Artık sana dokununca hiçbir şey hissetmiyorum. Sanki hiç tanışmamış gibiyiz, sanki hep yabancıymışız gibi. Ama bu yabancılık heyecanlandıran bi yabancılık değil, bu daha çok sikine takılmaması gereken bi yabancılık durumu. Nasıl anlatsam bilmiyorum ama söyleyince de anlamıyorsun. Çünkü ne zaman anlatmaya kalkışsam; beni manipüle ederek, benimle kedinin fareyle oynaması gibi oynuyorsun. Manipüle etmene de ben izin veriyorum, çünkü kahretsin; bedenim ne kadar yıpranmış olursa olsun; yine de duygusal manipüle'lerine karşı gelemiyorum, içim el vermiyor ve biz yine senin istediğin gibi bir çift olup çıkıyoruz ve bu da yetmiyor sonra her şey normal seyrindeymiş gibi yaşamaya çalışıyoruz. Üstelik ikimizde bunun yalan olduğunu bile bile devam ediyoruz. Ama şunu söylemeliyim ki; artık benim için öyle yürümüyor.
Çünkü artık cidden sana karşı her hangi bir şey hissetmiyorum..
Oysa eskiden böyle miydi? Sende biliyorsun işte; seni gördüğüm an yerimde duramazdım, sanki seni sevmek için yaratılmışım gibi hissederdim, sanki sensiz yaşayamaz mışım gibi hissederdim. Sanki "işte tamam ya, sevmek falan hepsi bu kadar" diye düşünürdüm. Ama şimdi hiç öyle olmuyor. Tüm heyecanım, tüm koşuşturmalarım bitti. Öyle sakinleştim ki, bazen ciddi ciddi "hayat hep böyle, bu sıkıcı durağanlıkta mı devam edecek?" diye uzun uzun düşünmekten kendimi alamıyorum..
Biliyor musun, eskiden seni düşündüğümde bile heyecanlanıyordum, o anlarda kalbim; bir ateş parçasıymış gibi ağzımdan fırlayacak gibi olurdu. Seni düşündüğümde durum böyleyken, seni gördüğümde yerimde bile duramadığımı zaten sende biliyordun. Böyle maymun gibi hareketlerle etrafında dolanıp dururdum ve sürekli "lan ben seni çok seviyorum" derdim, sen de ciddi ciddi kızarak "seni seviyorum lafına yazık etme, bu kadar ucuz bi laf değil bu" derdin, bende "ama benim için söylemesi kolay, bak yine söylüyorum seni seviyorum" derdim. Sen de sinir olurdun ve hızlı hızlı yürüyüp giderdin. sinir olurdum senin bu hareketlerine. Çünkü anlayamıyordum seni. Çünkü beni sevmediğinin farkında değildim. Ben seni seviyordum ya, sende beni seviyorsun sanıyordum ve işte bunu şimdi yeni yeni anlıyorum. ben koca bi aptalmışım. umarım seni sevdiğim için, çok kızdırmamışımdır.
Şimdi bu "seni seviyorum" muhabbetini anlattım ya, bu muhabbet daha 5 dakika önce aklıma geldi. Çünkü önceki haftalarda bana sürekli "seni seviyorum" demeye, hemen ardından ise "beni seviyor musun?" diye sormaya başladın ve bende artık seni sevip sevmediğimden emin olmadığım için sürekli cevap vermekten kaçtım, hiç "seni seviyorum" demedim. Cevap vermeyişlerime kızsanda, surat assan ve küfür etsende; yine de yalandan dahi olsa sana hiç "seni seviyorum" demedim.
Ama bi yandan da sana hak veriyorum.Yani yine sen haklı çıktın; çünkü seni seviyorum kelimesi hiç ucuz değil, şimdi daha iyi anladım..
Yani birini seviyorken söylemesi kolay ve ucuz bi kelimeymiş gibi gelebiliyor ama sevmeyince hiç de söylenilemiyormuş ve üstelik karşındaki seni seviyorken söylese bile; sen onu sevmiyor olduğun için "seni seviyorum" kelimesini duyunca miden bulanır gibi oluyor.
Şimdi seni daha iyi anlıyorum ve geçen yıl, aylarca "seni seviyorum" diyerek mideni bulandırdığım için özür dilerim..
Neyse işte, nasılsa artık her şey bitti gibi..
Hem biz seninle sadece "arkadaş gibi" bir şey olalım. Aa arkadaş olalım dedim de; doğrusunu söylemek gerekirse; artık seninle arkadaş da olmak istemiyorum. Çünkü birini sevince insan onun hep yakınında olmak adına yanıp tutuşurken, kendine geçerli bir bahene yaratmaya çalışıyor ve ilişki sonrasındaki bu bahanenin adı da "arkadaşlık" oluyor.
Ama insan sevmiyorken görüşmek de istemiyor. Yani şimdi düşünüyorum da; sikimde olmayan biriyle niye görüşeyim ki?
Aaa bak şimdi farkettim; yine sen haklı çıktın. Daha önceki ayrılmalarımızda ben, sana "arkadaş olarak buluşalım, görüşmeye devam edelim" diye ısrar edip, cayır cayır aptalca yanıp tutuşurken, sen "eğer aramızda aşk yoksa, ben arkadaş markadaş da istemiyorum. zaten benim yeterince arkadaşım var" derdin..
Seni yine çok geç anladım. Gerçekten hep haklıymışsın. Benim de yeterince arkadaşım varken ve hazır senlen bu aralar hiç görüşmüyorken, neden arkadaş olarak görüşelim ki? Evet bende senin gibi artık ayrıldığım kişiyle görüşmek de istemiyorum ve sanırım bunun nedeni aslında benim için artık hiçbir önemin olmamasından kaynaklanıyor. Yani artık o kadar önemsizsinki, sana sıfır'sın bile diyemiyorum. Yazık mı ettim, başka bir şey mi ettim, bunu zaman gösterecek. Hayrlısı diyelim ve bu konuyu burada kapatıp önümüzdeki aşklara bakalım..