Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

5 Haziran 2016

Postalanan Ev Arkadaşı

Ev arkadaşımın arkadaşı olan ve acil ihtiyacı olmasından dolayı da, hemencecik yanımıza taşınan arkadaşı sepetledim. Çünkü adam sadece yaş almış, gerisi bok gibi kalmış.
Fikir dersen yok, konuşma dersen yok, ortak yaşam alanı içinde birbirine saygı dersen; sıfır, muhabbet dersen am göt meme'den başka bir şey bilmez ki, oysa ben yarrak da seviyorum, ibne olduğumu da biliyor ama sürekli karı kız kaldırma derdinde, okul dersen; okumuş, ama diplomayı da alıp götüne mi sokmuş ne yapmışsa, diplomalık gibi de davranmıyordu.

ne bok olduğunu da anlamadım ve zaten anlamak için çabaladığımda da muhabbet edemedik.
etmeye çalıştığımda da hep muhabbeti kakara kikiri'ye çekmeye çalıştı.
ulan adamla karşılıklı oturup bir dökmeden çay içemedik. her şeyi laubaliliğe veriyordu. yaptığı esprilere önce kendisinin gülmesi normaldi ama ilk günden bu yana benim de her esprisine gülmemi beklemesine fena gıcık oluyordum.
gerçi çok da ayıp olmasın diye bende gülüyordum ama bi yerden sonra sıkıldım ve hiç gülmedim. o kendi esprilerine anıra anıra gülerken, ben de o sırada soğuk nevale gibi dik dik suratına bakıyordum.
bir tek esprileri falan kötü değildi. bildiğin hanzodan bozma şehirliydi. takım elbise giyince eğitimli, modern şehir insanına dönüşüyordu ama ağzını açtığı anda ayı'dan bozma'ya dönüşüveriyordu.

yediği içtiğini bile temizlemiyordu, onun ardından ben topluyordum. toplamamın nedeni de;
aman be iki bardağı kaldırdım, makinaya yerleştirdim diye lafını mı edicem?
aman be ne olacak gecenin bi yarısı yüksek sesle müzik dinlesin, sanki yarın bi yere mi gidicem?
aman be çorapları öyle ortada kalsın, sanki gelen giden mi var, zaten tek başımızayız, allah ve apartman yöneticisi dışında yaşadığımızı bilen yok" düşüncelerimdi.
Böyle düşüne düşüne ardını toplamaya da razı oldum, bunu da çok görmedim. Sonuçta bazen insan, karşındakinin bu tür alışkanlıklarını hoş görmelidir ve her şeye mırın kırın etmemelidir. Kavga etmek için fırsat her zaman varken, uyuşmak için de çaba sarfetmelidir" diye düşünerek bokunu püsürünü de toplaya toplaya 2 ayı geri de bıraktık.

Gerçi böyle diyorum ama hani ilk günden itibaren ardını toplamadım. Olay şöyle oldu; İlk gün tanışmak için eve geldiğinde bizde kalmıştı ve sabah çıkarken de odayı dağınık bırakarak gitmişti ve ben bunun üzerine odayı toplayıp, hemen ilk ev arkadaşımı arayıp "bu çocuk gelmesin ya, dağınık biri. ben böyle biriyle anlaşamam" demiştim. Sonra tabii ilk ev arkadaşım da bu Dağınık'a olayı anlatmış, o da bunun üzerine özür dileyip, acelesi olduğu için öyle bırakıp gittiğini, aslında gayet derli toplu olduğunu söylemişti. Ben de düşününce olabilir deyip "tamam, eğer düzenli isen, taşın bize" demiştim ve o da bir kaç parça eşyasını alıp gelmişti.

Taşındığının ilk günlerinde gerçekten de odasını topluyor, çoraplarını bile etrafa atmak yerine, kenara bırakıyor, bardağını hemen makinaya yerleştiriyordu. Ama sonraki günlerde yine koy götüne gitsin havalarına büründü. O böyle yapmaya başlayınca bir şey demedim. Çünkü zaten insan olana laf bir kez söylenirdi. Hem hayatım boyunca da bu gibi konular hakkında onu uyararak yaşayacak değildim.

O yüzden geçen aya kadar sabredip, sonrasında o da iyice amı götü dağıtınca,  gidip "kendine bir ev bul başka yere taşın" dedim. Önce ık mık eder gibi oldu ama sağ olsun çok da uzatmadı. Ev aramaya başladı ve geçen hafta da taşınıp gitti.

Şimdi yine eski rahatlığıma kavuştum, ilk ev arkadaşımla öyle oturuyoruz. Gerçi o pek eve uğramıyor,  genç olduğu için sağda solda gezinip arkadaşlarıyla şehir dışı turlarına çıkıyor ama olsun yani yine de eski rahatlığıma kavuştum gibi.

Tabii ev rahatlığına kavuşmak ayrı bir konu. Ama Dağınık burdayken de para rahatlığına kavuşmuştum. Çünkü kiranın yarısını o ödüyordu ve tabii faturaların da. Dolayısıyla kira ödeme işi de üzerimden tamamen kalkmış oluyordu. Durum böyle olunca ve ben de bunun üzerine kemeri biraz daha sıkınca, kenara ayırdığım parayla bu iki ay içinde borçlarımı bile ödedim. Bu yüzden onun gidişi demek, cebimden yine para çıkmak demek oluyor. Şimdi ciddi ciddi yeni bir ev arkadaşı düşünmüyor değilim. Sonuçta kafa dengi birini bulunca, ev olaylarına tek başına masraf etmeye de gerek yokmuş onu iyice öğrendim.
Bu iş kafama yatıyor ya, sanırım ben yeni bir ev arkadaşı arıycam. ama mümkünse diploma için okumuş olan bi beyinsiz olmamasına dikkat edicem. Evet, sanırım sadece buna dikkat edicem.

3 yorum:

çokomell dedi ki...

işte bir ev arkadaşızede daha.Bende benimkini postalamıştım.Kesinlikle kafa dengi birini bulmalısın yoksa oluyor ev sana cehennem.Ben 1 sene dayandım kosca 1sene.

Hayat_Erkeği dedi ki...

Ya aslında o kadar da kötü değildi, ama sanırım ben yaşlandığım için olsa gerek artık eskisi kadar tahammül edemiyorum.

Adsız dedi ki...

Merhaba,
Ne olur bu bloğu takip edin!!

http://sekermarmeladi.blogspot.com.tr/