Basın Açık Laması: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

14 Aralık 2015

edebsiz eksikliklerim



süslü edebi cümlelerle konuşmayı bilmem
o sanat filmini izlemedim
yeni çıkan albümden haberim yok
hem bir şey söyliyim mi? şiir kitapları da kâğıt israfından başka bir şey değil.
ben sadece seni seviyorum.

çocukluk anılarım sokakta simit sattığım günlerden ibaret.
başımı okşasınlar diye, buğulu gözlerle bakmayı 9 yaşında öğrendim. 
tanımadığım kadınlar tarafından 3-5 saniyeliğine sevildim, babam yanaklarımı hiç öpmedi.
beni biraz sevsene.

otuz yaşımdayım ve hâlâ sonbaharlara alışamadım, 
çünkü çocukluğumdaki evimizin damı çamurla kaplıydı
yağmur yağdığında amcamlara gider, yağmurun dinmesi için dua ederdik.
çok küçüktüm, çiftçiler umrumda değildi.
n’olur sarılmama izin ver, sonbahar bitinceye kadar da koynundan çıkarma beni.

burnum yüzümde güzel duruyor diye var olsa gerek.
zaten annemin söylediğine göre doğduğumdan bu yana da hiç koku almadım.
yaptığı tarhana, babamın işten terli gelişi, ablamın kokulu silgisi. hepsini boş ver.
tenin nasıl kokuyor? hiç öğrenemeyeceğim, anlıyor musun?

işte bildiğin gibi; ülkenin en berbat şehrinde doğup büyüdüm.
buraya öğretmenler sürgüne gönderildikleri için gelirdi. 
yani; senin gibi iyi bir eğitim alamadım.
çarpım tablosunuda çok zor öğrendim.
-de’ler -da’lar hep kulaklarımı çektiren şeyler. 
zaten iki önceki cümlede ve şimdide yanlış yazdım.
tüm bunlara rağmen; öğretmenlerim sınıfta bırakmadı, 
hep, küçük bir yerde öğretmenlik yapmanın verdiği o tanışıklıktan dolayı bi’ üst sınıfa geçtim.
keşke, iyi bir eğitim alsaydım ve seni ne kadar çok sevdiğimi; o uzuun, yorucu edebi cümlelerle anlatabilseydim.

7 yorum:

Melis Eren dedi ki...

Sana mı ait yazı acaba?

Hayat_Erkeği dedi ki...

Evet. Geçen ay yazdım, bi kaç dergiye gönderdim beğenmediler. Ben de blogda yayınladım :)

Melis Eren dedi ki...

"Çok güzel" demek istemiyorum kuru kuru. Ne desem ne anlatsam okuyunca nasıl hissettiğimi? Dergiler gerizekalıymış, öyle diyeyim ben.

Hayat_Erkeği dedi ki...

bilmem.
belki bende dergi yönetmeni-editörü vs olsam gelen onca güzel şeyler arasında bunu beğenmiyor olabilirdim.
çünkü o kadar güzel şeyler yazan kişiler varki.

beygirniyazi dedi ki...

ama herkes senin gibi "halka hitap edemiyor". :p

Hayat_Erkeği dedi ki...

ahahahaha yaşasın ben :Pp

Adsız dedi ki...

o kadar guzel seyler yazan kisiler olsa da ben kac yıl aradan sonra sizin sayfanizi acip okuyorum. ben de boyle bir kör aliciyim.