Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

30 Temmuz 2015

yol

her şeyi boş verdim.
kimsenin umrunda olmadığımı bilmek ama umrunda olacağım biriyle karşılaşmak umudununda içinde olduğu bir ruh haliyle düştüm yollara.
ben dünyaya alışamıyorum, yerleşik hayat hiç bana göre değil.
zaten ben kendime ait bir şeyler de biriktiremiyorum, 
durum böyleyken kendimi kimseye ait de hissedemiyor ve hissettiremiyorum da.
neden böyleyim ben, neden onlar öyle.

birilerinin hayatında kalacak kadar sevemiyorum da. 
gidecek kadar seviyorum ve ben çok gidiyorum, kimse bilmiyor.
ama kimse de beni, benimle gelecek kadar sevmiyor. hep ben seviyorum, gittiği yere kadar.

1 yorum:

yaz-(s)aklan-kaç dedi ki...

Sevildiğini bilmeden hiç sevilmemiş gibi oluyor insan, belki dilsiz birini seviyorsun, belki sevdiğini söylediğin insan sağır...