Bu aralar Öküz Herif'le çok fazla aşna fişneydik. O bendeyken genelde nete falan giremiyordum, çünkü ya sevişiyorduk, ya da yanyana uzanıp saçma sapan bir konu hakkında saatlerce konuşuyorduk. Bazen bilgisayarı açacak gibi oluyordum ve o "öffff tamam tamam, hadi aç amına koyim" diyordu. Sonra bende bilgisayarı açıp Avrupa Yakası'nı izlemeye başlıyordum. O da bana arkadan sarılıyordu ve pipisi götüme dayanmışken kendimi daha güvende hissettiğim için olsa gerek saatlerce bu şekilde avrupa yakası'nın 1-2 bölümünü üst üste izleyip duruyorduk. Sonrası malum işte sevişe koklaşa huzurlu bi şekilde uyuya kalmış oluyorduk. Ta ki saatin alarmı çalana dek, taki rüyalarımızdan uyanıp beş para etmez insanlarla dolu işyerlerimize gitmek için kalkana dek...
Genelde dışarı çıkmamak gibi bir huy da edinmiştik, nasılsa dışarda yiyecek bir bok yok, evde yanyana bir şekilde, yüzyüze bakarak uzanıp bakışmak, dışarda gezinmekten iyiydi. Ama işte artık bende sık kalmıyor. Sanırım yarağa doydu, yada bana. Çünkü artık 2-3 günde bir bende kalıyor. Ama yine eskisi gibi sık yazışıyoruz. ama ama ama (ben yazışmaktan bıktım)
Ayaklarımdaki mantar için getirdiği kremi düzenli kullanıyorum. Bir fark yok gibi. Yalnız buna rağmen ayaklarımın kaşıntısı durdu, ya da ben kaşımadığım için onlarda kaşınmıyorlar. Zaten ona göre bu mantar geçmezmiş benden. Çünkü ben pisliğin tekiymişim ve bu evde ölmeden nasıl yaşadığım hakkında da bi fikri yokmuş. Ama işte yaşıyorum ve zaten bana bir şey olmaz. Hem hayat çok ciddiye alınmaya değmez. İyi veya kötü; yaşa gitsin amına koyim.
Şu an yine evde yalnızım ve bu sikindirik satırları yazıyorum. Öküz Herif az önce işe gitti. dün gece bende kalmıştı. Her şey, her zamanki gibi alışılmış sıradan bir güzellikteydi. Artık çok fazla seks yapmıyoruz. Gecede 1-2 defa yapıyoruz o kadar. Birde sabah ereksiyonumuz sırasında artık mecburileşen bir oral seksimiz var.
Seksi falan siktir edin de; bence öpüşmek her şeye yeter. Çünkü öpüşmek çok masumca, çok fazla anlamlı ve belki sik kadar küçük bi çocukken hiç öpülmediğimden olsa gerek; öpüşmek nedense bende anlamını hiç yitirmiyor ve yitirmeyecek de. Keşke yanaklarım hep öpülse, sağa sola çekiştirilse..
25.08.2012
20.08.2012
iyi bayramlar.
Ve nihayet yalnız kalabildim. huh bu neydi ya. Benim gibi yalnızlığa bağımlı bir mutsuzlukla yaşamaya alışmış birine bu kadarı fazla. Bunu şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü ben yalnız doğdum ve sadece yalnız yaşayabilirim. Yalnızken her ne kadar mutsuz olsamda, aslında o mutsuzluk gizli bir mutluluktan başka bir şey değil. Hele birde benim kendime göre düzensizlik içindeki o düzenimi düşününce; ıııhhh ben biriyle aynı evde yaşamaya gelemiyorum. Yani gelirim de, işte ara ara böyle patlamalarım olur ve karşımdakinin ağzına sıçarım.
Adam eve yerleştiğinden bu yana, evin düzenini eleştirip duruyor. Hani allahtan, evde de çok fazla da eşya yok, ama o buna rağmen nedense eleştirecek çok şey bulabiliyor.
Bide ben evdeki börtü böcekle yaşamaya alıştığımdan olsa gerek, o eve ilk geldiğinden bu yana her tarafa ilaç milaç bırakıp duruyor. Neymiş bu karıncalar insanın götüne girebilirlermiş. Oysa karıncalara karışmaya gerek yok, sadece yürürken önüne bakman yeterli. Üstelik yatağına geldiklerinde çarşafı balkonda silkelemen yeterli. Onlar dünyanın en zararsız canlılarıdır ve sanırım aynı zamanda yeryüzünün insana en son zarar verebilecek canlılarıdırlarda. Yani en azından 2 yıldır bu evdeyim ve hala canlıyım. Dediğim gibi sadece yürürken önüne bakman yeterli. Böylece hem canlarını yakmazsın, hem de zaten kimseye bi zararları yok, onları ortadan kaldırmaya değmez bile.
Öküz Herif sadece evdeki börtü böcekle değil, benimle de çok uğraşıyor. Neymiş efendim her sabah olmasa bile, en azından 2-3 günde bir traş olmam gerekirmiş. Üstelik giysilerimi ütüsüz giymeyi de bırakmalıymışım ve birde saçlarımı hep kısa tutmalışmışım. Tüm bunları söyleyip duruyor. ama bunlar sadece aklımda kalanlar. Aklımda kalmalarının nedeni de çok sık tekrar etmesi. Bunlar dışında, pencereyi ne zaman açıp, ne zaman kapatmam gerektiğini, dolaptaki turşuyu artık atmam gerekiğini, makarna için süzgeç almam gerektiğini ve daha milyonlarca konu hakkında ufak tefek cümleler. Ama ben tüm bunlara alışamam. Bunları yapamam. Çünkü bunlar küçüçük hayatımdaki en önemsiz ayrıntılar ve ben en önemsiz ayrıntıları sevmem. Çünkü ayrıntılar beni boğuyor. Hayat bu kadar kaba sabayken, ayrıntılara dikkat etmeye gerek yok. En azından kendi yaşantım ve yaşam alanımda. Yani ben böyle mutluyum, hemde çok.
Ama diğer bir konuda haklı. Konuda şu ki; ayaklarımda çok fena mantar var ve senelerdir de bi türlü gitmiyor ve ben her yatağa girdiğimde manyak bi şekilde kaşınmaya başlarlar. Bende ayak parmaklarımdan kan gelinceye kadar kaşıyıp dururum. Hem kaşıması çok tatlı oluyor, hem de bi sefer kaşımaya başlayınca tüm gece parmaklarınız istemsiz olarak ayak parmaklarınıza uzanıp duruyor. Durum böyle olunca, bana "senin yüzünden ayaklarıma mantar bulaştı" dedi ve başladık tartışmaya. Çünkü bu güne kadar beraber olduğum hiç kimse dönüp bana "ayaklarıma mantar bulaştırdın" demedi. Ama o böyle söyleyince tartışmaya başladık. Ertesi gün ise elinde bi kremle geldi. Her gün ayaklarıma sürmeliymişim falan da filan. Oysa ben bu mantarları askerliğimden bu yana taşıyorum. Bazen kaybolup aylar sonra tekrar ortaya çıksalarda genel anlamda beni hiç bırakmayacaklarını söyledim. Bir şey demedi ve sadece "tamam. sen yine de kullan bu kremi" demekle yetindi. Şimdi ise her gün her gün sürüp duruyorum. Bakalım ne olacak. İnşallah geçer gider bu mantar.
Aaa bak aklıma geldi. Askerdeyken bu ayağımdaki mantar götüme de sıçramıştı. Götüm araları pul pul atıyor ve götüm fena kaşınıyordu. En sonunda utana sıkıla revire gittiğimde, binbaşı olan doktora "arkam çok kaşınıyor" demiştim ve o da soyunmamı söylemişti. Bende utana sıkıla kamuflajımı çıkarmış ve doktor bana "eğil dediğinde eğilmiştim. O ilk eğildiğim anda çok utanmıştım. Sanırım bunun nedeni ibne olup olmadığını bilmediğim birinin yanında götümü açıp domalmamdı, ama sonra içimden "doktor lan bu, bunun yanında da domalmazsan kimin yanında domalacaksın" diye kendi kendime söylenip sakinleşmiştim. Sağolsun doktor da bana bu benzer bi krem vermişlerdi ama işe yaramamıştı. Sanırım en sonunda hap map kullanmaya başlamıştım. Gerçi haplardan birinin tadı acıydı ama diğerleri fena sayılmazdı.
Bir de o benimle yaşamaya başladığından bu yana evine gitmemişti. Yani evi zaten orda duruyordu gitmesine de gerek yoktu zaten. Hem biz ayrı evlerde oturup "seni seviyorum len" diye mesajlaşacağımıza aynı evde oturup "ananı sikerim piç" demeyi tercih ediyoruz. Böylesi daha güzel. Ya bide ben sanırım bazı anlarda "seni seviyorum"ların değersiz olduğuna inanıyorum. Mesela bana seni seviyorum diyeceğine, tut dudaklarımdan öp, gözlerime anlamlı anlamlı bakacağına, ellerimi sımsıkı tut, ne bileyim yani. Öyle romantik olmaya çalışacağına cidden romantik ol. Hem sevmiyorum öyle yapaylık taşan cümleleri. İçten bir küfrü, yapay bir seni seviyorum'a tercih ederim. İşte öyle yani.
Öküz Herif dün ailesiyle bayramlaşmaya gitti ve dün gece de gelmedi. Aslında iyi oldu. Sonuçta her gece her gece sex yapmaktan bıkmıştık. Sex dedim de; şimdi her gece bir iki dea yapmadan yatamıyoruz. Sabah uyandığımızda da direkt selam sabahdan önce dudaklarımız birleşiyor. Sevişe koklaşa giyinip çıkıyoruz ve işte tamda bu sürekli sexden olsa gerek, benim de canım yarrak istemeye başladı. Hani tamam 69 yapıyoruz veya bazen onun sikini ağzıma atıp çiğ etmiş gibi dakikalarca çiğniyorum ama bundan daha fazlasını istemeye başladım. Aslında daha önceleri de istiyordum. Ama karşımda beni değil de sikimi veya götümü yalnız seven biri olunca, bende bu tür olaylardan geri kalıyordum ve hep "ıııhhh olmaz" deyip inada bindirerek karşımdakine siktir çekiyordum. Şimdiyse Öküz Herif'in beni sevidğinden bu kadar eminken "götünü siktirmenin tam zamanı" dedim ve bi kaç gecedir beni sikmesi için yalvarıp duruyorum. ama nedense arkama geçtiği anda yarrağı pipiye dönüşüveriyor. Beni sikmeye kıyamadığından mıdır nedir bilmiorum ama, beni bi türlü sikemiyor. Oysa ben bi gün muhakkak götümü siktireceğimi adım gibi biliyorum ve ilk beni sikecek kişinin de beni seven kişi olmasını istiyorum. Yani öküz herif olsun. Zaten beni bu dünyada ondan daha çok seven birinin daha karşıma çıkacağını hiç sanmıyorum. Hem her şey bu kadar netleşmişken şu, postu deldirme işlemini de yapmalıyız. .
Ama dedim ya o sikemiyor.
Aslında sikemiyor değil, sanırım sikmek istemiyor. Çünkü dün beni sikmesi için çok zorladım ve o da sadece parmağını tükürükleyip götüme sokmaya çalıştı. höhhh o neydi öyle. Parmağı götüme girdiği anda çığlığı bastım. Yani tamam ağrıyacağını tahmin etmiştim ama küçücük bi parmak bu kadar ağrıtmazdı her halde? Ben bağırıp "ya senin götünde bu kadar ağrıyor mu?" dedim o ise "aslında bu kadar abartma, fazla ağrımaz. ama sen kendini çok kastığın için biraz acımış olabilir. hem beni düşün, sen küçük bir parmak için canım bu kadar yanıyor derken, bide senin yarrağın benim götüme girdiğinde ne hissetiğimi anla" dedi. Aslında bunda haklıydı. Sonuçta karşımdakinin canının yanıp yanmadığını çok iplemiyorum sanırım. Ama söz verdim kendime. Bundan sonra ipliycem ve sanırım götümü siktirme, postu deldirme işlemlerini başka bahara saklıycam. Hem insan illa sevdiği kişiye götünü siktirmek zorunda değilki, diii mi?
Hem hazır o da beni sikmek istemiyorken, çok da üsteleyip can sikmanın bi anlamı da yok.
(ya başlık ve yazı alakasız, ama yani bi şekilde iyi bayramlar diyebilmeiliydim diii mi?)
Adam eve yerleştiğinden bu yana, evin düzenini eleştirip duruyor. Hani allahtan, evde de çok fazla da eşya yok, ama o buna rağmen nedense eleştirecek çok şey bulabiliyor.
Bide ben evdeki börtü böcekle yaşamaya alıştığımdan olsa gerek, o eve ilk geldiğinden bu yana her tarafa ilaç milaç bırakıp duruyor. Neymiş bu karıncalar insanın götüne girebilirlermiş. Oysa karıncalara karışmaya gerek yok, sadece yürürken önüne bakman yeterli. Üstelik yatağına geldiklerinde çarşafı balkonda silkelemen yeterli. Onlar dünyanın en zararsız canlılarıdır ve sanırım aynı zamanda yeryüzünün insana en son zarar verebilecek canlılarıdırlarda. Yani en azından 2 yıldır bu evdeyim ve hala canlıyım. Dediğim gibi sadece yürürken önüne bakman yeterli. Böylece hem canlarını yakmazsın, hem de zaten kimseye bi zararları yok, onları ortadan kaldırmaya değmez bile.
Öküz Herif sadece evdeki börtü böcekle değil, benimle de çok uğraşıyor. Neymiş efendim her sabah olmasa bile, en azından 2-3 günde bir traş olmam gerekirmiş. Üstelik giysilerimi ütüsüz giymeyi de bırakmalıymışım ve birde saçlarımı hep kısa tutmalışmışım. Tüm bunları söyleyip duruyor. ama bunlar sadece aklımda kalanlar. Aklımda kalmalarının nedeni de çok sık tekrar etmesi. Bunlar dışında, pencereyi ne zaman açıp, ne zaman kapatmam gerektiğini, dolaptaki turşuyu artık atmam gerekiğini, makarna için süzgeç almam gerektiğini ve daha milyonlarca konu hakkında ufak tefek cümleler. Ama ben tüm bunlara alışamam. Bunları yapamam. Çünkü bunlar küçüçük hayatımdaki en önemsiz ayrıntılar ve ben en önemsiz ayrıntıları sevmem. Çünkü ayrıntılar beni boğuyor. Hayat bu kadar kaba sabayken, ayrıntılara dikkat etmeye gerek yok. En azından kendi yaşantım ve yaşam alanımda. Yani ben böyle mutluyum, hemde çok.
Aaa bak aklıma geldi. Askerdeyken bu ayağımdaki mantar götüme de sıçramıştı. Götüm araları pul pul atıyor ve götüm fena kaşınıyordu. En sonunda utana sıkıla revire gittiğimde, binbaşı olan doktora "arkam çok kaşınıyor" demiştim ve o da soyunmamı söylemişti. Bende utana sıkıla kamuflajımı çıkarmış ve doktor bana "eğil dediğinde eğilmiştim. O ilk eğildiğim anda çok utanmıştım. Sanırım bunun nedeni ibne olup olmadığını bilmediğim birinin yanında götümü açıp domalmamdı, ama sonra içimden "doktor lan bu, bunun yanında da domalmazsan kimin yanında domalacaksın" diye kendi kendime söylenip sakinleşmiştim. Sağolsun doktor da bana bu benzer bi krem vermişlerdi ama işe yaramamıştı. Sanırım en sonunda hap map kullanmaya başlamıştım. Gerçi haplardan birinin tadı acıydı ama diğerleri fena sayılmazdı.
Bir de o benimle yaşamaya başladığından bu yana evine gitmemişti. Yani evi zaten orda duruyordu gitmesine de gerek yoktu zaten. Hem biz ayrı evlerde oturup "seni seviyorum len" diye mesajlaşacağımıza aynı evde oturup "ananı sikerim piç" demeyi tercih ediyoruz. Böylesi daha güzel. Ya bide ben sanırım bazı anlarda "seni seviyorum"ların değersiz olduğuna inanıyorum. Mesela bana seni seviyorum diyeceğine, tut dudaklarımdan öp, gözlerime anlamlı anlamlı bakacağına, ellerimi sımsıkı tut, ne bileyim yani. Öyle romantik olmaya çalışacağına cidden romantik ol. Hem sevmiyorum öyle yapaylık taşan cümleleri. İçten bir küfrü, yapay bir seni seviyorum'a tercih ederim. İşte öyle yani.
Öküz Herif dün ailesiyle bayramlaşmaya gitti ve dün gece de gelmedi. Aslında iyi oldu. Sonuçta her gece her gece sex yapmaktan bıkmıştık. Sex dedim de; şimdi her gece bir iki dea yapmadan yatamıyoruz. Sabah uyandığımızda da direkt selam sabahdan önce dudaklarımız birleşiyor. Sevişe koklaşa giyinip çıkıyoruz ve işte tamda bu sürekli sexden olsa gerek, benim de canım yarrak istemeye başladı. Hani tamam 69 yapıyoruz veya bazen onun sikini ağzıma atıp çiğ etmiş gibi dakikalarca çiğniyorum ama bundan daha fazlasını istemeye başladım. Aslında daha önceleri de istiyordum. Ama karşımda beni değil de sikimi veya götümü yalnız seven biri olunca, bende bu tür olaylardan geri kalıyordum ve hep "ıııhhh olmaz" deyip inada bindirerek karşımdakine siktir çekiyordum. Şimdiyse Öküz Herif'in beni sevidğinden bu kadar eminken "götünü siktirmenin tam zamanı" dedim ve bi kaç gecedir beni sikmesi için yalvarıp duruyorum. ama nedense arkama geçtiği anda yarrağı pipiye dönüşüveriyor. Beni sikmeye kıyamadığından mıdır nedir bilmiorum ama, beni bi türlü sikemiyor. Oysa ben bi gün muhakkak götümü siktireceğimi adım gibi biliyorum ve ilk beni sikecek kişinin de beni seven kişi olmasını istiyorum. Yani öküz herif olsun. Zaten beni bu dünyada ondan daha çok seven birinin daha karşıma çıkacağını hiç sanmıyorum. Hem her şey bu kadar netleşmişken şu, postu deldirme işlemini de yapmalıyız. .
Ama dedim ya o sikemiyor.
Aslında sikemiyor değil, sanırım sikmek istemiyor. Çünkü dün beni sikmesi için çok zorladım ve o da sadece parmağını tükürükleyip götüme sokmaya çalıştı. höhhh o neydi öyle. Parmağı götüme girdiği anda çığlığı bastım. Yani tamam ağrıyacağını tahmin etmiştim ama küçücük bi parmak bu kadar ağrıtmazdı her halde? Ben bağırıp "ya senin götünde bu kadar ağrıyor mu?" dedim o ise "aslında bu kadar abartma, fazla ağrımaz. ama sen kendini çok kastığın için biraz acımış olabilir. hem beni düşün, sen küçük bir parmak için canım bu kadar yanıyor derken, bide senin yarrağın benim götüme girdiğinde ne hissetiğimi anla" dedi. Aslında bunda haklıydı. Sonuçta karşımdakinin canının yanıp yanmadığını çok iplemiyorum sanırım. Ama söz verdim kendime. Bundan sonra ipliycem ve sanırım götümü siktirme, postu deldirme işlemlerini başka bahara saklıycam. Hem insan illa sevdiği kişiye götünü siktirmek zorunda değilki, diii mi?
Hem hazır o da beni sikmek istemiyorken, çok da üsteleyip can sikmanın bi anlamı da yok.
(ya başlık ve yazı alakasız, ama yani bi şekilde iyi bayramlar diyebilmeiliydim diii mi?)
18.08.2012
Akşamları eve ekmek alırken artık 2 tane alıyorum :)
Bu ne demek biliyor musun? bu yalnız değilim demek oluyor. Yani çok şükür artık muradıma erdim. Artık bir kocam var heyyyyooo. Ya tamam kocam değil, ama yani işte onun gibi bir şey. Hem o benim kocam olsa ne olur, ben onun kocası olsam ne olur. Gerçi bu tür isimlendirmeleri sevmiyorum, hatta nefret bile ediyorum ama işte öyle laf olsun diye kocam dedim. Gerçi ipne aleminde "koca" kelimesi çok sık kullanılır. Bunun kullanılma nedeni, cidden bir kocası olduğu veya ilişkisi olan kişiye kocasıymış gözüyle baktığından değil, işte sadece hayatında bir erkek olduğunun altını çizmek arzusundandır.
Valla eve geldiğinden bu yana, çok şükür hayatım bir düzene girdi. Yani en azından artık dışarlarda sürtmüyorum. İşten çıktığım gibi eve koşturuyorum ve gelip Öküz Herif'in işten dönmesini bekliyorum. O gelinceye kadar da oturup menemen yapıyorum. Sonra o geliyor ve masaya oturup menemen'i bi güzel afiyetle yiyoruz. Evet işte buraya kadar her şey güzel. Ama menemen de her gün yiyilmez değil mi? Hah işte ben bunu farkedemedim ve her allahın günü menemen yapıp durdum. O da sağsolun ilk üç gün bir şey demedi, dördüncü gün de işten gelip menemen'i görünce tepesi attı. Biraz atştık falan sonra da, dışardan pizza sipariş ettik. Gerçi o da haklı. Yani sonuçta herkes ben değilki ömrünü bir tava menemen'le geçirsin. Aslında üçüncü gün sesini çıkarmasaydı, ona dördüncü gün süprizi olarak makarna yapacaktım. Ama o üçüncü gün "menemen'den ölcez1 deyince, dördüncü gün hiçbir şey yapmadım. Lan bende ne safım, sanıyorumki herkes benim gibi, her gün her gün menemen yiyebilir. Ama ne yapıyım, ben evdeyken başka bir şey yyemiyorum ki. Gerçi yiyememek değil, yapamıyorum. Yapabilsem ohoooooo.
Neyse menemen olayını öyle çözdük ve artık hayatımda menemen diye bir şey yok. İkinci olarak da artık hayatımda hiç istemediğim kadar karınca var. Öküz eve geldiği ilk gün, karıncalara bakıp "burda bir tek ben eksikmişim" demişti ve bende ya onar bir şey yapmaz, ezme onları üzerlerinden atla geç dedim ama nerde, dinlemedi beni ve buzdolabından bir parça lmon alıp karıncaların olduğu yerlere sıktı. Meğer limon suyu karıncaları kaçırtırmış. ama nerdeeee, akşam bi baktım, ortalık ana baba günü. Her limon damlasının etrafı karınca kaynıyor. Bunlar pılını pırtını toplayıp kaçmak yerine, koloninin geri kalanını da toplayıp kendinelerin ziyafet çekiyorlardı. eeehhh yeter dedim ve aldım elime fırçayı hepsini süpürdüm. Umarım ölmemişlerdir. Allahım sen affet beni.
Bu ne demek biliyor musun? bu yalnız değilim demek oluyor. Yani çok şükür artık muradıma erdim. Artık bir kocam var heyyyyooo. Ya tamam kocam değil, ama yani işte onun gibi bir şey. Hem o benim kocam olsa ne olur, ben onun kocası olsam ne olur. Gerçi bu tür isimlendirmeleri sevmiyorum, hatta nefret bile ediyorum ama işte öyle laf olsun diye kocam dedim. Gerçi ipne aleminde "koca" kelimesi çok sık kullanılır. Bunun kullanılma nedeni, cidden bir kocası olduğu veya ilişkisi olan kişiye kocasıymış gözüyle baktığından değil, işte sadece hayatında bir erkek olduğunun altını çizmek arzusundandır.
Valla eve geldiğinden bu yana, çok şükür hayatım bir düzene girdi. Yani en azından artık dışarlarda sürtmüyorum. İşten çıktığım gibi eve koşturuyorum ve gelip Öküz Herif'in işten dönmesini bekliyorum. O gelinceye kadar da oturup menemen yapıyorum. Sonra o geliyor ve masaya oturup menemen'i bi güzel afiyetle yiyoruz. Evet işte buraya kadar her şey güzel. Ama menemen de her gün yiyilmez değil mi? Hah işte ben bunu farkedemedim ve her allahın günü menemen yapıp durdum. O da sağsolun ilk üç gün bir şey demedi, dördüncü gün de işten gelip menemen'i görünce tepesi attı. Biraz atştık falan sonra da, dışardan pizza sipariş ettik. Gerçi o da haklı. Yani sonuçta herkes ben değilki ömrünü bir tava menemen'le geçirsin. Aslında üçüncü gün sesini çıkarmasaydı, ona dördüncü gün süprizi olarak makarna yapacaktım. Ama o üçüncü gün "menemen'den ölcez1 deyince, dördüncü gün hiçbir şey yapmadım. Lan bende ne safım, sanıyorumki herkes benim gibi, her gün her gün menemen yiyebilir. Ama ne yapıyım, ben evdeyken başka bir şey yyemiyorum ki. Gerçi yiyememek değil, yapamıyorum. Yapabilsem ohoooooo.
Neyse menemen olayını öyle çözdük ve artık hayatımda menemen diye bir şey yok. İkinci olarak da artık hayatımda hiç istemediğim kadar karınca var. Öküz eve geldiği ilk gün, karıncalara bakıp "burda bir tek ben eksikmişim" demişti ve bende ya onar bir şey yapmaz, ezme onları üzerlerinden atla geç dedim ama nerde, dinlemedi beni ve buzdolabından bir parça lmon alıp karıncaların olduğu yerlere sıktı. Meğer limon suyu karıncaları kaçırtırmış. ama nerdeeee, akşam bi baktım, ortalık ana baba günü. Her limon damlasının etrafı karınca kaynıyor. Bunlar pılını pırtını toplayıp kaçmak yerine, koloninin geri kalanını da toplayıp kendinelerin ziyafet çekiyorlardı. eeehhh yeter dedim ve aldım elime fırçayı hepsini süpürdüm. Umarım ölmemişlerdir. Allahım sen affet beni.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
