Ya sanki kötü hiçbi bok yokmuş gibi yaşıyorum ama aslında öyle değil. Hayatım bok gibi ve bunu da hep kendim dışında olaylar, kişiler yüzünden yaşıyorum. İşim gücüm desen zaten belli bir çalışma saati yok, maaşım desen kedi kıçındaki yaraya merhem alıp sürecek kadar anca var. (ama yine de çok şükür allahıma.) Arkadaşlarım desen zaten ilişkilerimi iyice sınırladım, sosyal hayat desen twitter dışında sosyal bi hayatım da yok, evde oturup film ve dizi izleyip, bir kaç kitap okumak dışında bi sikim yaptığım şey de yok. Öyle bok gibi yaşayıp gidiyorum.
Sevgilim desen o zaten başka bi dünya. mübarekle sevgiliyiz güya ama, ona göre sevgili olmak demek her an sikişmeye hazır olmaktan başka bir şey değil. cidden böyle biri yaw; ona göre sanki sevgili olmak demek, yanyana iken sevişmiyorsak zaman boşa geçiyormuş gibi bir şey. buluştuğumuz anda hemen eve gidelim ve seks yapalım diyor başka bir şey demiyor. onunlayken kendimi yarraktan ibaretmiş gibi hissediyorum. bi kaç sefer bunu ciddi ciddi ona da söyledim, ama espriler yaptı, bende ortamı çok germemek adına güldüm ve beraberce geçip gittik. ama sonrası yine aynı bok.
defalarca bu konuyu ciddi olarak anlattım, konuştum olmadı, onun gibi espriye vurdum şakalar makalar eşliğinde konuyu tıkırdattım ama yok. bana mısın demiyor. aklı fikri sikişmekte. vallahi yoruldum. çünkü barıştığımız şu bir kaç aydan bu yana (kavgalarımız ve buluşamamak dışında ) daha seks yapmadan atladığımız, boş geçtiğimiz bir gün bile yok ve belkide sırf bu yüzden artık seks yaparken midem bulanıyor. oysa benki, öpüşürken adeta zevkten canımı verir gibi öpüşürdüm. benki sırf azcık daha heyecanlanayım diye sevişirken kendi götüme parmak atardım. heyecandan bazen kendi kendimi öperdim. ama yok. seksten iyice öğğğkkk oldum. iyice soğudum.
ona da bunu anlattım. ya bak her gün yapıyor olduğumuz için olsa gerek ben artık zevk almıyorum. seks yaparken sanki bana işkence yapıyormuşsun gibi hissediyorum dedim, ama o buna karşılık "ya üfff bir şey olmaz, hadi çıkar üstünü" dedi. vallahi başka da bir şey demedi.
zaten bunu artık söyleye söyleye canımdan bezdim. artık bir yerden sonra, ona bunun gibi uzun uzun cümleler kurmak yerine "ya canım istemiyor" diyorum, o ise ben böyle dediğim an da hemen surat asıp sayıp sövmeye başlıyor. Böyle resmen bi curcuna başlıyorki anlatamam. Oysa ben değişti diyordum ama yok amına koyayım, değişen bir şey varsa o da, sık sık seni seviyorum deyip duruyor bunun dışnda bi sikim yaptığı yok. Bu söylediği seni seviyorumların karşılığında ise hemen külodumu indirmemi bekliyor. Yani öyle garip bi aşk anlayışı varki anlatamam. Sanki iki insan birbirini seviyorsa, seks yapmakdan bir an bile geri kalmamalılar gibi yaşıyor. Bunun dışında düşündüğü bi sikim yok.
Şimdi bloga bunları yazıyorum ve o da okuyacak, ama durum böyle. Ayrıca hiç de sikimde değil. Okuyacaksan oku amk.
Zaten az önce yine bana "seni seviyorum" dedi ve bir iki öpüştük, ardından da hemen seks yapalım dedi ve bende yine "canım istemiyor ya, niye anlamıyorsun. Hani tamam, seni anlıyorum senin libidon hep yüksek ama benimki yüksek değil, ne yapayım. ve yüksek olmadığı için seks yapmaya kalkışmak da sanki işkence gibi bir şey. vallahi çok zorlanıyorum" dedim ve o da bunun üstüne surat asıp, bir sürü küfürler eşliğinde kalkıp giyindi ve "ne halin varsa gör" deyip çıktı gitti.
Hay amına koyayım, beni seviş şeklin bu ise ve senin sevme şeklin böyleyse; beni sevme amına koyayım, istemiyorum.
Ne bu ya, illa iki sevgiliyiz diye, bacaklarımız hep diğerinin omuzunda mı duracak, hiç yan yana oturamayacak mıyız. Ne bu ya. İki sevgiliyiz diye sürekli çatır çatır sikişmekten başka bi bok yapmaycak mıyız. offf be.
Oysa ben onunla yine sevgili olunca, oturup saçma sapan konular hakkında da saatlerce konuşuruz sanıyordum, amaçsızca sokaklarda gezinir, gökyüzündeki yıldızları saymaya da kalkışırız sanıyordum. Ama hiç de öyle değilmiş. Galiba ben bu sevgili olayını hiç bilmiyorum. hiç öğrenememişim. Ama eğer sevgili olmak demek, sürekli çatırdaşmak ise, kalsın ben istemiyorum.
2.03.2014
28.02.2014
yazmak veya yazmamak. işte bütün mesele bu
Artık nerdeyse yazma hevesim yok gibi bir şey oldu. Aslında hevesim var da, bloga yazı yazan piçin ben olduğumu bilen 6 kişi var ve ben de artık bu durumdan rahatsız olmaya başladım. Çünkü geçen aylarda yazdığım saçma sapan bir yazıdaki karakterin kendisi olduğunu söyledi bu arkadaşlardan bazıları. Güya kendileri hakkında yazdığımı söyleyen gerizekalılıklar baş gösterdi bu arkadaşlarda. Oysa hayır ben kimse hakkında değil, sadece kendi hakkımda yazıyorum ve yazdıkça rahatlıyorum. Rahatladıkça yanlışımı doğrumu, özümü daha iyi görüyorum ve gördükçe de daha bi büyük bi hevesle yazmaya devam ediyorum. Çünkü yazdıkça eksikliklerim tamamlanıyor. Kendimi yeni baştan inşa ediyorum.
Ama işte öyle olmuyor. Blogun benim olduğunu öğrenen bir kaç arkadaşım, onlar hakkında yazdığımı ve artık onlar hakkında yazmamamı söyleyecek kadar ucuzlaştılar.
Sevgilimde biliyor blogu. Zaten önceki yılki iyi geçinmelerimiz esnasında "sana hissedip de söyleyemediğim ve senin dışında kendim hakkında her şeyi bu bloga yazıyorum" diye blogu açmış göstermiştim. Sonra gel zaman git zaman kavgalarımız artınca o her kavgamızın başına, bu blogdaki yazılardan dikenli taçlar takıyordu ve kapanışı yazılarımla yapıyorduk. Nerdeyse her yazım için ayrı ayrı kavga eder olmuştuk ve zaten sonrasında da işte ayrılıp bir kaç ay hiç görüşmemiştik.
Sonra geçen Aralık ayında, o beni rüyasında görüp mesaj atınca, biz de yine yazışmaua başlamış ve yine barışmıştık ve bende "bloguma girip bakma"yacağına dair sözler almıştım ondan. Onun sözüne karşılık ben de onun hakkında yazmamaya başlamıştım.
Ama tabii onun hakkında yazmayınca kendi hakkımda da yazamamaya başladım. Ee zaten kıçı kırık kendini bi bok sanan bir kaç arkadaşım da bu konuda sürekli laf sokuyorlardı ve en sonunda işte onlar hakkında da yazmamaya başladım ve bir de baktımki ben iyice yazamaz olmuşum.
İşte size tavsiyem de burda başlıyor: Eğer olurda bir gün benimki gibi saçma sapan bir blog açarsanız, en sevdiğiniz arkadaşınıza, dostunuza ve hatta sevgilinize bile güvenip blogunuzdan bahsetmeyin. Bırakın tek sırrınız blogunuz olsun. Çünkü hiç kimse güvenilecek kadar iyi değil. Sizinle en ufak bir tartışmalarında gidip diğer arkadaşlarına blogunuzu ve sizi fısıldıryorlar. Kavgalarınızda bile, yazılarınızdaki haleti ruhiyenizi ve ezikliklerinizden bahsedip sizi alt etmeye çalışıyorlar. İşte insanlar bu kadar zavallılar.
Ama işte öyle olmuyor. Blogun benim olduğunu öğrenen bir kaç arkadaşım, onlar hakkında yazdığımı ve artık onlar hakkında yazmamamı söyleyecek kadar ucuzlaştılar.
Sevgilimde biliyor blogu. Zaten önceki yılki iyi geçinmelerimiz esnasında "sana hissedip de söyleyemediğim ve senin dışında kendim hakkında her şeyi bu bloga yazıyorum" diye blogu açmış göstermiştim. Sonra gel zaman git zaman kavgalarımız artınca o her kavgamızın başına, bu blogdaki yazılardan dikenli taçlar takıyordu ve kapanışı yazılarımla yapıyorduk. Nerdeyse her yazım için ayrı ayrı kavga eder olmuştuk ve zaten sonrasında da işte ayrılıp bir kaç ay hiç görüşmemiştik.
Sonra geçen Aralık ayında, o beni rüyasında görüp mesaj atınca, biz de yine yazışmaua başlamış ve yine barışmıştık ve bende "bloguma girip bakma"yacağına dair sözler almıştım ondan. Onun sözüne karşılık ben de onun hakkında yazmamaya başlamıştım.
Ama tabii onun hakkında yazmayınca kendi hakkımda da yazamamaya başladım. Ee zaten kıçı kırık kendini bi bok sanan bir kaç arkadaşım da bu konuda sürekli laf sokuyorlardı ve en sonunda işte onlar hakkında da yazmamaya başladım ve bir de baktımki ben iyice yazamaz olmuşum.
İşte size tavsiyem de burda başlıyor: Eğer olurda bir gün benimki gibi saçma sapan bir blog açarsanız, en sevdiğiniz arkadaşınıza, dostunuza ve hatta sevgilinize bile güvenip blogunuzdan bahsetmeyin. Bırakın tek sırrınız blogunuz olsun. Çünkü hiç kimse güvenilecek kadar iyi değil. Sizinle en ufak bir tartışmalarında gidip diğer arkadaşlarına blogunuzu ve sizi fısıldıryorlar. Kavgalarınızda bile, yazılarınızdaki haleti ruhiyenizi ve ezikliklerinizden bahsedip sizi alt etmeye çalışıyorlar. İşte insanlar bu kadar zavallılar.
13.02.2014
cinayet
bir cinayet işlensin bu gece.
içinde sen ve ben geçen bir cinayet.
kimse kusura bakmasın ama
bu gece öl istiyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


