu senin için kırcam, sen de bana gel sevişelim" dedi. Bende "tamam, ama işe gitmem lazım, öğlen arası sana kaçarım, 1 saat te işi ekerim, toplamda 2 saatim var" dedim ve öyle yaptık. Daha 23 yaşında. hoş salaş bi hali var. Boyu benden 20 santim uzun. Cihangir'de oturuyor. Babası paralı pullu, bu da onun parasını yiyor, bende bunu yedim bugün. Birde metres adında bi kedisi var. Kaltak biz üniversiteli'yle yiyişirken bizi izledi durdu. Acaba kediler, insanların sikişmelerini anlamlandırabiliyorlar mı?
Üniversiteli biraz nasıl desem daha çiğ. Eğer biraz kilo alırsa ve bu çiğliği üzerinden atarsa ondan süper efendi bi yetişkin çıkar. Ama atamazsa bu salaş ve çiğ haliyle o baba parası buna yetmez ehuehu.
Birbirimizden hoşlandık, ama bu hoşlantı ilişki arayışıyla gerçeklemediği için sadece sex yaptık ve belki bundan sonra sık buluşup sex yapcaz. Peki aşk? Eee hani ben aşk arıyordum :(
Adı: Bahçeşehir;
Yine gaydate sitesi ve yine paralı bi hippi. Amına koyım parasızım diye mi paralılarla tanışıyorum nedir olay anlamadım ki. Adam tuvalete bile yunanistan'a giden biri, bense tuvalete 1 tl vermemek için en yakındaki burger king'leri adres defterime not alan pezonun tekiyim.
Neyse efendime söyliyim, 2 gün sürekli yazıştık ettik ve en sonunda ben "püfff. ya yazışmak çok yorucu, en iyisi tanışalım, bakalım bu yazışmalardaki havayı tanışmada da yakalayacak mıyız? hem yakalarsak hemen gidip çat çat yaparız" dedim. Onunda hoşuna gitti ve ertesi gün buluştuk, ama ıııhhh olmadı. Yani adam çok hoş ve hatta inanılmaz sexi bi vucudu var. Sırf o vucuda dokunmak için Kur'an-ı Kerim yırtacak onlarca kız tanıyorum.
Ama işte bende de göz ve gönül aynı anda hareket etmeyince olmuyo. Bizde "tanıştığıma çok memnun oldum" muhabbeti yapıp arkadaş kalalım, dedik ve öyle kaldık. Buluşmadan sonra ikimizde yazışmadık. Sadece selam sabah o kadar. Ya bide adam çok soğuk biriydi. İki kelimeyi bir araya getiremiyordu. Kurduğu her cümleyi; amerika'dan aldığı kot pantolonlarına ve spor ayakkabı koleksiyona bağlıyordu. Ayrıca burnu da estetikliydi valla. Bilmiyorum yani acaba bunlardan dolayı soğudum ne oldu, ama öyle yani. Yalnız şundan emin oldumki; erkeğe burun estetiği hiç ama hiç gitmiyor.
Adı: gaypornoyıldızı;
2 haftadır gaydate sitelerinden birinde, birbirimize göz kırpıp duruyorduk. Adam 34 yaşında bir gay porno yıldızı gibi bir şey zaten. Boy pos desen allah en güzelinden vermiş. Benden 25 santim uzun. kilo desen hakeza, kaş göz o biçim. Aslen iranlı, türkçesi gayet güzel. gerçi onunla konuşmak zamanı boşa haracmak demek olur ya neyse. Amerika, İngiltere, italya falan filan artık allah nereyi yaratmışsa hepsini tek ek görüp birkaç ay yaşamış görmüş geçirmiş bayaa eğitimli hoş biri.
Bugün yeni evine taşınınca, tanışalım bahanesiyle çağırdı. Hayırlı olsun demeye gitmişken, kapıyı bi açtıki meğer o da soyunmuş duşa giriyormuş. sonra salonun ortasındaki camekanlı duşa girdi ve yıkanmaya başladı. Bende onu izlerken dayanamayıp soyundum ve duşa girdim. Suyun altında bıcı bıcı yaparak yiyiştikten sonra, yatağa geçtik. Öyle böyle derken, tekme tokat allah ne verdiyse bayaa sert bi sevişme sonrası ikimizde yorulduk. Yanyana uzanıp gözlerimizin derinliklerinde terkedilmiş bi aşk ararken bulduk birbirimizi. O arada ben terkedilmiş aşklardan birinin peşine düşmüşken o nasıl olduysa "illa seni sikecem" diye tutturunca "dur amk. daha postu deldirmedim. belki başka zaman veririm. bu tanışma olsun. zamanla bakarız" dedim ve hemen boşaldım da götü kurtardım. yoksa az kalsın o iki ucuz aşk dolu bakışa postu deldirecektim. Benden sonra o da boşaldı.
Sonra kalkıp beraber duşa girdik. Bıcı bıcı yaparken iltifatlar falan edip durduk. ama yani adamın da maşallahı var. Kendimi onun yanında sokak köpeği gibi hissettim.
Bide vucudundan bol dövmeler var. Hepsi çok anlamlı. Gerçi adamın sanatçı kişiliği ve eğitimli görmüş geçirmiş halini düşününce o dövmeler de pek yakışıyor ya hadi neyse şimdilik bu dövme konusunu atlıyım. Duşta sonra karşılıklı "lütfen sık görüşüp yiyişelim" ısrarlarıyla evi terkettim. Valla şimdi çağırsa yine giderim, yine sevişirim. O derece yani..
Adı: Domuz
Geçen hafta tanıştık. Londra'da yaşayan bir türk. Ama işleri nedeniyle Türkiye'ye çok sık gelip giden biri. Ayy allahım benim dışımda herkes dünya'yı mı geziyor ne yapıyor anlamadımki. Neyse işte, ama adam cidden domuz gibi. Böyle bi boy pos, bi kilo kaş göz ve o biçim bal dudakları varki anlatamam. Hele göbeği, hele götü, hele o kocaman pipisi ve taşşakları ayyyy alahım bana bi şeyhler oluyor.
Zaten fotoğrafını çekip instagram'a koydum.
Sanırım uzun zamandır bu kadar içten seviştiğim ve içten öpüldüğümü hatırlamıyorum. Bana çocuğuymuşum gibi, kardeşiymişim, sanki canı ciğeriymişim gibi davrandı. Sanki sol göğsünden süt emmişim gibi sarıldı. Yani işte öyle bir şeyler.
Kaç saat seviştiğimizi hesaplamadık bile. Onunla bi ömür 69 yapabilirim. Çünkü siki çok tatlıydı.
Londra da 8 yıldır beraber yaşadığı bi evgilisi varmış ama cinsel hayatları öleli 3 yıl olmuş. Ben ona "senden hoşlandım" deyince, o da "bende senden çok hoşlandım, müthişsin" dedi, ben de bunun üstüne "o zaman türkiye'ye yerleş" dedim. Yemin ederim tam bi gerizekalıyım. Neyseki güldü geçti. Whatsapp'den yazışıyoz falan. İnstagram'daki fotoğrafını gösterdim çok beğendi :))
Bu arada adamın instagram'daki fotoğrafını görmek için tıklayın!
ve tabii sadece bunlar değil, adını da, anılarını da şu an hatırlamadığım bir kaç kişiyle daha bu aralar görüştüm yiyiştim ve unuttum bile. Peki sonuç olarak mutlu muyum? tabii ki hayır..
Çünkü içimde kocaman bi boşluk var ve ben "acaba, o boşluğu bi yarrak doldurur mu?" diye düşünmeye başladım..
Adı: üniversiteli;
Dün gece gaydate sitelerinden birinde "selam" diye mesaj atınca başladı muhabbet. Sabah'ın ilk ışıklarında "bugün okulu senin için kırcam, sen de bana gel sevişelim" dedi. Bende "tamam, ama işe gitmem lazım, öğlen arası sana kaçarım, 1 saat te işi ekerim, toplamda 2 saatim var" dedim ve öyle yaptık. Daha 23 yaşında. hoş salaş bi hali var. Boyu benden 20 santim uzun. Cihangir'de oturuyor. Babası paralı pullu, bu da onun parasını yiyor, bende bunu yedim bugün. Birde metres adında bi kedisi var. Kaltak biz üniversiteli'yle yiyişirken bizi izledi durdu. Acaba kediler, insanların sikişmelerini anlamlandırabiliyorlar mı?
Üniversiteli biraz nasıl desem daha çiğ. Eğer biraz kilo alırsa ve bu çiğliği üzerinden atarsa ondan süper efendi bi yetişkin çıkar. Ama atamazsa bu salaş ve çiğ haliyle o baba parası buna yetmez ehuehu.
Birbirimizden hoşlandık, ama bu hoşlantı ilişki arayışıyla gerçeklemediği için sadece sex yaptık ve belki bundan sonra sık buluşup sex yapcaz. Peki aşk? Eee hani ben aşk arıyordum :(
Adı: Bahçeşehir;
Yine gaydate sitesi ve yine paralı bi hippi. Amına koyım parasızım diye mi paralılarla tanışıyorum nedir olay anlamadım ki. Adam tuvalete bile yunanistan'a giden biri, bense tuvalete 1 tl vermemek için en yakındaki burger king'leri adres defterime not alan pezonun tekiyim.
Neyse efendime söyliyim, 2 gün sürekli yazıştık ettik ve en sonunda ben "püfff. ya yazışmak çok yorucu, en iyisi tanışalım, bakalım bu yazışmalardaki havayı tanışmada da yakalayacak mıyız? hem yakalarsak hemen gidip çat çat yaparız" dedim. Onunda hoşuna gitti ve ertesi gün buluştuk, ama ıııhhh olmadı. Yani adam çok hoş ve hatta inanılmaz sexi bi vucudu var. Sırf o vucuda dokunmak için Kur'an-ı Kerim yırtacak onlarca kız tanıyorum.
Ama işte bende de göz ve gönül aynı anda hareket etmeyince olmuyo. Bizde "tanıştığıma çok memnun oldum" muhabbeti yapıp arkadaş kalalım, dedik ve öyle kaldık. Buluşmadan sonra ikimizde yazışmadık. Sadece selam sabah o kadar. Ya bide adam çok soğuk biriydi. İki kelimeyi bir araya getiremiyordu. Kurduğu her cümleyi; amerika'dan aldığı kot pantolonlarına ve spor ayakkabı koleksiyona bağlıyordu. Ayrıca burnu da estetikliydi valla. Bilmiyorum yani acaba bunlardan dolayı soğudum ne oldu, ama öyle yani. Yalnız şundan emin oldumki; erkeğe burun estetiği hiç ama hiç gitmiyor.
Adı: gaypornoyıldızı;
2 haftadır gaydate sitelerinden birinde, birbirimize göz kırpıp duruyorduk. Adam 34 yaşında bir gay porno yıldızı gibi bir şey zaten. Boy pos desen allah en güzelinden vermiş. Benden 25 santim uzun. kilo desen hakeza, kaş göz o biçim. Aslen iranlı, türkçesi gayet güzel. gerçi onunla konuşmak zamanı boşa haracmak demek olur ya neyse. Amerika, İngiltere, italya falan filan artık allah nereyi yaratmışsa hepsini tek ek görüp birkaç ay yaşamış görmüş geçirmiş bayaa eğitimli hoş biri.
Bugün yeni evine taşınınca, tanışalım bahanesiyle çağırdı. Hayırlı olsun demeye gitmişken, kapıyı bi açtıki meğer o da soyunmuş duşa giriyormuş. sonra salonun ortasındaki camekanlı duşa girdi ve yıkanmaya başladı. Bende onu izlerken dayanamayıp soyundum ve duşa girdim. Suyun altında bıcı bıcı yaparak yiyiştikten sonra, yatağa geçtik. Öyle böyle derken, tekme tokat allah ne verdiyse bayaa sert bi sevişme sonrası ikimizde yorulduk. Yanyana uzanıp gözlerimizin derinliklerinde terkedilmiş bi aşk ararken bulduk birbirimizi. O arada ben terkedilmiş aşklardan birinin peşine düşmüşken o nasıl olduysa "illa seni sikecem" diye tutturunca "dur amk. daha postu deldirmedim. belki başka zaman veririm. bu tanışma olsun. zamanla bakarız" dedim ve hemen boşaldım da götü kurtardım. yoksa az kalsın o iki ucuz aşk dolu bakışa postu deldirecektim. Benden sonra o da boşaldı.
Sonra kalkıp beraber duşa girdik. Bıcı bıcı yaparken iltifatlar falan edip durduk. ama yani adamın da maşallahı var. Kendimi onun yanında sokak köpeği gibi hissettim.
Bide vucudundan bol dövmeler var. Hepsi çok anlamlı. Gerçi adamın sanatçı kişiliği ve eğitimli görmüş geçirmiş halini düşününce o dövmeler de pek yakışıyor ya hadi neyse şimdilik bu dövme konusunu atlıyım. Duşta sonra karşılıklı "lütfen sık görüşüp yiyişelim" ısrarlarıyla evi terkettim. Valla şimdi çağırsa yine giderim, yine sevişirim. O derece yani..
Adı: Domuz
Geçen hafta tanıştık. Londra'da yaşayan bir türk. Ama işleri nedeniyle Türkiye'ye çok sık gelip giden biri. Ayy allahım benim dışımda herkes dünya'yı mı geziyor ne yapıyor anlamadımki. Neyse işte, ama adam cidden domuz gibi. Böyle bi boy pos, bi kilo kaş göz ve o biçim bal dudakları varki anlatamam. Hele göbeği, hele götü, hele o kocaman pipisi ve taşşakları ayyyy alahım bana bi şeyhler oluyor.
Zaten fotoğrafını çekip instagram'a koydum.
Sanırım uzun zamandır bu kadar içten seviştiğim ve içten öpüldüğümü hatırlamıyorum. Bana çocuğuymuşum gibi, kardeşiymişim, sanki canı ciğeriymişim gibi davrandı. Sanki sol göğsünden süt emmişim gibi sarıldı. Yani işte öyle bir şeyler.
Kaç saat seviştiğimizi hesaplamadık bile. Onunla bi ömür 69 yapabilirim. Çünkü siki çok tatlıydı.
Londra da 8 yıldır beraber yaşadığı bi evgilisi varmış ama cinsel hayatları öleli 3 yıl olmuş. Ben ona "senden hoşlandım" deyince, o da "bende senden çok hoşlandım, müthişsin" dedi, ben de bunun üstüne "o zaman türkiye'ye yerleş" dedim. Yemin ederim tam bi gerizekalıyım. Neyseki güldü geçti. Whatsapp'den yazışıyoz falan. İnstagram'daki fotoğrafını gösterdim çok beğendi :))
Bu arada adamın instagram'daki fotoğrafını görmek için tıklayın!
ve tabii sadece bunlar değil, adını da, anılarını da şu an hatırlamadığım bir kaç kişiyle daha bu aralar görüştüm yiyiştim ve unuttum bile. Peki sonuç olarak mutlu muyum? tabii ki hayır..
Çünkü içimde kocaman bi boşluk var ve ben "acaba, o boşluğu bi yarrak doldurur mu?" diye düşünmeye başladım..
18.02.2013
bakalım ne olacak, ne olacaksa güzel olacak
Öküz Herif'le tanışmamızın üzerinden tam tamına 1 yıl geçti. Bu 1 yıl içinde onlarca kavgamız gürültümüz oldu. Kavgalarımızın nedeni tabiki bendim. Çünkü ilk tanıştığım zaman henüz salaklığın zirvesindeydim ve salaklık tacım da elimden alınmamıştı, bende kendimi salak olarak görmediğim için o tacı atmaya pek hevesli değildim.
Salak olduğum için Öküz Herif'le tanıştığım zaman, onun hayatıma girdiğini sanıp bende onun hayatına girmeye çalışıyordum.
Evet, çalışıyordum. Üstelik o beni hayatına almak istememesine rağmen ısrarla hayatına girmeye, orada bi yerde kendime ufacık bi köşe kapmaya çalışıyordum. Ama olmadı. Zaten o köşe sana verilmedikçe sen hiçbir yeri alamıyorsun, çıkışa yakın bi yerde öylesine ayakta bekletilirken buyur edilmeyi umuyorsun. Bende aylarca ısrarla umarak bekledim. Bekledim, bekledim, bekledim.
Tıpkı Fight Club'daki çocukların dövüş kulubüne girmekte kararlı olduklarını göstermek için, yağmura çamura rağmen ısrarla kapıda bekleyip tüm hakaretleri umursamayarak günlerce, haftalarca beklemeleri gibi. Bende bekledim. O'na her seni seviyorum dediğim de, o gidip birileriyle yiyişti, onunla yatakta sevişip boşaldıktan sonra her sarıldığımda "öfff yeter terledim, biraz uzak duralım" demesine rağmen bekledim. Bu arada sürekli gaydate sitelerinde dolanıp durdu, yeni orospularla tanıştı ve ben kavga gürültü çıkarmama rağmen yine de onun beni seveceğine inandım, beni kendi hayatına buyur etmesini bekledim.
Bu arada ona haksızlık etmemeliyim, çünkü bana hiç "seni seviyorum" demedi. Sadece götü kaşındığı zaman "özledim" mesajı attı. Tabii "özledim" kelimesini bile hiç dile getirmedi.
Bu dile getirememe konularını konuştuğumuz zaman bana "naapıyım, ben dile getiremiyorum" deyip geçiştirdi, bende bunu normal karşıladım. Çünkü bazen sevgi dilsizdir ve bu yüzden onu ifade edemezsin, sadece seversin. Ben onu ifade edemiyor, ama seviyor sandım. Hem sadece dile getirememeyi sorun etmemeliydim de. Değil mi?
Ama işte böyle değildi, sadece kendimi kandırmak için bahaneler yaratmıştım ve beni bir gün seveceğine inandırmışım.
Kendimi onun beni bir gün seveceğine o kadar derinden inandırmışımki; beni sevmemesini, sol göğsümdeki etimden her defasında kocaman bi parça alıp ağzında iyice çiğneyip yere tükürmesini bile sorun etmemişim.
Sonunda ise şunu öğrendim ki; hiç kimse bizi kandıramıyor. Sadece biz kendimizi kandırabiliyoruz.
Kandırmak dedim de, bu konuda şu adımları takip etmiştim. Onun sürekli birileriyle yiyişmesini, sex bağımlılığı var diyordum. Oysa hayır, o beni sevmediği için, bana değer vermediği için gidip birileriyle yatıp kalkıyordu, beni asla hayatına almaya niyeti olmadığı için sürekli arayışları vardı. Bense aptalın teki olduğum için hep farklı sandım. Hep onu iyi biri, ama işte böyle kötü huyları da olan biri sandım. Zaten kendini karşındakinin iyi biri olduğuna inandırmışsan, onun yaptıklarının hepsini hatasız bulursun, yanlışları olmaz artık onun. Sadece can sıkar arada o kadar, bunun dışında ise onun içinde kötülük olabileceği aklına bile gelmez. Onun senin için; hataları bol, kanatsız bi melekten farkı yoktur.
Ama ne zamanki aslında onun hatalarının kötülüğünden kaynaklandığına emin oldun, işte o zaman anlarsın; aslında karşında bir melek değil şeytan'ın var olduğunu. Onun bi şeytan olduğunu, ecdadım sikildikten sonra anladım..
Onun bir şeytan olduğunu kabullenmeden önce, onun hakkında yıllardır her önüne çıkanla duygusuzca sadece sex yapan biri için böyle olmanın normal olduğunu sandım. Böyle sandığım için de, beraber düzeliriz diye umarak ısrarla beklemeye devam ettim. Çünkü bende bir sex bağımlısıydım ve birazcık da olsa iyilşmiştim. Şimdi onunla beraber iyileşebilirdik. Sonra hayat bize yalnız güzel olurdu.
İşte böyle düşünerek ısrarla düzelmesini ve sonra da beni hayatına buyur etmesini bekledim. Hem sevgi bu değil mi? Sevmek sabretmekten başka ne olabilir ki? Değer vermek demek; tüm kapıları açıp baktıktan sonra, hatta her şeye rağmen onu silmeyi en sona bırakmak değil mi? Bende öyle yaptım. Beklemeliydim.
Hem ben, beş para etmeyen şu hayatıma onu hemen aldım diye o da beni hayatına hemen almak zorunda değildi değil mi? Bu yüzden sevmeye devam edip, sabırla beklemeliydim.
"Hayat"ım dedim de, benim hayatım neydiki? Ona göre tek başına yaşayan kopuğun tekiyim. Ailemle olan ilişkimi dahil her şeyi anlatmış olmam, bu neyi ifade ederki? Hiçbi sikimi ifade etmez. Sadece ipsiz sapsız biri olduğum dışında neyi ifade ederki? O da sanırım hakkımda öyle düşünüyor. Nasılsa ipsiz sapsız biri, sikip geçmeliyim, ya da verdiği yere kadar sikmeliyim.
Sonuç olarak o hayatıma tam anlamıyla nüfuz ederken ben onun hayatının sadece boş zamanlarında var oluyordum. Yani onun eğlencesiydim. Bana iş ve evi dışında kalan zamanlarını yalnız ayırıyordu. Hala da öyle yapıyor. Sürekli kendince beni cezalandırıyor. Mesela geçen barışmamızdan 3 gün sonra 14 Şubat'tı ve ben acaba o gün ne yapsak diye düşünürken, 14 Şubat akşamı yazışırken aramızda neden olduğunu hatırlamadığım küçük bi tartışma çıktı ve sonra da zaten yazışmaya devam ettik. Gece uyurken en son ona "yarın ne yapıcaksın, işten erken çıkacaksan buluşalım mı?" diye sordum o ise "eğer canımı sıkmasaydın buluşurduk, ama yarın eve erken gelip uyumayı düşünüyorum" dedi.
Evet böyle dedi. Sonra o böyle diyince bende jeton düştü. Aslında bu 1 yıl boyunca da hep böyle yapmıştı. Küçük bir şey olunca benimle buluşacağı varsa bile hemen buluşmayı iptal ediyordu ve "öfff niye böyle yapıyorsun, ben eve gidiyorum" diyordu. Bende sonuç olarak, onunla fazla uzaklaşmayalım diye genel anlamda tüm konuşmalarıma daha da dikkat ediyordum ve kırmamaya çalışıyordum.
İşte böyle. Aslında evet ilk tanıştığımız günden bu yana hep bi şekilde beni gayet güzel de terbiye etmiş ve ona karşı kontrollü yaklaşmamı sağlamış. Ama o bana hiç öyle yaklaşmıyordu, yaklaşmamıştı da.
İşte bunu anlayınca daha bi akıllandım. Lan adam beni eşşek gibi kullanıyor. Gayet bildiğin sikindirik şeylerden dolayı hemen üstüme çullanıp beni ezikliyordu ve bende sonuç olarak hem ondan özür diiyordum, hemde bir sonraki konuşmalarımda daha dikkatli olmaya çalışıyordum. Kavgalarımız ise ben artık dayanamadığımda oluyordu. Yani sorun aslında bende gibi görünsede meğer hep ondaydı. Bunu farkedince bi rahatladım bi rahatladım anlatamam. Sanki üzerimden tonlarca ağırlıkta yük kalkmış gibi rahatladım. Belkide şu an peşimde olmasının nedenlerinden biri de buydu. Çünkü ben ona kendisini kral gibi hissettiriyordum, yediği arkasında yemediğini ise ağzına veriyordum. (ayy burası terbiyesizce oldu. 18 yaşından küçükler bu cümleyi görmezlikten gelebilirler mi pılis)
Ama artık bunlardan emin oldum ya, fazla siklemiyorum. Hele 14 Şubat akşamı söylediği şu son cümle ile nasıl da aklım başıma geldi anlatamam. Zaten o geceden bu yana yazışmadık da. Çünkü genelde sabahları ben ona günaydın mesajı atıyordum ve sohbetimiz öyle başlıyordu. Sonra ben ona günaydın mesajları atmayı da bırakınca, o hiç yazmadı. Sanırım kendince beni cezalandırıyor. Cezalandırmaya devam etsin bakalım ne olacak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


