21.02.2026

escinseller nereden gelip nereye gidiyorlar?

Bazen düşünüyorum da şu anki halim, yani bu erkeklerden cinsel anlamda uzaklaşmaya dair Allah'a ve kendime tekrar verdiğim bu yeni sözün nedeni, yıllar boyunca tüm ısrarlı arayışlarıma rağmen duygusal anlamda ilişki kurabilecek erkek arkadaş bulamamamın verdiği kızgınlıktan mı kaynaklandı, yoksa gittikçe artan içimdeki o tarifsiz ve huzur veren Allah sevgisinden dolayı Allah'a gerçek bi söz vermek isteyişimden mi?
Düşünüyorum yani.
Çünkü sikim kalkmaya başladığı o ilk ergenlik ve cinselliği keşfetmeye başlayıp sonrasına merak saldığım tüm o ergenlik öncesi zamanlardaki çocuksu yakınlaşmaları, kendim için kabul edilebilir bi zemine oturtmak ve aslında bi anlamda, kendimi haklı çıkarıp yanlış yapmadığıma kendimi ikna edecek ipuçları, göstergeler, kanıtlar ararken de hep düşündüm ve hâlâ düşünüp duruyorum.
ben böyleyim. Asla pes etmem ve inatla, yolumda yürürkende düşünmeye devam ederim. Zaten yolun nereye gittiği de önemsizdir ya. Hem kimse bilmiyorki yolun nereye gittiğini. Sadece bi yol üzerinde olduğu için yürür, hayat budur. Bundan ibarettir.
Hem allah aşkına, yürüdüğümün doğru yol olduğunu kim söyleyebilir ki? Hiç kimse.
Hiç kimse bana doğru veya yanlış bi yolda olduğumu söyleyemez. Yok öyle doğru yol falan filan. Çünkü herkes bu sikik hayatı yaşamaya devam edebilmek için bi yol tutmak ve yürüdüğü yolun, doğru yol olduğuna da kendini inandırmak zorundadır. Yoksa başka nasıl yaşayacak bu rezil hayatını.
Ama benim farkım şu ki; içim, tıka basa şüphelerle dolu. 
Heleki doğrunun sürekli değiştiği bu modern dünyada, yürüdüğüm yolun doğru olduğunu benden başkası bana söyleyemez. Kimsenin öyle bi hakkı yok ve vermemde.
Çünkü bende herkes gibi, o an yürümekte olduğum yolun doğruluğuna şüphesiz inananın tekiyim. Yoldan hiç çıkmayan kalabalıklardan tek farkım ise;
ben sık sık durup kenarda öylece derin derin soluklanırım. Soluklanırken de durup arkama dönüp bi bakarım; nereden nasıl geldim, nereye neden gidiyorum?
Sorular eşliğindeki bu durmak eylemi beni çok iyi hissettirir.
Çünkü öğrendim, biliyorum artık; haz almak için yaşamaya alıştırdığımız bedenlerimize sadece onu durdurarak söz geçirebiliriz.
Ben onu durdurarak söz geçiriyorum. 
ve yine biliyorum, tüm o zihinsel koşuşturmacalarla geçen bok gibi hayatının içinde durduğun an aklın "ya yanlış yoldaysam" diye bulanacak. bulanır. hâlâ insansan, bedenin robotlaşmadıysa aklın bulanmalı.
O yüzden şimdi dur. Bırak aklın bulansın.
Aklın karışsın biraz.
Hâlâ aklın varsa, bırak allak bullak olsun.
Hayat budur. Çünkü tek bir doğru üzerine yaşamak, yaşamak değil robotlaşmaktır.
Ben şimdilerde, geriye kalan yolu bi robot olarak yürümeye devam etmek istemiyorum. Bu yüzden etrafa bakınarak, uzak derinliklerden gelen sesleri dinleyerek ve havanın sıcaklığına yahut soğukluğuna göre hızımı ayarlayararak yürümeye kararlıyım.
İşte tam da bu yüzden her an, yürüdüğüm yoldan geri dönebilir veya sapabilirim. Çünkü kendimi kaybetmemek için, hislerimin aklımı bi kenara atmasına izin vermemek için yoldayken hep tetikte yaşarım. yaşıyorum. aklım allak bullak.

hem yürümeye başlayacağım-başladığım yolun doğru yol olmadığını kim söyleyebilir ki?
Kimsenin bana yanlış yolda yürüdüğümü söylemesine izin vermem. Danışırım ama sadece kibrini ölçmek için danışırım. Çünkü insanlar zavallılıklarını, bi boka yaramadıklarını göstermek için sürekli fırsat kollarlar ve ben sanki bi boklarmış gibi düşünsünler diye danışır gibi sorarım. 
(bu kısım olmadı gibi. çünkü gittikçe dallanıp budaklanıyor ve asıl anlatmak istediğimden fazla felsefe yapar gibi uzaklaşıyorum. şu bi kaç cümle öncesinden tekrar yazarak düşüncelerimi toparlamaya çalışacağım)
...ilişki ararken, sevilmek için yanıp tutuşmaya başladıktan sonra duygusal anlamda kadın arkadaş bulamadığım için pes edip tetiklenmiş olarak zamanla tamamen erkeklere yöneldim. bi çok eşcinsel de böyle yapıyor. Duygusal olarak bi kadınla paylaşım yapacak bi yakınlık kuramayınca, nasıl kurulacağını bilmeyince ve cinselliği tüm haliyle bi kadınla yaşayamayınca, kolayına kaçıp erkeklerle olmaya başlıyor. Zamanla da "ben böyle doğdum" adlı kolay ikna yalanına kanıp, kadınlardan tamamen uzaklaşıyor.
Bende de biraz böyle oldu ve on yıllar içindeki eşcinsel muhabbetlerinde de üstü kapalı veya yarış açık bi şekilde her zaman bi kadına özlem duymak ile bi kadınla ne yapacağını, onu nasıl ayartacağını, kendisinin nasıl bi kadın tarafından ayartılacağını çözemediğim için homoseksüel ilişkilerin kolaylığına hapsolmuş olarak yaşayıp geldim bugüne.
Ama farkım şu ki; ben yediğim boku isteyerek ve tamamen farkında olarak yiyenlerdenim. Bilerek yerim.
Bok yediğim için, bok sevdiğim yalanını söylemem. Boku bok olarak yerim. Yedim.

not: Industry 1. Sezon sanırım 7. Bölüm'de şu kısım, beni bu yazıyı yazmaya itti.

Bu kesiti izlerken, kadın veya erkek fark etmeksizin bi çok insanın aslında yorucu ilişkilerden kaçmak için, kolay olsun diye cinsel taraf değiştirdiğini, değiştirip durduğunu düşünüp gülmüştüm. Ama geçen gün yürürken "ya sen beni alsana, valla iyi geçiniriz. kavga mavga etmem. bi de 3 çocuk yapalım, ömür boyu sadece size bakmak için çalışırım. köpek gibi de çalışır bakarım. kız inat etme, sen niye almıyon beni" diye hafif çemkirdiğim, cümlemin yarısında güldüğüm, diğer kalan yarısında ciddiyet takındığım BİM kasiyerinin "valla ben artık kadın erkek kimseye hiçbir şey hissetmiyorum. içimdeki her şey öldü. aşk falan ohooo o ne ki ben bilmiyom" demesiyle de bi durgunlaşmamış değildim.
Anladığım kadarıyla herkes yorgun. Başta da eşcinseller, düzcinseller, homofobikler, lezbiyenler, biseksueller, heteroseksüeller

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BU KONUDA SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?