16.08.2010

Pazar günlerinden nefret ederim, ama sevgilim olsa belki sevebilirim

Bugün günlerden pazar ve ben pazarın ta ammına koyımm.Sevmiyorum pazar günlerini. Bana yanlızlığımı hatırlatıyor, kimsesizliğimi, çaresizliğimi, tüm siktiri boktan hisleri hatırlatıyor ve adeta dile gelip bana ''tek başına burda geber köpek'' diyor.
Bu yüzden olurda bi gün, yaşadığım devlette başkan veya başka bi sikim olursam, ilk işim pazar günlerini kaldırmak olur. Böylece tüm çalışan yanlızları, kimsesizleri bu siktiri boktan hislerden kurtarırım. Sayemde herkes pazar günü eve kapanıp ne yapacağını şaşırır hale gelmez.
Tabii önce şöyle bir şey yaparım, yanlız insanları belirleyip fişlerim. Sonrada bu fişlediğim mallara ya sevgili bulun, yada Pazar günüde gelip eşşek gibi çalışacaksınız :Pp diye emirler veririm.
Gerçi sayemde bi yandan nufus patlaması da olur, hatta yanlızlar, abazalar falanda çiftleşirler :)) İlişkidlerde düzenli sex çok önemlidir. Bu sayede her pazar sex kaçınılmaz olacağı için, çiftler asla ayrılmaz falan filan.
Öfff canım sıkıldı fazla uzatmıycam. Pazar gününden, yanlız olduğum için nefret ettiğimi bilin yeter. Byee

15.08.2010

Bol hataları olan insanlara önce taparım, sonra yatarım

Öncelikle nasıl göründüğüm konusunu açıklığa kavuşturalım da, sonra kaldığımız yerden gevezelik edip kafa şişirmeye devam ederiz. Efendim ben; dışardan bakıldığında ''ayy canım pek efendi, pek sessiz, pek sakin bi çocuk, alıp evde beslesem mi acaba?'' diye düşündürten tiplerdenim. Yanisi; böyle sakin görünen, kendi halinde, seslenmesen 40 yıl boyunca yerinde sabit duracak olan, vur kafasına al elinden ekmeğini, ses etmez misali birine benziyorum.

Ama tabi yediğim bokların hesabı alnımda tutulmadığı için kimse anlamıyor. Sakal bırakıyım piç olduğum belli olsun, biraz da olgun göstereyim dedim ama, millet sakalı falanda iyi yakıştırdı. Sadece sakalla kalmadım, geçenlerde 15 teleye pazardan aldığım kotun dizlerini bu yüzden yırttım. Ama işte piç görünmek, kotun yırtıklığına bağlı bir şey değilmiş. Zaten sakalı da yakıştırdılar. Hatta yakıştırmakla kalmadılar birde ''çok tatlı olmuşsun, daha çıtır görünüyorsun'' dediler. Acaba piç olduğumu belli etmek için yüzüme faça falan mı atsam ne yapsam ???
Hım bak bu iyi bi fikir gibi. Bi gün götüm yerse sağ yanağıma faça atar, etrafa da ''bakın ben piçin önde gideniyim'' toplumsal mesajını vererek piç ayakları yaparım. Pöfff ne salak muhabbetlere girdim.

Neyse bunları geçiyim de, asıl konuya geliyim. Şimdi ben, piç gibi görünmüyorum, ama kendi çapımda piçim ya, hah işte ondan olsa gerek, kendimi bildim bileli; böyle eli ayağı düzgün, efendi takılan, efendi giyinen, sakin bir yaşamı olanlara alışamamışımdır. Hadi tamam sakin yaşamın bokun püsürün olur tamam da, bari yaşarken bazı cinlikler piçlikler yap. Mesela sana ''hadi kalk bugün otostop çekerek Ankara'ya gidelim'' dersem kalk yapalım. Gidemesek bile deneyelim. Yada olmadı, başka bir piçliği sen öner onu yapalım. Ama demek istediğim böyle yerinde duran, evinden işine, işinden evine tiplerini oynamayalım. Sevmiyorum o tipleri. Çok itici ve soğuk geliyorlar bana.

Hatta o tipleri, bazen şu çaydanlık takımına benzetiyorum. Evet evet tıklayıp gördüğün çaydanlık takımına benzetiyorum. Soğuk madeni çaydanlık takımı gibiler. Tabii bir tek gay yaşamında değil, heterosexüel yaşamda da hep aynı çiftler var ve bunlar inanılmaz can sıkıcılar. Tamam heterosexüel yaşayanlara karını al otostop çek demiyorum, ama yani yapacak o kadar çok şey varki..

Öff neyse işte şu ibnelerde, piçlerden hoşlanma mevzusuna dönecek olursak. Abi tamam elin ayağının düzgün olmasına dikkat ediyorum, ama yani birde piç ol, zeki ol, çevik ol, ne biliyim biraz cingöz ol, hatta salaklığa ver kendini bazen ve hatta salak olda eğlenelim. Denemekten korkma, hataları bol olan biri ol. Hatasız adamı alıp götümemi sokcam aq Siktir git biraz hata yap ve hatalarınla karşıma gel. Bide, bir şeylerin olmasını bekleme. Kendin kalk bir şeyler çıkar ve ondan zevk almaya bakalım. Ne demek istediğimi anladın mı hafız?

Eğer ne demek istediğimi anladıysan, neden bir esrarkeşle ilişki yaşamak istediğimi, neden bir oruspuçocuğuyla beraber olmak istediğimi anlarsın. Abi ancak onlarla hayatın tadını alabiliyosun, diğer mallarla anca mallaşıp kalıyorsun. Hayatın zindana dönüyor. Zaten bi yerden sonra kendinden bile soğuyosun, yaşamdan nefret ediyorsun. Efendiler, sakin insanlar hayatını mal gibi yaşamakla kalmıyorlar, senide mallaştırıyorlar. Zaten bi yere kadar mallığa göz yumabilirim ama, dediğim gibi, oda bi yere kadar. Ben salak salak yaşamaktan, yeni şeyler denemekten yanayım. Gecenin bi yarısı ''hadi kalk gidip şunu yapalım'' diye yaşamak isterim. Öyle mal gibi uyu babam uyu yaşamak istemiyorum. Öyle mal gibi evden işe, işten eve cafeye, restouranta, bara falan gidip gelerek yaşamayı sevmiyorum.
İşte bu ara öylesinde piç birine tutulmak üzereyim. Umarım süzme piçtir. Umarım konuştuklarımızın hepsini yapmıştır. Bol hatalı insanları seviyorum. Ve bu piçinde bol hataları var. Hatta O'nu hataları olduğu için seviyorum. Hataları bol olanlar kadar hayatı bilen, sana öğretecek olan, onlar kadar derinden bakabilen, onlar kadar seni yeni şeyler yapmak için heveslendirecek başka kimse yok dünyada.

Bu ara bu benim piçe alıştım. O ''ben pisliğin tekiyim, uzak dur benden'' dedikçe, ben daha çok yapışıyorum. Hatta sevmeye başlıyorum. Ha bu arada ona bi isim veriyim böyle olmuyor. Kaç gündür düşünüyorum ama aklıma bi isim gelemdi. Hahh tamam madem çok piç, adı da PİÇ KURUSU olsun. Bundan sonra ondan bahsederlen piç kurusu diyimde, ondan daha rahat bahsedebiliyim.

Eee tamam yarın Pazartesi ama, ben başkasına abayı yakmak üzereyim:Pp

Öyle oraya selam, buraya selam diye uzatarak yazının girişine sıçmak istemediğimden, konuya direkt giriyorum. Hani benim hoşlandığım bi çocuk vardı ve şans eseri bizim ajansta işe aldırmıştım ve çocukta pazartesi günü gelip işe başlayacaktı sonrasında ben ona kurlar yapıp, salça olarak ibne bile değilse ibne yapıp kendime sevgili yapma hayalleri kurmuştum ya, hah işte o çocukla benim aşna fişne olma durumlarımı askıya aldım ve hatta ibneyse bile aramızda hiç bi bok olmasın istiyorum.
Çünkü yelkenleri başka bi yöne çevirdim, haberiniz olsun...

Zaten şu belirsiz aşk konularında hep böyleyim. Nedense her zaman atlayan oluyorum. Ama bu sefer karşıdan atlayan olunca, ben de ajansa gelecek olan çocuğa karşı kendime ''2 dakka yerinde dur lan ibne'' freni çektim. Ne bileyim yaaa belki bu seferki hiç ölmeyecek, hiç bitmeyeek olan bi aşktır. Eğer oysa neden duruyım ki, değilsede tanışırız, görüşürüz bakarız. Ama inşallah bu sefer ölümsüz olandır. Ölmek bilmeyen bir aşktır.

Neyse işte, zaten ajansa gelecek olanın ne bok olduğunu bilmiyorum. Birde iş yerinde böyle ibnelik ayaklarına hiç yatmıyorum, yatabilecek kimse de yok zaten. Ee ben tutup gelen çocuğu ibneleştireceğim, kendime sevgili yapacağım derken, çocuk da olmam diye tutturup yoluna devam ederse ve sonuç olarak ben de, sapım elimde ortada kalırsam ne olacak? Hem zaten elde bir şey yok, aman daha çocuk gelcek ben ayartıcam, bana alışacak falan derken yıl geçecek.

Neyse bunlar benim kendime bahanelerim olurken, boş değilim, boş durmam zaten. Romeo'dan biriyle yazışıyordum. Tanıştık ama öyle böyle bi tanışma değil hani. Gerçi olacaksa bu olsun gelecek olanı napıyım, alıp götümemi sokıyım, işte bak bunu gördün, konuşuyorsun aynı kafadasın, ne bok olduğunu sana açık açık anlatıyor, hep diyo ''ben tüm bokları yedim, beni tanırsan pişman olacaksın, keşke tanımasaydım diyeceksin, benimle tanıştığın güne lanet edeceksin'' falan filan konuşup duruyor.

Doğrusunu söylemek gerekirse çocuk her boku yemesine rağmen, içinde hala iyi bir şeylerin olduğuna inanıyorum. Yaptıklarının nedenini sadece aşırı ilgi çekmekten veya aşırı sevgisizlikten kaynaklandığını düşünüyorum.

Peki bu seferki kim ki? Seni nasıl ayılıp, bayıldığın çocuktan kendisine çevirtti, nasıl böyle bir kararı aldırdı? derseniz, valla kısaca şöyle değinebilirim. Çocukla Romeo'dan tanıştım. Ordaki resminden bir blogcuya benzetip mesaj atmıştım sen O' musun? diye. Sonra işte muhabbet başladı, msndan da bi anda samimi olup devam ettik. Neyse işte Romeo'dayken ilk mesajlaşmamızı ahanda buraya bıraktım. Olay öyle başlamıştı.
Bu arada bu piçle tanıştım falan diyorum ama, öyle aramızda henüz bi sikiş sokuş veya en azından bi sevişme bile olmadı. Tanıştım demem sadece netten, msnden, telefondan görüşüyoruz. Daha bir dokunma eylemi yaşanmadı. Çünkü çocuk şu an ailesinin yanında tatilde ve İstanbul'a ayın 25inde dönüyor.Peki bu piç nasıl biri ki, böyle aklını kaçırmış halde salak salak davranıyorsun? derseniz, çocuğun yaşamından bahsedeyim.

Çocuk her boku yemiş ve yediği boklardan dolayı hayatının alt üst olduğunun farkında olan, daha önce esrar, eroin her boku aldım diyen, alkol müptelası, sigara desen hava civa kalıyor, gay barlarda olay çıkartıp bir daha kapıdan içeri sokulmayan, sokaklarda travestileri koluna takıp gezen, geceleri onun bunun evinde kalan yırtık piçin biri. Bunları hepsini o bana anlattı. Neden böyle bunları anlatsınki, derseniz valla aramızdaki muhabbet o kadar güzelki çocuk yediği tüm haltları anlatıveriyor. O anlattıkça bende kendime bakıyorum. Bakıyorum bakmasına ama bende temiz değilim ki be anacım. O tüm bunları açık açık anlatırken, bende kendi sakladıklarımı düşününce ''ya olurda biz bir şeyler yaşarsak ve sonradan öğrenirse ne bok yiycem'' diye içimden söyleniveriyorum. Hani o kendisine ben işe yaramaz, hayatı alt üst olmuş biriyim. Beni kim alıp ne yapsın deyip duruyorda, benim ne bok olduğumu bilmiyorki :(

O ''ben hayatımın bi döneminde sırf para için oruspuluk yaptım, sikiştiklerimden bazıları şuan okul arkadaşlarım, onlarla okulda falan karşılaştığım zaman sıkılıyorum'' diye ekliyor. Ama doğrusu ben de pek ondan aşşağı kalır değilim. Bende her gece barlara gidip biriylen çıkarken, barda bitek götüme yarrak sokturmadığım kalmışken, temizmiyim? Zaten aramızdaki tek farkın ''onun parayla, benim parasız olarak'' oruspuluk yapmam. Başka hiç bir farkımız yok.

Dün geceki muhabbetimiz te saat 03'e kadar devam etti. Piç bana fotoğraflarını yolayıp durdu. Tabii her fotoğrafla beraber bir de şarkı.
İlk gelen fotoda, havuzda durmuş elinde bira, kadraja uzatıyor. Gözlerinde bir belirsizlik, ümitsizlik, ne yapacağını bilememe var. Yüzünde ''artık biri beni de sevsin, olduğum gibi kabullensin, tüm piçliğimle, oruspuçocukluğumla kucaklasın beni, arıyorum ama yok öyle biri, bulamıyorum nerdeyse artık çıksın karşıma'' diye bağırıp çağıran bir ifade var. Fotoyla beraber gelen şarkı ise Ajda Pekkan: Palavra. Tabii o anki muhabbete göre Palavra şarkısı iyi duruyor.
İkinci fotoda uzun saçlı ve arkaya toplamış, muhteşem bir kirli sakal ve gelen şarkı yine Ajda Pekkan: Kaderimin Oyunu
Üçüncü fotoda alttan fotoğraf makinasına bakıyor ve yine piç bir bakış var gözlerinde. Dudaklarını 333 der gibi yapmış. Sexi olmaya, piç gibi görünmeye çalışmış ama görüntünün arkasındaki o saf, her şeye inanan, hemen her şeye atlayan, dur durak bilmeyen, içindeki o masum orsupuçocuğunu saklayamamış, fotoğraftaki bakışlarından ''hadi beni kucaklaaaaa, olduğum gibi sev beniiiii piç'' diye bir ses yükseliyor. Gönderdiği şarkı Nilüfer:Tanrım.

Giderken Deniz Seki'den Aptal'ı dinle dedi. En çok sevdiğim şarkılardandır dedim ve harbidende öyle. Birde cep numarasını yazdı. Aradım biraz ''ehi ehi'' tadında bir muhabbet yaptık. Doğrusu şu an ne konuştuğumuzu hatırlamıyorum bile. Ama böyle sırf konuşmuş olmak için konuştuk. Kapatırken ''kocaman öptüm'' dedi. Bende ''bende seni çok çok çok öpüyorum'' dedim. 12 dakikalık konuşmadan aklımda kalan bir tek bu öpücük muhabbeti oldu.
Offf aslına bakarsak kafam karmakarışık. Öfff be hayat, her şeyi bu kadar karmaşıklaştırmak zorunda mısın?

Edit: Yazışmamızın ekran görüntüsü kötü durduğundan kaldırdım. Bilgilerinize arz ederim :Pp