Geçen gün üsküdar'da gezinirken sahilde bir kaç kişinin yüzdüğünü gördüm ve hemen yanlarına gittim. İçlerinden biri iş güç sahibi kocaman bi adamdı ve vücüdü bayaa iyiydi, diğerleri ise 2 sarhoş, 3 tinerci ve diğer köşede balık tutmaya çalışan ihtiyarlardı. İhtiyarları boşverip yüzenlere odaklandım. Hepsi çok keyifli bir şekilde yüzerlerken, ben de tişörtümü çıkardım ve üstümdeki kot şortla öylece durup onları izleyerek güneşlenmeye başladım. Aradan bir kaç dakika geçince tinerciler "abii sende yüz" deyip durmaya başladılar. Ben "sonra yüzerim" falan diye cevap verince onlar sürekli ısrar ettiler ve bende en sonunda dayanamayıp "yüzmek isterim ama yanımda bir şey yok. o yüzden yüzemem" dedim. Ben böyle söyleyince yaşı en fazla 16 olan tinerci "abi donunla yüz, bir şey olmaz" dedi ve hepsi güldü bende "ama altımda donum da yok" dedim ve hepsi şaşırdı. Diğer tinerci "abi don giymiyor musun?" deyince, ben "yok. don giyinince canım sıkılıyor" dedim ve yine güldüler. Bu esnada iş güç sahibi adam geldi ve bizim muhabbet benim don üzerinden aldı başını gitti. Sonra bi ara toparlandık ve ben de iş güç sahibi adama iyice yanaştım. Biraz muhabbet falan ettik, karşıda oturuyormuş, canı çok sıkılmış ve kalkıp buraya gelmiş. Tam göz göze kaldığımız anlardan birinde tinercilerden biri yanıma gelip "abi sana kendi şortumu veriyim, onunla yüz" dedi. Ben de hemen atlayıp "tamam ver" dedim ve o gidip bi kenarda şortunu çıkarıp pantolonunu giydikten sonra getirip bana verdi. Ben de hemen kenarda duran tişörtümü alıp pipimi kapadım ve çocuğun şortunu giyinip büyük bir sevinçle denize atladım. Allahım suyu soğuk beklerken bir de sıcak çıkınca hepten kudurdum. Sonra hepsi atladı suya ve hep beraber eğlendik.
Bu durumumuz defalarca suya atlamalarımızla devam edip gitti. Sonra bi ara kenardaki basamaklarda oturan sarhoşların yanına oturduk ve gelip geçen kalabalığı izlemeye koyulduk. O esnada tinercilerden biri sigara sardı ve ilk olarak bana uzattı. İçmeyeceğimi söyleyince, cebinden normal sigara çıkarıp verdi. Sigaralarımızı tüttürürken sağdan soldan konuştuk. Biri gözünü sokakta açmış ve belki de sokakta kapatacakmış. Birinin aslında ailesi varmış ama ailesi onu kapı dışarı etmiş meğer, bir diğeri ise ailesinden kaçmış. Sarhoşlardan biri karısıyla kavgalıymış ve işsiz olduğu için bu aralar hep kavga ediyorlarmış. Evde kavga olunca adam eve gitmek istemiyormuş, çünkü bu gibi anlarda sokak daha huzurluymuş. Diğer sarhoş bir şeyler söyledi dinlemedim, çünkü iş güç sahibi adamın bakışlarını yakalamakla meşguldüm. Sonra bi ara yakaladım ve adamla uzun uzun bakıştık. Bakışmalarımızın uzun sürmesi üzerine, herkes daha konuşurken aniden kalkıp suya atladım. Benden sonra o da atladı. Biraz suda oyalandık. Yüzer gibi yapıp hep onu izledim. Sonra bu şekilde oyalanmakla bi sikim olmayacağını düşündüm ve artık gideceğimi söyleyip sudan çıktım.
Saat zaten geç olmuşmuş ve bu yüzden o da çıkacakmış. Ben sudan çıkarken o da ardımdan çıktı. Ben yine kenarda tişörtümle önümü kapatıp tinercinin şortunu çıkardım ve kendi şortumu giyinip çocuğa teşekkür ederek şortunu verdim. "Önemli değil abi, her zaman gel, biz hep burdayız" dedi. O esnada işgüç sahibi adam havlusuyla kurulanmayı bitirmişti. Havlusunu bana verip veremeyeceğini sordum, gülümseyerek "senin için sorun değilse, benim için hiç sorun olmaz" diyerek "al yaa istediğin gibi kullan" dedi. Bende teşekkür ederek aldım ve oramı buramı kurulayıp, tekrar teşekkür ederek verdim. Sonra biraz daha kenarda oturup sağdan soldan konuştuk ve bi ara tişörtümü giyinip kalkınca "ben gidiyorum artık" dedim ve gidip diğer elemanlarla tokalaştık.
Herkesle tokalaşmam bitmişti ki, iş güç sahibi adam da onlarla tokalaşmak için geldi ve tokalaştılar. Sonra biz onunla beraber iskeleye doğru yürümeye başladık ve iskeleye varıncaya kadar, birbirimize bir kaç saçma sapan soru sorduk. Sonra o bana "ben beşiktaş'a gideceğim" dedi, bende ona "yolun açık olsun" dedim, kabataş vapuruna bindim ayrıldık..
Ama güzel bi gündü. Hatta hep beraber boklu marmara denizi'ne atlayıp dururken, ben bi ara "ya durun denize yakışıklı atayım, belki marmara denizi maya tutar" diye bizim iş güç sahibi adamı denize iterken video bile çekip instagram'da paylaştım. Sağolsun adam da kırmadı beni :) işte o video tıklayın!
4.09.2013
3.09.2013
Alp ve Ceren = 3 Eylül 2023
Oğlum büyümüşte, online oynanan oyunlardaki kızlara yürümeye başlamış.
Oğlum bu aralar her fırsatta instagram'a girmeye çalışınca, merak edip nedenini öğrenmek için ne yaptığına bakmak istedim ama izin vermedi. Bende bilgisayarımı istediği ilk fırsatta verdim ve o şifresini girdikten hemen sonra, ona fark ettirmeden kaydedip kenara çekildim.
Garibim meğer fake hesaplardan kendisini kandıran, ondan 2-3 yaş büyük genç kadınlara takılmış :)
Biriyle olan yazışmalarını aşağı bırakıyorum.
Bu arada oğluma ait bu yazışmanın sonunda gördüğünüz gibi, CEREN adlı Oğlumun Duygularıyla Oynayan Genç Şerefsiz Kadın'ın hesabı artık yok ve canım oğlum'da bunu fark edip kırgın bi hayal kırıklığı içinde hesap mı sorsa, fırça mı atsa ne yapsa bilmeden öylece feryat ediyor.
(ve evet, Ceren'in hesabını ben şikayet ettiğim için kapandı. Çünkü canım oğlumun fake bi hesaba takılıp ona abla mı dese, sikmek için yol mu yapsa, yoksa sadece oyun arkadaşı olarak kendini kullandırtmaya devam mı etse adındaki kafa karışıklığı içinde pır pır koşturmasına dayanamadım)
Canım oğlumun harıl harıl aynı anda 2-3 kıza yazması, ama hesapların hepsinin fake olduğunun farkında olmaması beni üzdü. Şerefsizler yavrumu oyunlarda tavlayıp, beraber oynayarak onu hep öne sürmüş halde kendinizi birinci seçtiriyorsunuz tamam da, bari siki yeni kalkmaya başladığı için kafası fazlasıyla karışık yavrucağızımın duygularıyla internetten aldığınız bi kaç fotoğrafı paylaşıp durarak oynamayın. Yapmayın etmeyin kurban olayım size, o daha küçücük. Belki henüz osbir çekmeyi bile öğrenmedi. Yazık ona. Henüz çok masum ve annesinin baskısı altında bir kertenkele gibi sürekli ürkek bi şekilde yaşamaya alışmış haliyle ne yapacağını hiç bilmiyor.
Allah'ım ne olur onu çok üzdürme. Hayatına girecek olanlar; şefkatli, merhametli ve yüreğinde iyilik olan huzurlu insanlar olsunlar. Yoluna; onu maddi ve manevi olarak kullanmayacak, istismar etmeyecek güzel insanlar çıkart. amin.

Oğlum bu aralar her fırsatta instagram'a girmeye çalışınca, merak edip nedenini öğrenmek için ne yaptığına bakmak istedim ama izin vermedi. Bende bilgisayarımı istediği ilk fırsatta verdim ve o şifresini girdikten hemen sonra, ona fark ettirmeden kaydedip kenara çekildim.
Garibim meğer fake hesaplardan kendisini kandıran, ondan 2-3 yaş büyük genç kadınlara takılmış :)
Biriyle olan yazışmalarını aşağı bırakıyorum.
Bu arada oğluma ait bu yazışmanın sonunda gördüğünüz gibi, CEREN adlı Oğlumun Duygularıyla Oynayan Genç Şerefsiz Kadın'ın hesabı artık yok ve canım oğlum'da bunu fark edip kırgın bi hayal kırıklığı içinde hesap mı sorsa, fırça mı atsa ne yapsa bilmeden öylece feryat ediyor.
(ve evet, Ceren'in hesabını ben şikayet ettiğim için kapandı. Çünkü canım oğlumun fake bi hesaba takılıp ona abla mı dese, sikmek için yol mu yapsa, yoksa sadece oyun arkadaşı olarak kendini kullandırtmaya devam mı etse adındaki kafa karışıklığı içinde pır pır koşturmasına dayanamadım)
Canım oğlumun harıl harıl aynı anda 2-3 kıza yazması, ama hesapların hepsinin fake olduğunun farkında olmaması beni üzdü. Şerefsizler yavrumu oyunlarda tavlayıp, beraber oynayarak onu hep öne sürmüş halde kendinizi birinci seçtiriyorsunuz tamam da, bari siki yeni kalkmaya başladığı için kafası fazlasıyla karışık yavrucağızımın duygularıyla internetten aldığınız bi kaç fotoğrafı paylaşıp durarak oynamayın. Yapmayın etmeyin kurban olayım size, o daha küçücük. Belki henüz osbir çekmeyi bile öğrenmedi. Yazık ona. Henüz çok masum ve annesinin baskısı altında bir kertenkele gibi sürekli ürkek bi şekilde yaşamaya alışmış haliyle ne yapacağını hiç bilmiyor.
Allah'ım ne olur onu çok üzdürme. Hayatına girecek olanlar; şefkatli, merhametli ve yüreğinde iyilik olan huzurlu insanlar olsunlar. Yoluna; onu maddi ve manevi olarak kullanmayacak, istismar etmeyecek güzel insanlar çıkart. amin.

2.09.2013
deneme, ses kontrol deneme
Bu aralar her şey üstüme üstüme gelirken bende kendimi iyice saldım gitti. Bu salmalar arasından birinde kendimi İzmit'e giden gece yarısı otobüsünde başım yanımdaki adamın omzuna düşmüş, ağzımdaki salya adamın tişörtünü ıslattı ıslatacakken yakaladım. Yarı uykulu bir şekilde gözlerimi açıp nerdeyiz dediğim de adam hafifçe bana dönüp bir şeyler söyledi ve bende anlamış gibi yapıp "haa tamam. teşekkürler" dedim. Sonra başımı iyice kaldırıp pencereden uzaklarda umut vaat eden şehir ışıklarına bakındım. Ya izmit bu kadar büyük müydü? cümlesini sesli söyleyince yanımdaki adam, orası izmit değil, körfez orası dedi. Ben yine "aaa evet ya. ama gece daha bi güzel görünüyormuş" dedim. "Evet doğru" dedi adam ve ben az önce zar zor açtığım güzel gözlerimi sessizce kapattım.
Gözlerimi kapatınca nereye gidiyorum demeden edemedim. Gecenin bu saatinde nereye gidiyordumki böyle. Üstelik yarın ofiste bi dünya iş beni bekliyordu, ama ben hiç siklemeden kalkıp İzmit'e gidiyordum. Olmaz ki canım böyle diye diye iç dünyama daldım gitti.
Hah tamam hatırladım. gündüz adamın biriyle tanışmıştım ve adam çalıştığı şirketin eğitimine katılmak için 1 günlüğüne İstanbul'a gelip, akşam da döneceğini söylemişti. Sonra biz hepi topu 5 dakikalık bir görüşme sonrasında birbirimizden hoşlandığımızı söylemiştik ve adam bu sohbetimizden 1 saat sonra otobüs'e binip İzmit'e gitmişti. Gidince bana "keşke sen de gelseydin benimle" diye sikindirik bi mesaj atmıştı ve bende ona söylemeden kalkıp gitmiştim. Hiç haberi yoktu, süpriz yapacaktım, ama ne olacaktı, ne diyecekti bilmiyordum. Belki de ailesiyle yaşıyordu, belki de sevgilisi vardı evde, belki de evi bile yoktu. Ama ben bunları hiç düşünmemiştim ve adam "keşke sen de gelseydin benimle" dedikten 30 dakika sonra bilet alıp 1 saat sonra da otobüse binmiştim bile. ahhh çılgın ben.
Otobüs haldır huldur yol alırken onunla whatsapp'den yazışmaya başladık. Şimdi yanında olmamı istermiş, beni sevmişmiş falan.
"Bende seni sevdim galiba" diye kesinliği olmayan yanıtlar verdim. Umut vaat etmeyi hiç sevmem zaten. Herkesin hayatında hep ayak üstü bekler vaziyette dururum. Sanki biraz önce kısa bir mola için durmuşum da, kendimi iyi hissettiğim ilk anda çekip gidecekmişim gibi yaşamayı seviyorum. Hele bir de o insanla yeni tanışmışsam ve o kişiyi hayatımın neresine koyacağımı kesinleştirmemişsem sevgi sözcüklerini pek kullanamam da. Çünkü hayatımın neresinde duracağı belirsizken, hedefe isabet eden cümleler söylemek karşısındakinin sadece canını yakar. Sonra sende vebal altında kalırsın falan filan..
Otobüs biraz daha yol aldıktan sonra, İzmit sınırlarına girmişti bile. Hemen whatsapp'den İzmit'te olduğumu söyledim ve "nerde ineyim?" diye sordum. Önce şaka falan sandı, sonra lokasyonumu gönderdim ve hemen çıldırdığı belli olan mesajlar attı. Deliymişim ben, bu yapılamazmış, çılgının tekiymişim bla bla. Oysa çılgınlık falan değildi, sadece adama karşı belirsiz bir his duyup sürekli onu düşünmektense, peşinden gelip ne hissettiğimi kesinleştirmeliydim ve ben işte bunun için gelmiştim.
Çünkü sonu bitmeyen ve hatta haftalarca uzayıp giden aptal şapşal yazışmaları çocukluğumda bırakmıştım. Artık hayat felsefem: "Birini tanımak istiyorsanız, onunla yatın!"dı.

Her neyse işte. Mesajlaşmalarımızın hayret bölümü bittikten sonra bana ineceğim yeri söyledi. Otobüs zaten yol üstünde 2-3 km'de bir insanları indiriyordu. Duraklarından birinde bende indim ve onu arayıp indiğimi söyledim. Çok geçmeden geldi. Sımsıkı sarıldı bana. Bende sımsıkı sarıldım ona. Sımsıkı sarılınca farkettim, gündüz yaşadığımız heyecandan eser kalmamıştı. Sonra acıktığımı söyleyip açık olan börekçilerden börek falan alıp, yol boyunca konuşa konuşa eve geldik. Kapıyı kapatınca bana sımsıkı sarılacağını düşündüm. Sarılmadı. Sonra içeri geçip oyalandık falan ve ben börekleri atıştırmaya başladım. Börekler bittikten sonra muhabbetimiz yatağa gelmişti. Canım hiç yatağa da girmek istemiyordu, ama girdik. Uzun tatsız bir sevişmeden sonra boşaldık ve hemen uyuya kaldım.
Bunda benim doyumsuzluğum mu, yoksa onun tatsız muhabbeti mi etkili oldu bilimiyorum ama geldiğime pişman olmuştum bile. Oysa daha önce kendime söz vermiştim; bir daha selamlaştığım kişinin ardından onlarca kilometre yol katetmeyecektim.
Sonra bir an önce sabah olması için tekrar uyuya kalmalıyım dedim kendi kendime. Ama uyku tutmadı. Onu öpmeye başladım. O da kıçını döndü ve ona sürtünmemi istedi. Öpe koklaya boşaldım ve zaten sonrasında da hemen uyuya kalmışım. Sabah 6:30da çalan alarmla kalkıp giyindim ve taksiyle otobüs terminaline gidip 10dakika sonra kalkacak olan arabaya bilet alıp İstanbul'a döndüm. bir daha yazışmadık da. Şimdi düşünüyorum da: ne anladım ben bu sikişten?
Gözlerimi kapatınca nereye gidiyorum demeden edemedim. Gecenin bu saatinde nereye gidiyordumki böyle. Üstelik yarın ofiste bi dünya iş beni bekliyordu, ama ben hiç siklemeden kalkıp İzmit'e gidiyordum. Olmaz ki canım böyle diye diye iç dünyama daldım gitti.
Hah tamam hatırladım. gündüz adamın biriyle tanışmıştım ve adam çalıştığı şirketin eğitimine katılmak için 1 günlüğüne İstanbul'a gelip, akşam da döneceğini söylemişti. Sonra biz hepi topu 5 dakikalık bir görüşme sonrasında birbirimizden hoşlandığımızı söylemiştik ve adam bu sohbetimizden 1 saat sonra otobüs'e binip İzmit'e gitmişti. Gidince bana "keşke sen de gelseydin benimle" diye sikindirik bi mesaj atmıştı ve bende ona söylemeden kalkıp gitmiştim. Hiç haberi yoktu, süpriz yapacaktım, ama ne olacaktı, ne diyecekti bilmiyordum. Belki de ailesiyle yaşıyordu, belki de sevgilisi vardı evde, belki de evi bile yoktu. Ama ben bunları hiç düşünmemiştim ve adam "keşke sen de gelseydin benimle" dedikten 30 dakika sonra bilet alıp 1 saat sonra da otobüse binmiştim bile. ahhh çılgın ben.
Otobüs haldır huldur yol alırken onunla whatsapp'den yazışmaya başladık. Şimdi yanında olmamı istermiş, beni sevmişmiş falan.
"Bende seni sevdim galiba" diye kesinliği olmayan yanıtlar verdim. Umut vaat etmeyi hiç sevmem zaten. Herkesin hayatında hep ayak üstü bekler vaziyette dururum. Sanki biraz önce kısa bir mola için durmuşum da, kendimi iyi hissettiğim ilk anda çekip gidecekmişim gibi yaşamayı seviyorum. Hele bir de o insanla yeni tanışmışsam ve o kişiyi hayatımın neresine koyacağımı kesinleştirmemişsem sevgi sözcüklerini pek kullanamam da. Çünkü hayatımın neresinde duracağı belirsizken, hedefe isabet eden cümleler söylemek karşısındakinin sadece canını yakar. Sonra sende vebal altında kalırsın falan filan..
Otobüs biraz daha yol aldıktan sonra, İzmit sınırlarına girmişti bile. Hemen whatsapp'den İzmit'te olduğumu söyledim ve "nerde ineyim?" diye sordum. Önce şaka falan sandı, sonra lokasyonumu gönderdim ve hemen çıldırdığı belli olan mesajlar attı. Deliymişim ben, bu yapılamazmış, çılgının tekiymişim bla bla. Oysa çılgınlık falan değildi, sadece adama karşı belirsiz bir his duyup sürekli onu düşünmektense, peşinden gelip ne hissettiğimi kesinleştirmeliydim ve ben işte bunun için gelmiştim.
Çünkü sonu bitmeyen ve hatta haftalarca uzayıp giden aptal şapşal yazışmaları çocukluğumda bırakmıştım. Artık hayat felsefem: "Birini tanımak istiyorsanız, onunla yatın!"dı.

Her neyse işte. Mesajlaşmalarımızın hayret bölümü bittikten sonra bana ineceğim yeri söyledi. Otobüs zaten yol üstünde 2-3 km'de bir insanları indiriyordu. Duraklarından birinde bende indim ve onu arayıp indiğimi söyledim. Çok geçmeden geldi. Sımsıkı sarıldı bana. Bende sımsıkı sarıldım ona. Sımsıkı sarılınca farkettim, gündüz yaşadığımız heyecandan eser kalmamıştı. Sonra acıktığımı söyleyip açık olan börekçilerden börek falan alıp, yol boyunca konuşa konuşa eve geldik. Kapıyı kapatınca bana sımsıkı sarılacağını düşündüm. Sarılmadı. Sonra içeri geçip oyalandık falan ve ben börekleri atıştırmaya başladım. Börekler bittikten sonra muhabbetimiz yatağa gelmişti. Canım hiç yatağa da girmek istemiyordu, ama girdik. Uzun tatsız bir sevişmeden sonra boşaldık ve hemen uyuya kaldım.
Bunda benim doyumsuzluğum mu, yoksa onun tatsız muhabbeti mi etkili oldu bilimiyorum ama geldiğime pişman olmuştum bile. Oysa daha önce kendime söz vermiştim; bir daha selamlaştığım kişinin ardından onlarca kilometre yol katetmeyecektim.
Sonra bir an önce sabah olması için tekrar uyuya kalmalıyım dedim kendi kendime. Ama uyku tutmadı. Onu öpmeye başladım. O da kıçını döndü ve ona sürtünmemi istedi. Öpe koklaya boşaldım ve zaten sonrasında da hemen uyuya kalmışım. Sabah 6:30da çalan alarmla kalkıp giyindim ve taksiyle otobüs terminaline gidip 10dakika sonra kalkacak olan arabaya bilet alıp İstanbul'a döndüm. bir daha yazışmadık da. Şimdi düşünüyorum da: ne anladım ben bu sikişten?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















