27.01.2013

içimizde kocaman bi karadelik var

Eski kafa karışıklıklarım, dengesizliklerim yine had safhaya ulaştı. Adeta kendimden geçtim, her gün birileriyle tanışıp ya saxolaşıyoruz, ya da fuck'laşıyoruz. sonrası ise işte bildiğin gibi, bir daha selam yok.
Yalan olmasın bazılarıyla 2-3 gün üst üste görüşmelerimizde olmuyor değil. Oluyor valla. Ama sonra işte bırakıyoruz yine kendimizi. Çünkü bir şeyler eksik oluyor, bir şeyler eksik yaşanılıyor. bir şeyler'in aslında tek bir adı var o da; AŞK.
Yani aşk eksik olunca şehvetle sevişmenin skoru en fazla kaç olabilir ki? Aşk yoksa uzatmanın anlamı yok. Hem zaten hayatlarımız yalnızlıktan dolayı yeterince kalabalıkken, sırf biriyle sex yapmak için görüşmeye devam etmek şimdilik çok fazla geliyor bana. Bence sikişmek için aranmaya gerek yok, osbir çekmek yeter de artar bile. En azından bedenin, yerine sadece avuç için kirleniyor.

İçimizde kocaman karadelikler var sanki. Çünkü insanları yutarcasına tanışıp bir daha görüşmemek üzere arkamızda bırakıyoruz.
Oysa insanlarla bi daha buluşmamak üzere tanışıyor değilim. Hatta hayatıma girip bi daha çıkmasınlar diye tanışmaya kalkışıyorum. ama sonra bi bakıyorum, ne fotoğraftaki adamdan eser var, ne de konuşmalarımızdan..
Hani yazışırken arayışlarımız aynıymış gibiyiz, sanki hep kandırılmış, hep aldatılmış, hep yüzüstü bırakılanlardanmışız gibi. Ama işte buna rağmen, bazılarıyle işi ilerletip yattıktan sonra bi bakıyoruzki; karşımızdakini bi an önce sepetlemenin yollarını arıyoruz..
Böylece farkında olmasakda; aslında yüzüstü bırakan da, terkeden de, karşımızdakini kandıran da bizden başkası değil. İşte bu kadar kancığız. Suçu başkasına atıp, kendimizi temize çekiyoruz. Ne kadar temiz olduğumuz anlata anlata bitiremiyoruz. Bizden başka herkes yalancı dolancı, bizden başka herkes sex peşinde güya. Oysa içimizdeki o karadelik, göt deliğimizden başkası değil..

21.01.2013

otobüsteydim..

Otobüsteydim. Nereye gittiğimin bir önemi yoktu. Ya işe gidiyordum, ya da işten dönüyordum. Sabah veya akşam olmasının de bi önemi yoktu yani. Hem sahi, zamanın ne önemi vardı ki; o, işte ordaydı. Öylece koltuklardan birine, kalabalığın içinde tüm yalnızlığıyla oturmuş, bana bakmıyordu. Bense ondan başkasına bakamıyordum bile. Baktım.. baktım.. baktım..
ama o hala bana bakmıyordu;

Oysa başını kaldırıp bana bakmalıydı
Gözgöze dalmalıydık uzunca bir süre.
Bir kaç durak kaçırmalı, ineceğimiz durakları ardımızda bırakmalıydık.
Beni gördüğü an "şimdiye kadar nerdeydin" deyip hemen aşık olmalıydı bana.
Cevap vermemi beklemeden "niye geç kaldın bu kadar" diye hesap sormalıydı.
Oysa duymadığı için olsa gerek anlamıyordu beni,
çünkü sadece ben ona bakıyordum.
o ise; oturduğu yerde, tüm yalnızlığına rağmen farkımda bile değildi..

18.01.2013

Geçen bi rüya gördüm. Rüya tabirlerinde anlamı için diyorduki; hayatının aşkıyla karşılaşacaksın.

Bu aralar Öküz Herif'le uğraşıyorum. Sırf onu terkettim diye olsa gerek adamın bana aşık olası tuttu. Hayır madem seviyordun neden daha önce benim siparişimle yalnız dile geliyordun, yok sevmiyordun neden bana beni seviyormuşsun gibi davrandın, neden bana kendini sevdirdin, seni sevmeme izin verdin, sana sensiz yaşamayacakmışım gibi, sensiz kalırsam nefessiz kalacakmışım gibi davranmama izin verdin, madem sevmiyordun, niye sana karşı sevgi beslememe izin verip enerjimi sömürdün, niye sana beni seviyormuşsun gibi davranmama izin verdin amcık.
Hem inan bana, ben artık cidden bizden bi bok olunmayacağını adım gibi biliyorum..
Bide bu süreç biraz sancılı geçiyor. O sanıyorki ben ona işkence etmek için ayrılmak istediğimi söylüyorum ve bu yüzden uzak durmaya çalışıyorum. Ama işin doğrusu böyle değil ve işte anlamıyor ve ayrılmamıza rağmen her defasında tekrar tekrar görüşmeye başlıyoruz.
Zaten anlamadığı için de bu aralar sürekli bana beddualar edip, arabesk şarkılar gönderiyor. En son "Grup84'den Dokunma" şarkısını gönderdi. Bu şarkıyla ofiste karşılaşmış ve dinlediği an da tuvalete gidip ağlamış. Meğer beni anlamış, şimdiye kadar olan süreçte onu sevdiğime gerçekten inanmış ve bana haksızlık ettiğini kabullenmiş ve sonuç olarak "lütfen bir daha deneyelim" diyor. O bunları söylediğinde yine yataktaydık, dönüp yüzüne baktım ve "be amına koduğum, seni sevdiğimi anlaman için bu şarkıyı dinlemen mi gerekiyordu? be orospuçocuğu peşinde köpek gibi koştuğumu görmen için tuvalete kapanıp benim senin peşinden koşturmalarımı düşünmen mi gerekiyordu" dedim içimden ve suratıma onun görebileceği kocaman bi gülümseme yerleştirdim. O'da bunun üstüne "ne oldu" dedi, bende "aslında eskiden seviyordum, ama artık sevmiyorum. hele bu defalarca ayrılma ve sonra tekrar birleşmelerden iyice yıldım. bak mesela kaç gündür görüşmüyoruz özlememiştim bile. sırf sen istedin diye buluştuk, çünkü eğer gerçekten seviyorsan, buluşmayı kabul etmezsem çok üzülecektin ve ben kimsenin benim yüzümden üzülmesini istemiyorum. senin de benim gibi canının yanmasını istemiyorum. çünkü sevdiğin birinin seni takmaması, bu söylediklerimden daha acıdır. Eğer şu an yataktaysak ve seninle bu konuşmayı yapıyorsam, bilki tüm çabam beni sevdiğini söylediğinden ve canının daha az yanması içindir. Sana gerçekten değer verdiğim, seni daha önce çok sevdiğim içindir. yoksa başka bi amacım yok" dedim ve o, soğuk bi ifadeyle suratıma bakmaya devam etti. "Hadiii, yapma böyle, bana öyle bakma, sana her zaman dürüst oldum. Sevdiğim zaman, sen duymak istememene ve seninle dalga geçtiğimi, seninle oyun oynadığımı sanmana rağmen seni sevdiğimi söylediysem, sevmediğim zaman da seni sevmediğimi söyleyebilmeliyim. buna hakkım var. Seven ve sevmiş olan herkesin de hakkı var" dedim ve o bi anda çok uzaklara dalıp öylece kaldı ve bi ara hiçbir şey demeden giyinip gitti.

Bi kaç gün aramadı sormadı ve sonrasında yine dayanamadım ve aradım. Aramam da işte ne bileyim abi, sonuçta adamla onca zaman yiyiştin ettin, sevdin, yattın kalktın, ağlaştın güldün ve şimdi bi anda hayatından çıkarmak, sanki o yokmuş gibi davranmak bana çok fazla duygusuzca, hatta hayvani geldi. Ne yani şimdi bi anda onu kendi sorunuyla mı bırakıyım. Yo dostum yo, ben böyle değilim. Eğer bundan sonra görüşmeyeceksek tamam kabulumdur, ama onu bu haldeyken, bana "seni seviyorum" demişken yolun ortasında bırakıp "ne halin varsa gör" diyemem. Ben cani değilim, ben yırtıcı bi hayvan değilim. Ben sadece artık onu sevmeyen sıradan biriyim..

Neyse işte, telefondaki "nasılsın"laşmalarımızın ardından "akşam buluşalım da bana bi yemek ısmarla. senlen ayrıldığımızdan bu yana karnıma doğru dürüst sıcak yemek girmiyor" dedim. Sağolsun kırmadı beni ve akşam iş çıkışı buluştuk. Yemek sonrası sokakta turlarken, konu yine "sanırım seni seviyorum" geyiklerine gelince, ben de dayanamadım ve patladım "artık bunu söylemekten vazgeç. çünkü midem bulanıyor, çünkü eğer ben severken sen sevmiyorsan, sen sevdiğinde de ben sevmiyorsam demek ki biz birbirimize göre değiliz. yani hem fazla zorlamanın bi anlamı yok. Demekki uymuyoruz birbirimize, bırak arkadaş kalalım. Eğer istersen arada sevişiriz, yatarız ama daha fazlasını bekleme benden. Ben artık sana karşı hiçbir şey hissetmiyorum. sadece yatağa girdiğimizde sikim kalkıyor o kadar. tıpkı senin daha önce beni sevmemene rağmen yatağa girdiğimizde sikinin kalkması gibi" dedim ve o sokağın ortasında çakıldı kaldı. Bende o çakılınca yoluma devam edip gittim. sikerim böyle işi, dalga mı geçiyorsun amcık. Ben sana seni seviyorum derken nerdeydin göt oğlanı..
Hem insan ya birbirine geç kalmamalı, ya da zamanı tuttumadıysa geçip gitmesini, ordan uzaklaşmasını bilmeli. Yoksa işte böyle her şey çin işkencesine dönüyor, herkes birbirine orospuçocuğu gibi görünüyor. Oysa ben orospuçocuğu değilim, sadece sevdiğim zaman sevilmek isteyen bi piçim..

Bu olaydan sonra bi kaç gün yine konuşmadık görüşmedik. İşte böyle böyle olay normale dönmeye başladı. Artık başkalarıyla takılıyor. Bana da sürekli beddua ediyor. Oysa beddualarından o kadar korkuyorumki, bi gün bi tanesi tutacak, bende siki tutacam diye ödüm kopuyor. Umarım beddualarını bırak, bana karşı ettiği duaları bile kabul olmaz. Neyse işte biz onla normal hayatımıza dönmeye çalışıyoruz bu aralar ve işte böyle böyle o da artık alıştı. Zaten alışmak en kolayı ve en sağlıklısı. Hem biz onla arkadaş olursak daha iyi olacak. Öte türlüsünü yapmaya çalışmak ikimiz içinde işkenceden başka bi sik değil.

Bir de ben böyle arayışlardayken geçen bi rüya gördüm. Doğrusunu söylemek gerekirse şu an rüyayı hatırlamıyorum ama anlamı "hayatımın aşkıyla tanışacağım"dı. Kaç gündür sokakta yürürken, kafe'de parkta otururken, kitapevlerini gezinirken etrafıma öyle dikkatli bakıyorumki anlatamam. Hatta geçen yine sokakta öyle leyla leyla bakınarak yürürken 2 polis koluma girip kimlik falan sordular. Meğer etrafa çok dikkat ediyormuşum diye şüphelenmişler. Adamlara diyemedim ki; rüya gördüm, hayatımın aşkıyla karşılaşacakmışım, o yüzden böyle mal mal etrafa bakınıyorum. Hem belki de ikinizden biri hayatımın aşkıdır. Lütfen hanginiz ibneyse söylesin, çünkü ben artık umudumu kaybetmek üzereyim"
Neyse işte, ben bunları içimden söylerken onlarda her tarafımı elleyip kimlik kontrolü yaptıktan sonra çekip gittiler. anladımki hayatımın aşkı onlardan biri değildi. Umarım bi an önce karşıma çıkar ve beyaz atının dıgıdıg dıgıdıg'ları arasında ufukta kayboluruz.