Basın Açık Lama'sı: Yazmayı seven ve hatta yazarken eğlenen biriyim. Blogda yazdıklarımın tamamını yaşamadım, yaşamıyorum. Yazdıklarımın içinde; arkadaşlarımdan dinlediğim güzel anılar, çevremden duyduğum konuşmalardaki küçük tatlı anlar, birinin başından geçmiş ve onu üzen olaylardan etkilendiğim için buraya yazmaya karar kıldığım şeyler de var.. Ama yazarken, sanki yaşanılanları ben yaşıyormuşum gibi hissettiğimden dolayı, birinci ağızdan yazmak beni rahatlatıyor. Başka türlü de yazamıyorum. O yüzden "hayatlarınızın küçük bir anından ilham alıyorum" deyip, bu bahsi kapatmak isterim.
Ve son olarak; eğer sizde acı veya tatlı anılarınızı benimle paylaşarak, ilerleyen günlerde (2-3 gün sonra veya 3-5 yıl sonra bile olabilir) yazılarımda yer almasını isterseniz hayaterkegi@gmail.com'a mail atabilirsiniz. Sevgiler.

15 Temmuz 2014

sinir harbi yaşıyorum aşkım. lütfen sonra konuşalım.

Ya bu amına koduğumun yaz ayları, normalde hepimize iyi gelmez miydi? Yani insanın içi böyle hoooppadanak sebepsizce mutlulukla dolup, etrafa sebepli sebepsiz gülücükler attırmaz mıydı? Yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum. Yoksa küresel mutsuzluk diye bir şey çıktı da benim mi haberim yok. Ne oluyor yahu bi söyleyiverin. Çünkü yaz aylarına girdik gireli, mutsuzluktan ölecek gibiyim. Böyle içim dışım mutsuzluk doldu. Her tarafımdan mutsuzluk fışkırıyor. Öyle pis bi his'ki anlatamam.


En ufacık yanlış bir harekette bile çok çabuk sinirleniyorum, kızıyorum, bağırıp çağırıyor ve etrafı döküyorum. Hani bende böyle olmasını istemiyorum ama sonra bi bakıyorum patlamışım bile. Oysa böyle olmazdım, olmazdı. Yani ne oluyor bitiyor anlamıyorum da.

Yaz ayları bana bunları yaparken, durdum düşündüm ve bu yüzden bi devlet hastanesinin psikiyatri bölümünden randevu aldım. Bu sabah randevuya gittim ve doktor şikayetlerimi sordu, bende işte sinirleniyorum, çabuk mutlu veya mutsuz oluyorum falan filan dedim. O da bana ilaç yazıyorum deyince "yok ilaç kullanmıyorum. inandığım bir tedavi yöntemi değil" dedim ve o bir şeyler sölenip "deneyelim en azından" diyerek bitirdi. Ben mırın kırın ettim, baktım o da ilacın yan etkilerini (titreme bazen labilirmiş, vücut ilk zamanlar kasılabilirmiş, uykum geebilirmiş vs) anlatmaya başladı. Baktım derdimi anlatamıyorum, dinledim ve en sonunda sesini kessin diye de boş boş gözlerine bakıp "oluuur" dedim ve verdiği reçeteyi alıp çıktım.

Gerizekalı karı ya. Ben ona ilaçlara inancım yok, hap map kullanmam diyorum o ise bana; korkma bağımlılık yapmaz diyor, yazdığı antidepresan hakkında bilgilendirmeler yapıyor. At kuyruğu şeklindeki saçlarından tutup kafasını defalarca masaya çarpmak istedim. Böyle ağzını açıp tükürmek, yüzüne hiç durmadan 100 tane tokat atmak ve kulaklarından çekiştirip "şimdi beni anladın mı? duyuyor musun beni?" diye bağırıp çağırmak istedim ama bunun yerine boş boş yüzüne baktım.

Oysa öylece durmamalıydım. Saçlarını çantamdaki çakmakla tutuşturmalıydım, bilgisayarını kucaklayıp pencereden aşşağı atmalıydım. ama yapmadım. Ahh keşke yapsaydım ve "işte bi anda böyle kızıyorum. Şimdi derdimi anlatabildim mi?" diye sorsaydım. Ama yapmadım ve reçeteyi alıp çıktım.

Sikerim ilaç milacı ya. Ben sorunumun sebebini öğrenmek istiyorum. Yani neden bu kadar hızlı köpürüyorum, neden bir anda yeşil dev Hulk'a dönüşüp, ortalığı darma duman ediyorum bunu öğrenmeliyim. İlaçlık bir iş değil benimki. İlaçlık ise de sebebini öğrendikten sonra, iyice anladıktan sonra gerçekten gerekiyorsa ilaç almak istiyorum. Öyle sinirlendim ilaç alayım geçer birazdan kafalarında yaşamayı sevmiyorum. Bana mantıklı da gelmiyor. Ammına koduğumun salak karısı ya, sinir etti beni. höf. gerizekalı gibi her gelene ilaç yazan bir salakla niye muhatap oldum anlamadım ki.


Neyse zaten ilaçları almıycam. Başka bir hastaneye bakıcam. Demekki öyle her hastane de gerçekten iyi ve kaliteli foktorlar olmuyormuş. Bunu da öğrenmiş oldum. Salak karı ya. sinirim geçmek bilmedi.

Ya aslında bu sinir işini kafaya takmazdım ama en çok sinirlendiklerimden biri de Öküz Herif oluyor. Adamın en ufak bir potunda hemen üstüne çörekleniyorum. Bağırıp çağırmalar, köpürmeler. Öyle bir kızıyorumki "o an kendimden geçiyorum" desem yeridir. En sonunda tüm kızgınlığım geçtiğinde pişman oluyorum ama tabii iş işten geçmiş oluyor.

Açıkçası biri bana bu denli bağırıp çağırsa, valla anam babam demem ağzının ortasına tekmeyi gömerim. Ama işte bizim öküz beni çok sevdiğinden olsa gerek sesini de çıkarmıyor. Böyle tamam tamam deyip geçiştiriyor. Sonra tabii ben ona böyle davrandığım için kendi kendime de sinir oluyorum ama işte.. Puff hakkını helal et Öküz'üm.


5 yorum:

PoLLy dedi ki...

Senin işin psikiyatristle değil hayat erkeği, psikoterapist ile..
Senin konuşmaya, anlatmaya ihtiyacın var. Birinin seni karışmadan, konuşmadan dinlemesi; sadece konuyu dağıtmaya başladığında tekrar yoluna koymak için müdahale etmesine ihtiyacın var.
Bu dediğimi de terapistler yapıyor...
Onlardan da devlet hastanelerinde bulunmuyor...
Devlet hastanelerindeki psikiyatristler, sadece ilaç yazar yollar; derdin nedir sormaz. Senden sonra gelecek olan 30 tane hastayı düşünür..
Bence sen kıy paraya, git bi psikoterapiste :))
Mental sağlıklı günler olsun :D

Hayat_Erkegi dedi ki...

ya sen de haklısın valla ne diyim. bir de aklıma psikoterapist gelmemişti.

Adsız dedi ki...

Benim bildiğim psikolog psikiyatrise gönderir gerekliyse. Psikologa gitmen gerek.

Adsız dedi ki...

Genelde hep şöyle olur, iyice okumuş, bilgisi ve kendisini kültürlü addedenler sosyal medyada çok iyi kanallar bulur ve burada kendilerine yer edinebilirler ise de tam da kendilerinin ne olduğu veya nasıl bir sorun yaşadığını google üzerinden sorgulayarak bir sonuca varma konusunda biraz cahil kalırlar. Yaşadığın sorunları başlık halinde yazar ise sana yaşadığın sorunu zaten söyler. Büyük ihtimal "bipolar bozukluğu" veya "antisosyal kişilik bozukluğu" yaşıyorsun. Yani kişisel psikolojik bir sorunun var. dedi biri.

Hayat_Erkegi dedi ki...

@adsız'cım ben genelde google'dan değil de, doktorlardan destek almanın daha sağlıklı olduğunu düşündüğümden doktorlara başvuruyorum. Tabii öyle ilk önüme çıkan doktoru'da ciddiye almamam gerektiğini de gayet iyi biliyorum.