Yeğenimin düğünü nedeniyle memlekete gitmiştim ve 12 günlük düğün bahanesinden sonra şu an sike sike trenle tekrar Ankara'ya dönüyorum. Her gidişimden sonraki dönüşte, ailemle aramızdaki mesafenin daha da büyük olduğunu düşünmeye başladığımı söylemeliyim. Ya da zaten büyüktü ama ben henüz şimdilerde görmeye başladım diyelim.
Oğlumla aramızdaki mesafenin de gittikçe açıldığını söylemeliyim. Ya da 17 yaşının verdiği o özgüven sonrası siki kalkmaya başladığı için kafası gittikçe daha da karışan bir ergenlik yaşıyor.
Ben onunla vakit geçirmek istedikçe, ona zaman ayırdıkça benden uzak duruyor. Sadece para lazım olduğunda iletişime geçiyor. Bu davranışı, onunla ipleri kesip atmamı düşündürtmüyor değil bazen ama işte olmuyor. Kesip atmak olmuyor. Etrafta bu kadar pislik varken, olmaz. Olmaz, onu şimdi bırakamam. İstediği zaman benimle iletişime geçmeye devam etsin. Hiç olmamasından çok daha iyi olan bu durumu devam ettireceğim ama yapay bi ilişki kurmuş olarak değil de yine kendim ve doğru sandığım ama şimdi belki de farkında olmadığım saçmalıklarımla.
Erkeklere olan aşk adı altındaki düşkünlüğümü, ya da daha açık haliyle seks bağımlılığımı bıraktığımdan bu yana daha sakin birine dönüştüm ve bazen, seveceğim bi erkek bulma umuduyla heba ettiğim en verimli zamanlarımı düşünüyorum da; neydi o öyle ya. ne yaşadım ben öyle. kendime hiç acımadan atılmaya rıza gösterdiğim yataklara düşüşlerim, düşüşlerim, düşüşlerim. "sonsuza kadar böyle devam edecek" sanarak daha da sertleşen düşüşlerim ve zamanla da kaybolan bilincim, her olacağa ve "artık yolum bu, bundan başka yol yok bana" adlı inşa edilmesine izin verdiğim o çok süslü ama yoğun sisli bilinçle, çaresiz bi rıza göstermeye dönüşmeye başlamam falan...
Şimdi dönüp bakıyorumda; insani olmasına özen göstererek yaşamama rağmen aslında çoğu şey iğrençti ve iyiki geçti, gitti.
Geçti diyorum ama doğrusu şu ki geçmedi. Açıkçası, o kolay bulduğum sekslerin tamamen gelip geçeceğini de sanmıyorum. Çünkü yıllar boyunca, önüme gelen her erkeğin altına, üstüne, yanına yattıktan sonra şimdi kalkıp "geçti gitti, bitti hepsi. şimdi önüme gelen kadınla yatma zamanı" demek doğru olmaz. Gerçekçi olmaz. Gerçekleşmesi olasılığına yalan katmak olurki, bu bana yakışmaz. Ben herkesi siktir et, kendisine yalan söylemekten kaçan adam olmaya yeminliyim.
Tabii, böyle diyorum ama eline geçtiğim ve yıllarımı çöp eden o sahte duygusallığın içimden tamamen akıp geçmesini de bi an önce istemiyor değilim. Fakat dediğim gibi; tekrarlaya tekrarlaya ruhumda kemikleşmesine izin verdiğim o hissin beni kolayca terk edeceğini de sanmıyorum. Hatta hayatımın kadınını bulup onun için ölüp bitecek kadar büyük bi sevgi duyarak onunla yaşamaya başlasam bile, yıllarca erkek peşinde koşan o leş tarafımın içimde bi yerlerde hep tetikte kalacağını da biliyorum. Biliyorum, ilk fırsatta ateş etmek için hep tetikte olacak ve duygusal çöküntü yaşadığım o ilk anı, en yalnız anımı kollayıp duracak.
Biliyorum böyle olacak. Hep böyle olur. Dinlediğim onca erkek hikayesinde durum hep böyleydi.. Tövbe edenler, evlenip çoluk çocuğa karışanlar, tek evin olduğu o dağ başına taşınanlar, şehirde etrafını dostlarıyla saranlar, ailesine sımsıkı yapışanlar lar lar lar.
Hepsi günün birinde, şeytanına kulak verip eskisi gibi sikinin dikine yaşamaya başlar. başladığını söylediler bana. Onlara bunun bi bağımlılık olduğunu söylemiştim. şaşırmışlardı.
Olayın aşk arama yalanıyla süslenmiş zihinsel bi oyun olduğunu kabul ettiremedim kimseye. Açıkçası kimse bunu kabul etmez. Etmezdi. Zaten bağımlılar, bağımlı olduğunu kabul etmezler. Bu hiç şaşmaz.
Ama ben kendime söz verdim. Bu erkek bağımlılığından kurtulacağım :)
Siktir et herkesi, kendime verdiğim sözü tutacağım Allah'ım. Beni bırakma.
Tüm bunları derken, laf olsun diye söylemiyorum. Yani o tetikte bekleyen erkek hastası yanımın beni öyle kolay kolay terk edeceğini sanmıyorum. Çünkü allah'a kafa tutmuş bi şeytanla yıllardır yürümüş biri olarak bunun kolay olmayacağını biliyorum, kabullendim. Zaten bazen sokakta yakışıklı birini, ya da tamamen saf erkekliğiyle öylece yürüyen bi adam gördüğümde veya sosyal bi ortamda, davranışlarımdaki o ince feminen havayı sezdiği için beni kesmeye başlayan 30'una doğru hızla koşturan ve koştururkende her önüne gelene yavşayan 20'li yaşlarındaki gençlerden birinin çekim alanına girmediğim olmuyor değil. Bi andan daha kısa süren o ağır metalik zaman dilimi içerisinde kendimi koyvermiş olmasamda, tek bi bakışımın her şeye yeteceğini bilerek kendimi tutmaya devam ediyorum. ama Allah'da biliyorya, bazen eskisi gibi koyveresim gelmiyor değil.
Hayır, koyvermeyeceğim. kendime söz geçirmeye devam edeceğim. Çağımızın sloganı olan "anı yaşa"mak yalanına uyup, kendimi tekrar seks bağımlısı kalabalık içindeki herhangi birine dönüştürmeyeceğim inşallah.
inşallah.
ve kendime verdiğim bu erkeksiz yaşama sözümü tutmaya devam etsemde, aylardır ilk defa geçen hafta rüyamda bi erkekle sürtünerek yaklaştık :)
Rüyalarımda, genelde rüya gördüğümün farkına varıp kendimi durdururdum ama bu kez öyle olmadı. Fark edemedim ve hatta, rüya çok gerçekçi olduğu için kendime şaşırdığımı hatırlıyorum. Şaşkınlığım, uyandığımda da devam ediyordu ve çok geçmeden siyah pijamamdan dışarı taşan spermlerle kıvrılmaya devam edip uyuya kaldım. Fakat hatırlıyorumda, sanki sözümü tutmamışım gibiydi.
9.07.2026
zihne düşüşmeler
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
BU KONUDA SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?