Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

22 Ekim 2014

Aptal şapşal bir filmin başrolünde kendimi oynuyorum

Eski saflığımı özledim. Ya da salaklığımı mı demeliyim..
Aslında kimine göre salaklık, kimine göre aptallık, beyinsizlik, gerizekâlılık ve kimine göre de işte saflık. Bana göre ise içimden geldiği gibi, hissettiğim gibi yaşadığım günleri özledim.

Özledim işte, o eski zamanlarımı özledim. Sadece içimden geldiği gibi yaşadığım günleri özledim. İçimden geldiği gibi konuştuğum, koşturduğum günleri özledim. Ama zaman değiştirdi beni, her şey değiştiği için ben de değiştim ve işte şimdi de değişimden önceki o aptal şapşal hallerimi özledim.

"Keşke değişmesek" diyeceğim ama işte insan sağdan soldan, alttan üstten kazık yerken değişmeden edemiyor. Elinde olmadan istemeye istemeye değişiyor.
Yani; sike sike değil de, sikile sikile değişiyor.
Zaten değişim iyidir. İnsanı geliştirir, hayatta kalmasını sağlar. Ama bazı konularda iyi değil. Keşke değişirken istediğimiz konularda değişebilsek, istemediklerimizde aynı kalsak.

Ben ise; en çokda duygusal dünyamda değişimler yaşadım. En çok da o salak zamanlarımı özledim.
Tanıştığım kişinin isminde, ismimden tek bi harf var diye uyuşacağımızı ve hayatımızın sonuna kadar mutlu mesut yaşayacağımızı sandığım günleri özledim.
İsmi benim baş harfim ile bitiyor diye, onu tamamlayacağımı düşündüğüm o aptalsı hisleri özledim.
 "Yanağında gamze var, benimkinde de var. o zaman biz mutlaka uyuşuruz" diye düşünüp üzerine üzerine gittiğim ve tanışmak için kırk takla attığım zamanlarımı özledim.
Aynı şarkıyı sevdiğimizi öğrendiğim zaman "ya biz bununla çıkarsak kesin ölünce ayrılırız, yoksa öteki türlü yaşayamayız" diye düşünüp hadi duygusal ilişki yaşayalım ve mutlu olalım diye can attığım günleri özledim.
Aynı kitabın aynı satırında durup bir an düşündük diye aynı incelikde olduğumuzu ve eğer bir ilişki yaşarsak asla birbirimizi kırmayacağımızı düşündüğüm günleri özledim.
En çok da; sırf bir an bana baktığında güldü diye "hımmm demek benden hoşlandı. o zaman mutlaka tanışmalıyız ve sonrasında da hemen aynı eve taşınıp hayatımızın sonuna kadar mutlu bir çift olarak yaşamalıyız" diye düşündüğüm günleri özledim.

Özledim yani. Salaklıklarımı, aptallıklarımı ve bunun gibi saçma sapan olan her şeyimi özledim.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Bu yazı çok güzeldi

Adsız dedi ki...

Hala o saflıkta biri olarak söylüyorum yazını çok beğendim :) Benim için bi yazı, anlattıklarıyla insanın ruhuna dokunmalı ve bu yazın bunu fazlasıyla yaptı :)

Adsız dedi ki...

kendimi kötü hissediyorum

Adsız dedi ki...

Gel biz sevişelim seninle, ama ben sevmeye kalbinden başlarım :*