Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

15 Eylül 2015

karman çorman

bi kahvenin kırk yıl hatrı vardır.
çayı çinliler bulmuş.
parayı ise lidyalılar.
(allah olnların belasını versin. gerçi zaten hepsi yok olup gittiler. ah etmem boşa oldu)
türkler'e anadolu'ya girmeleri için kapıyı açan kürtler'dir.
israil’deki yahudiler, türlü oyunlar sonucu oraya zorla göç ettirilmiş fakir yahudilerdir.
filistin, bombalanmaktan kurtulmayacak olan tek devlettir.
savaşların sebebi, yeteri kadar barışçıl olmamamızdır.
tanrı olmaya çalışmamız ve bunun farkına varmayışımız, işte bu gerçek ihanettir.
benim gibi fakirlerin, umutlarını kaybetmemelerinin tek nedeni sekstir.
homoseksüeller’in aids’e yakalanma olasılığı daha fazladır.
heterosexüellerin aids’e yakalanma olasıklıkları da homosexüellerinki kadar vardır.
aids hayvanlardan insanlara geçmiştir.
işte bu gerçek ironidir. 
bodrum’da kıyıya cesedi vuran küçük meleğin ruhu şimdi cennette.
ölümüne üzülmedim, daha çok o şekilde ölmesine üzüldüm.
bence o küçük çocuk da, savaşsız ülkelerdeki çocuklar gibi, basit bir hastalıktan ölmeyi hak ediyordu.
ama ona böyle bir ölümü yakıştırdılar.
yakıştıranların soyu, henüz onlar hayattalarken kurusun.
kimse beni sevmezken ve kimsenin umrunda değilken ölmek isterim.
geçen gün benden 8 yaş büyük olan asker arkadaşımı gördüm. 
çok yaşlanmış.
eve bir vazo aldım, akşamları gelirken kendime öldürülmüş çiçekler alıcam ve bakıp mutlu olucam.
her şeyi boş ver de,
galiba seni çok özledim.



4 yorum:

Adsız dedi ki...

farklı bir yazı olmuş. tanrı olsa da biz de tanrı olmaya çalışsak diyeyim. maalesef şu bir gerçek ki tanrı diye bir varlığın olma olasılığı bizim gibi dışlanmış ötekilerin mutlu olma olasılığından daha düşük hayat erkeği. bu yazı üzerine sana verebileceğim önerim, tanrı diye bir varlığın olmayışıdır. Düşüncelerini yazıya güzel dökmüşsün de hayat erkeği, güzel gitmişsin de 8 yaş büyük askerlik arkadaşı kısmını anlayamadım. Seviştiklerinden mi bu da?

Hayat_Erkeği dedi ki...

tanrı bir varlık olmadığı için seninle aynı fikirdeyim, evet o varlık olarak yok. senden bir öneri istemiyorum, zaten yazdığım şey öneri istediğim bir yazı değil. anlamak için bir daha okuyabilirsin.
8 yaş büyük olan asker arkadaşım ile ilgili blogda bir kaç yazı var. sevdiğim, belki de aşık olduğum diyebilirim. zaten ben herkese aşık oluyorum.

Adsız dedi ki...

'galiba seni çok özledim'cümledeki galiba,çok kelimesinden dolayımı yoksa özlemek kısmında mı kararsızsın.birde özlenen kim?öküz herif olmasın.(z)

yaz-(s)aklan-kaç dedi ki...

Bi şey diyemiyorum, sadece okuduğumu ve sana katıldığımı bilmen için yazıyorum.