3.10.2011

Bi şeyi çok istiyorsan ondan vazgeç. İşte o zaman evren sana sike sike verecektir.

Cuma gecesi iş çıkışı istiklal'de dolanıp durdum. Sonra yine klasik kitapevi ziyaretlerini gerçekleştirip, geçen haftalarda başlamış olduğum yeni kitaplardan birini daha bitirdim ve gecenin ilerleyen saatlerinde bi gay cafeye direkt geçiş yaptım. Burda eller havaya misali ortalıkta dolanırken, saatler gecenin bi yarısı oldu ve çıkıp bara gittim. Barda önceki  hafta tanıştığım çocuklardan birine rastladım. Gerçi çocuk diyorum ama bildiğin eşşek kadar adam işte. Ama yaşıtım olunca ben çocuk diyorum o ayrı. Benden çok hoşlanıyor. Sürekli götümü, mötümü elledi, bir iki dudaklarıma yumulmasına izin verdim. Ama çok genç olduğu için herhangi bir tahrik unsurum olmuyor onunla. Daha doğrusu sadece çok sıcak kanlı ve cana yakın olduğu için her yerime dokunmasına ve cimcirmesine ses etmedim.

Aslında birazda kendi halim aklıma geldiği için, bana karşı rahat olmasını ve dilediği gibi davranmasını istedim. Çünkü ben hoşlandığım adamlara yaklaşmak istediğimde karşımda buzdolabı gibi bitiveriyorlar. Hani en azından çocuk tipim olmasa bile, bende hoşlandığı için bana istediği gibi dokunmasına izin verdim. Hani içi hoş olsun, gönlü kalmasın. Hevesi varsada bana dokundukça hevesini bitirsin diye ses etmedim. Aslında sadece böyle düşündüğüm için değil. Bi yandan onca kişinin içinde bana böyle bakması, sanki dünyadaki tek yakışıklıymışım gibi davranması ara ara hoşuma da gitmedi de değil. Ama olay biraz ilerleyince "dur" dedim ve "sadece rahat ol, ama daha fazla ileri gitme" demek zorunda kaldım. O da bunun üzerine özür diledi ve tekrar kafamıza göre takılmaya devam ettik. Bi ara "benden neden hoşlanmıyorsun" diye sordu, bende "hayır hoşlanmamakla alakalı bir durum değil. Ben sadece piçlerden ve çirkin adamlardan hoşlanıyorum. Sense çok fazla düzgün birisin. Sanırım o yüzden sana karşı bir şey hissedemiyorum" dedim. Durup suratını ekşitti ve sonrada dayanamayıp güldü. O anda yanımızdan piçin biri geçiyordu, bende "bak şu tiplerden hoşlanıyorum" dedim. Adama bakıp "ıyyyy, öfff ne buluyorsun bunlarda??" diye pis pis söylendi.

Aslında kendimi bildim bileli hep böyle oldum. Nerde piç, nerde bi orospuçocuğu, şerefsiz dangalak varsa gidip onun peşinden koşturuyorum. Zaten bu çocuk, gece boyunca bakıştığım tipleri gördükçe "yaa sen ne yapıyorsun, bu adamın nesine bakıyorsun. allah aşkına bırak şunları kendine zarar verdirteceksin" diye diye kafamı sikti. Bi ara dayanamadım "siktir git sanane ammına koyim" deyince biraz bozuldu ve gitti. Uzaktan böyle kırgın kırgın bakıp durunca dayanamadım ve gidip gönlünü alıp "ya ben böyle tiplerden hoşlanıyorum. o yüzden bana ne yapcağımı, kiminle takılacağımı falan söyleyip durma" dedim ve barıştık. Dudaklarıma yapıştı ve sımsıkı sarıldı bana. Sonra dans etmeye başladık ve onun arkadaşları gelince beraber takılmaya devam ettik.

Bi ara bu takıldığım fazlasıyla düzgün tiplerden sıkılıp, bi hırsızın peşinden barın her köşesini gezdim, ama adam bana dönüp bakmadı bile. Ammına koyim onunla da hiç kimse ilgilenmedi, ama o da dönüp bana hiç bakmadı. Sonra saat 3 gibi olurken, en son geçen yıl yatarak tanıştığım ve ondan sonrada sürekli barda karşılaşarak arkadaş olduğumuz bi piçle karşılaştık. Ne yapıyorsun muhabbetleriyle başlayan sohbet kendine "iyi bak"la yarım kalınca, tekrar diğer hırsızın peşine düştüm. Ama ııh piç hiç ilgilenmedi bile. Bende gidip konuşmadım, o ağırdan alıp kaçtıkça bende peşinden gidip hiç konuşmayarak ona cehennem azabı çektirdim. Orospuçocuğu bi ufak gülümsese tamamdır da, dersin sanki kalas.

Öyle böyle derken geçen yılki piç geldi ve biz muhabbete falan başladık. Sonra bahçeye çıkıp muhabbeti devam ettirirdik ve bu esnada "benimle gelmek ister misin?" dedi. Bende zaten buna ayılıp bayıldığım için hemen "evet gelirim" diye atladım ve o bunun üstüne "eğer gelmek istemiyorsan sen takılmaya devam et"  diye kendini ağırdan satmaya kalkıştı. Bende hemen "yok yok gelmek istiyorum" dedim ve o gülüp dudaklarıma yapıştı. Tam o anda hırsız gelip karşımda durup bize baktı ve ben hırsızı farkedince, daha büyük bi iştahla geçen yılki piçin dudaklarına asılıverdim. Sonra bardan çıkıp ona gittik ve soyunup evin içinde dolanmaya başladık. Dolaşırken farkettimki artık bedenimle barışmıştım. Çünkü daha önce birinin bana bakmasına dayanamazdım. Soyunmam için illa karanlık olması gerekiyordu ve şimdi ise içeride tüm ışıkların açık olması sikimde bile değildi.

Sonra çıplak bi halde mutfakta ben kendime kahve yaptım, o da bitki çaylarından harman çorman bir şeyler yapıp geldi. Koltuklara karşılıklı bi şekilde oturup, ilişkilerimizden ve ailelerimizden, falan bahsedip, hayatımıza girip çıkanlara biraz küfür falan ettik. "Neden benimle ilgilisin" diye sordu durup dururken "çünkü senden hoşlanıyorum" dedim. "çünkü piç bi yüzün var ve hatta yüzün yalnız piç değil, sende çok piç bir hava var, sanırım o yüzden senle ilgileniyorum" deyip durdum. O ise "aptal mısın, nesin?" adlı bakışlarını takınmış bana bakıyordu ve ben susunca "nasıl yani?" dedi, bende "düzgün bi tip olsan senle ilgilenmezdim, ama sende piç bi hava var, arıza olduğun belli. O yüzden senle ilgileniyorum" dedim. "Hep böylemiydin" dedi "evet" dedim ve daha önce aşık olduğum tinerciden falan bahsettim, güldü. Bende güldüm. "Ama sana hiç bir zaman bir şey veremeyeceğimi biliyorsun değil mi?" dedi "evet biliyorum, ama hoşuma giden şey de bu zaten" dedim. "peki neden kendine bunu yapıyorsun?" diye sordu bende "bilmem. Hoşuma gidiyor. Senin karşılık vermeyeceğini bile bile kendi içimde yaşıyorum. sadece bunu bilmek bile hoşuma gidiyor" deyince, o sözümü kesip "hastasın sen" dedi ve dudaklarıma yapıştı. Bir iki karşılık verdim sonra durdum. O sırada eve bi kız arkadaşı geldi selamlaştık falan, sonra kızı orda bırakıp kalktık. tuvalete girip birbirimizin çükünden tutup işedik. Daha sonra yatak odasına geçtik. Yatağa uzanıp "sadece sarılalım" dedik birbirimize ve sarıldık.

Ama 5 dakika sonra yaraklarımız hafiften hafiften kalkışa geçince dayanamadık ve birbirimizi parçalarcasına bi başladıkki, ben boşalınca olay bitti ve uyuya kaldım. Sonra bi ara uyanınca tekrar sevişmeye başladık ve bu sefer o boşalınca uyuya kaldı. O uyurken bende tavana bakınıp "neden geldim buraya" diye kara kara düşünüp uyuya kaldım ve sabah uyandığımda saat 09:00 du.

O benim uyandığımı farkedince bir şeyler mırıldandı, ben de "hım hoom" falan yaparak kalkıp çişimi yapmaya gittim ve geldiğimde o hala bir şeyler mırıldanıyordu. Bende "sus artık" deyip dudaklarına yapıştım ve sonra öyle sarılmış bi halde biraz uyuklamaya başladık. Aradan ne kadar zaman geçti biliyorum, bi ara uyandım ve "artık gidiyim. Saat geç oluyor işim var" falan deyip üstündeki çarşafı çekip yere attım ve ona baka baka giyinip, daha sonra üzerine atladım ve bir iki öpücük daha derken tamamen uyandım ve "çıkıyorum" deyip çıktım. Taksime geldim fransız konsolosluğunun cafesinde kahvaltı yapıp eve gitttim ve uyuya kaldım. Sonra akşama doğru uyandım ve bara gitmek istediğimi söyledim kendi kendime ve o arada yine uyuya kalıp, gecenin ilerleyen saatlerinde gözlerimi açtığımda saat 01:30 du.

Kendi kendime "üüff bu saatte bi yere gidilmez" deyip banyoya girdim. Duş alıp osbir çektim ve sonra gelip six feet under dizisini izlemeye başladım. Sabah 08:00 e kadar nette dolanıp durdum, daha sonra uyumak için bir porno film açıp izledim ve osbir çekip uyuya kaldım. Akşama kadar uyanıp uyanıp osbir çektim, blog yazısı yazıp yayınladım ve ayağımı dişleyen karıncalara küfür ettim, balkondaki güvercinlere "salaklaaar" dedim ve buzdolabındaki yumurtaları kırıp yedim. Akşam taksime çıktım. Kitapevlerinden uzak durmaya çalıştım, eski bir arkadaşımı aradım cevap vermedi ve yine başka bi gay cafeye gittim ve tatatataammm.

Cafe sahibiyle "hoş geldin" tokalaşması yaparken, yanında sıcacık sıcakcık gülümseyen biriyle göz ucuyla ufaktan göz göze geldik ve ben beğendiğim birini gördüğüm zaman elim ayağım dolandığı için sanki onu takmıyormuş gibi davranmaya başladım. Hafif kilolu, kumral ten, kır saçlı ve kirli sakallıydı. Garsondan bi sigara alıp, masadaki mumlardan biriyle sigaramı yakarken onun beni izlediğinin fazlasıyla farkındaydım. Bende o izliyor diye daha bi artist tavırlar içinde sigarayı yakıp derin bi fırt çektim ve sigara içmeye alışkın biri olmadığım içinde öksürük tuttu beni. Öksürük tutunca çok bozuldum lan. Bütün karizma yerle bir oldu. Hemen balkona kaçtım ve garsondan bi kahve isteyip uzaklara dalıyor numarasına yatıp onun sağ tarafıma düşüne siluetine daldım.

Az sonra garson kahvemi getirirken, ona "ya şu adama söylesene bi kahve içelim" dedim ve garson ciddi olup olmadığımı söyledi. Bende ciddi olduğumu söyledim ve garson "ama aramızda kalsın adam evli" dedi. Bende "önemli değil" dedim ve o söylemeye gitti. Bu arada benim kalbim duracak gibi oldu ve acaba kabul eder mi, yada beni çok basit biri olarak görecek mi, falan diye düşünürken garson gelip kabul ettiğini söyledi. Kabul ettiğini duyunca "benden daha iyisini mi bulacak" diye kendi kendime havalara girdim.

İlk olarak garsonun onunla dalga geçtiğini düşünmüş, ama sonra garson "yemin billah, kur'an çarpsın" falan diye yemin edince, adam inanmış ve "birazdan gelirim" demiş. Aradan bi 5 dakka falan geçmiştiki ben kahvemi içerken o geldi ve "merhaba" dedi. Hatta o gelmeden önce ben bu olayları tweetliyordum. Elimi uzattım ve tanıştık. Sonra 1-2 saat kadar konuş konuş konuş hop "istiklal'e çıkıp bir iki tur atalım mı?" dedi. Bende sevindirik oldum ve "olur" dedim, sonrada çıktık. İstiklal'de götümüzde kelebekler uçuşaraktan bir iki tur attık ve konuşurken birbirimizi tanımaya devam ettik.

35 yaşında. Yani benden 9 yaş kadar büyük. Bu arada garsonun, onun evli olduğunu bana söylediğini ona söylemedim ve sohbet esnasında çok da abartmadan "evli misin?" dedim. "Evet" dedi. 6 yaşında bir kızı varmış. Sonra fotoğrafını gösterdi. dünya tatlısı bi kız çocuğuydu. "Allah bağışlasın" falan deyip sohbete devam ettik. "Karımı sevmiyorum, ama beraber yaşıyoruz" dedi. "Neden sevmiyorsun?" falan dedim "bilmiyorum bi türlü tam olarak birbirimize ısınamadık ama evliyiz hala" dedi. Sonra bana "bu senin için sorun değil mi?" diye sordu, bende "hayır neden sorun olsunki, sonuçta akıl sağlığın yerinde ve ne yaptığını bilerek yaşıyorsun" dedim. Gülümsedi. "Ama bir çok şeyi eksik yaşayacaksın" deyip konuya devam ettik.

Sonra gece boyunca konu devam etti ve o da aralarda "sen nerden karşıma çıktın yaw" deyip deyip durdu. "Niye ya kötü mü oldu" diye sordum ve "yok ya gidip kahveni içseydin işte sakin sakin" falan dedi. Bende onun bu takılmalarına biraz bozuldum "iyi öyleyse. hiç tanışmamış olalım" dedim "yok yaa olur mu öyle şey canımsın" deyip sokağın ortasında sarıldı bana. Mutlu oldum, hemde çok. O böyle şeyler söylerken, bende içimden "acaba karısına da aynı şeyleri söylüyor mudur?, karısına da sokakta böyle sarılıyor mudur?" diye bir şeyler düşündüm. Ama baktım düşündükçe iş karışıyo, bend boşverdim.

"Bu saatte dışarda olman sorun olmuyor mu?" diye sordum ve o da "yok bugün izinliyim" dedi. "Hımm iyi ama eğer sorun olursa rahat ol, evin çoluk çocuğun her zaman ilk planda olsun" dedim, o da gözlerime "aptal" der gibi bakarak güldü. "Ya ama öyle doğruya doğru yani" dedim ve güldük. Sonra biraz daha takıldık ve o eve gideceğini söyledi. Durakta ayrıldık bende eve gittim. Sonra beni aradı "iyi geceler" falan filan dedik ve uyudum. Sabah aradım "ne yapıyorsun" falan gibisinden, "hiiiç" dedi. "Ya ben gece uyuyamadım" falan dedi. "Niye?" dedim, "bilmem sen bilirsin" dedi. O "uyuyamadım" deyince kafamda o ve karısı yanyana uzanmış halde canlanıverdiler ve onun gözlerini tavan dikip beni düşündüğünü görür gibi oldum. Tuhaf bi duygu. Bugünde gün boyu 5-6 defa arayıp durdu. Hatta az önce bile onunla konuştuk. Ben bu kadar aranmaya alışık değilim. Belkide hiç bu kadar ilgilenilmediğim için olsa gerek. Bilmiyorum işte öyle yani.

2.10.2011

Öyle bir geçirirki zaman, tam dibe değecekken farkına varırsın

"Hayatıma girdi mi çıkmayacak adamı arıyorum" deyip her karşıma çıkanla seviştikçe aslında dibe doğru gittiğimi farketmemiştim ve geçen hafta gittiğim sikindirik barda, sürekli aklıma gelip duran "acaba ben sex bağımlısı mıyım?" sorularının ardından oturup düşününce kabullenmiştim ya, aslında evet doğruymuş. "Aşk yaşıyorum, adamımı arıyorum" derken yaptığım tek şey; sexmiş.

İşte bu yüzden geçen hafta pazartesi günü iş yerinden izin aldım ve doktora gittim. Sağolsun, patron hemen "hayırdır önemli bir şey mi var?" deyip üstüme üstüme geldi. Bi ara "evet patron bi şey var. Seni görünce sevişmek istiyorum, taşşaklarını ağzıma alıp, bi yandanda osbir çekmek istiyorum. O müthiş dudaklarının tadına bakmak, o geniş omuzlarına yatıp nefesini kulağımda hissetmek istiyorum ve bu isteklerimden artık bıktığım içinde doktora gitmem lazım" diyemedim tabii. Bunun yerine "yok yok sadece gitmem lazım" falan demekle yetindim.

Hastaneye sabahın köründe gitmeme rağmen anca 42 numarayı alabildim ve 42 numaraya da artık sıra ne zaman gelirdi bilinmez bi şekilde öyle oturdum etrafı izlemeye başladım. Anasıyla gelenler, babasıyla gelenler, kocasıyla gelenler derken, ebesiyle gelenlerde eksik değildi. Hele küçük çocuklar. Hey allahım herkese şifa ver tamamda, çocukları ne diye daha en başından hasta ediyorsun tam olarak bi anlasam. Lütfen insanları çocuklarının hastalıklarıyla sınama allahım. Çünkü bazı beyinsizler, seninde kendileri gibi bir işletim sistemin olduğunu sanıp, senin de onlar gibi düşünmediğin gerçeği işlerine gelmediği için, senin çocuklara hastalık vermeni anlayamıyorlar ve bunu anlayamadıkları içinde seni yok sayıyorlar. Hayır biliyorum sen varsın, orda bi yerdesin. Ben hoşlandığım adamlara götümü siktirirken, sende orda bi yerden bana bakıp kıs kıs gülüyorsun. Hatta önceleri neden kıs kıs güldüğünü anlamamıştım. Ama şimdi anlıyorum. Beni tam bi sex bağımlısı yapmışsın ve şimdi de dalga geçer gibi "hadi bakalım bunu yen" diyorsun. Sırf sana inat bunu yenicem ve görceksin; seni, bana güvenmediğin için yarattığına bile pişman edcem.

Neyse işte numaramı aldım ve oturdum. Bekle bekle bi türlü sıra bana gelmedi. Bende çok sonra kalkıp danışmaya "sıranın bana ne zaman geleceğini" sordum, onlarda "öğleden sonra anca gelir" dediler ve bende çıkıp eve geldim. Öğleden sonra tekrar gittiğimde 1 saat sonra anca bana sıra geldi. İçeri girdiğimde biraz çekindim çünkü kadın doktordu. Aslında çekinmek değilde işte sex bağımlısı olduğumu bi kadına söyleyemedim. Çünkü o an utandım kendimden. Doktora da "ya kadın olduğunuz için rahat olamıyorum" falan dedim. Aslında tuhaf bi durum. İnsan sex bağımlısı olmasa belki bi kadınla rahatlıkla sex bağımlılığı hakkında konuşabilir, ama bağımlısı olunca kalkıp "ben sex bağımlısıyım" diyemiyor. Garip gurup bi durum yani.

Doktor da "isterseniz sizi X bey'e yönlendireyim yarın onunla konuşun" deyince, zaten bi gün beklemiş olduğum için 1 gün daha beklemek istemediğimden "yok yok rahatladım konuşabilirim" deyip anında "ben. ıııııımm sanırım sex bağımlısıyım. aslında sex bağımlısı olduğumu düşünüyorum. yada öyle bir şey" dedim. Doktor "neden böyle düşünüyorsun?" dedi. Önce her hoşlandığım kişiyle yatmak isteğimden bahsedemedim ve bu yüzden onun yerine "çünkü çok fazla porno izliyorum" dedim. "Nasıl yani?" dedi. "Her yalnız kaldığım anda, bazen de her fırsatını bulduğum anda" dedim. "Peki bu seni rahatsız ediyor mu, gündelik işlerini yaparken geri kalıyor musun veya sürekli aklında oluyor mu?" diye sordu, bende "yok sadece yalnız kaldığımda, fırsatını bulduğumda falan. Ama işime mani olmuyor. Hatta çalışırken aklıma bile gelmiyor" dedim. "Peki izlemediğin zaman ne hissediyorsun, bi eksiklik hissediyor musun?" diye sorunca bende "yoo izlemeyince naslısa daha sonra izliycem, müsait olunca izlerim deyip çok takmıyorum" dedim.

Aslında bunları söylerken, sadece "her önüme gelenle seviştiğimi" söylemeden o benim sex bağımlısı olduğumu anlasın ve ne yapacaksa yapsın istiyordum. Ama ben bunları söyleyince doktor "bu normal bir şey, ama tabii fazla abartmamak gerekiyor" dedi. O böyle diyince bende dayanamadım ve birazcık homurdanarak "ya aslında öncelikle ben eşcinselim" dedim ve durdum. O anda durmamın nedeni tamamen açık olmaya karar verişimde ve bi an duraksamadan sonra devam ettim "her hoşlandığımla yatmak istiyorum. Hatta kız erkek farketmiyor. Her hoşlandığımla sevişmek istiyorum. Ama tabii sadece erkeklerle yatıyorum" dedim. Kadın durdu bi an ve "yani birden çok partnerin mi var" dedi. "Evet hatta onlarca oluyor. Her hoşlandığımla yatmak istiyorum. Metroda, metrobüste otobüste cafede her yerde gördüğüm hoşlandığım adamlarla yatmak istiyorum ve bir çoğuyla da yatıyorum. Fırsatını bulduğumuz ilk anda yatıyorum. Aslında yatıyorum derken ilişki kısmına girmiyorum ama sevişmenin tüm evrelerini rahatlıkla geçiyoruz. Sadece ilişkiye girmiyorum, ama ilişkiye varıncaya kadar her şey sınırsız bi şekilde devam ediyor ve kendimi tutamıyorum" dedim. Doktor "hım peki eşcinselliğin tedavisi olmadığını biliyorsun değil mi?" dedi, bende "evet evet biliyorum" dedim. Sonra "tamam söylediklerini anladım. Ama bu konu beni aşıyor. Seni x  hastanesine yönlendiriyorum. Ordaki görüşmelerden net bir sonuç çıkar. Orda terapilere katılman gerekebilir. Eğer gerçekten sex bağımlısıysan bundan kutulman biraz zaman alacak" dedi ve önündeki kağıda "cinsel işlev bozukluğu polikliniğine sevki uygundur" diye yazıp bana verdi. Bende rahatlamış bir şekilde kalkıp teşekkür ettim ve çıkıp o hastaneye gittim. Orası o kadar yoğunduki o gün için randevu alamadım ve ordaki adam bana bi kart verip "bu numarayı ara, yada internetten girip yer ayır" falan dedi. Bende işte bi haftadır randevuyla uğraşıyordum ve nihayet bu sabah telefonda bu haftaiçine randevu alabildim. Bakalım ne olacak.

Öte yandan aslında sex bağımlılığını kendime itiraf ettikten sonra daha bi rahatladım ve eski stresimden eser kalmadı gibi. Sanki ruhum boşaldı gibi bir hisle yaşıyorum bugünlerde. Belkide insanın sorununu kabul etmesi asıl tedavinin başlangıcı oluyor olsa gerekki bu yüzden bende rahatladım. Öte yandan yıllardır tanıdığım bi kadın blogger arkadaşıma sex bağımlısı olduğumu söylediğim de bana güldü. Çok zoruma gitti bu durum. Zoruma gitmesinin nedeni; hani beni anladığını ve aslında laf olsun diye değil cidden anladığını sanıyordum. Yazıkki anlamamış beni. Ve insanın her şeyini bilen bi arkadaşı tarafından anlaşılamadığını öğrenmesi çok kötü bi durum. Resmen yıkılıyorsun. Oysa ben şakalarımda, her ne kadar kendimle dalga geçiyor olsam bile her zaman doğruyu söylemişimdir. O'na "gülme, ciddiyim" dedim ama bozulmuştum zaten. Ben böyle diyince beni ciddiye aldı ve zaten artık bende konuşmak istemiyordum ve konuyu kapadık.

Diğer yandan yıllardır tanıdığım bi erkek arkadaşıma da bunu söylediğimde gayet anlayışla karşıladı. Beni ciddi bir şekilde dinledi ve hatta bu bir haftadır randevu alma işiyle o da uğraşıyordu. Hatta tanıdığı bi arkadaşını bile devreye sokup o hastanede anında randevu almaya çalıştı. Hani randevu alamadı ama böylesine ilgilenmesi, beni ciddiye alması ve konuşması hoşuma gitti.
Sanırım şundan emin oldumki; erkekler birbirini daha iyi anlıyor. Ya da bunun gibi bir şey.

kumral ve seksi

Saat şimdi 01:20. Şeytan sürekli dürtükleyip "kalk git bara. bul birini, taşşaklarını yala, sikin birbirinizin götünü içinizdeki enerjiyi boşaltın" diyor. Ama şeytan olmayan diğer yanım "salak mısın nesin? otur oturduğun yerde, şimdi bara gidicem diye bir sürü hazırlan giyin miyin, sonra bide yetmezmiş gib çık git onca yol yürü ohoooooooo boş ver" diyor. Benim ise canım sıkkın sadece yazmak istiyorum ama ne yazacağımı bilmiyorum. Öylesine laf olsun diye işte bu satırlara başladım ve ilerlemeye devam ediyorum.

Yazmak osbir çekmek gibi bir şey. İnsan yazdıkça rahatlıyor ve rahatladıkça sürekli rahatlamak için yazmak istiyor. Osbir çekenler bilirki zamanla osbir çekmekten zevk almak bi yana artık bu alışkanlık olduğu için devam ediyor. İşte şu an benim yazma şeyimde öyle. Zevk almıyorum, sadece alışkanlıktan ve içimdeki yazma hevesinden, isteğinden dolayı habire yazıyorum. Sikindirik bi yazma tutkusu, beş para etmez bi aptalca uğraş.

Yazmak sayesinde bir çok sırrımı hiç kimseye anlatmadan burada kolayca dile getirebiliyorum ve hiç kimsenin öğrenmesini istemediğim şeyleri aslında herkese söyleyerek hiç kimseye anlatmamış oluyorum. Yazmak başlı başına bir boşalma süreci, kimeye güvenmemenin verdiği ve aslında güvenememenin getirdiği bir alışkanlış da denilebilir. Kime güvencenki zaten. Bide güvensen bile kime neyi anlatıcaksınki. Hiç kimse kimseyi anlamıyor. Zaten insan birine derdini anlattığı zaman anlaşılamıyorya o daha çok sikiyo insanı.

                                                          --------------------

Aslında dün gece eski aşık olduklarımdan biriyleydim. Ama nasıl aşıktım varya adamı görmek için kırk takla atardım. Gördükten sonrada gidip hemen osbir çekerdim. allahım o kumral havası yok mu, o kendine has gülüşü, o piç suratındaki yeşil gözleri bitirirdi beni. sürekli olarak kirli sakallı oluşu, inci tanesi gibi tek tek dizilmiş gibi duran dişleri, kırmızı ve pembe arasında gidip gelen dudak rengi sanki başka bir şeydi. ama şimdi artık eskisi gibi değil. Sadece öylesine ne yapaıyorsunlarla başlayan bir selamlaşma süreci ve kendine iyi baklarla devam eden bir allahaısmarladık elvedasıyle sürüyor ilişkimiz. En son geçen yıl sevişmiştik, başka da bir şey olmadı aramızda. Birde işte arada sırada birbirimizi barda görüp ayaküstü nasılsın babındaki iki ufak önemsiz öpücük oluyordu aramızda.

Dün gece yine barda karşılaşıp durunca biraz sohbet ettik falan filan. sonra hadi gel bana gidelim deyince evet dedim. Ama sadece uyuycaz dedik birbirimize ve aslında o da, bende; farkındaydıkki sadece sarılıp uyuyamazdık. Çırılçıplak vucudunun her bi köşesini gün ışığında tamamen görmüş iki kişi yatağa sadece sarılıp uyuycaz diye giremezki ve bende zaten dayanamadım söyledim "sadece sarılmıycaz biliyorsun değil mi?"

kendimi kandırmayı sevmem, karşımdaki insanları ise hiç kandıramam. Yalan söyleme gibi alışkanlıklarımı bırakalı sanırım 5 yıl falan oldu. Gerçeği söylesen ne olacakki, kaybedebileceğim hiç bir şey benden daha değerli değil. Yeterki yalan söylerken kendimi kaybetmiyim. Yalan söylemeyi bıraktığımdan bu yana daha mutluyum ve bu yüzden ona da hiç yalan söylemedim. "evet aslında haklısın" dedi. sonra beraber kahkahayı bastık. Hala seviyormuyum, eskisi gibi miyim diye çok düşünüyorum ama oııh hayı sevgi değil, sadece bedenimin onun bedenini arzulamasından kaynaklanan bir iç geçiriş. başkla bi sikim yok ve yattıktan sonra biter her şey. Oysda yatmak bile gerekmiyor, altı üstü bir osbire bakar her şey.

Ama işte sex bağımlılığı böyle bir şey ve sen aslında bi yerden sonra sadece bir bedene dokunmak istersin. dokunmak, onun her yerine öpücükler kondurmak ve ondan kaybolmak istersin. Zaten zamanla hiç tanımadığın yerlerde, hiç birlikte olamayacağın adamlarla uyanında kaybolduğunu farkediyorsun. sex bağımlılığı aslında çok çetrefilli bir şey. Çünkü geçen hafta gittiğim psikiyatr bile bu konunun onu aştığını daha 2inci dakika da itiraf edip başka bir yere gitmemi söyledi. Oysa kadına ben derdimi anlatmaya ba