7.02.2026

başlıksız günlük

Bugün iyice yaşlanmaya başladığımı anladığım başka bi evreye geçtim. Çünkü çocukluk arkadaşlarımdan birini hastanede ziyarete gittim. Ciğerlerinde bi sorun varmış ve öksürdüğünde ağzından kan geliyormuş. Yani artık yaşıtlarımın, sağlık problemlerinin su yüzüne çıkmaya başladığı zamanlardayım. O umursanmadan geçen yılların, ağırlaştığı için yavaşça geçmeye başladığı günler geldi.
Zaten bu yıl 41 yaşıma giriyorum, 41 oluyorum. artık, gerçekten yaşlanmaya başladım galiba. ama açıkçası hiç yaşlı hissettmiyorum. ne zaman hissedeceğimi acaba?

sikimi sadece çiş yapmak için kullanmaya başladığımdan bu yana sanki daha bi huzurlu ve mutluyum. ya da öyle hissediyorum. sakinleştim. herhangi bi koşuşturma yok, beni sevecek birini bulma umuduyla yanıp tutuşurken kimseyle yatmak zorunda kalmıyorum falan. yani hayat denilen şey osbirsiz ve sevişmesiz de geçebiliyormuş. Üstelik hiç akla gelmeden. 

ailemden kimse tarafından aranmadan geçiyor günler. kimsenin umrunda değilim. bu acımasızca gibi ama değil. kabullendim. küçük amerika olduk. aşırı bireyselliğin sonundan başka bi yerde değilim. son.

oğlumla geçen hafta konuştuk. "oğlum, bazen arayıp hal hatrımı sorsana şerefsiz" diye yazdığım mesajlardan sıkıldı tabii. bu yüzden mesajı değiştirdim ve "oğlum aradım meşgul çalıyor, müsait olduğunda sen arasana bi sesini duyayım şerefsizzizziz" diye yazdım. beni engellediği için hep meşgul çalıyordu.
mesajımdan sonra aradı 1-2 dakika konuştuk. telefonu kapattıktan sonra "aradığın için teşekkür ederim, iyi kalpli oğlum benim." diye yazdım, mesajıma kalp emojisi bıraktı :)
bende ona biraz harçlık attım ve dekontu whatsapp'dan iletirken "supriseeeeee" diye yazdım. yanıt olarak;
-teşekkkürler
-allah razı olsun desene, teşekkürler yerine
-allah razı olsun" yazdı ve bu sefer ben ona kalp emojisi bıraktım.
bu hafta salı günü ise sabah ona şu mesajı attım;
-Günaydın yavrum, güzel bir gün daha olsun inşallah
-sağol
-Oğlum, allah razı olsun demeye alış. İnançlı olmaktan, inançlı biri olarak yaşamaktan ve müslümanlığından utanma. Allah'ı daima ve her durumda anmayı alışkanlık edin kendine, canım benim
-tm
-:))
bu yazışma gerçekleşti aramızda, bende "sağol" mesajına kalp emojisi koydum :))))

genel olarak müslümanlar arasında aşağılık kompleksi var. yeni yetme müslümanlar arasında bu daha fazla. hele birde şu anki sosyal medya kullanımı vs olunca, bu daha görünürleşti. ya da müslümanlığını saklama, bunu asla göstermeme çabası var. oğlumda da müslüman aşağılık kompleksi olduğunu düşündüğüm için, bunun onu yormasını istemiyorum. zihni açılsın ve ne bok yerse yesin, hem müslüman olup hem günah işleyebileceğini bilerek yaşamasını istiyorum. müslüman olarak günah işlemek. evet bu.
şu an toparlayamıyorum. ama bu konu özelindeki, kafamdaki düşünceyi bi ara toparlayıp daha düzgün yazacağım. bakalım ne zaman.

bacak aramdaki bölge iyice kıllandı. uzun zamandır kesmedim. nedense kesesim de gelmiyor. 
koltuk altım ve saçlarımda öyle. 
aslında saçlarımı iyice uzatasım var. şu an omuzlarıma dökülüyorlar.

her gün 1 saat boyunca sesli kitap okumaya başladığımdan bu yana, Ankara'ya geldiğimden bu yana kayan ve hatta yer yer bozulan türkçemde düzelme var. bunu, konuşmaya başladığımda, insanların yüzünde aniden beliren şaşkınlık ifadelerinden anlayabiliyorum. şaşkınlıktan 5-10 saniye sonra ise "nerede doğup büyüdüğümü, nerede yaşamış olduğumu" soruyorlar. 
Dün Opera'da otobüs beklerken yabancı bi gezgin ve Kanadalı arkadaşıyla olan spontan tanışma esnasında, bana ingilizce aksanımın çok iyi olduğunu söyledi. anlam veremedim. gerçekten ingilizce öğrenmelisin. gibi iltifatlar etti. eğer öğrenirsem, yurtdışına gidebilirmişim vs bir şeyler anlattı. 
gitmek istemiyorum. ben ülkemi seviyorum dedim. 
sonra onları ulus'ta bi börekçiye götürdüm çay falan içtik, muhabbet ettik sonrada "benden bu kadar" deyip ayrıldım onlardan. 

tüm bunları niye yazıyorum.
sanırım eskiden olduğu gibi daha sık yazma uğraşına girmek ve yine bazı iyi kurgular yapabilmek için bilinçakışımı açmaya çalışıyorum.

geçen hafta büt'lere girdim. sanırım bi-iki dersi daha verdim.
senee kadar en azından bi yarısını bitirmiş olup bi sonraki sene ise mezun olmayı sonra da yüksek lisans için kasmayı düşnüyorum.

4 yorum:

  1. çevremden duyduğum kadarıyla vucüt ağrıları 40'tan sonra başlıyormuş. yaşlılık mı bilmem ama yaş almanın hissedildiği bir dönem belki. bu aralar çok düşünüyorum bu yaşlılık mevzusunu. rahatsız eden tarafı ne, yapmadıkları için pişmanlik duymak en kötüsü olmalı ya da tadı damakta kalmış gençlik cağları.

    hem müslüman olup hem günah işleyebileceğini bilmek. rahatlatıcı bir bakış açısı. keskin inançlardan uzak. tanrı'nın yumuşak tarafı. en azından müslümanlığı kullanarak günah işlemek ikiyüzlülüğünden uzak.
    oğlun belki senden farklı bir inanç sistemine sahip. bu yüzden farklı kelimeler tercih ediyor olabilir mi?

    allah yl yaptığın günler nasip etsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. vucut ağrıları bende henüz yok ama şu son 2 yıldır 10 kilo aldığım için (hayatım boyunca 58kilo üzerine çıkmamıştım hiç) sanırım memelerimin hafif sarktığını ve altlarında da bir kaç hale belirdiğini gördüğümde şaşırmıştım.

      hayatımda çok kalıcı ilişkilerim olmadığı için tanıdıklarımdan kimse ölmüyor veya hastalanmıyor. bu çocukluk arkadaşım ise, parasız pulsuz biri ve eski bacanağımın "ankarada hastanede yatıyor" diyerek haberdar etmesiyle gidip gördüm. iyiki gitmişim çok sevindi.

      hem müslüman, hem günahkâr; müslümanlarda diğer herkes gibi günahkâr olabilirler. tanrının merhametli tarafına oynuyorum ben :) allahım seni çok seviyorum.

      evet, oğlumun benden çok farklı bi inanç sistemi var tabiki. ama fazla sığ ve fazla geleneksel cahilce bi inanç. asla sorgulanmayan, sorgulanmaması gereken bir inanç. onun bu yönünü biraz açmaya çalışıyorum. çünkü; sorgulama yoksa, sorgulayamıyorsan müslüman değilsindir. asla gerçek müslüman olamazsın.

      son cümleni ise anlamadım.

      Sil
    2. fazla kilo her yaş için sıkıntı.
      kalıcı ilişkiler konusunda da çok düşündüm belli bi dönem. bloğumda da yazdım bazen. kendimce cevaplar buldum, bulamadım. sen de yazınca böyle merak ettim kalıcı ilişkiler yokluğunda senin sebebin ne?
      dinden bağımsız her insan günahkar bence ve bunun özgürlüğünde bulacaklar iyiliği. gerçi dünya gündemi beni çok yoruyor ve salt kötülüğün varlığına inandırıp içimdeki yaşama sevincini öldürüyor fakat yine de sevap günah için değil evrendeki iyilikle var olduğumu hissettiğim için kendi çemberimde yaşamaya devam ediyorum. sorgulamak iyidir. niçin şirk koşmakla bir tutuyorlar anlamam zaten.
      son cümlemde yüksek lisans nasip etsin dedim, amin. :)

      Sil
    3. kalıcı ilişkiler konusunda çok cahil ve geçimsiz biriydim. kimseyle geçinme derdinde olmadım pek. yanlış yapana daha ilk yanlışında "ananın amına kadar yolun var, şimdi siktir git orospuçocuğu" deyip durdum, söyleyecek götüm olmadığında ise kendim kalkıp anamın amına siktir oldum.
      yani toleransssız, cahil ve pek şımarıkça yaşadığım için pek olmadı gibi.
      oysa tolerans göstermeli, yapmacık ilişkileri de sürdürmeliyiz. hayat budur. yeni anlıyorum ve ufak ufak denemeler yaparak kendimi alıştırmaya çalışıyorum.
      bu bilince gelmiş olmama rağmen çok dayanamayıp yine siktir çektiğimi veya olduğumu da söylemeliyim. ortasını yakalamayı istiyorum ama.

      allah'a inanmayan ve çarpık inanca sahip birinin iyi olabileceğine inanmıyorum. son epstein belgelerinde de görüyoruz. emin oldum artık. çocukları siktikten sonra öldürüp yiyorlar. üstelik bunu yapanlar güya bize tek örnek olarak gösterilenler. ben iyi olmanın, sadece allah'a inanıp güvenerek yaşamaya bağlı olduğuna inanıyorum artık. gerisi fasa fiso.

      son cümlene: AMİN :)

      Sil

BU KONUDA SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?